Kadastro tespitine itirazda tapu miktarı fazlası, 1617 ve 2863 sayılı Kanunlar kapsamında kültür varlığı araştırması ve Hazine tescili.
Özet: Hazinenin, davalıların murisleri adına tespit edilen 317 parsel numaralı 105.560 m² yüzölçümündeki taşınmazın tapu kaydı fazlasının kendisine ait olduğu iddiasıyla açtığı kadastro tespitine itiraz davasında, uzun süren yargılama sürecinde ilk derece mahkemesinin kararı önce Yargıtayca bozulmuş, bozmaya uyularak verilen yeni kararın düzeltilerek onanması üzerine, davalı ve asli müdahiller tarafından sunulan karar düzeltme dilekçeleri neticesinde dosyanın incelenmesi aşamasına gelinmiş; ihtilafın özünde taşınmazın bir kısmının tapuya dayalı olarak davalılara, bir kısmının ise hazineye tescili kararı ve önceki bozma ilamındaki kültür ve tabiat varlığı araştırması gerekliliği bulunmaktadır.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı ... vekili, davalı ... vekili, temyiz talebi ek kararla reddedilen davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.Davalı ... mirasçıları vekili, davalı ... vekili ve asli müdahil ... ... tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A RKadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında bulunan 317 parsel sayılı 105.560 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Haziran 1289 yoklama tarihli ve 123 sıra numaralı tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla davalıların murisleri adına tespit edilmiştir.İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı ... vekili 19.11.1976 tarihli dava dilekçesinde özetle; tapu miktarının 2 dönüm, tespit miktarının ise 105.560 m² olduğunu, tapu miktarından fazla kısmın 50 dönümden çok fazla olduğunu, bir kişinin tapulama bölgesinde 50 dönümden fazla bir gayrimenkule zilyet bulunamayacağı hususunun 1617 sayılı Kanun ile öngörülmüş bulunduğunu, tespite esas tapunun hudutları itibarıyla tevsie müsait nitelikte olduğunu, tapu miktar fazlasının kültür arazisi vasfında ise Hazine adına tescil edilmesi, halen Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden ise tespit dışı bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini, tapu miktar fazlası kısmın 20 dönümden fazla olmakla fazlası hakkında vergi kaydı mecburiyeti olduğunu, davalıların vergi kaydı da ibraz etmediğini belirterek, bu kısımlar hakkında da yukarıda belirtildiği şekilde Hazine adına ya da tespit dışı bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada ... 04.02.1983 tarihli dava dilekçesinde özetle; 123 sıra numaralı, tarafları ..., .. ..., çay ve tarik ile çevrili olan tarla vasıflı olan tapunun .. .. .., ..., .. .. .., .. ve .. .. ... adlarına kayıtlı olduğunu, taşınmazın ..'a ait hissesini, mirasçılarından satın aldığını, davalıların haksız yere tecavüz ve müdahale ettiklerinden haksız el atmanın önlenmesini karar verilmesini talep etmiştir.Asli müdahil ... .. 26.05.2016 tarihli müdahale dilekçesinde; ...'un 317 parseldeki hissesinden 1.228 m²sini 26.12.2012 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle kendisine satmayı vaat ve taahhütte bulunduğunu, bu sözleşme doğrultusunda anılan miktardaki hissenin adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne, 317 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının, kadastro komisyon kararının iptaline, fen bilirkişi ..'ın 26.11.1991 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterdiği 90.880 m²lik kısmın aynı parsel numarası altında davalılar adına tapuya tesciline, aynı raporda (B) harfiyle gösterilen 13.400 m² ve (C) harfiyle gösterilen 1.280 m²lik bölümlerin aynı yer son parselden sonra gelen ilk parsel numarası verilerek Hazine adına tapuya tesciline, davacı ...'ın dava dilekçesinin görev yönünden reddine, Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hükmün, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.09.1999 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla "İlk Derece Mahkemesince dava konusu parselin bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen kısmının tespitin dayanağı tapu kapsamında kaldığı, tapunun değişmez sınırlı olduğu gerekçesiyle o bölümün davalılar adına tesciline, krokide (B) harfiyle gösterilen yerin kullanılmayan taşlık, (C) harfiyle gösterilen yerin ise eski harabe olduğu gerekçesiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de Mahkemenin bu kabulünün dosya içeriğine uygun olmadığı gibi 2863 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan araştırmanın da hüküm kurmak için yeterli bulunmadığı, bu doğrultuda, 2863 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri ve Kurul kararları uyarınca araştırma yapılması, Kurul kararlarına ekli haritaların uygulanması sonucu taşınmazın tamamının ya da bir kısmının korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı ya da bunların koruma alanı olduğu saptanması durumunda, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilerek buna ilişkin beyanlar hanesine şerh verilmesi, kültür ve tabiat varlığı ile koruma alanı dışında kalan bölümler için koşulları varsa davalı kişi ya da kişiler adına tapuya tescil kararı verilmesi gerekeceğinden, tespitin dayanağı tapu kaydı iki dönüm yüzölçümünde olup, taşınmazı tamamen çevrelemediği, açık yön bulunduğu anlaşıldığından dava konusu taşınmaza yakın komşu 137, 139, 140, 141, 1 64... numaralı parsellerin tutanak örnekleri ve dayanakları getirtilerek bunlardan yararlanmak suretiyle yeniden uygulama yapılması ve ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gereğine değinilip, kabule göre de (C) harfiyle gösterilen eski harabe niteliğindeki kısmın Hazine adına tesciline karar verildiği halde, tapunun beyanlar hanesine şerh verilmemesinin isabetsiz olduğu" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Mahkeme tarafından yapılan keşif sonrası orman mühendisi ve harita mühendisi tarafından hazırlanan 26.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan orman kadastrosunun dava nedeniyle kesinleşmediği, taşınmazın durumunun hava fotoğraflarına göre belirlenmesi gerektiği, hava fotoğraflarına göre taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, 19 56... tarihli hava fotoğrafına göre dava konusu taşınmazda herhangi bir imar-ihya işleminin yapılmadığı yönünde görüş bildirildiği, ziraat bilirkişi tarafından hazırlanan 04.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazda herhangi bir imar-ihya çalışmasının olmadığı yönünde görüş bildirildiği, arkeolog bilirkişi tarafından hazırlanan 22.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazda bulunan su kanalının olduğu 6.437,77 alanın korunmasına kamu yararının olduğu yönünde görüş bildirildiği, bu doğrultuda, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, dayanak Haziran 12 89... numaralı tapu kaydının uygulandığı, mahalli, tespit bilirkişi ve tanık beyanlarına göre tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, tapu kaydının değişebilir sınırlı olması nedeniyle miktarı itibarıyla geçerli olduğu, tapu kaydının miktarının 2 dönüm olduğu, sabit sınırda bulunan taşınmazın 1837,80 m²lik kısmın tapu kaydı kapsamında kabul edilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazın geri kalan kısmının tapu kaydı miktar fazlası olması nedeniyle 3402 sayılı Kanunun 14... . maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, taşınmazda imar-ihyanın yapılmadığı, bu nedenle davalılar lehine zilyetlik şartının gerçekleşmediği" gerekçesiyle asıl ve birleşen dosya yönünden; davacı ...'ın davasının reddine, davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne, dava konusu .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 317 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle taşınmazın 26.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 1.837,80 m²lik kısmın tespitteki yüzölçüm ve vasfıyla tespit malikleri adına tespit ve tesciline, (B) harfiyle gösterilen 103.722,30 m²lik kısmın farklı bir parsel numarası verilmek suretiyle tespitteki vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline, (B) harfiyle gösterilen kısmın beyanlar hanesine 1. derece sit alanı içerisinde olduğu şerhinin düşülmesine karar verilmiş; hükmün, davacı ... vekili, davalı ... vekili ve ek kararın ise davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 24.03.2025 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla, İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Düzelterek onama ilamı sonrası, bu defa, davalı ... mirasçıları vekili, davalı ... vekili ve asli müdahil ... ... tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiştir. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına, Yargıtay ilamında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davalı ... mirasçıları vekili ve davalı ... vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir. 2. Asli müdahil ... ..'in talebine gelince; adı geçen asli müdahil tarafından 26.05.2016 tarihli harçlandırılmış dilekçeyle davaya müdahale talebinde bulunulmuş, İlk Derece Mahkemesince asli müdahilin talebi hakkında karar verilmediği gibi gerekçeli karar da anılan tarafa tebliğe çıkarılmamıştır. Bu hususun, Dairemizce 24.03.2025 tarihinde yapılan temyiz incelemesinde gözden kaçırıldığı anlaşılmakla, adı geçen asli müdahilin talebinin temyiz istemi olarak kabulüyle işin esasının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, kadastro sonrası nedenlere dayanan asli müdahil ... ...'in talebi hakkında görevsizlik kararı verilmesi hususunun düşünülmesi gerekirken, anılan müdahilin talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2. maddesine aykırılık oluşturduğundan, İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönüyle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalı ... mirasçıları vekili ve davalı ... vekilinin karar düzeltme istemlerinin REDDİNE,Asli müdahil ... ...'in temyiz talebinin yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.