Polis memurunun "memuriyetle bağdaşmayan yüz kızartıcı fiiller" gerekçesiyle devlet memurluğundan çıkarma cezasının, isnat edilen eylemin sübuta ermediği gerekçesiyle iptali ve temyiz süreci.
Özet: Bir polis memurunun, amirini rüşvet ve FETÖ/PDY iddialarıyla suçlayan bir bilgi notunu imzalaması sonucu hakkında iftira suçu kapsamında işlem yapılmasına karar verilmesi üzerine "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelikte yüz kızartıcı hareketlerde bulunmak" gerekçesiyle devlet memurluğundan çıkarılması işlemine karşı açtığı davada; ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, disiplin soruşturmasında ceza davasındaki kanıtlar dışında suçun işlendiğine dair yeni bir kanıt bulunmadığından ve isnat edilen eylemin tam bir açıklıkla sübuta ermediğinden bahisle memurluktan çıkarma işlemini iptal ederek davacının yoksun kaldığı parasal hakların faiziyle ödenmesine hükmetmiş, bu kararlar temyizen incelenmekte olup davalı idarenin bozma istemi reddedilerek bölge idare mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YİKİNCİ DAİREEsas No : ██████████Karar No : █████████TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... BakanlığıVEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ...VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; ... İl Emniyet Müdürlüğü Ulaştırma Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi uyarınca ''Devlet memurluğundan çıkarma'' cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun █████/2019 günlü, ... sayılı kararının iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile mevzuat hükümleri ve .... Asliye Ceza Mahkemesinin... günlü, E:..., K:... sayılı kararının birlikte değerlendirilmesinden; disiplin soruşturmasında ceza davasında değerlendirilen kanıtlar dışında suçun işlendiğine dair yeni bir kanıtın bulunmaması karşısında, davacıya isnat edilen eylemin tam bir açıklıkla ve şüpheden yoksun olarak sübuta erdiğinden söz edilemeyeceği sonucuna varıldığı, sübuta ermeyen fiil nedeniyle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, yoksun kaldığı maddi hakların dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; İdare Mahkemesi kararının dayandığı gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.KARŞI TARAFIN CEVABI: Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE :MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, ... İl Emniyet Müdürlüğü Ulaştırma Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmakta iken, Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü G.S.'nin, FETÖ/PDY örgütüne yönelik herhangi bir çalışma yapmadığı ve şube müdürüne hatırı sayılır miktarda rüşvet verildiği iddialarını içerir █████/2016 günlü bilgi notunu emniyet amiri E.T. ile birlikte imzalayarak savcılığa verdiği, bunun üzerine G.S. hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı, yapılan soruşturma neticesinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... günlü, Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla, G.S. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ve davacı ile E.T. hakkında da iftira suçu kapsamında gerekli işlemin yapılması için suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi üzerine başlatılan disiplin soruşturması sonucunda davacının ''Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak'' fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi uyarınca ''Devlet memurluğundan çıkarma'' cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin █████/2019 günlü dava konusu işlemin tesis edildiği, davacının anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan davayı açtığı anlaşılmıştır.İLGİLİ MEVZUAT : Dava konusu eylem tarihinde yürürlükte olan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 9. maddesinde; Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller ile ilgili olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş; bu KHK, █████/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülerek yasalaşmış ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun █████/2018 günlü, 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Anılan Kanun'da da yukarıda bahsi geçen 9. madde aynı haliyle korunmuştur. 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının E bendinin (g) alt bendinde, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlardır. Bu cezaların, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri olduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal önemleri de bulunmaktadır.Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinde memurlara verilecek disiplin cezaları ve bu cezaların verilmesini gerektirecek disiplin suçları düzenlenmiştir. 7068 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile yapılan atıf gereği Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatında çalışan her sınıftan memur ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatlarında görev yapan subay, astsubay, sözleşmeli subay ve astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve sözleşmeli erler ile diğer sınıflardaki memurlar bakımından da uygulanma olanağı bulunan "E/g" bendinde "Memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" devlet memurluğundan çıkarılmayı gerektiren eylemlerden biri olarak sayılmıştır. █████/2014 günlü, 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin █████/2014 günlü, E:████████, K:2014/8 sayılı kararında; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmedilmiş olup, kararın gerekçesinde "dava konusu kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu ve söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından, anılan kavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığı, fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki, itiraz konusu kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığı" vurgulanmıştır. Konuya ilişkin olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun █████/1996 günlü, E:1996/3-144, K:████████ sayılı kararında da "yüz kızartıcı suç"un, yasalarda tanımlanmadığı ve tek tek sayılmadığı, toplumun yapısına göre zaman zaman değişikliğe uğrayan bu suçların tek tek sayılmasının olanaksız olduğu, "...gibi yüz kızartıcı suçlar" denildiğinde maddede sayılmamış olan diğer yüz kızartıcı suçların neler olduğunun yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanacağı ifadelerine yer verilmiştir. Buna göre yukarıda aktarılan yüksek yargı organları kararlarında da belirtildiği üzere, yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin neler olduğu, yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca belirlenecek olup, bu değerlendirme yapılırken; fiilin işleniş biçimi, kamu görevlisinin fiili işlediği sıradaki görevi ile işlenen fiilin genel kabul görmüş etik kurallara göre toplum ve personelin görev yaptığı teşkilat nazarında doğurduğu etkilerin dikkate alınması gerekmektedir. Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için, polis memuru olan davacının fiilinin, emniyet personeli sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin ortaya konulması gerekmektedir. Polis memuru olan davacının, İzmir Emniyet Müdürlüğünde görevli olduğu esnada emniyet amiri E.T. ile birlikte Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü G.S.'nin Fetö/PDY örgütüne yönelik herhangi bir çalışma yapmadığı ve rüşvet aldığı iddialarını içeren iki sayfalık bilgi notunu İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına teslim etmesi sonrasında, mali suçlarla mücadele şube müdürü olan G.S. hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasında █████/2017 tarihinde ... karar numarası ile ''Silahlı terör örgütüne üye olma, görevi kötüye kullanmak'' suçlarından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına, polis memuru olan davacı ile emniyet amiri E.T. hakkında da Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesi kapsamında iftira suçundan gerekli işlemlerin yapılması için suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiş; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca, davacı ve emniyet amiri E.T. hakkında ''iftira'' suçlaması ile adli tahkikat yapılması üzerine, anılanlar hakkında disiplin soruşturması başlatılmış ve davacı hakkında Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin E/g bendi uyarınca meslekten çıkarma cezasının verilmesi üzerine temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır. Bu durumda, emniyet teşkilatında görev yapan kamu görevlilerinin Fetö/PDY terör örgütünün yapılanmasına ilişkin edindiği her türlü bilgi ve belgeyi soruşturma makamlarına sunmaları gerektiği ve davacı tarafından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına verilen bilgi notunun, bilgi kaynaklarından edinilen duyumlara dayandığı hususu ile yürütülen görevin önemi ve özelliği de dikkate alındığında, davacıya isnat edilen fiilin yüz kızartıcı ve utanç verici olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna varılmış olup; dava konusu işlemde hukuka uyarlık; bu işlemin iptali, yoksun kalınan maddi hakların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında da sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan; uyuşmazlığa konu olayla ilgili olarak ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, davacının ''İftira'' suçundan beraatine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin ... günlü, E:.., K:... sayılı kararıyla da istinaf başvurusunun kesin olarak reddine karar verilerek, söz konusu ceza mahkemesi kararının kesinleştiği anlaşılmaktadır.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın, kararı veren .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) GEREKÇEDE KARŞI OY : 7068 sayılı Kanun'un 9. maddesinde, Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır. █████/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin █████/2014 tarih ve E:████████, K:2014/8 sayılı kararında da; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan kuralın,... fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki; kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, Anayasa'nın 2., 38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığına karar verilmiştir.657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde, Devlet memurluğundan çıkarma cezası düzenlendiğinden, Anayasa’nın 70. maddesinde güvence altına alınan kamu hizmetlerinde kalma hakkına sınırlama getirmektedir. Yargı; bu maddenin uygulanmasından kaynaklanan davalarda, hangi eylemin disiplin cezasını gerektirdiği ve bu eyleme bağlanan yaptırımın ne olduğunu belli bir açıklık ve kesinlikte öngörülmesine imkân vererek, kanunilik ilkesini sağlamak durumundadır.Aksi halde; "memuriyetle bağdaşmayacak eylem ve davranışlarda bulunma hâlini oluşturan durumların objektif bir değerlendirme yapmaya imkân vermeyecek, keyfî uygulamalara yol açabilecek şekilde sınırlarının belirsizliğinin söz konusu olabilecek ( Anayasa Mahkemesi 22/4/2025 tarihli, E: ████████, K: ███████)" zamana, yere ve kişiye göre değişebilen sübjektif takdire elverişli ölçütlere göre; aynı eylemin, disiplin yönünden değerlendirilmesi sonucunda, aynı yargı yerinin farklı kurulları dahi farklı sonuçlara ulaşabilecektir.Bu duruma göre, 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede olan hareket için " yüz kızartıcı ve utanç verici" lik çerçevesi çizildiğinden, uyuşmazlıkta; "yüz kızartıcı"lık kavramını somutlaştırılması bakımından durum incelenmelidir.Anayasa’nın 76. maddesinin ikinci fıkrasında “... gibi yüz kızartıcı suçlardan…” ibaresine yer verilmiş, fıkrada sayılan suçlar dışında yüz kızartıcı suçların belirlenmesi konusunda kanun koyucuya düzenleme yapma imkânı tanınmış, idare veya yargı makamlarına takdir yetkisi bırakmamıştır (Anayasa Mahkemesi 8/███████ tarihli, E:████████, K████████ ). Anayasa 'da, cezai suç kavramı olarak yer almış ve diğer suçlara göre daha ağır olan katalog suçları belirlemek için kullanılan, "yüz kızartıcı"lık nitelemesi, yasa koyucu tarafından yapılmıştır.Cezai müeyyideler toplum düzeninin korunmasına yönelik iken, disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir alandır. Mevzuatımızda, kamu hizmetini yürütenlerin; disiplin yaptırımını gerektiren, eylem, işlem ve davranışlarını ve verilecek disiplin cezalarını belirleyen farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte; disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden; ayrıca düzenleme yapılarak, farklı bir ispat standardı veya oluşumsal unsurların belirtilmediği ve bu sürece ilişkin genel bir usul kanunu bulunmadığından, uygulamada ceza hukuku ilkelerine atıf yapıldığı görülmektedir. Nitekim, AİHM "... yasaklanan ve disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem ve davranışlar, cezai suç teşkil etmektedir. Bununla birlikte, disiplin makamlarının bu gerekçelere dayanabilmesi için cezai bir hükmün gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir bulgu mevcut değildir... bu yönde herhangi bir netliğin bulunmadığını dikkate alan AİHM, başvuranın davasında disiplin sorumluluğu ve cezai sorumluluk arasındaki çizgilerin, disiplin soruşturmasının en başından beri bulanık olduğu (AHİM- SEVEN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. ████████)";657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca, suçlamalardan beraat etmenin, aynı olaylar nedeniyle disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı kuralı yönünden ise; "Danıştay kararında geçen “ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı” ifadesinin, bu hususların hiçbirini aydınlatmadığı... ceza yargılamalarıyla eşzamanlı veya ceza yargılamalarının ardından yürütülen disiplin incelemelerinde üzerine atılı suç bulunan bir kişinin suçu yetkili bir mahkeme tarafından sabit bulununcaya kadar masum sayılma hakkının güvence altına alınması amacıyla izlenecek herhangi bir ilkeden" (AHİM KEMAL ÇOŞKUN/TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. ████████) bahsetmediği görüşündedir.Anayasa'nın 90. maddesinde, "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." hükmü yer almakta, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ülkemiz kabul edilmiş bulunmaktadır. "Cezai suç isnadı" kavramının, üye Devletlerin ulusal hukuk sistemlerinde kullanılan sınıflandırmalardan ayrı, "özerk" bir anlama sahip olduğu görülmektedir. İç hukukumuzda suç; Türk Ceza Kanunu'nda veya ceza hükmü içeren özel kanunlarda düzenlenen hukuka aykırı ve cezai yaptırıma bağlanmış eylemler olarak belirlemekte, disipline konu hareketin, aynı zamanda cezai suç teşkil etmesi halinde; Anayasa Mahkemesinin, Anayasa'nın 38. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (6. ve 7. maddeleri) ortak koruma alanına giren, suç isnadı sayılan yaptırımlar yönünden, güvencelerin ihlal edip etmediğini denetleme yetkisi bulunmaktadır.Anayasa Mahkemesi ise;"... disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmamasının beklendiği, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmayacağını (Barış Baş, B.No ██████████) " belirtmiştir.Disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden, ceza hukukuna ilişkin ilkeler ve sonuçlar belirleyici olmaktadır. Bu itibarla; yüz kızartıcı olan eylemlerin hangileri olduğuna dair genel bir kural yok ise de; bazı kanunlarda yüz kızartıcı suçlara ilişkin düzenlemeler yer almış olup, bu düzenlemelerin; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde kapsamında bulunana ve cezai suç olarak belirlenen eylemler yönünden, "yüz kızartıcı" kavramının somutlaştırılmasında esas alınıp, belirlilik ve öngörülebilirliğin sağlanacağı sonucuna ulaşılmıştır. Eylem tarihinden önce de yürürlükte bulunan, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun (█████/2004 - 5085 Kanun 7. md) 12. maddesinde; " Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasniî, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya ... mahkûm olanlar" hükmüne yer verilerek, iftira; yüz kızartıcı sayıldığından, davacıya atfedilen bu eylemin sübut bulması halinde; 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesi, hukuksal denetimin de bu çerçevede yapılması gerekir. Uyuşmazlıkta; davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına sebep olan "iftira" fiili nedeniyle adli yargı yerince ceza verilmediği, yüz kızartıcı bir fiil nedeniyle davacının mahkumiyetinin bulunmadığı dikkate alındığında, kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Bu durumda; temyize konu kararın yukarıda aktarılan gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile Daire kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.(XX) KARŞI OY : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile dava konusu işlemin iptali, yoksun kalınan maddi hakların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacıya ödenmesi yolunda ... İdare Mahkemesince verilen .. günlü, E:..., K:... sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararının aynen onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.