Mirasçılar Arasında Kadastro Tespiti İptali Talebiyle Açılan Davada, Taşınmazların Kazanılmış Zilyetlik ve Muristen Mal Kaçırma İddiaları Çerçevesinde Tapuya Tescil Uyuşmazlığı.
Özet: Temyiz incelemesine konu davada, davacılar ve asli müdahil, kök muristen intikal eden ve kadastro çalışmaları sırasında davalı mirasçı ile oğulları adına satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak tespit edilip tescil edilen birçok parselin, davalının diğer mirasçıların yokluğunu fırsat bilerek mal kaçırma saikiyle haksız şekilde kendi adına tescil ettirmesi nedeniyle hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, söz konusu tespitlerin iptali ve taşınmazların muris adına veya tüm mirasçılar adına hisseleri oranında tapuya tescilini talep etmişlerdir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ███████ K.İlk Derece Mahkemesince verilen karar davalı ... ve arkadaşları ve asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. köyü kadastro çalışma alanında bulunan 1 37... ve 26, 1 44... , 1 45... ve 28, 1 54... , 1 64... ve 5, 1 65... , 1 66... , 1 67... , 1 70... , 1 74... , 1 75... ve 1 87... parsel sayılı ve muhtelif yüzölçümlü taşınmazlar, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, eşit paylarla davalı ... ve müşterekleri adlarına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının kök muris ...' nun oğlu olduğunu, davacı ve davalı olan abisi ... hariç diğer kardeşlerinin evlenme ve iş durumlarından dolayı baba köyleri olan .. ilçesine bağlı .. köyünden ayrılıp başka illere yerleştiklerini, köyde kalan murislerinden kalan taşınmazları abileri ...'in kullanmalarına izin verdiklerini, davacının topraklarını terk etmediğini, köyüne gidip geldiğini, kadastro çalışmaları sırasında diğer kardeşlerinin köyde olmamasını fırsat bilen davalı ...'in kök muris babaları ..'den kalma tüm toprakları kendisi ve üç oğlu davalılar .., .. ve .. adına tespit ettirdiğini, kök muris ..'den intikal eden .. ili .. ilçesi .. köyü 1 37... (sehven yazdığını talebinin 1 37... parsele yönelik olduğu), 26, 1 44... , 1 45... ve 28, 1 54... , 1 64... , 5, 1 65... , 1 66... , 1 67... , 1 70... , 1 74... , 1 75... ve 1 87... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu belirterek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile tüm mirasçılar adına hisseleri oranında tapuya tescilini talep etmiştir.3. Davacılar ... ve arkadaşları vekili birleşen dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. köyü 1 37... ve 26, 1 44... , 1 45... ve 28, 1 54... , 1 64... ve 5, 1 65... , 1 66... , 1 67... , 1 70... , 1 74... , 1 75... ve 1 87... parselin evvelinin murisin babası ...'ndan eklemeli zilyetlikle davacıların babası muris ...'nun zilyetliğinde çay bahçeleri vasfındaki taşınmazlar olduğunu, taşınmazların yapılan tespitinde 1/4 hisssesinin ..., 1/4 hissesinin ..., 1/4 hissesinin ... adına tespit edildiğini, ..'in murisin babası, ...'nun murisin üvey kardeşi olduğunu, murisin babası ..'in ..'nda doğup, orada büyüğünü, ../.. köyünde yaşayan üvey kardeşi muris ... ile hiç karşılaşmadığını, birlikte yaşamadıklarını, bu nedenle davalı ...'nun itirazını kabul etmediklerini, davacıların babası muris ...'nun, eklemeli zilyetlikle Kadastro Mahkemesi kararı kesinleşmeden 70 yıldan fazla bir süredir ihtilafa konu taşınmazları işlettiğini, muris ...'nun İstanbul'da bulunan mal varlığını da kızlarından mal kaçırmak maksadı ile 1/4'ünü kendi üzerinde bırakarak kalan kısmını satış olarak gösterip üç oğluna eşit paylarda bağışladığını, bu hususta da İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi ███████ Esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını belirterek davalılar adına tespit edilen taşınmazların tespitinin iptali ile davacıların hisseleri oranında adlarına tapuya tescilini talep etmişlerdir.4. Asli müdahil ... vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu taşınmazların eski tapu kaydı kapsamında kaldığını, davacının da anneannesi .. ve .. kızı .. vasıtasıyla aynı yerlerde hak sahibi olduğunu, mevcut tapu kayıtlarında malik olarak görülen .. oğlu ..'nin asıl davacının babası olduğunu, davacı ve davalıların aynı kökten mirasçı durumunda olduklarını belirterek, davaya asli müdahil olarak katılma talebinin kabulü ile kadastro tespitinin iptalini talep etmiştir. 5. Davacı ... .. ve arkadaşları vekili ıslah dilekçelerinde; muris ...'nun dava konusu taşınmazları kızlarından mal kaçırmak, miras payından mahrum bırakmak için kendisi ve üç oğlu adına tespit ettirdiğini, davacıların dedesi .. .. ..nun 1955 yılında taşınmazları oğlu ...'na bırakarak ..'ya gittiğini, orada yeniden evlenerek bir daha taşınmazların bulunduğu .. (..) köyüne dönmediğini, ...'nun da 1955 yılından kadastro çalışmasının başlamasına kadar taşınmazları nizasız kullandığını, bu süre içerisinde muris ...'na diğer davacılar tarafından açılmış bir dava bulunmadığını, murisin müvekkilleri olan davacılardan mal kaçırmak amacıyla kendisi ve oğulları adına tespit ettirdiği taşınmazlarda davacıların hakkının bulunduğunu belirterek, 1 37... , 26, 1 44... , 1 45... , 28, 1 54... , 1 64... , 5, 1 65... , 1 66... , 1 67... , 1 70... , 1 74... , 1 75... ve 1 87... parsellerin kadastro tespitinin iptali ile muris ... adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP1. Davalı ... cevap dilekçesinde; kendisine ve diğer davalılara gönderilen tebligatın usulüne aykırı tebliğ edildiğini, açılan davayı akrabası ... aracılığı ile öğrendiğini, davacıların taleplerinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, ispat külfetinin davacılarda bulunduğunu, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı dolduktan sonra açıldığını, davaya konu yerlerin kullanımının tamamının babaları ...'na ve kendilerine ait olduğunu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. madde gereği edinme şartlarının oluştuğunu, davacıların tapusuz olan bu yerlere karşı mülkiyet iddiasında bulunamayacağını, davacının 70 yıl sonra dava açmasının kabul edilemeyeceğini, davacı ve ailesinin köye gelip gitmediklerini, arazileri kısa süreliğine de olsa kullanmadıklarını, davacı ve aynı anneden olan kardeşlerinin doğum yerlerinin .. olduğunu ve hep orada ikamet ettiklerini, adlarına tespit yapılan yerlerin tamamının babası ...'na davacıların kök murisi olmayan kişilerden intikal ettiğini, babasına miras bırakan kök murisin babasının annesi .. ve onun annesi .. olduğunu, bunun dışında kalan taşınmazlarında babası ve kardeşlerinin edinmiş oldukları taşınmazlar olduğunu, davaya dahil edilen ...' nun da taşınmazların 40 yıldır kendilerine ait olduğunu kabul ettiğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla dedesi .. ..'nin Tapu Sicil Müdürlüğünde bulunan kayıtlara göre sahibi bulunduğu tapulu yerlerini de babasına sattığını, ..'nda bulunan yerleri de diğer eşinden olma davacı ve kardeşlerine paylaştırdığını, kök muris dedesinin .. köyünde ve ..'nda ayrı ayrı arazileri bulunduğunu belirterek ve ..'nda bulunan taşınmazlara yönelik dava açma hakkını saklı tutarak, davanın reddini savunmuştur.2. Davalı ... cevap dilekçelerinde; kendisine gönderilen tebligatın usulüne aykırı tebliğ edildiğini, açılan davayı akrabası ... aracılığı ile öğrendiğini, davacıların taleplerinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, ispat külfetinin davacılarda bulunduğunu, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı dolduktan sonra açıldığını, davaya konu yerlerin kullanımının tamamının babaları ...'na ve kendilerine ait olduğunu, 3402 sayılı Kanun'un 14. madde gereği edinme şartlarının oluştuğunu, davacıların tapusuz olan bu yerlere karşı mülkiyet iddiasında bulunamayacağını, davacının 70 yıl sonra dava açmasının kabul edilemeyeceğini, davacı ve ailesinin köye gelip gitmediklerini, arazileri kısa süreliğine de olsa kullanmadıklarını, davacı ve aynı anneden olan kardeşlerinin doğum yerlerinin .. olduğunu ve hep orada ikamet ettiklerini, adlarına tespit yapılan yerlerin tamamının babası ...'na davacıların kök murisi olmayan kişilerden intikal ettiğini, babasına kök murisin babasının annesi .. ve onun annesi .. olduğunu, bunun dışında kalan taşınmazlarında babası ve kardeşlerinin edinmiş oldukları taşınmazlar olduğunu, davacı tarafından davaya dahil edilen ...'nun da taşınmazların 40 yıldır kendilerine ait olduğunu kabul ettiğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla dedesi ..'nin tapu Sicil Müdürlüğünde bulunan kayıtlara göre sahibi bulunduğu tapulu yerlerini de babasına sattığını, ..'nda bulunan yerleri de diğer eşinden olma davacı ve kardeşlerine paylaştırdığını, kök muris dedesinin .. köyünde ve ..'nda ayrı ayrı arazileri bulunduğunu belirterek ve ..'nda bulunan taşınmazlara yönelik dava açma hakkını saklı tutarak, davanın reddini savunmuştur.3. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, dava konusu taşınmazların tamamının 70 yıldan beri kendisi ve çocukları tarafından kullanıldığını, davacıların dava konusu taşınmazın bulunduğu köyü bilmediklerini, gelip, gitmediklerini, davacının tapusuz olan yerler için dava açmasının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, tapusu olmayan ve kendileri adına tespit gören yerlerin kendisine davacının kök murisi olmayan kişiden intikal ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile babası adına tapulu olan yerleri de babasının kendisine sattığını ve bıraktığını, ..'nda bulunan yerleri ise babasının diğer eşi .. .. ve onun çocuklarına bıraktığını, bu şekilde malları paylaştırdığını, babasının iki kadın ile evli olduğunu, diğer eşi ve ondan olma çocuklarının ..nda yaşadıklarını, annesi ve kendisinin ise Of..ilçesinde yaşadıklarını, babasının .. ve ../.. köyünde ayrı ayrı arazileri olduğunu, babasının ../.. köyünde olan taşınmazları kendisine, ..'nda olan yerleri ise diğer eşi .. ve ondan olan çocuklarına bıraktığını, babasının paylaşım yaparken eşitlik sağlamak adına bir kısım yerleri bedeli karşılığında kendisine sattığını, babasının muvazaalı olarak ..'nda bulunan ve kendisinin de miras hakkının bulunduğu ve bu paylaşım dışında kalan yerler için kendisinin de tapu iptali ve tescil davası açacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 31.10.2014 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile, "davacının dayanağı olan tapu kaydının sınırları itibarıyla dava konusu taşınmaza uyduğu ve yine ortak beyanlarında söz konusu taşınmazın uzun yıllardan bu yana nizasız ve fasılasız olarak davalı ... tarafından kullanıldığı belirtilmiş, buna istinaden Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın kabulüne karar verdiği, yine görevsizlik kararı üzerine dosyanın kadastro mahkemesine gönderilmiş olup, yapılan keşif sonrasında fen bilirkişisi ..'in denetime elverişli raporunda da davacının dayandığı tapu kaydının 1 87... , 2, 3, 4, 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı belirtilmiş olmakla tapu kaydına itibar etmek gerektiği, buna göre davacının talebi gibi tapu kaydındaki murisinin hissesi olan 6/18 hisse oranındaki payı tapu kaydındaki muris ... mirasçılarına miras payları oranında paylaştırıldığı ve kalan 12 payın ise adına kadastro tespiti yapılmış olan tespit maliklerine paylaştırıldığı, dava konusu taşınmazlardan 1 87... parsel sayılı taşınmazın ise malik hanesi boş bırakılarak kadastro mahkemesine devredilmiş olduğundan bu taşınmaza yönelik olarak 12 payın Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan keşifte her iki tarafın tanıklarının ve mahalli bilirkişinin beyanına itibar edilerek zilyetlik hükümleri gereğince davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, 1 87... , 2, 3, 4, 5, 7 parsel sayılı taşınmazların her biri 18 pay kabul edilerek 6 payının davacının murisi ... mirasçıları adlarına payları oranında, geri kalan payların tespit malikleri adına payları oranında, 1 87... parsel sayılı taşınmazın 18 pay üzerinden 6 payının davacının murisi ... mirasçıları adına payları oranında, geri kalan payın ise davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 31.10.2014 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı davalılar .. .. ve arkadaşları, .. .. ve arkadaşları, ... . ve arkadaşları ve davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 13.06.2017 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla, "İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların davacı ...'nun dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesi ile davacının murisinin tapudaki 6/18 payının muris ...'nun mirasçıları adına tesciline geri kalan █████ payın ise davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Ancak davacı ... ve arkadaşları tarafından farklı iddia ve sebeplere dayalı olarak 1 87... parsel sayılı taşınmaz hakkında açtıkları birleştirilen dava hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmadığı gibi sözü edilen davacılar temyize konu kararın başlığında dahi taraf olarak gösterilmediği gibi aktarılan davanın konusunun yöntemince belirlenmemiş olması nedeniyle yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dosyanın incelenmesinde; davacı .. 'nun, tapu kaydına dayalı olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde el atmanın önlenmesi davası açtığı, taşınmaz başında yapılan keşif sonucunda fen bilirkişisi Hasan Mangan tarafından düzenlenen 15.05.2007 tarihli harita ve raporda dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 1.500,00 m² yüzölçümündeki çaylık alan ile 3.000,00 m² yüzölçümündeki ağaçlık alan olduğu belirlendiği ve Asliye Hukuk Mahkemesince bu kısım üzerinde davacının tapudaki payı oranında davalının el atmasının önlenilmesine karar verildiği, davalının temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmesi nedeniyle görev yönüyle usulden bozulduğu anlaşılmaktadır. Sözü edilen Dairece kararın esası hakkında bir inceleme yapılmamış ise de yapılan keşif sonucunda dava edilen taşınmazın sınırları ve miktarının belirlendiği, davacının karara karşı temyiz talebinin olmadığı dikkate alındığında aktarılan davanın kapsamının Asliye Hukuk Mahkemesinin hükmüne dayanak fen bilirkişi raporunda gösterilen 4.500,00 m² yüzölçümündeki yer olduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar hükmün görev yönünden bozulması üzerine davanın Kadastro Mahkemesine aktarılmasından sonra aktarılan davanın kapsamının belirlenmesi amacıyla taşınmaz başında keşif yapılmış ve keşif sonucunda fen bilirkişisi ...tarafından düzenlenen 11.11.2010 tarihli harita ve raporda 1 87... , 2, 3, 4, 5, 6, 7 parsel sayılı yaklaşık 19 dönüm yüzölçümündeki alan aktarılan davanın kapsamı olarak gösterilmiş ise de gerekçesiz ve soyut nitelikteki bu rapora itibar etmek mümkün değildir. O halde; öncelikle taşınmazlar başında yeniden keşif yapılarak Asliye Hukuk Mahkemesinin hükmüne dayanak fen bilirkişi raporunda gösterilen 4.500,00 m² yüzölçümündeki yerin sınırları, hangi ada-parsel sayılı taşınmazları kapsadığı teraddütsüz belirlenmeli, bundan sonra aktarılan dava kapsamı yönünden tarafların tüm delilleri toplanarak savunmalar doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılıp bir karar verilmelidir. Aktarılan davanın kapsamı dışında kalıp da hakkında askı ilan süresinde açılmış dava bulunmayan taşınmazların tutanak asılları ve eklerinin ise kesinleşme işlemlerinin olağan usullere göre tamamlanması için Kadastro Müdürlüğüne iade edilmesi gerektiği düşünülmelidir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılaması sırasında asıl dava dosyasının davacısı ... ve arkadaşları ve birleşen dava dosyasının davacısı ...'nun dava konusu ettiği 1 87... parsele yönelik davaları tefrik edilerek temyiz incelemesine konu dava dosyası ile birleştirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "dava konusu 1 74... ve 1 75... parsel numaralı taşınmazlara dosya içerisinde mevcut Haziran 1289 yoklama tarihli ve ... numaralı tapu kaydı uymuştur. Bu tapu kaydının maliki davalılar ve bir kısım davacıların murisi ...'dur. Tapulu taşınmazlarda mülkiyetin devrinin geçerli olabilmesi tapuda resmi şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Tespit malikleri .., .. ve ...'na ... tarafından tapuda resmi şekilde yapılmış hisse devri bulunmamaktadır. Bu nedenle bu parseller bakımından birleşen ███████ Esas numaralı dosya yönünden davanın kabulüne, ana dosya yönünden ise davanın reddine karar verilerek ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline dair hüküm kurulmuştur. Dava konusu 1 67... ve 1 70... parsel numaralı taşınmazlara uygulanan Haziran 1289 yoklama tarih ve ... numaralı tapu kaydının sınırlarında dönüklük olduğu anlaşıldığından bu taşınmazlara ait olmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca dönüklük olmasına rağmen kaydın bu taşınmazlara uyduğunu kabul etsek bile, tespit malikleri ..., .., .. ve ...'nun hisseli kayıt maliki olduğu, insan ömrüne yaklaşan süre boyunca bu taşınmazların ... ve oğulları tarafından kullanılması ve tespit tarihine kadar bu kullanıma kimsenin itiraz etmemesinden, tapu kayıt malikleri arasında yapılan harici taksimde bu parselin ... ve oğulları .., .. ve ...'ya isabet ettiğinin kabulü gerekmektedir. Dava konusu 1 37... ve 26 parsel 1 44... parsel 1 45... ve 28 parsel 1 54... parsel 1 64... ve 5 parsel 1 65... parsel 1 66... parsel 1 67... parsel 1 70... parsel numaralı taşınmazların kök muris ...'dan intikal eden yerler olduğu dosya kapsamıyla sabittir. Bu taşınmazlar tapusuz yerler olduğundan menkul hükmündedir. Mülkiyetin devri için zilyetliğin devri gerekli ve yeterlidir. Keşifte alınan yerel bilirkişi ve tanık beyanlarıyla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, ... sağlığında dava konusu taşınmazlarının kullanım ve tasarrufunu oğlu ...'na bırakarak ..'na yerleşmiş ve orada kendisine iş kurarak bir daha .. ilçesi .. Mahallesine dönmemiş, dava konusu taşınmazları bir daha hiç kullanmamıştır. ... sağlığında yaptığı miras taksimi ile köydeki taşınmazlarını köydeki oğlu ...'na, ..'ndaki malvarlığını ise ikinci evliliğinden olma evlatlarına vermiştir. Murisin sağlığında yaptığı taksim bağışlama hükmünde olup, tapusuz taşınmazlarda mülkiyetin nakli için zilyetliğin devri yeterli olduğundan ve ... da dava konusu taşınmazların zilyetliğini oğlu ...'e sağlığında devrettiği için, bağışlamanın usulüne uygun olarak yapıldığı kanaati Mahkememizce hasıl olmuştur. Bu nedenle ana dosya yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen ███████ Esas sayılı dosya davacıları muris muvazaası iddiasına dayanmışlardır. Ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre tapusuz taşınmazlarda muris muvazaası iddiası dinlenemez. Kadastro tespitleri ...'nun sağlığında yapılmıştır. ... Mahkememize sunduğu 15.02.2010 havale tarihli cevap dilekçesinde, kadastro tespitlerinin doğru yapıldığını, dava konusu taşınmazların 70 yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğinin kendisi ve oğullarında olduğunu belirtmiştir. Keşifte alınan yerel bilirkişi ve tanık beyanlarıyla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, ... sağlığında dava konusu taşınmazlarının kullanım ve tasarrufunu oğullarına bırakmıştır. Tapusuz taşınmazlarda mülkiyetin nakli için zilyetliğin devri yeterli olduğundan ve ... da dava konusu taşınmazların zilyetliğini oğullarına sağlığında devrettiği için, bağışlamanın usulüne uygun olarak yapıldığı kanaati Mahkememizce hasıl olmuştur. Bu nedenle, dava konusu bu parseller yönünden birleşen ███████ Esas numaralı dosyada davanın reddine karar verilerek, dava konusu taşınmazların kadastro tespit malikleri, ölmüş olanların ise mirasçıları adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline dair hüküm kurulmuştur. Dava konusu 1 87... parsel numaralı taşınmazın ise ...'dan intikal eden yerlerden olmadığı, asli müdahil ...'nun dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı anlaşılmakla, ana dosya ve birleşen ███████ Esas numaralı dosya bakımından davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen ███████ Esas sayılı dosya davacıları muris muvazaası iddiasına dayanmışlardır. Ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre tapusuz taşınmazlarda muris muvazaası iddiası dinlenemez. Kadastro tespitleri ...'nun sağlığında yapılmıştır. ... Mahkememize sunduğu 15.02.2010 havale tarihli cevap dilekçesinde, kadastro tespitlerinin doğru yapıldığını, dava konusu taşınmazın 70 yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğinin kendisi ve oğullarında olduğunu belirtmiştir. Keşifte alınan yerel bilirkişi ve tanık beyanlarıyla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazı ...'nun kayınpederi .. ..'dan satın aldığı, sağlığında kullanım ve tasarrufunu oğullarına bıraktığı anlaşılmakla, tapusuz taşınmazlarda mülkiyetin nakli için zilyetliğin devri yeterli olduğundan ve ... da dava konusu taşınmazın zilyetliğini oğullarına sağlığında devrettiği için, bağışlamanın usulüne uygun olarak yapıldığı kanaati Mahkememizce hasıl olmuştur. Bu nedenle, dava konusu bu parseller yönünden birleşen ███████ Esas numaralı dosyada davanın reddine karar verilerek, dava konusu taşınmazların kadastro tespit malikleri, ölmüş olanların ise mirasçıları adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline dair hüküm kurulmuştur. Kadastro davalarında husumetin tespit malikine, tespit maliki ölmüş ise mirasçılarına yöneltilmesi gerekir. Davalılar ..., ..., ... ve ... tespit maliki ya da ölü tespit maliklerinin mirasçısı değildir. Bu nedenle ana dosyada davalılar ..., ..., ... ve ...'ya yöneltilen davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine dair hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle asıl davanın reddine, davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine, birleşen ███████ Esas sayılı dosya yönünden davanın reddine, birleşen ███████ Esas sayılı dosya yönünden davanın kısmen kabulüne, 1 37... ve 26, 1 44... , 1 45... ve 28, 1 54... , 1 64... ve 5, 1 65... , 1 66... , 1 67... , 1 70... , ve 1 87... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit ve komisyon kararlarının iptali ile kadastro tutanaklarındaki vasıf ve yüzölçümleriyle toplam 1280 pay kabul edilerek ... mirasçıları adlarına payları oranında tapuya tescillerine, 1 74... ve 1 75... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit ve komisyon kararlarının iptali ile kadastro tutanaklarındaki vasıf ve yüzölçümleriyle toplam 320 pay kabul edilerek ... mirasçıları adlarına payları oranında tapuya tescillerine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Asli müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesine sunmuş oldukları 22.11.2017 tarihli dilekçeleri ile asli müdahil olarak davaya katılmış bulunduklarını, asli müdahil harçlarının taraflarınca yatırıldığını, 19.01.2018 tarihli duruşmada da asli müdahil vekili olarak duruşmalara kabullerine karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında asli müdahil olarak adları geçmiş olmasına rağmen, kararın hüküm kısmında talepleri yönünden kabul veya ret şeklinde herhangi bir hüküm kurulmadığını belirterek, asli müdahilin davasının kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazlarda tüm paydaşların dahil olduğu bir taksim olmadığını, davalıların, dava konusu taşınmazı kök muristen satın aldıkları iddiasının açık bir muvazaa olduğunu davanın miras hükümlerine göre kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davacılar ... ve arkadaşları vekili katılma yolu ile sunmuş oldukları dilekçelerinde; daha önce kararı 14.03.2022 tarihinde kararı temyiz ettiklerini, 14.03.2022 tarihli dilekçelerini tekrar ettiklerini kararı ayrıca katılma yoluyla da temyiz ettiklerini, İlk Derece Mahkemesi ana gerekçelerinden olan muris ..'in mal varlığını ilk eşinden olma davalıların babası ... ile ikinci evliliğinden olan oğulları .. ile .. arasında bölüştürdüğünü, ...'e dava konusu olan .. köyündeki taşınmazları, davacı ... ve diğer kardeşi ..ye ise ..'ndaki taşınmazları devrettiğinden bahisle davanın reddedildiğini, dava konusu taşınmazların .., ondan da .. ..'e, ondanda kendi oğullarına ve tüm mirasçılarına geçeceğini, İlk Derece Mahkemesinin taksime tüm mirasçıların dahil edildiğine nasıl karar verdiğinin anlaşılamadığını, mazeret bildirmelerine rağmen yokluklarında keşif yapıldığını, taraflarına tanık dinletme imkanı tanınmadığını, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, mahalli bilirkişilerin usulüne uygun seçilmediğini, taraflarına mahalli bilirkişilere karşı beyan ve itiraz hakkı tanınmadığını, davalıların dahiliyle keşif mahalinde anlık seçilen bilirkişiler ile karar verilmesinin usul ve kanuna uygun olmadığını, taraflarında sunulan eski tapu kayıtlarında muris .. .. ve babası ortak kök muris ..'ın görüldüğünü, dava konusu taşınmazların ortak murislerden geldiğinin ispat edildiğini, tapu kayıtların satış görülen yerlerinde muvaaza olduğunun açık olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin davalının soyut delillerine ikna olarak taksime ikna olarak davayı reddettiğini ve davacıların miras karinesine dayandığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kimden geldiği ve kimin lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; asıl ve birleşen ███████ Esas, ███████ Esas sayılı dava dosyalarında davacıların dava konusu ettikleri 1 87... parsel dışında kalan dava konusu tüm parseller yönünden ...'nun asli müdahale talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesinin 19.01.2018 tarihli ara kararı ile usulüne uygun vekaletnameye istinaden .. Barosu avukatlarından ...'in asli müdahil ... vekili olarak duruşmalara kabulüne karar verildiği, ancak dosya içerisinde müdahale talebine yönelik harçların yatırıldığına dair harçlandırma tarihlerini gösterir makbuzlar bulunmadığı gibi, İlk Derece Mahkemesince de harç eksikliğinin giderilmesine yönelik olarak talepte bulunana usulüne uygun şekilde süre verilmediği de anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 Sayılı Kanun) hem fer’i hem de asli müdahale düzenlenmiştir (65 vd. maddeleri). Her iki müdahalenin davaya etkisi ve sonuçları farklıdır. Asli müdahale, iki taraf arasında devam etmekte olan bir davada üçüncü bir kişinin o davanın konusunu oluşturan hak veya şey üzerinde kısmen veya tamamen kendisinin hak sahibi olduğunu ileri sürmesi ve bu hakkını, harcını da ödeyerek bağımsız bir davanın konusu yapmasıdır. Başka bir ifadeyle, asli müdahale talebi, bir davanın konusunu oluşturan şey veya hakkın, tamamen veya kısmen o davanın taraflarına değil, müdahale talebinde bulunana ait olduğu iddiasını içerir ve bağımsız bir dava niteliğinde olması nedeniyle de harca tabidir. Bu açıklamalar ışığında dava dosyası incelendiğinde; Asli müdahil ...' nun 22.11.2017 tarihli dilekçesi ile asli müdahil sıfatı ile davaya katıldığı, ancak dosya içerisinde 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (492 sayılı Kanun) uyarınca gerekli peşin yargı harçlarını yatırdığına dair makbuzların bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince de müdahale talebinde bulunana harç eksikliğini gidermesi yönüyle süre ve imkan tanınmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 65. maddesine göre, davaya asli müdahil olan ...'nun davasının, aynı maddenin 2. fıkrasına göre asıl yargılama ile birlikte yürütülüp karara bağlanması gerekirken, İlk Derece Mahkemesince müdahilin davası hakkında olumlu, olumsuz hüküm kurulmadığı ve karar başlığında isminin dahi yazılmadığı, gerekçeli karar tarafına tebliğ edilmekle yetinildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Kanun'un "hükmün kapsamı" başlığını taşıyan 297. maddesinin (b) bendinde, tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile T.C. kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad soyadları ile adreslerinin de kararda yer alması gerektiği düzenlenmiştir. Belirtilen kanun hükmüne göre tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile adreslerinin karar başlığında gösterilmesi zorunludur. İlk Derece Mahkemesince, bu yasal düzenlemeye aykırı düşecek şekilde asli müdahil ...'nun isminin gerekçeli karar başlığında gösterilmemiş olması isabetsizdir.Hal böyle olunca; asli müdahale talebinde bulunan ...'na, birleşen ███████ Esas sayılı dava dosyasında 1 87... parsele yönelik davası bulunduğu da gözetilerek, müdahale talebine yönelik Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi gereğince ödemesi gerekli olan harç tutarı belirlenip, verilen süre içinde bu bedelin yatırması, aksi halde dilekçelerinin reddine karar verileceği hususunun hatırlatılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönde her hangi işlem yapılmamış olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına ve bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.VI. KARARYukarıda açıklanan nedenlerle;Asli müdahil ...'nun temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,Bozma nedenine göre davacılar ...ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.