İzmir Bölge Adliye Mahkemesinde trafik kazası sonrası oluşan maddi hasar tazminatına ilişkin ZMMS ve IMMS poliçe limitleri kapsamında sigorta şirketinin istinaf başvurusu incelenmesi kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının aracına davalının sigortalısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu oluşan maddi hasarın tazmini talebini incelemekte olup, ilk derece mahkemesi davalının sigortalısının tam kusurlu olduğuna hükmetmiş; davacı aracının daha önce pert kaydı bulunduğu için değer kaybı talebini reddetmesine rağmen, davalı sigorta şirketini ZMMS ve IMMS poliçe limitleri kapsamında toplam 370.000 TL hasar bedelini temerrüt faiziyle birlikte ödemeye mahkum etmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ███████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 23.10.2024NUMARASI : ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 03.07.2026KARAR YAZI TARİHİ : 03.07.2026 İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.10.2024 tarih ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı araca, davalı ... A.Ş. tarafından ZMMS ve İMMS poliçeleri ile sigortalı ... plakalı aracın █████/2023 tarihinde çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, kazaya sigortalı araç sürücüsünün tam kusuru ile sebebiyet verdiğini, kaza nedeniyle müvekkiline ait araçta yüksek miktarda maddi hasar oluştuğunu, hasar bedelinin tespiti için yaptırılan ekspertiz çalışması sonucunda aracın gerçek hasar bedelinin 1.000.900,76 TL olduğunun belirlendiğini, ancak davalı sigorta şirketince hasar dosyası kapsamında yalnızca 498.424,86 TL bedel tespit edildiğini ve bu bedelin de ödenmediğini, K.T.K m.97 uyarınca davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını, davalı sigorta şirketinin sigortalı araç için tanzim ettiği 26836500 numaralı poliçe ile ZMMS, 26536248 numaralı poliçe ile de İMMS sigortacısı sıfatını haiz olduğunu, hasarlanan parçaların orijinal parça fiyatları üzerinden, iskonto uygulanmaksızın ve KDV dahil hesaplanması gerektiğini, aracın onarımının ekonomik olmaması halinde sovtaj ve rayiç değer esas alınarak zarar hesabı yapılmasını talep ettiklerini, hasar bedelinin ZMMS teminat limitinin üzerinde kalması nedeniyle bakiye kısım için İMMS poliçesi kapsamında da davalının sorumlu olduğunu, hasar bedelinin likit alacak niteliğinde olmaması nedeniyle davanın HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde açıldığını, bilirkişi raporuyla zararın belirlenebilir hale gelmesi halinde arttırılmak üzere fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 120.000,00 TL'sinin ZMMS sigortacısı, 100,00 TL'sinin İMMS sigortacısı sıfatıyla davalıdan, toplam 120.100,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kısmi alacak davası niteliğinde olup belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından ZMMS ve İMMS genel şartlarında öngörülen usulüne uygun başvuru şartlarının yerine getirilmediğini, dava konusu kazanın kurgu (senaryo) bir kaza olduğunu, hasar fotoğrafları ile kazanın oluş şeklinin uyumlu olmadığını, bu hususun ve tarafların kusur durumunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınacak rapor ile araştırılması gerektiğini, hasar hesaplamasının eşdeğer parça bedelleri üzerinden ve KDV hariç yapılması gerektiğini, perte ayrılan araçlarda değer kaybı talep edilemeyeceğini, sigortalı aracın hususi araç olması nedeniyle yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, faiz başlangıcının da temerrüt tarihi değil güncel eksper hesabının yapıldığı tarih olması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ... A.Ş. tarafından ZMMS ve İMMS poliçeleri ile sigortalı ... plakalı aracın █████/2023 tarihinde davacının maliki olduğu ... plakalı araca çarptığı, bu kaza sonucu davacı aracında yüksek maddi hasar meydana geldiği, alınan bilirkişi raporunda açıklanan gerekçelerle davalı sigortalısına ait aracı kullanan sürücünün kusurlu olduğunun tespit edildiği, dava konusu aracın █████/2023 tarihli kazadan önce █████/2016 tarihli bir kazadan dolayı da çekme belgeli pert işlemine tabi tutulmuş olması nedeniyle ikinci kez perte ayrılması gerektiği ve bu nedenle değer kaybı talep edilemeyeceği, sigortalı aracın ZMMS teminat limitinin 120.000,00 TL, İMMS teminat limitinin ise 250.000,00 TL olduğu, bilirkişi raporunda tespit edilen gerçek zararın her iki poliçe teminat limitini aştığı, davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK'nın 99/1. maddesi ve ZMSS Genel Şartları'nın B.2/2.1. maddesi uyarınca rizikonun kendisine ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde ödeme yükümlülüğünün bulunduğu, davacının başvuru evrakının davalıya █████/2023 tarihinde tebliğ edildiği ve davalının █████/2023 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü gerekçeleriyle davanın kabulüne, 120.000,00 TL ZMMS ve 250.000,00 TL İMMS poliçe teminatı olmak üzere toplam 370.000,00 TL hasar bedelinin, sigortalı aracın hususi araç olması nedeniyle █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın kurgu bir kaza olduğunu, hasar ile kazanın oluş şeklinin uyumlu olmadığını, bu hususun ve tarafların kusur durumunun araştırılması amacıyla Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınması gerekirken hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, hasar bedelinin orijinal parça yerine eşdeğer parça bedelleri üzerinden ve iskontolu olarak, ayrıca KDV hariç hesaplanması gerektiğini, aracın rayiç bedeli ile sovtaj bedelinin yeterli araştırma yapılmaksızın ve hatalı belirlendiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak değil kısmi dava olarak açıldığını, bu nedenle ıslah edilmeyen kısım için dava tarihinden, ıslah edilen kısım için ise ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, arabuluculuk ücretinin müvekkili şirkete yükletilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, davalı ... A.Ş. tarafından ZMMS ve İMMS poliçeleri ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle davacı aracında oluşan hasar bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir. (Yargıtay HGK 15.6.2011 tarih ve ███████-142 E. - ████████ K., 17. HD █████/2013 tarih ve █████████ E. - █████████ K ) Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas-█████████ Karar sayılı kararı) Rizikonun gerçekleştiğini ve gerçekleşen bu rizikonun teminat kapsamı içinde kaldığını sigortalı ispatlamak zorunda iken, TTK'nın 1409. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddia ise sigortacı tarafından kanıtlanmalıdır. (Yargıtay HGK █████/2020 tarihli ve ███████-1083 E.- ████████ K.) Bir başka ifade ile rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti davalı sigorta şirketinde olup sigorta şirketi tarafından rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğinin soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin ZMSS Genel Şartlarının A.3. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı ZMSS Genel Şartlarına ve 6102 sayılı TTK'nın 1446. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediği veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu teminat içinde kalmış gibi ihbar ettiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer. Bu durumda, sigortalı zararın poliçe kapsamına kaldığını ispat etmek zorundadır. Davacıya ait aracın hasar görmesine yol açan aracın davalı ... A.Ş. Nezdinde kaza tarihi itibariyle ZMMS ve İMMS sigortalısı olduğu, poliçe vadeleri içerisinde kazanın meydana geldiği dosya kapsamıyla uyuşmazlık konusu olmayıp, ihtilaf olayda kaza ile hasarın uyumlu olup olmadığı, eş deyişle araçta meydana gelen hasarın, kaza tespit tutanağında belirtilen kaza sonucu oluşup oluşmadığı, rizikonun belirtilen şekilde meydana gelip gelmediği ve dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 6100 Sayılı HMK'nınn 266. vd. maddelerinde çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir, hükmüne yer verilmiştir. Sonucu açık ve belli durumlar ayrık olmak üzere, trafik kazalarında hasarın tespiti de uzman bilirkişi aracılığıyla yapılmalıdır. Somut olayda asıl dava, davacının kasko sigorta poliçesini düzenleyen davalı şirketten aracında meydana gelen hasarın tazmini istemine dair olduğu anlaşılmakla, dosya kapsamı gereği, uzmanlık isteyen bir konuda HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlık konusu hususta teknik uzmanlığı bulunan bilirkişiden rapora alınarak sonucuna varılması gerekir. Sigorta şirketi tarafından hasar ile kazanın uyumsuz olduğu ve bu nedenle zararın poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığı iddia edilmesi halinde bu iddiaya ilişkin yeterli inceleme ve araştırma yapılarak sonuca gidilmesi gerekir. Böyle bir savunma karşısında mahkemece hasar dosyasının tamamı ve davalının kaza ile hasarın uyumsuz olduğuna ilişkin tüm delilleri dosya arasına alındıktan sonra, kaza tespit tutanağı, davacının aracında ve sigortalı araçta meydana gelen hasar, kaza yeri fotoğrafları, davalının kaza ile hasarın uyumsuz olduğuna ilişkin iddiaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek davacının aracında meydana gelen hasar ile kazanın uyumlu olup olmadığı, hasarın teminat kapsamında olup olmadığı hususlarında ayrıntılı değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerekir.(Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 13.03.2023 tarih ██████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta davalı sigorta şirketi tarafından cevap dilekçesi ve aşamalarda meydana gelen kaza ile oluşan hasar arasında uyumsuzluk bulunduğuna dair somut ve ciddi itirazların yer aldığı, itirazlar arasında teknik değerlendirme gerektiren bir kısım hususların yer aldığı görülmüştür. Ne var ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının savunmalarında yer alan kaza-hasar uyumsuzluğuna yönelik iddiaları değerlendirilmemiş, soyut şekilde hasarın tutanakta belirtildiği şekilde çarpma ve çarpılma neticesinde meydana geldiğine yönelik görüşle yetinilmiştir. Bu durumda davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmekle yukarıda açıklanan usul ve esaslar dairesinde bilirkişiden iddia ve itirazları karşılar, gerekçeli ve denetime açık ek rapor ve gerektiği takdirde yeni bir bilirkişi veya bilirkişi heyet raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi için kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Kabule göre de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. İlk derece mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi de hatalı olmuştur.(Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 09.09.2024 tarih, █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı) Yine kabule göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesi uyarınca hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu yön, kamu düzenine ilişkindir.(Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 24.03.2026 tarih ██████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı) Davacı tarafça dava dilekçesiyle 100,00-TL değer kaybı zararı talebinde bulunulduğu halde mahkemece değer kaybı zararı talebine ilişkin olarak olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, her ne kadar karar gerekçesinde araçta pert total işlemi uygulanması gerektiği gerekçesiyle değer kaybı zararı oluşmayacağı değerlendirilmiş ise de bu haliyle gerekçede yer alan bu hususun hükme yansıtılmamış olduğu anlaşılmakla 6100 sayılı HMK'nın 297/2.maddesine aykırı olarak taleplerden biri hakkında hüküm kurulmamış olması da hatalı olmuştur. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karar yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.10.2024 tarih ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 03.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.