Gecikmeli ödemeler nedeniyle feshedilen bağımsız bölüm satış sözleşmesinden doğan ödenen bedelin iadesi davasında, Yargıtayın ticari defterlerin bilirkişi incelemesi gerektiği yönündeki bozma kararı.
Özet: Davacının, davalı müteahhit şirketten satın aldığı bağımsız bölüm için yaptığı ödemelerde yaşanan gecikmeler ve buna bağlı olarak imzalanan ek protokoller sonucunda sözleşmenin feshedilmesi üzerine, ödediği bedellerin iadesini talep ettiği davada, ilk derece mahkemesinin 106.000 TL iade kararı vermesi üzerine davalının farklı bir ödeme miktarı iddia etmesi ve ticari defterlerine dayanması nedeniyle, Yargıtay, davalı şirket defterlerinin konusunda uzman bilirkişi tarafından incelenerek gerçek ödeme miktarının tespiti ve bu doğrultuda yeni bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozarak dosyanın yeniden ele alınmasını sağlamıştır.

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; davalı şirketle 02.02.2007 tarihinde imzalamış olduğu bağımsız bölüm satışına dair sözleşme gereğince davalı firmanın müteahhitliğini üstlendiği ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 6209 ada, 10 nolu parseldeki inşaatın 6. Kat 12 nolu bağımsız bölümü 160.000,00 TL bedelle satın aldığını, 1.000,00 TL'sini peşin olarak ödediğini, 159.000,00 TL için ödeme tablosu çıkartıldığını, ödeme tablosunda yer alan ödemeler için bonolar imzaladığını, ödediği bonoların tarafınca teslim alındığını, bono ödemelerinde sıkıntılar ve gecikmeler yaşaması üzerine davalı firma yetkilileri tarafından 20.09.2008 tarihli belge imzalatıldığını, bu belgede geciken ödemelerden dolayı 20.000,00 TL vade farkı ödemesi gerektiği ve halen davalı şirkete de ödenmemiş 89.000,00 TL'lik bir borç bulunduğunun belirtildiğini, toplam borç miktarının 160.000,00 TL olduğu dikkate alındığında o tarihe kadar davalı firmaya yapılan ödeme miktarının 71.000,00 TL olduğunun anlaşıldığını, 02.01.2009 tarihinde davalı tarafça tekrar belge imzalatıldığını, bu belgede 43.243,00 TL vade farkı oluştuğu ve bunun 01.05.2010 tarihinde ödemesi gerektiği, %4'lük aylık vade farkı hususu ve iki adet bonoyu üst üste ödememesi halinde daire satış sözleşmesinin feshedilmiş olacağı ve sözleşmenin fesh olması halinde de bu ödemelerin cezai şart olarak davalıya ödeneceğinin belirtildiği ve davacının tüm haklardan feragat ettiğinin yazıldığını, davalı şirkete ... . Noterliğinin 30.04.2014 tarihli ihtarnamesi keşide edilerek bağımsız bölümün tarafına satışına ve teslimine dair hakkaniyetin gerektirdiği koşullarda yeni şartların belirlenmesini, aksi takdirde sözleşmenin kendileri tarafından feshedilmiş sayılarak şimdiye kadar ödemiş olduğu 133.000,00 TL'nin taraflarına ödenmesini ihtaren bildirildiğini, davalı tarafından gönderilen cevabi ihtarname ile herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını bildirdiğini belirterek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile davalı firmaya yapılmış satış bedeline yönelik ödeme tutarı olan 133.000,00 TL'nin ödeme tarihi olmadığı takdirde temerrüt veya dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının 75.000,00 TL ödeme yaptığını, sözleşme geçersiz olduğundan 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının sözleşmeye göre vade tarihlerinde senetleri ödememesi üzerine yeni sözleşmeler yapıldığını bu nedenle senetlerin davacıya iade edildiğini, davacının hiçbir suretle gayrimenkul bedelini ödeme gayretine girmediğini, sözleşmenin haklı nedenle feshediliğini savunarak davanın reddini dilemiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 09.12.2015 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararıyla; sözleşmenin geçerli olduğu, 20.09.2008 tarihli belgeye göre davacının müteahhit firmaya 89.000,00 TL'lik borcu bulunduğunun belirtildiği, bu tarihe kadar davacının 71.000,00 TL ödeme yaptığının anlaşıldığı, 02.01.2009 tarihinde düzenlenen belgede eski senetler iade edilerek kalan borç için yeni senetlerin düzenlendiği anlaşılmış, davacı tarafça 01.02.2009, 02.03.2009, 01.04.2009, 01.05.2009, 01.06.2009, 01.07.2009, 01.08.2009 vadeli senetlerin aslının mahkemeye ibraz edildiği, ödediği senetlerin davacının elinde bulunduğu, 02.01.2009 tarihli listede belirtilen ve yeniden düzenlenen senetler yönünden 35.000,00 TL'lik kısmının da davacı tarafından ödendiği, davacının belgelere göre toplam ödemesinin 106.000,00 TL olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 106.000,00 TL'nin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 06.06.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 21.09.2017 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilamıyla; davalının davacının yaptığı ödemeler toplamının 75.000,00 TL olduğunu belirterek delil olarak ticari defterlerine dayandığı, hal böyle olunca davalıya ait ticari defter ve belgeler de incelenmek suretiyle konusunda uzman bilirkişiden taraf ve yargı denetimine açık, yapılan ödeme miktarlarını belirten rapor aldırılarak sonuca uygun karar verilmesi gerektiği belirtilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.2. Mahkemenin 15.01.2021 tarihli kararıyla; dosya kapsamında aldırılan bilirkişi kök raporu ve ek raporunda, davalı tarafın defterlerinin kanun ve mevzuata uygun olarak tutulduğu ve TTK'nın 70 inci maddesince yaptırılması gereken açılış ve kapanış tasdik işleminin yaptırıldığı, davacı tarafından ödenen toplam 75.000,00TL tutarın davalının yasal defterlerinde alınan sipariş avansı hesabına kaydedildiği, █████████/20 10... yıllarında bu tutarın değişmediği ve davalı şirketin, hesabına 75.000,00 TL olarak kaydedilmiş olduğu, davacı tarafın, bağımsız bölüm satışına dair, toplam 133.000,00 TL ödediği iddiasını ispatlayacak, elden ödemelerine kanıt olabilecek herhangi bir kayıt, dekont ya da herhangi bir evrağın dosya içerisinde bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 75.000,00 TL'nin ihtarname tebliğ tarihi olan 06.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.3. Dairemizin 17.12.2024 tarihli ilamıyla; davalının tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra "Ticari defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222 nci maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1 inci fıkrasında mahkemenin, ticari davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2 nci fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticari defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Mahkemece, sadece davalının ticari defter ve kayıtları dikkate alınarak sonuca gidilmiş ise de; az yukarıda da belirtildiği üzere 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesi uyarınca ticari defterlerin sahibi lehine tek başına delil olabilmesi için uyuşmazlıkta her iki tarafın da tacir olması gerekmekte olup, somut olayda ise davacı tüketici konumunda olduğundan sadece davalının ticari defter ve kayıtları incelenerek karar verilmesi yerinde değildir. Bununla birlikte Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında davalıya ait ticari defter ve belgeler de incelenmek suretiyle alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler ve Mahkemeye sunulan senet asıllarının dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca Mahkemece, taraflar arasında imzalanan tüm sözleşmeler ve davacının Mahkemeye teslim ettiği senet asılları da değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.4. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı yazılı kararıyla; "bilirkişi kök ve ek raporlarına göre de davalı ticari defter kayıtları, davacı tarafından ödemelerine ilişkin senet asılları, tahsilat makbuzları incelendiğinde davacı tarafça yapılan ödeme tutarının toplam 133.000,00 TL olduğu yönünde görüş bildirdiği, tüm bu hususların bilirkişi kök raporu ve bilirkişi 2. Ek raporu ile sabit olduğu, davacının davasını ispat ettiği anlaşıldığından, mahkememizce, bilirkişi kök raporu ve bilirkişi 2. ek raporuna itibar edilerek, davacının davasını kabul etmek gerekmiş ve davanın kabulüne, 133.000,00 TL'nin ihtarname tebliğ tarihi olan 06.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili; önceki aşamalardaki temyiz itirazlarını tekrar ederek Mahkemece hatalı değerlendirme ile yanlış karar verildiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, bağımsız bölüm satışından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.1. Temyiz olunan kararın dayandığı gerekçelere, bilgi ve belgelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.2. Bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlem ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka usule ilişkin kazanılmış hak denir. (Prof Baki Kuru Hukuk Mahkemeleri Usulü Cilt V sayfa 4737) Usuli kazanılmış hakka ilişkin yasal bir düzenleme mevcut değilse de gerek doktrinde gerekse Yargıtay kararlarında bu husus kabul edilmiştir. Usuli Kazanılmış haklardan birisi de Yargıtay bozma ilamına uyulması ile oluşur. Yargıtay bozma ilamına uyulmakla artık bozma ilamında belirtilen şekilde işlem yapılması zorunluluk haline gelir. Mahkeme bozmaya uyma kararı ile bağlıdır. Bozma kararının gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür.Somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin 09.12.2015 tarihli ilk kararında davanın kısmen kabulü ile 106.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince temyiz başvurusunda bulunulmamıştır.O halde, İlk Derece Mahkemesince, davacının bu kararı temyiz etmediği anlaşıldığından, davalı lehine usuli kazanılmış hak gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,2. İlk Derece Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.