Acentelik sözleşmesinden kaynaklanan, kısmi ödeme sonrası bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası.
Özet: Davacı şirket, davalıya sunduğu acentelik ve sigorta hizmetleri karşılığında düzenlediği e-faturanın bakiye alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının haksız itiraz etmesi üzerine, bu itirazın iptali davasını açmıştır; davalı, faturanın bir kısmını ödemesine rağmen kalan borca itiraz ederek takibi durdurmuş, ancak mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde davalı tarafın ilgili faturayı kendi kayıtlarına alarak kabul ettiği, buna rağmen takibe itiraz ettiği tespit edilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A /
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı tarafça kendisinden talep edilen acente hizmeti ve 04-10 Eylül 2024 Sigorta ... hizmet alımlarına ilişkin tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, akabinde de buna ilişkin bedeli ... Nolu 19.09.2024 tarihli e-faturaya yansıtarak davalı tarafa ilgili faturayı tebliğ ettiğini, söz konusu fatura kapsamında ödenecek tutar 4.631.208,52 TL olduğunu, davalı taraf bu kapsamda kendisine tebliğ edilen faturanın varlığına veya tutarına herhangi itirazda bulunmamış aksine bu kapsamda müvekkile 79.985,00 USD ödeme yaptığını, müvekkili davalı tarafın ilgili faturanın tanzimi sonrasında kendisine yaptığı kısmi ödemenin akabinde kalan cari hesap alacağı için davalı tarafa bir çok kez uyarı ve ihtarda bulunmuşsa da karşı tarafça müvekkilinin işbu talepleri olumlu karşılanmadığını, bunun üzerine müvekkilinin sunduğu hizmete karşılık tahsil etmesi gereken bakiye cari hesap alacağının tahsili amacıyla ... 13. İcra Dairesi ... E. Sayılı icra dosyasını ikame etmek durumunda kaldığını, ne var ki davalı taraf kötü niyetli, haksız ve soyut şekilde işbu takibe taraflar arasında mutabakat bulunmadığından bahisle itiraz ettiğini ve bu sebeple takip durduğunu, telafisi güç hatta imkansız zararların ortaya çıkmaması ve müvekkili lehine hükmedilecek alacak miktarının tahsil kabiliyetinin ortadan kalkmaması amacıyla davalının UYAP üzerinden malvarlıkları sorgulanarak malların kayıtlarına davanın niteliği gereği takriben teminatsız olarak HMK'nun 389 vd. ile İİK 257 vd. maddeleri gereğince ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etme gereği hasıl olduğunu, haklı davanın kabulüne, davalı tarafından ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, borçlunun takip konusu olan borcu takip dosyasında belirlenen şekilde faizi ile ödemesine, söz konusu itirazın kötü niyetli olması sebebi ile asıl alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama süresince müvekkilinin alacağının tahsilinin imkansız hale gelmesinin engellenmesi amacıyla ihtiyati haciz talebimizin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
S A V U N M A /
Davalı şirkete usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip tutanağının tebliğ edildiği, ancak süresinde herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
G E R E K Ç E /
Dava; Taraflar arası ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturadan doğan bakiye alacağın tahsili amacıyla davacı şirket tarafından davalıya karşı ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dava konusu ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde;Taraflar arası ticari ilişki kapsamında düzenlenen 19.09.2024 tarihli 135.854,00 USD /4.631.208,52 TL tutarlı faturadan doğan bakiye alacağın tahsili amacıyla davacı şirket tarafından davalıya karşı 55.869,00 USD asıl ve toplam alacak üzerinden █████/2025 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun █████/2025 tarihinde takibe itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce SMMM bilirkişi ...'dan alınan 02.03.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı taraf defter tasdik bilgileri; 2025 yılına ilişkin sunulan defter tasdik bilgisi bulunmamakta olduğunu, 2024 yılına ilişkin sunulan vesaik xml formatında olduğundan belge içeriği görüntülenemediğini, davacı yan PDF formatındaki tasdik bilgilerini dosyaya sunabileceğini, XML formatında sunulan e-belge kodlarının sunulduğunu, öncelikle hizmetin gereği gibi yapılıp yapılmadığını, taraflar arasında sözleşme olup olmadığı ve tarafların sözleşme koşullarına uyup uymadığı gibi hukuki ve sektörel hususlar 3568 sayılı yasaya göre yetki almış mali müşavir bilirkişinin uzmanlık alanı dışında olduğunu, davacı yanın ve davalı yanın sunduğu cari hesap ekstrelerine göre taraflar arasında en az 01.08.2024’ten itibaren ticari ilişki bulunduğu anlaşıldığını, davalı yanın faaliyetlerinin durdurulduğunu ve işbu rapor tarihi itibari ile UYAP üzerinde görünen bir davalı vekili bulunmadığı anlaşıldığını, dava konusu fatura davalı yanca kayıtlara alındığını ve davacının cari hesap ekstresine işlendiğini, bu durumun davalının ilgili faturayı kabulü anlamına geldiğinin takdiri mahkemenin olduğunu, dava dosyasında, dava konusu faturaya TTK 21. Madde kapsamında 8 günlük yasal sürede KEP, Noter İhtarı ya da iade fatura yolu ile itiraz edildiğine dair bir belge görülemediğini, ezcümle dava konusu faturanın davalı yanca kabul edildiğine dair kanaat oluştuğunu, Mahkeme, dava ve takip konusu faturanın taraf kayıtlarına nasıl yansıdığı, borç alacak durumu, var ise icra takip tarihi itibari ile davacının davalıdan talep edebileceği alacak miktarının tespitini istediğini, dava konusu fatura toplam 135.854,00 USD tutarı üzerinden düzenlendiğini, davacının talebi ile 55.869,00 USD ile sınırlı olup, fatura toplamının 79.985,00 USD kısmının davalı yanca kendisine ödendiğini beyan ettiğini, davalı yan ise -icra takibine yaptığı itirazda- bu tutarda bir borcunun bulunmadığı yönünde olmadığını, taraflar arasında mutabakat sağlanamadığı saiki ile itiraz ettiğini, icra takibi █████/2025 olduğunu, dava konusu faturanın tarihi ise █████/2024 olduğunu, ticari teamüle göre yaklaşık ödeme vadesi 1 ay olarak değerlendirilmiş ve █████/204 ile Mahkemenin talebi olan icra takip tarihine kadar (█████/2025) faiz hesaplandığını, SONUÇ: Hizmetin gereği gibi yapılıp yapılmadığı, taraflar arasında sözleşme olup olmadığı ve tarafların sözleşme koşullarına uyup uymadığı gibi hukuki ve sektörel hususlar 3568 sayılı yasaya göre yetki almış mali müşavir bilirkişinin uzmanlık alanı dışında olduğunu, davacı yanın ve davalı yanın sunduğu cari hesap ekstrelerine göre taraflar arasında en az 01.08.2024’ten itibaren ticari ilişki bulunduğu anlaşıldığını, dava konusu fatura davalı yanca kayıtlara alınmış ve davacının cari hesap ekstresine işlendiğini, bu durumun davalının ilgili faturayı kabulü anlamına geldiğinin takdiri Mahkemenin olduğunu, dava dosyasında, dava konusu faturaya TTK 21. Madde kapsamında 8 günlük yasal sürede KEP, Noter İhtarı ya da iade fatura yolu ile itiraz edildiğine dair bir belge görülemediğini, ezcümle dava konusu faturanın davalı yanca kabul edildiğine dair kanaat oluştuğunu, Mahkemenin takdiri halinde davalı yanın davacı yana (rapor içeriğinde izah edilen tüm hususlar sabit olmak üzere) aşağıdaki tutarlarda borcu olduğu sonucuna varıldığını, Ana para: 55.869,00 USD * 35.5463 = 1.985.936,23 TL, Faiz: 533,43 USD * 35.5463 = 18.961,46 TL, Toplam: 2.004.897,69 TL (56.402,43 USD) olduğu bildirilmiştir.
İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre;
Dava konusu ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra takip dosyası ile, Taraflar arası ticari ilişki kapsamında düzenlenen 19.09.2024 tarihli 135.854,00 USD /4.631.208,52 TL tutarlı faturadan doğan bakiye alacağın tahsili amacıyla davacı şirket tarafından davalıya karşı 55.869,00 USD asıl ve toplam alacak üzerinden █████/2025 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun █████/2025 tarihinde takibe itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilince dava dilekçesi ile, taraflar arası ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya 19.09.2024 tarihli 135.854,00 USD /4.631.208,52 TL tutarlı faturanın düzenlendiği, davalının faturaya bir itirazda bulunmadığı, fatura borcuna istinaden davalı tarafından 79.985,00 USD kısmi ödeme yapıldığı, faturadan doğan bakiye alacağın ise 55.869,00 USD kaldığı, bakiye fatura bedelinin davalı tarafından ödenmediği, 55.869,00 USD bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla davacı şirket tarafından davalıya karşı ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiği belirtilerek dava konusu icra takibine davalının vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı tarafça davaya cevap verilmemiş, icra takibine itirazlarında davacı taraf ile davalı şirket arasında mutabakat bulunmadığı, davacı tarafa borcunun olmadığı savunularak icra takibindeki borca ve ferilerine itiraz edilmiştir.
Öncelikli olarak, dava şartları, ilk itirazlar veya süreler yönünden değerlendirme yapılmıştır;
İ.İ.K.'nın 67/1 maddesi uyarınca itirazın iptali davalarının, itirazın tebliğinden itibaren 1 sene içerisinde açılacağı, itiraz tarihi, arabuluculukta geçen süre ve dava tarihi dikkate alındığında eldeki davanın yasal süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava şartlarının tam olduğu, incelenecek başkaca bir ilk itiraz veya süreler yönünden itiraz olmadığından davanın esasına geçilmiş, taraflarca bildirilen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ayrıntılı ve denetime elverişli oldukları anlaşılmakla, hukuki değerlendirmeler mahkememize ait olmak üzere raporların dosya kapsamında karar vermeye uygun bulunmuştur.
Dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır.
Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre somut olayın değerlendirilmesinde;
Tarafların tacir olduğu, taraflar arasında acentelik ilişkisinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, bu ticari ilişki kapsamında 19.09.2024 tarihli 135.854,00 USD /4.631.208,52 TL tutarlı faturanın düzenlendiği, davalının sözleşme ilişkisine açık bir itirazının bulunmadığı ancak fatura kapsamında mutabakatın bulunmadığının ileri sürüldüğü; Tarafların incelenen cari hesap ekstrelerine göre taraflar arasında en az 01.08.2024 tarihinden itibaren ticari ilişki bulunduğu, dava ve takip konusu faturanın her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına alınarak işlenmiş olduğu, davalı tarafça yasal süresi içerisinde faturaya itiraz edildiğine, faturanın iade edildiğine dair bir belge delil bulunmadığı, dava ve takip konusu 19.09.2024 tarihli 135.854,00 USD /4.631.208,52 TL tutarlı faturadan dolayı davalı tarafından 79.985,00 USD kısmi ödeme yapıldığı, faturadan doğan bakiye alacağın 55.869,00 USD kaldığı, davalı tarafça bu bedelin ödendiğine ilişkin bir belge delil sunulmadığı; Davalı tarafın, dava ve takip konusu faturayı alıp kayıtlarına işlemekle ve faturaya 8 günlük yasal süresinde itiraz etmeyerek, faturayı davacıya iade etmeyerek fatura içeriğini kabul etmiş olduğu, bakiye fatura bedeli yönüyle bir ödeme iddiası ve ispatı da olmadığından, davacı tarafın üzerine düşen ispat külfetini yerine getirdiği, dava konusu ettiği alacağın varlığı ve miktarını ispatladığı; Davacın tarafın davalı taraftan, dava ve takip konusu faturadan dolayı takip tarihi itibarı ile 55.869,00 USD bakiye alacağının bulunduğu, bu miktarın dava ve takip konusu miktar kadar olduğu, 55.869,00 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4-a maddesi uyarınca kamu bankalarınca USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranında olmak üzere değişen oranlarda faiz talep edilebileceği, davacının davasında haklı olduğu, davalı tarafın tespit edilen bu alacak yönüyle bir ödeme iddiası ve ispatının olmadığı, bu kapsamda icra takibine itirazlarının yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca, dava ve takip konusu alacağın likit fatura alacağı olduğu ve davalının da itirazlarında haksız olduğu anlaşılmakla, hükmolunan 55.869,00 USD alacağın takip tarihi itibarıyla TL karşılığı 1.985.936,23 TL alacağın %20'si oranında davacı tarafın lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Bu nedenler ile aşağıdaki şekilde hüküm kurularak yargılama sonuçlandırılmıştır.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVACI TARAFÇA AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; Davalı borçlunun, dava konusu ... 13. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazlarının İPTALİNE, Takibin takip talebindeki şartlarla DEVAMINA,
2-Hükmolunan 55.869,00 USD alacağın takip tarihi itibarıyla TL karşılığı 1.985.936,23 TL alacağın %20'si oranında hesap ve takdir edilen 397.187,25 TL icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacı alacaklıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gereken 146.686,06 TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak yatan toplam 26.741,84 TL harcın mahsubu ile eksik kalan ‭‭‭119.944,22 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 26.741,84 TL peşin harç parasının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı parası, 1.671,00 TL müzekkere ve davetiye posta masrafı, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam; 12.286,40 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 318.630,20 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin, davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
8-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026
Katip
¸
Hakim
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!