Anonim Şirkette Yönetim Usulsüzlükleri, Kar Dağıtmama ve Azınlık Hak İhlalleri Nedeniyle TTK 531 Uyarınca Fesih veya Çıkarılma Talebiyle Açılan Ticari Dava Hakkında Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi Kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, %20 hisse sahibi davacının, yönetim kurulu tarafından genel kurul toplantılarının yapılmaması, faaliyetlerin ve gelirlerin şeffaf bir şekilde açıklanmaması, yönetim kurulu süresinin dolmasına rağmen yeni seçim yapılmadan yönetime devam edilmesi, kar dağıtımı yapılmaması ve bilgilendirme hakkının ihlal edilmesi gibi "haklı sebepler" nedeniyle Türk Ticaret Kanununun 531. maddesi uyarınca anonim şirketin feshini, mümkün olmaması halinde ortaklıktan çıkarılmasını ve ayrılma akçesinin ödenmesini talep ettiği bir davayı özetlemektedir; davalı taraf ise kötü yönetimin olmadığını, genel kurulların usulüne uygun yapıldığını, davacının kötü niyetli davrandığını iddia ederek davanın reddini istemiş, mahkeme ise şirketin fesih koşullarının oluşup oluşmadığı ve alternatif çözümlerin varlığını araştırmak amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırarak davacının ayrılma akçesinin işleyen teşebbüs değeri üzerinden belirlendiğini belirtmiştir.

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARARESAS NO : ...KARAR NO : ...BAŞKAN : ...ÜYE : ...ÜYE : ...KATİP : ...DAVACI : ...VEKİLİ : ...DAVALI : ... VEKİLİ : ...DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı tarafın iddiaları; %20 hisse ile ortağı olduğu davalı şirketin diğer %80 hissesinin aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olan ... 'a ait olduğunu, şirketin kurulduğu tarihten bu yana genel kurul toplantılarının yapılmadığını, faaliyetlerin ve gelirlerin şeffaf bir biçimde gösterilip davacıya açıklanmadığını, yönetim kurulunun görev süresi dolmasına rağmen yeni bir yönetim kurulu seçimi için genel kurulun dahi yapılmadığını ve yetkisiz olarak yönetimin devam ettirildiğini, yönetim kurulu başkanı diğer ortağın davacının çağrılarına cevap vermediğini, şirketin işleyişi hakkında bilgilendirilmediğini, şirketin hiç kar dağıtımı yapmadığını belirterek TTK 531 maddesi kapsamında haklı sebeple şirketin feshini, feshin mümkün olmaması halinde ortaklıktan çıkmasına karar verilerek ayrılma akçesinin ödenmesini istemiştir.Davalı tarafın savunmaları; şirketin faaliyetlerinin devam ettiğini, kötü yönetimin bulunmadığını, genel kurullarının usulüne uygun olarak yapıldığını, davacıya şirkete ait finansal kayıt ve tablolarına dair bilgi alma hakkının mevzuata uygun şekilde tanındığını, davacının iddialarının soyut ve asılsız olduğunu, davanın kötüniyetle açıldığını, davacının katılım payının dahi diğer ortak tarafından ödendiğini, davacının şirketle rekabet etmeme kuralına uymayarak şirket zarara uğrattığını belirterek davanın reddini istemiştir.Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Davalı şirketin haklı nedenle feshi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, Şirketin feshi yerine farklı bir çözüm imkanının bulunup bulunmadığı hususlarındadır.Ticaret sicil kayıtları incelenmiş, bilirkişi incelemesi yapılmış, davacının ayrılma akçesi karar tarihine en yakın verilerle tespit edilmiştir. Şirketin değeri belirlenirken kafe işletmesi olması sebebiyle net aktif değer yöntemi uygulanmamış, işleyen teşebbüs değerinin hesaplanmasının gerektiği değerlendirilmiştir.Dava TTK 531 maddesine göre anonim şirketin feshi talebine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir" hükmünü havidir. Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce taktir edilecektir. Anonim şirketlerde fesih davası hakkının kullanılması açısından haklı sebeblere örnek olarak; genel kurulun olağan toplantısının sürekli şekilde yapılamaması, azınlık pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarının kullanımının devamlı şekilde ihlal edilmesi, çoğunluğun gücünü sistematik olarak ve azınlığın haklı menfaatlerini ihlal edecek şekilde kullanması, azınlık pay sahiplerine finansal açıdan ağır zararlar verilmesi, şirket kar etmesine rağmen, hiç kar payı dağıtılmaması veya yıllara veya yıllara göre azalan oranda kar payı dağıtılarak, azınlık pay sahiplerinin mali haklarının ağır ve sürekli biçimde ihlal edilmesi gibi durumlar örnek gösterilebilir.Anonim şirketlerde haklı sebeple fesih kurumu, kişi ortaklıklarının haklı sebeple feshinden ayrılır. Kişi ortaklıklarında haklı sebeple fesih davasının düzenlenme amacı, ortaklığı oluşturan ve devamını sağlayan işbirliği ve güven unsurları ortadan kalktığı veya önemli ölçüde zayıfladığı hallerde, ortaklığı bu şekilde devam ettirmenin ortaklar için çekilmez olması durumunda, ortaklara, ortaklığı sona erdirme imkanı tanımaktır. Kişi ortaklıklarında, ortaklar arasındaki güven ilişkisi ve yoğun işbirliği sebebiyle, haklı sebeple feshi dava hakkı, anonim şirketten farklı olarak, ortaksal bir haktır. Çoğunluk prensibine göre yönetilen ve bir sermaye ortaklığı olan anonim şirkette ise haklı sebeple feshi dava hakkı ortaksal bir hak olarak değil azınlık hakkı olarak düzenlenmiştir (bkz. ..., ... ; Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, Vedat Kitapçılık, 1. Bası, İstanbul 2013, s. 13 vd;). Anonim şirket çoğunluk prensibinin geçerli olduğu bir sermaye şirketi olması sebebiyle; pay sahiplerinin kendi aralarında söz konusu olabilecek fikir ayrılıkları veya ihtilaflar kural olarak feshe dayanak teşkil eden haklı sebep olamazlar (bkz. ... , ... ; Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi Davası - TTK m. 531 Üzerine Düşünceler; İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt:73, Sayı:1, Yıl:2016, s.421-440, s.426,) Kural bu olmakla birlikte, kişi ortaklıkları ile önemli benzerlik gösteren aile ortaklığı mahiyetindeki anonim ortaklıklarda, fikir ayrılığını aşan ve ortaklığı bu şekilde devam ettirmenin ortaklar için çekilmez olmasına sebep olacak kişisel sebeplerin de haklı sebep sayılarak ortaklığın feshine veya davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilebileceği kabul edilebilecektir (bkz. ... █████████ esas, █████████ karar sayılı, █████/2021 tarihli ilamı).Hakim her somut olayda haklı sebep bulup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. Çamoğlu’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur.█████/2020 tarihinde kurulmuş olan davalı şirket iki ortaklı olup davacı %20 pay sahibidir. Diğer %80 pay ise aynı zamanda tek yönetim kurulu üyesi olan ... 'a aittir. Yönetim kurulu üyesi kuruluş aşamasında üç yıl süre ile seçilmiştir. Bilirkişi ... 'ın raporunda da belirtildiği üzere şirket üç yıllık genel kurullarını (█████/2023 tarihli ticaret sicil gazetesindeki ilana dayanılarak) █████/2023 tarihinde yapılmış ve bu toplantıda ... yine üç yıl süre ile yönetim kurulu üyesi seçilmiştir.Anonim şirketlerde yapılacak Genel Kurullara ilişkin yönetmeliğin Çağrı Usulü başlıklı 10. Maddesinde ... Ayrıca, pay defterinde yazılı pay sahipleri ile önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adresini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. Hükmü bulunmaktadır. İlanın içeriği başlıklı 11/1f madde de ise "Olağan toplantı ilanlarında; finansal tabloların, konsolide finansal tabloların, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporunun, denetleme raporunun ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisinin şirket merkez ve şube adresleri belirtilmek suretiyle anılan adreslerde pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulduğu belirtilir" denilmektedir. Şirketin genel kurullarını yapmakta geciktiği ve şirket yöneticisinin yetki süresinin bitimi esas alınarak genel kurulların yapıldığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte olağan genel kurul ilanlarında şirketin mali tablolarının ve faaliyet raporunun incelemeye açık olduğu ve nerede incelenebileceği yönünde ilanda bir açıklık bulunmamaktadır. Ayrıca davacı ortağa genel kurul toplantısı hakkında yapılan bir bildirime de rastlanmamıştır. Hakim ortağın yönetim kurulu üyeliğini kullanarak genel kurul tarihlerini kendi yetki süresi temelinde -mevzuata aykırı şekilde geciktirip belirsizliğe bıraktığı ve davacı ortağın (her yıl yapılması gereken şirket genel kurul toplantıları aracılığıyla) şirketin işleyişini denetleme ve söz söyleme hakkını sınırladığı değerlendirilmiştir. Bilirkişi ... tarafından hazırlanmış olan raporda 2023 yılında 320.06 kodlu satıcılar hesabında izlenmekte olan şirket ortağı ... carisinin açılış hesabının bakiyesinin (2022’den devir eden) 1.671.274, 29 TL’olduğu, 1 Ocak 2023 ile 31. Aralık 2024 tarihleri arasında ilgili caride herhangi hareketlilik olmadığı gözlendiği, 2024’e gelindiğinde bu hesap temelinde aynı bakiyenin 9. Ay itibariyle devam etmiş olduğu, 30.09.2024 tarihi itibariyle şirket ortağı ... ‘ın 320.06 kodlu satıcılar hesabında izlenen cari kaydına göre şirkette 1.671.274,29 TL alacaklı olduğu ifade edilmiştir. Ortakların şirkete para gönderiminin Türk işletmecilik hayatı içerisinde zaman zaman olağan kabul edilebildiği, ancak davaya konu somut olayda bu olağan kabul edilebilecek durumun dışında hakim ortak/yönetici tarafından şirkete gönderilmiş olan paraların niçin 320.06 nolu hesapta izlendiğinin anlaşılamadığı, bu hesap temelinde yapılan izlemenin doktriner bir argümana dayandırılmasının mümkün olmayan işlemler olarak görüldüğü ifade edilmiştir. Ayrıca, raporun genelinde hakim / yönetici ortak tarafında yapılmış olan havale işlemlerindeki sistematikliğin dikkat çekiciliğine vurgu yapılarak, davaya konu şirket temelinde gerçekleşen nakit (kayıt dışı) işlemlerin sonucunda elde edilen paranın belli bir sistematik dahilinde hakim ortak tarafından şirkete sokulduğu, bu şekilde şirketin ortağa borçlandırıldığı (ortağın şirketten alacaklı hale getirildiği) yönünde ciddi şüphelere yönelik imalar olduğu görülmüştür. Bu olağan dışı işlemler şirketin mali tablolarının denetimini zorlaştıran ve şirketi şeffaflıktan uzaklaştırıp öngörülemez bir zemine sokan mahiyettedir. Hakim ortağın/yöneticinin şirket tüzel kişiliğini ve muhasebe disiplinini kendi şahsi çıkarlarına göre şekillendirdiği değerlendirilmiştir.Bu sebeplerle davacı ortak yönünden haklı sebeplerin oluştuğu, ortaklığın devam ettirilmesinin davacı yönünden beklenemez olduğu kabul edilmiştir. Feshin nihai çözüm olduğu ilkesi gözetilerek, haklı sebeple şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacının ayrılma akçesinin ödenerek ortaklıktan çıkmasına karar verilmiştir. Davacının ayrılma akçesi işleyen teşebbüs değeri esas alınarak hesaplanmış, alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmuş, davacının akçesinin 719.090,23 TL olduğu tespit edilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Yukarıda Açıklandığı Üzere;1-Davanın kabulüne, TTK 531 maddesi uyarınca şirketin feshi yerine uygun çözüm olarak davacının davalı şirketten çıkarılmasına,2-Karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değer üzerinden belirlenen davacı ayrılma akçesinin 719.090,23 TL olduğunun tespiti ile bu rakamın kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirket tarafından davacıya ödenmesine,3-Karar kesinleştiğinde bir örneğinin ... gönderilmesine,4-Dava maktu harca tabi olduğundan alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan peşin alınan 427,60 TL nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı, 44.995,00 TL bilirkişi ücreti, 1.210,00 TL posta gideri olmak üzere 47.060,2/-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,8-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereğince taraf vekillerine tebliğine,9-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, mahkememize verilecek yada başka yer asliye ticaret mahkemesi aracılığıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile ... nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026 Başkan ... e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdırKatip ... e-imzalıdır