Tapuda davalılar adına kayıtlı taşınmazın kadastral yol olarak tescili talepli davada, 1959 yılı hava fotoğraflarına göre yolun mevcut olmadığı tespit edilerek davanın reddine karar verilmesine ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Vasi aracılığıyla dava açan davacı, tapuda davalılar adına kayıtlı taşınmazın bir bölümünün iptali ve kadastral yol olarak yeniden tescili talebiyle, parselasyon sırasında 4 metrelik kadastral yolun hatalı bir şekilde davalıların taşınmazına dahil edildiğini ileri sürmüş; ancak ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporları ve 1959 yılı hava fotoğrafları incelemesinde dava konusu yolun tarihi olarak mevcut olmadığının, kadastro çalışmalarının tekniğe uygun yapıldığının tespiti üzerine, davacının talebini reddetmiştir.

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Rize 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacının vasisi ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan eski 413 parsel sayılı 14.640,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 01... parsel numarasıyla ve kadastro komisyonunun 11.08.2014 tarihli kararıyla 16.751,87 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; .. köyü 1 04... (eski 9) ve 1 04... (eski 11) parsel sayılı taşınmazların davacıya, komşu 1 01... (eski 413) parsel sayılı taşınmazın ise ... mirasçıları olan davalılara ait olduğunu, işbu taşınmazlar arasında kadastro kayıtlarında da görüleceği üzere dört metre genişliğinde kadastral yol bulunduğunu, davalılardan .. .. ve oğlu ...'in yıllardır yolu kapatma eylemlerinde bulunduklarını, bunun sonucunda da gerek idari gerekse cezai müeyyidelerle karşı karşıya kaldıklarını iddia ederek uygulama kadastrosu tespitlerinin iptal edilerek kadastral yolun yeniden tescil edilmesi gerektiğini, yapılan kadastro tespitinin hatalı olduğunu beyanla, dava konusu taşınmazın dava konusu olan bölümünün tapu kaydının iptaliyle önceki kayıtlarda olduğu gibi yeniden kadastral yol olarak tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı ... ve arkadaşları vekili ile davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde özetle; dava konusu taşınmazın yıllardır müvekkilleri tarafından kullanılan tapulu bir taşınmaz olduğunu, müvekkillerinin işbu taşınmazın bahse konu olan bölümünü kendi ihtiyaçlarına binaen zaman zaman garaj, özel yol, açık depo ve ardiye olarak kullandıklarını, müvekkillerinin kendilerine ait işbu taşınmazı şahsi yol olarak kullanmalarının yada araçlarını park etmelerinin hiç kimseye talep hakkı vermeyeceğini, müvekkilleri davalıların dava konusu taşınmaz bölümünü araç parkı olarak kullandıklarını ve kendi arazilerine araçlarıyla girdiklerini, yani müvekkillerinin tamamen kendi ihtiyaçları için kendi taşınmazlarını yol olarak kullandıklarını, davacı tarafın yada üçüncü kişilerin müvekkillerine ait bu taşınmazı kullanmalarının kesinlikle söz konusu olmadığını, davacının söz konusu taşınmaza komşu dahi olmadığını, kendi evine de farklı bir araba yolundan ulaştığını, dava konusu taşınmazın köyün ortak kullanımına ya da yola terk edilmediğini, müvekkillerinin şahsi kullanımında olan yolun müvekkillerinin babası .. .. tarafında kendi imkanlarıyla ve kendi kullanımı için yapıldığını, davacı tarafın kötü niyetli olarak bu davayı açtığını, yol yapılmadan önce de sonra da hak sahipleri dışında kimsenin bu yolu kullanmadığını, her ne kadar dava dilekçesinde arazide eskiden kadastral bir yol bulunduğu ve bu yolun sonradan müvekkillerine tapulandığı iddia edilmiş ise de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, dava konusu taşınmazın haricinde patika şeklinde kadastro yolu bulunduğunu, fakat burasının müvekkilinin tapulu taşınmazına isabet etmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosyada farklı heyetlerden bilirkişi raporları aldırılmış olup raporların içeriğinde hava fotoğrafların stereoskopik incelemesinin yapılmadığının anlaşıldığı ve hava fotoğraflarının incelenmesi ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın talimat yoluyla jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi ..'e tevdii edilmiş ve rapor aldırılmıştır. İncelenen 23.06.2022 tarihli ek raporda; 1959 yılında çekilmiş olan hava fotoğraflarının stereoskopik olarak incelenmesinde 24.06.2019 tarihli raporda (A) harfiyle gösterilen yolun mevcut olmadığının, 2012 yılındaki hava fotoğraflarında ise yolun mevcut olduğunun, yapılan kadastro çalışmaları sonrasında oluşturulan sınırların 1959 yılındaki hava fotoğraflarıyla uyumlu olduğunun ve yenileme çalışmalarının tekniğine ve mevzuatına uygun olarak yapıldığının rapor edildiği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde, 1959 yılındaki hava fotoğraflarında dava konusu yolun mevcut olmadığının anlaşıldığı, nitekim bu tespitin tanık beyanlarıyla da örtüştüğü, yenileme kadastrosu ile oluşturulan sınırların 1959 yılı hava fotoğraflarıyla uyumlu olduğu, bu tarihten sonra yapılan yolun köy halkınca kullanılmasının yenileme çalışmalarında dikkate alınamayacağı, davaya konu taşınmazlarda 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme çalışmalarının tekniğe ve mevzuata uygun olarak yapıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacının vasisi ... temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin dosyada mevcut belge, delil, beyan, tanık anlatımları ve kesinleşen kararlarla çeliştiğini, şöyle ki gerekçeli kararda 23.06.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda 1959 yılına ait stereoskopik hava fotoğraflarına göre 24.06.2019 tarihli raporda (A) harfiyle gösterilen yolun mevcut olmadığının belirtildiğini ancak bu gerekçenin dosya kapsamıyla uyumlu olmadığını, zira 24.06.2019 tarihli raporda 1958 yılında yapılan ilk tesis kadastrosunda 4,00 metre genişliğinde yolun varlığından bahsedildiğini, yine kadastro arşivinden alınan ölçülerin bilgisayara aktarılması sonucunda yolun 2,30 metre genişliğinde olduğunun görüldüğünün ifade edildiğini, yani yolun varlığının her halükarda kabul edilmiş olduğunu, bu tespitin 05.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda da yer aldığını, kadastro kayıtlarına geçmiş olan yolun hava fotoğraflarını düzgün okuyamayan bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlar esas alınarak yok sayılmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, .. Kadastro Müdürlüğünün 18.11.1958 tarihli çaplı tasarruf vesikasında nizalı yerde yolun olduğunun görüldüğünü, İlk Derece Mahkemesince 21.02.2019 tarihli celsede dosyanın fen bilirkişisine yeniden tevdi edilerek Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında belirtilen hususlara açıklık getirir şekilde ek rapor tanzim edilmesinin istenilmesine, bilirkişiye kadastro kayıtlarında ve dava konusu taşınmazın üzerinde yerinde inceleme yapma yetkisi verilmesine karar verildiğini, Yargıtayın emsal kararlarında kadastro tespit tarihinden önce taşınmazın kim tarafından neye istinaden ve ne zamandan beri zilyet edildiğinin araştırılması gerektiğinin belirtildiğini, gerek 1958 tarihli çaplı tasarruf vesikasında, gerekse de .. Kadastro Müdürlüğünün 20 01... tarihli aplikasyon krokilerinde dava konusu kısımdaki yol ile komşu parsellerden geçen kadim yolun aynen görüldüğünü, işbu belge ve kayıtlardan da anlaşılacağı üzere davaya konu yolun kimsenin mülkiyetinde ve zilyetliğinde olmayan umuma ait kadim bir yol olduğunu, tanık ve mahalli bilirkişilerin bu hususa ilişkin maddi olaylara dayalı ayrıntılı beyanları alınarak sözlerinin komşu parsellerin kadastro tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi gerektiğini, komşu 1 04... ve 1 05... parsel sayılı taşınmazlar arasındaki yol ile 1 01... parseli ikiye bölen yolun daraltılmadığını, buna karşılık yenileme kadastrosu ile müvekkiline ait taşınmaza zarar verildiğini, bilirkişi tarafından çizilen krokide yolun sonuna doğru olan kısımda müvekkilinin taşınmazına girildiğini, yenileme kadastrosuyla birlikte mülkiyet değişikliklerine neden olunduğunu, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararı uyarınca düzenlenen bilirkişi raporunda nizalı yerin kadim yol olduğunun belirtildiğini ancak İlk Derece Mahkemesince bu raporun hükme esas alınmadığını, dava konusu taşınmaza ilişkin olarak daha önceden görülen davada verilen Rize 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.04.2003 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kesinleşmiş kararında, bu dosyada aldırılan bilirkişi raporunda ve 1958 yılı kadastro kayıtlarında davaya konu yerin umuma açık kadim yol olduğunun açıkça belirtildiğini, kesinleşen dosyada davalı tarafın yolun tümüne değil bir kısmının maliki olduğuna karar verildiğini, kesinleşen bu karar ile yolun 80 m² olarak karara bağlandığını, davalıların dosyaya sundukları aplikasyon krokilerinin İlk Derece Mahkemesince kabul edilmediğini, o dosyaya bakan İlk Derece Mahkemesince kabul edilmeyen hususların uygulama kadastrosunda kabul edilmesinin ve karara esas alınmasının hatalı olduğunu, davaya konu arazinin kök malikler tarafından yola hibe edildiğini, yola hibe edilen bu arazinin hava fotoğraflarının yeterince okunamaması nedeniyle 1959 yılı hava fotoğraflarında böyle bir yol yok denilerek reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu gerekçelerle davanın reddedilmesinin Yargıtayın emsal içtihatlarına da aykırılık oluşturduğunu, dosyaya sunulan kesinleşmiş idari ve adli ceza kararları, İl Özel İdaresine yapılan şikayet evrakları ve bu mercilerce verilen diğer kararlardan davaya konu yerin kadim yol olduğunun sabit bulunduğunu, davalı ...'in nizalı kısma yönelik kum dökme şeklinde gerçekleşen ve aynı zamandan suç teşkil eden eyleminden dolayı ceza Mahkemesince cezalandırıldığını, yenileme kadastrosu yapılırken dengeleme artışının dikkate alınmadığını, uygulama kadastrosuyla davalı tarafa verilen arazinin davalılara ait arazi olmayıp iki parsel arasındaki kadim yol olduğunu, Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Talimat sayılı dosyasında düzenlenen raporun iddialarını doğruladığını, dosyada sunulan raporların büyük çoğunluğunda davaya konu yerin umuma açık kadim yol olduğunun belirtildiğini, nizalı arazinin kadim yol olduğunun mevcut dosya kapsamı itibarıyla ispatlandığını, 1959 yılına ait hava fotoğraflarındaki sınırların uygulama kadastrosuyla uyumlu olduğunu ve iddia edilen yolun bulunmadığını belirten bilirkişi raporunun hatalı ve dosyada kapsamıyla çelişen bir rapor olduğunu, dosya kapsamında yolun olmadığı veya sonradan yapıldığına dair herhangi bir delil ve açıklama bulunmadığını, davalıların dahi yolu kabul ettiğini, uygulama kadastrosu sınırları ile 1959 yılındaki sınırlar uyumlu olmasına rağmen davalı tarafa ait taşınmazın yüzölçümünde artış, müvekkilinin taşınmazın da ise azalış olmasının kendi içerisinde çelişki oluşturduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, tüm dosya kapsamı itibarıyla davalarının ve iddialarının ispatlandığını ancak İlk Derece Mahkemesince buna rağmen davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının vasisi ...'in temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.