Kadastro Kanunu 12/3 maddesi uyarınca hazine adına ham toprak vasfıyla tescil edilen 2/b arazisinin tapu iptali ve tescili talepli davada hak düşürücü süre itirazının incelenmesi.
Özet: Davacılar, 6831 sayılı Orman Kanununun 2/b maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarılarak ham toprak vasfıyla hazine adına tescil edilen ve 40 yılı aşkın süredir kullanıp üzerinde ıslahlar yaptıklarını iddia ettikleri taşınmazın tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini talep etmiş, ancak ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, 29.07.2010 tarihinde kesinleşen kadastro tespitine karşı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle davayı reddetmiş; davacılar ise temyiz başvurularında taşınmazdaki emeklerini, 10 yıllık sürenin yanlış hesaplandığını ve bu red kararının hukuka aykırı olduğunu savunmuşlardır.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sonucunda, .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 17... parsel sayılı 12.776,01 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhi yazılarak ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili .. ilçesi .. Mahallesinde bulunan 1 17... parselde kayıtlı taşınmazın davacıların babasından bu yana 40 yılı aşkın zamandır kullandıklarını, mevcut taşınmazda davacılar tarafından dikilmiş 15-20 belki daha fazla yaşlarında meyveler ve ağaçların bulunduğunu, dava konusu yerin 2/B arazisi iken 2011 yılında yapılan kadastro çalışması ile davacılara satışı gerekirken ham toprak vasfıyla kayıt edilmesinin hukuka ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini, davacıların annesinin 2017 yılında Milli Emlak Müdürlüğüne satın alma ve kiralama başvurusunda bulunduklarını, sonucunun olumlu veya olumsuz olarak belli olmadığını belirterek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin dolduğunu, tapulu taşınmazın zilyetlik yolu ile kazanılmasının mümkün olmadığını, ham toprak olarak tapuya kayıtlı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kamu mallarından olduğundan olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile kazanılmasının mümkün olmadığını, satın alma başvurusu yapılması ve ecrimisil ödemesinin feri ve dolaylı zilyetlik olup malik olan Hazinenin üstün hakkını tanımak olduğundan malik sıfatıyla zilyetlik de bulunmadığını, davacı yönünden kanunların aradığı kazanım koşullarının davada bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaz kadastro sonucunda davalı ... adına ham toprak vasfıyla tespit görmüş, beyanlar hanesine taşınmazın 2/B vasfında olduğuna dair şerh verildiği, tespitin 29.07.2010 tarihinde kesinleştiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağından ve bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile İlk Derece Mahkemesince kendiliğinden değerlendirileceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; mevcut taşınmazda müvekkili tarafından dikilmiş 20 yaş üzeri ağaçların bulunduğunu, 12, 13... parsel sayılı taşınmazların da müvekkiline kayıtlı olup işbu taşınmazın müvekkili ...'ın evinin merdivenine denk geldiğini, diğer sınırında da ...'a ait taşınmazların mevcut olduğunu, mevcut taşınmazın 2/B arazisi kapsamında olduğunu, daha sonra haksız ve hukuksuz olarak ham toprak kaydı düşüldüğünü, ancak işbu dava açıldığında daha 10 yıllık sürenin dahi dolmadığını, müvekkillerinin mevcut taşınmazı yıllarca korumuş ihya etmiş ve değerli hale getirmiş olduğunu, taşınmaza fayda sağladıklarının da aşikar olduğunu, kadastro tespit davalarında 30 günlük itiraz süresi içinde dava açılmış olması gerektiği iddiasının da yersiz olduğunu, müvekkilinin mevcut durumu öğrendiğini ve hemen dava açtığını, sadece bu sebebe dayalı olarak davanın reddedilmesinin haksız ve usulsüz olduğunu, müvekkilinin mevcut itirazlarını işbu dava ile yaptığını, 1 yıllık hak düşürücü sürenin yanlış hesaplandığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacıların tapu iptali ve tescil talebinde bulunup bulunamayacağına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!