Ayırt edici ticari unvanın haksız kullanımını ve karışıklığı önleme talebiyle açılan davanın ilk derece mahkemesince reddi sonrası istinaf incelemesi.
Özet: Bir ticaret ünvanının korunması davasında, 29.08.xxxx tarihinden beri "... " ibaresini ticaret ünvanı olarak kullanan davacı şirket, davalı şirketin 2022 yılında aynı ibareyi içeren bir ünvan tescil ederek kötü niyetli davrandığını ve kendi ünvanının tanınmışlığından haksız yararlandığını iddia ederek ünvanın kullanımının durdurulmasını, terkini veya "..." ibaresinin çıkarılmasını talep etmiş; ancak ilk derece mahkemesi, tarafların ünvanlarının çekirdek kısmında "..." ibaresi bulunsa da davalının ünvanında faaliyet konusunun belirtilmediği ve ünvanların bir bütün olarak karıştırıcılığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2025NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: Ticari Ünvanın KorunmasıİSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasındaki Ticari Ünvanın Korunması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin "..." ibaresi üzerinde tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, ticaret sicil kayıtları incelendiğinde açıkça görüleceği üzere müvekkili şirketin 29.08....yılında kurulmuş olup o tarihten bu yana “...” ibaresini nizasız ve fasılasız bir şekilde ticaret unvanı olarak kullandığını, ticaret unvanının hukukumuzda tanıtıcı işaretler çatısı altında bulunmakta olup bir işletmeyi ve taciri diğer işletme ve tacirlerden ayırt etme fonksiyonunu yerine getirdiğini, bu nedenle ayırt ediciliği sağlamada önemli bir rol üstlenen ticaret unvanını korumak amacıyla Türk Ticaret Kanunu 45. Maddesi ile bir ticaret unvanı tescil edilirken kendisinden daha önce tescil edilmiş bir unvan mevcutsa ayırt edici ek getirilmesi zorunluluğunun düzenlendiğini, aksi halde tacirler ve işletmeler tüketiciler nezdinde birbirine karıştırılabilecek ve haksız rekabet meydana geleceğini, TTK.nun 52. Maddesi gereğince, ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir, hükmünü havi olup ticaret unvanının korunması gerektiğini hüküm altına aldığını, somut olayda müvekkili şirket ticaret unvanının asli unsurunun “...” ibaresi olduğunun açıkça görüldüğünü, davalı tarafın ise müvekkili şirketten çok sonra 2022 yılında “...” esas unsurunu kullanarak dava konusu ticaret unvanını kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, bu durumda davalı tescilinin ...yılından bu yana ... ibaresini ticaret unvanı olarak kullananan müvekkili şirketin haklarına tecavüz ettiğinin sübut bulduğunu (Emsal: Yargıtay 11. HD.nin 17.04.2006 tarih ve █████████ E. █████████ K. & 09.04.2002 tarih ve ████████ E. █████████ K.), davalı tarafın ticaret unvanı tescilinin tamamıyla kötüniyetli olup müvekkili şirketin tanınmışlığından faydalanma gayesi içerisinde gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin alanında dünyaca tanınan bir bisiklet (.../...) firması olduğunu, davalı tarafın sırf müvekkili şirketin emeğinden haksız yararlanmak ve bu bağlamda haksız kazanç sağlamak saikiyle hareket ettiğini ve seçebileceği binlerce ticaret unvanı varken müvekkil şirket ticaret unvanı ile ayniyet arz eden bir ticaret unvanını tescil ettirdiğini belirterek, müvekkil şirket ticaret unvanı ile karıştırılmaya yol açan ticaret unvanının yargılama boyunca kullanımının ihtiyaten durdurulmasına, davalının müvekkil şirket unvanı ile karıştırılmaya yol açan ticaret unvanının terkinine, bu mümkün değilse unvandan ... ibaresinin çıkarılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davaya cevap verilmemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davacının "..." ibareli ticaret unvanının ...08....tarihinde tescil edildiği ve unvanın çekirdek kısmının "... Limited Şirketi" olduğu, davalının ise "..." ibareli ticaret unvanının 18.08.2022 tarihinde tescil edildiği ve unvanın çekirdek kısmının "...Limited Şirketi" olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların ticaret unvanlarına ayırt edicilik sağlaması gereken ticaret unvanının "ek" kısmı "..." ibaresinden oluşmaktadır. Bu durumda tarafların ticaret unvanlarına bir bütün hâlinde bakıldığında "..." ibaresi ticaret unvanının "ek" kısmı olmasına rağmen ticaret unvanlarının asli unsuru hâline geldiği anlaşılmaktadır. Ancak davalının çekirdek ünvanında "Gıda, kırtasiye, inşaat vb." faaliyet konusunu gösterir şekilde tanımın yer almadığı görülmektedir. TTK.nun 43/1.maddesi gereğince, Anonim, limited ve kooperatif şirketler, işletme konusu gösterilmek ve 46 ncı madde hükmü saklı kalmak şartıyla, ticaret unvanlarını serbestçe seçebilirler. Davalı taraf bu düzenlemeye uymamış ise de davanın konusunu bu husus oluşturmamaktadır. Sonuç olarak tarafların ticaret ünvanlarının çekirdek kısmından da anlaşılacağı üzere tarafların ticari işletmelerinin faaliyet alanları farklı olup, davacı bisiklet sektöründe, davalı ise başka sektörde faaliyet göstermektedir. Davalının ticaret ünvanında faaliyet türü konusunda açıklık bulunmasa da sicil kaydında davalının faaliyet konusunun "1. İnternet üzerinden veya radyo Tv posta yoluyla; Her türlü tekstil, hediyelik eşya, oyuncak ve bijuteri, halı kilim, ayakkabı, bilgisayar büro makine, kırtasiye, mobilya ve ahşap eşya, ev tekstili ve mefruşat malzemelerinin ve diğer ürün ve malzemelerinin e ticareti, alımı, satımı, ithalatı ve ihracatını yapmak. 2. Her türlü inşaat taahhüt işleri; konut, işyeri, ticarethane inşaatlarını yapmak, satmak, kendi hesabına arazi ve arsalar almak bunlar üzerinde veya başkalarına ait arsa ve araziler üzerinde kat karşılığı binalar yapmak. 3. Yurt içinde ve yurt dışında her türlü resmi ve özel sektöre ait inşaat taahhüt ve montaj işleri yapmak ve müstakil konut, iş hanları, fabrikalar, yollar, baraj ve göletler, park ve bahçe düzenlemeleri ve turistik tesisler, tatil köyleri inşa etmek ve kiraya vermek. vb.vb" olduğu ancak hiç bir şekilde "her nevi bisiklet, yürüteç, puset, bebek arabası, ütü masası imalatı, ithalatı ve dahili ticareti, her nevi mobilet, motorsiklet imali ve dahili ticareti" olmadığı anlaşılmaktadır. Karşı görevsizlik kararı veren İstanbul 1.Fikri Sınai Haklar Mahkemesinin gerekçesi, merci tayini yapan İstanbul BAM 37.HD.nin gerekçesine göre, mahkememizde görülen huzurdaki davada 556 sayılı KHK’nın 7. ve 8. Maddeleri değerlendirmeye alınıp incelenemez. Diğer bir ifade ile tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeni inceleme konusu yapılmamış, bu konuda bilirkişi görüşüne başvurulmamıştır. Zira karşı görevsizlik ve BAM kararlarında davacının TTK hükümlerine dayandığı bu nedenle Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli olmadığına işaret edilmiştir. Tarafların ticari işletmelerinin faaliyet konuları tamamen birbirinden farklı olduğundan her iki sektörün tüketicileri nezdinde bu iki ticaret unvanının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, ticari dürüstlük kuralına da aykırı bir durum olmadığı ve dolayısıyla ticaret unvanının terkini şartlarının oluşmadığı kabul edilerek davanın reddine" karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket 6102 sayılı TTK gereğince ‘’ ... ‘’ ibaresi üzerinde tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, Ticaret sicil kayıtları incelendiğinde açıkça görüleceği üzere müvekkili şirketin 29.08....yılında kurulmuş olup o tarihten bu yana “...” ibaresini nizasız ve fasılasız bir şekilde ticaret unvanı olarak kullandığını, müvekkili şirketin ticaret unvanının asli unsurunun “...” ibaresi olduğunun açıkça görülmekte olduğunu, davalı tarafın ise müvekkili şirketten çok sonra 2022 yılında “...” esas unsurunu kullanarak dava konusu ticaret unvanını kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, bu durumda davalı tescilinin ...yılından bu yana ... ibaresini ticaret unvanı olarak kullananan müvekkili şirket haklarına tecavüz ettiğini sübut bulduğunu, davalı taraf ticaret unvanı tescili tamamıyla kötüniyetli olup müvekkili şirketin tanınmışlığından faydalanma gayesi içerisinde gerçekleştirdiğini, Mahkeme, sadece müvekkili şirketin ve davalı şirketin ticaret unvanının tescil tarihine bakması gerekirken hukuka aykırı şekilde karar verdiğini, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini, istinaf taleplerinin kabulü ile, mahkemenin ████████ E. ████████ K. Sayılı sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak itirazları doğrultusunda inceleme yapılarak, davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, ticaret unvanın korunması talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının ticaret unvanının, davacının ticaret unvanı ile iltibas yaratacak nitelikte olup olmadığı noktasındadır.Davacı şirket , mevcut ticaret unvanıyla 28.08....tarihinde tarihinde, davalı şirket ise mevcut ticaret unvanıyla 18.08.2022 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiştir.Davacı tarafça, davalının kendi kullandığı "..." içeren ticaret unvanının terkini, bu mümkün değilse unvandan bu ibarenin çıkarılması istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 40/1. maddesine göre, her tacir, bir ticari işletme seçmek ve seçtiği ticaret unvanını ticaret siciline tescil ve ilan ettirmek zorundadır. Seçilen ticaret unvanının tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve finansal durumu hakkında üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte olmaması, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmaması gerekir.TTK'nın 44.maddesine göre ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve diğer tüzel kişilerin ticaret unvanları, adları olup, TTK'nın 45.maddesine göre bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde ek yapılır.TTK'nın 50.maddesine göre usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine ait olup, TTK'nın 52/1. Maddesi uyarınca ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Somut olayda ticaret sicil kaydına göre, davacının ticaret unvanı ... .... Şti., davalının ticaret unvanı ... .... Şti şeklindedir. Ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirket, bisiklet, yürüteç, puset, bebek arabası, ütü masası imalatı, ithalatı ve dahili ticareti, her nevi mobilet, motorsiklet imali ve dahili ticareti alanında; davalı şirket ise internet üzerinden veya radyo Tv posta yoluyla her türlü tekstil, hediyelik eşya, oyuncak ve bijuteri, alanında faaliyet göstermektedirler.Taraf şirket ünvanlarının asıl unsurları, "...Limited Şirketi", "... Limited Şirketi" ibareleri olup, "..." ibaresi ektir. "..." ibaresi her iki taraf ünvanlarında ortak çekirdek unsurdur. Ünvandaki diğer ibarelerin ayırt edicilik unsuru ise bulunmamaktadır. ... ibaresinin davalı tarafından kullanılması görsel ve işitsel olarak iltibasa neden olabilecek niteliktedir.Buna göre davalı tarafından mevcut ticaret unvanının kullanımı ticari dürüstlüğe aykırıdır. Tarafların ticaret ünvanında baskın ve göze çarpan unsurun “...” ibaresi olduğu, davacının “...” ibaresini sicile önceden tescil ettirmesi nedeniyle tescilde öncelik ilkesi gereği kullanım hakkının bulunduğu gözetildiğinde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince verilen karar isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KABULÜ ile davalı ... ... Limited Şirketi'nin ünvanındaki "..." ibaresinin sicilden TERKİNİNE2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan davanın başında yatırılan 80,70TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 80,70 TL, peşin harç 80,70 TL, posta ve tebligat gideri 393,00 TL olmak üzere toplam 554,40 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde, HMK 333. Md. ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya iadesine, 6-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 2.002 TL, posta ve tebligat gideri 630,00 TL olmak üzere toplam 2.632,00 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026