8. Hukuk Dairesinin bozma kararı sonrası kadastro mahkemesince, zilyetlikle iktisap ve mirasçı adına tescil talebiyle ilgili asli/feri zilyetlik tespiti için yapılan yeniden yargılama ve delil değerlendirmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının miras bırakanının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle malik olduğunu iddia ederek, taşınmazların kadastro tespitinin iptali ve mirasçıları adına tescili talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin kabul kararı sonrası, davalıların murisinin 60 yılı aşkın zilyetliğinin niteliği (asli mi feri mi) ve davacılara çay/para gönderip göndermediği konularında yetersiz araştırma ve çelişkili tanık beyanları nedeniyle Yargıtay tarafından bozulduğunu ve bozma sonrası yapılan yargılamada yerel bilirkişi ve tanıkların, davalı tarafın murisinin taşınmazları kendi adına sahiplenerek kullandığına dair beyanlarının alındığını anlatmaktadır.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/2 E., ███████ K. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; .. ilçesi .. Mahallesinde kain 1 01... , 433, 1 24... , 1 26... ve 1 28... parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle ... adına tespit edildiğini, ancak taşınmazın müvekkili olan davacının babası ..’e ait olduğunu ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ve babası .. mirasçıları adına miras hisseleri oranında tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 03.06.2016 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararıyla, davanın kabulüne, dava konusu 1 01... , 1 24... , 1 26... ve 1 28... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaliyle her bir taşınmazın toplam 300 pay olduğu kabul edilerek .. mirasçıları adına tesciline; dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle 19.09.2010 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 183,55 metrekarelik kısmın ifrazı ile aynı ada farklı parsel numarası ile toplam 300 pay kabul edilerek .. .. mirasçıları adına tesciline, aynı bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 204,96 metrekarelik kısmın aynı ada aynı parsel numarası ile tespit gibi tesciline, aynı bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen 107,75 metrekarelik kısmın aynı ada farklı parsel numarası ile tespit gibi tesciline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 03.06.2016 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 23.09.2019 tarihli, ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla, "... Dava konusu taşınmazların öncesinin kök muris ..’e ait olduğu, terekesinin taksim edilmesi nedeniyle mirasçıları olan davacı ve davalı taraf arasındaki miras ilişkisinin son bulduğu toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiş olup, taraflar arasında bu yönde uyuşmazlık bulunmadığına ilişkin Mahkemenin kabulünde de isabetsizlik bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazda 60 yılı aşkın süredir zilyet olduğu belirlenen davalıların miras bırakanı ..’in zilyetliğinin, asli mi yoksa feri mi olduğu, buna göre kadastro tespit tarihine kadar dava konusu taşınmazlarda zilyetlikle iktisap koşullarının hangi taraf yararına gerçekleştiği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, davalıların murisi ..’in zilyetliğinin feri nitelikte olduğu kabul edilerek; yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, hükme esas alınan tanık Memiş Çil’in beyanları arasında çelişki bulunması nedeniyle, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye elverişli bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazları bilebilecek olabildiğince yaşlı 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile birlikte taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte bilirkişi ve tanıkların somut ve net beyanları alınmalı, davalıların murisi Kerim’in, dava konusu taşınmazları kullanım karşılığında davacı tarafa çay veya para gönderip göndermediği, göndermiş ise hangi tarihe kadar gönderdiği, kadastro tespitine kadar bu ödemelerin devam edip etmediği ayrıntılı şekilde sorulup saptanmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı, hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde açıklanmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır." denilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... mahallinde dinlenen ..'in, ...'in dava konusu taşınmazları kullanımından dolayı davacılara ve onların atalarına çay veya para vermediğini, dava konusu taşınmazları ...'in kendi adına kullandığını, dava konusu taşınmazları sahiplendiğini, mahalli bilirkişisi olarak dinlenen ..'ın, ... ve ailesinin dava konusu taşınmazları ve üzerindeki çaylıkları kullanımından dolayı ..'e ve mirasçılarına çay veya para gönderip göndermediklerini bilmediğini ve gönderdiklerini hiç duymadığını, ... ve ailesinin dava konusu taşınmazları kendi adlarına sahiplenerek mal sahibi gibi kullandıklarını, hatta kısa bir zaman öncesine kadar dava konusu taşınmazların ...'e ait olduğunu bildiğini, tutanak bilirkişisi ...'nin, ... ve mirasçılarının dava konusu taşınmazları kullanımından dolayı davacılara ve murislerine çay veya para gönderip göndermediklerini bilmediğini ve duymadığını, para veya çay göndermiş olsalardı mutlaka bunu duyacağını, davacı tanığı ...'in, dava konusu taşınmazların kiraya verildiğini fakat davalı ve murisi ... tarafından dava konusu taşınmazların sahiplenildiğini ve kendi malları olarak kullandıklarını, davalı tanığı ..'nun, ...'in dava konusu taşınmazları kendi adına kendi malı gibi kullandığını, ... vefat ettikten sonra ise mirasçılarının dava konusu taşınmazları kendi malları gibi kullanmaya devam ettiklerini, dava konusu taşınmazları kullanmaları karşılığında .. .. ve mirasçılarına para veya çay göndermediklerini, dava konusu taşınmazları ...'in malları bildiğini, davacı tanığı ...'in, ..'in dava konusu taşınmazlarda davacı tarafa çay ve para göndermediğini beyan etmesi karşısında, dava konusu taşınmazların evveliyatta kök muris ..'nin terekesinin taksim edilmesi ile ..'a kaldığının, dava konusu taşınmazları sadece ... ve mirasçılarının kullandığının ve kullanımın kadastro tespitine kadar devam ettiğinin, kadastro tespitinden geriye dönük 20 yıl içinde ... ve mirasçıları tarafından dava konusu taşınmazları kullanım karşılığında davacı tarafa ve murislerine para veya çay verilmediğinin ...'in zilyetliğinin asli zilyetlik olduğunun ve zilyetlikle kazanım koşullarının davalı taraf lehine gerçekleştiğinin anlaşılmış olduğu, her ne kadar duruşmada dinlenen davacı tanığı ..'nın, ...'in ölene kadar dava konusu taşınmazları .. adına kullandığını, tam olarak ...'in, ..'a dava konusu taşınmazları kullanımı karşılığında çay veya bir bedel verip vermediğini bilmediğini, fakat .. vefat ettikten sonra ...'in, ..'ın kızı ..'ye taşınmazların kullanımının karşılığında çay gönderdiğini büyüklerimden duyduğunu, çayı tam olarak hatırlamamakla birlikte 1970 - 1975'li yıllarda gönderdiğini ve davalıların dava konusu taşınmazı kadastrodan sonra sahiplendiklerini, duruşmada dinlenen davacı tanığı ... ise 19 85... yıllar arasında ..'e kullanım karşılığında çay gönderildiğini beyan etmiş ise de tanıkların, tarihleri net olarak hatırlamadıklarını beyan etmeleri ve yine tanık ...'in o tarihten sonra ne çay nede para gönderilmediğini beyan etmesi karşısında, bu beyanların davanın kabulü için yeterli olmadığı, davanın kabulü için yeterli delil bulunmadığı ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve Kanuna aykırı olduğunu, yeterli incelemenin yapılmadığını, usule aykırı olarak, mahalli bilirkişi tayin edildiğini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazda davalıların miras bırakanı ..’in zilyetliğinin asli mi yoksa fer'i mi olduğu, buna göre kadastro tespit tarihine kadar dava konusu taşınmazlarda zilyetlikle iktisap koşullarının hangi taraf yararına gerçekleştiği noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 552,10 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.