Kadastroda parsel yüzölçümü düzeltme işleminin, kuru duvar sınır tespiti ve hava fotoğraflarına dayalı bilirkişi raporu eksikliği nedeniyle temyizden dönen davası.
Özet: Kadastro Müdürlüğünce yapılan parsel yüzölçümü düzeltme işlemleri ve uygulama kadastrosu sonucu taşınmaz alanlarının değiştiği iddiasıyla açılan davada, ilk derece mahkemesi ve istinafın talepleri kısmen reddetmesinin ardından Yargıtay, taşınmazlar arasındaki sınır ihtilafına ilişkin kuru taş duvarın tapulama öncesi ve sonrası hava fotoğraflarında gözlemlenmesine rağmen, bilirkişi raporlarında denetime elverişli biçimde gösterilmediğini ve ölçü krokisine işlenmediğini belirterek, bu teknik eksiklik nedeniyle taşınmazların sınır ve yüzölçümü tespitlerine ilişkin delillerin yetersiz olduğu gerekçesiyle kararı bozmuştur.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma talebinin değerden reddine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) 41. maddesi uyarınca 253 numaralı parsel maliki ...’in talebi üzerine yapılan düzeltme işlemi sırasında, .. Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda ... ve .. .. adına, kayıtlı olan 253 parsel sayılı 9.800,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz 17.126,76 m² yüzölçümlü; .. .. adına kayıtlı olan 252 parsel sayılı 25.050,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise 17.622,90 m² yüzölçümlü olarak tapu kaydında düzeltme yapılmasına karar verilmiştir. 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında davalılar adına kayıtlı eski 253 parsel sayılı yukarıda yüzölçümü belirtilen taşınmaz 1 14... parsel numarasıyla ve 9.515,20 m² yüzölçümlü olarak; davacıların murisi .. .. adına kayıtlı bulunan eski 252 parsel sayılı yukarıda yüzölçümü belirtilen taşınmazın ise 1 14... parsel numarasıyla ve 25.398,29 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacılar vekili .. Sulh Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde; düzeltme işlemi sırasında müvekkillerine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini öne sürerek yüzölçümünün düzeltilmesi işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu nedeniyle dosya Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve dava konusu taşınmazlara ait uygulama tutanaklarının Kadastro Müdürlüğünce Mahkemeye gönderilmesi üzerine açılan ████████ Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde; pasif husumet yokluğundan ve düzeltme işleminin hukuka uygun olması nedeniyle de esastan davanın reddini savunmuştur.2. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu 2 53... parsellerin ortak sınırında tapulama tarihinden çok önce var olan kuru duvarın esas alınarak düzeltme işleminin yapıldığını, davacıların murisinin kendi parseli içerisinde bulunan kısma düzenli bir sıra ile zeytin ağaçları dikerek sınırı kabullendiğini, kadastro öncesi veya sonrasında hiçbir sınır ihtilaflarının olmadığını, Kadastro Müdürlüğünce dava konusu parsellerde yapılan düzeltme işleminin usulüne uygun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 26.12.2018 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile ████████ Esas sayılı dosya yönünden; davanın esastan reddine, ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, dava konusu yeni 1 14... (eski 253 parsel) ve yeni 1 14... parsel (eski 252 parsel) sayılı taşınmazlar hakkında düzenlenen uygulama tutanaklarının iptali ile bilirkişi raporunun ekli krokisinde; yeni 1 14... parsel içerisinde sınırlandırılıp (A) harfiyle gösterilen 7.382,26 m² yüzölçümündeki bölümün bu parselden çıkartılarak yeni 1 14... parsele eklenmesine, neticeten yeni 1 14... parselin 16.897,46 m² olarak, yeni 1 14... parselin 18.016,03 m² olarak tapuya tesciline, ████████ Esas sayılı dosya yönünden davanın esastan reddine, ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, dava konusu yeni 1 14... (eski 253 parsel) ve yeni 1 14... parsel (eski 252 parsel) sayılı taşınmazlar hakkında ████████ Esas sayılı dosyada karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 26.12.2018 tarihli kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.03.2020 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesinin 06.03.2020 tarihli kararının davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 08.02.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile "...her ne kadar İlk Derece Mahkemesince alınan teknik raporlar sonrasında kuru duvar sınırının tapulama öncesi 1964 yılına ait hava fotoğrafında ve tesis sonrasına ait 1972 yılına ait hava fotoğrafında gözlemlendiği, 1972 tarihli hava fotoğrafında kuru duvara müteakip kullanım sınırının belirgin olduğu belirtilmiş ise de dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporlarının anılan hususta denetime elverişli olmadığı, ölçü krokisinde kuru taş duvar sınırının gösterilmediği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; tesis kadastrosu ile belirlenen sınır, 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uygulaması ile belirlenen sınır ve anılan Kanun'un 41. madde uygulaması ile belirlenen sınır yerlerinin tamamını gösterecek şekilde harita düzenlettirilmeli, hükme esas alınan bilirkişi raporunda geçen sabit sınır, geçerli sınır, dava konusu sınır yerine, uygulama kadastro sınırı, tesis kadastro sınırı, yüzölçümü düzeltim sınırı gösterilmeli, 1953, 19 64... tarihli hava fotoğraflarında denetime elverişli şekilde kuru taş duvar işaretlettirilmeli ve ölçü krokisi de uygulanarak, sınırlandırmada kuru taş duvarın esas alınıp alınmadığının ölçü krokisi ile denetimi yapılmalı, dava konusu taşınmazlar arasındaki pafta sınır değişikliklerinin veya haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, neden ileri geldiği hususu bilimsel metodlara uygun şekilde açıklattırılmalı, yapılacak değerlendirmede taşınmazlar arasındaki doğru sınırın tespiti konusunda, tesis kadastrosu ile belirlenen sınırda mülkiyet değişikliğine izin verecek uygulamalardan kaçınılması gerektiği üzerinde durulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "zemindeki kuru taş duvarın, tesis kadastrosu gününden beri her iki taşınmaz arasındaki ortak sınırı oluşturduğu; tesis kadastrosu sırasında yersel ölçü yapılmaması nedeniyle, tesis kadastrosu gününden önce oluşturulan hava fotoğraflarındaki ve bu amaçla oluşturulan standart topoğrafik haritalardaki sınırların esas alınması ile sınırlandırma işlemi yapılması gerekirken, tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma ve tersimat hatası yapılarak, pafta üzerinde rastgele bir kırık noktası oluşturularak sınır hattının belirlendiği; davacılar murisi tarafından anılan kuru taş duvarın güney yönünde kalan kısma sıralı zeytin ağaçları dikilmesinin de zemindeki kuru taş duvarın dava konusu taşınmazların ortak sınırını oluşturduğunu gösterdiği, 1953 yılı hava fotoğrafında taş duvarın bulunmadığı, 1964-1972 yılı ait hava fotoğraflarının mahalline uygulanması sonucunda düzenlenen 26.10.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda denetime elverişli şekilde kuru taş duvarın işaretlendiği ve ölçü krokisi de uygulanarak sınırlandırmada kuru taş duvarın gösterildiği, hava fotoğrafı ile uyumlu zemindeki taş duvara göre, uyuşmazlık konusu sınırın, değişmeyen sabit sınır olarak tespit edilmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın esastan reddine, Kadastro Müdürlüğü aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, dava konusu yeni 1 14... (eski 253 parsel) ve yeni 1 14... parsel (eski 252 parsel) sayılı taşınmazlar hakkında düzenlenen uygulama tutanaklarının iptali ile bilirkişi raporunun ekli krokisinde; yeni 1 14... parsel içerisinde sınırlandırılıp (A) harfiyle gösterilen 7.382,26 m² yüzölçümündeki bölümün bu parselden çıkartılarak yeni 1 14... parsele eklenmesine, neticeten yeni 1 14... parselin 16.897,46 m² olarak, yeni 1 14... parselin 18.016,03 m² olarak tapuya tesciline, ████████ Esas sayılı dosya yönünden davanın esastan reddine, Kadastro Müdürlüğü aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, dava konusu yeni 1 14... (eski 253 parsel) ve yeni 1 14... parsel (eski 252 parsel) sayılı taşınmazlar hakkında ███████ Esas sayılı dosyada karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafın iddia ettiği ve Kadastro Müdürlüğünün 41. madde uygulamasına dayanak yaptığı taş duvarın kadastro sırasında zeminde mevcut olmadığının tapulama tutanakları ile sabit olduğunu, İlk Derece Mahkemesince bu hususun tam olarak aydınlatılmadan, bilirkişi raporlarının farklı yorumlanarak karar verildiğini, davalının, tapu iptali ve tescil davasına konu edilmesi gereken iddialarını 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi kapsamında ileri sürdüğünü, düzeltme işleminde mahalli bilirkişi olarak dinlenen kişilerin, davacı tarafça tanık olarak dinletildiğini, İlk Derece Mahkemesince davacı tanıklarının farazi, soyut beyanlarına itibar edilerek karar verildiğini, dosya kapsamına göre, taraflar arasında mülkiyete ilişkin bir uyuşmazlık doğduğunu, davacının talebinin 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile bir ilgisinin olmadığını, idarece yapılan düzeltme işlemi ile taşınmazın geometrik durumunun değiştirildiğini, bu değişiklik ile taraflar arasında mülkiyet aktarımına neden olunduğunu, oysa 3402 sayılı Kanun'un 41. madde uygulaması ile mülkiyet değişikliği dışında kalan ölçü, tersimat ve hesaplamalardan kaynaklanan hataların düzeltilmesinin mümkün olduğunu, dava konusu taşınmazda, ölçü, tersimat, sınırlandırma veya hesap hatası bulunmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin yerinde olup olmadığı; zeminde mevcut taş duvarın sabit sınır olarak kabul edilip edilemeyeceğine ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.