Hazine adına kayıtlı 2/b statüsündeki taşınmazın, davacılar tarafından uzun süreli fiili kullanım iddialarıyla tapu kaydının iptali ve adlarına tescili davasının istinaf incelemesi.
Özet: Davacılar, kadastro tespitinde 2/B vasfıyla hazine adına tescil edilen 276,53 m² yüzölçümlü taşınmazın 1996 yılında bedelini ödeyerek satın aldıklarını ve emlak vergisini ödediklerini iddia ederek, 148,07 m²lik kısmının adlarına tescili talebiyle dava açmış; ilk derece mahkemesi, taşınmazın belirtilen bölümünün davacılar ve murislerinin 1996 yılından beri fiili kullanımında olduğu gerekçesiyle, bu kısmın hazine adına "bahçe" vasfıyla tesciline, ancak tapu kaydının beyanlar hanesine davacıların eşit hisselerle fiili kullanımda olduğu şerhinin düşülmesine, geri kalan kısmın ise 2/B vasfıyla hazine adına kaydedilmesine karar vermiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davanın davacısı ... ve arkadaşları ile birleşen davanın davacıları ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kullanım kadastrosu sonucunda, .. ili .. ilçesi .. Fazıl Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 49... parsel sayılı 276,53 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve kullanıcısı tespit edilemediği şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.2. Asıl dosya davacıları ... ve ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kendilerinin olması gerekirken Hazineye yazıldığını, 17.07.1996 tarihinde diğer ortaklar ..., ..., ... ile birlikte parasını ödeyerek aldıklarını, öncelikle .. Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde .. Belediye Başkanlığı aleyhine dava açtıklarını ancak belediyenin taşınmazla ilgisi olmadığı için davanın reddedildiğini, emlak vergisi ödediklerini, yerlerinin 406,00 m² iken 258,00 m²sinin kendi adlarına yazıldığını ancak kalan 148,00 m²sinin Hazine adına yazıldığını belirterek, Hazine adına yazılmış olan 148,00 m²sinin tapu kaydının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.3. Birleşen dosya davacısı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkillerinin olması gerekirken Hazineye yazıldığını, 17.07.1996 tarihinde diğer ortaklar ile birlikte parasını ödeyerek müvekkillerinin aldığını, öncelikle .. Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde .. Belediye Başkanlığı aleyhine dava açtıklarını ancak belediyenin taşınmazla ilgisi olmadığı için davanın reddedildiğini, müvekkillerinin emlak vergisini ödediklerini belirterek, Hazine adına yazılmış olan tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.4. Birleşen dosya davacısı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkilinin olması gerekirken Hazineye yazıldığını, 17.07.1996 tarihinde diğer ortaklar ile birlikte parasını ödeyerek müvekkilinin aldığını, öncelikle İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde .. Belediye Başkanlığı aleyhine dava açtıklarını ancak belediyenin taşınmazla ilgisi olmadığı için davanın reddedildiğini, müvekkilinin emlak vergisini ödediğini belirterek, Hazine adına yazılmış olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".. Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/1 Esas sayılı dosyasının tetkiki neticesinde davacılar tarafından açılan kullanıcı şerhinin iptaline yönelik davada 8 parsel sayılı taşınmaza yönelik kullanıcı şerhinin iptaliyle taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine taşınmazın 17.07.1996 tarihinden itibaren eşit hisseler halinde ..., ..., ..., ... ve ...'in fiili kullanımında olduğunun şerh verildiği ve akabinde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'a istinaden satış işlemi ile adlarına tescilinin sağlandığının anlaşıldığı, işbu dava yönünden dava konusu taşınmaza ilişkin olarak bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 148,07 m²lik alanında dosya davacılarının fiili kullanımında olduğunun anlaşıldığı" gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile bilirkişi raporunun eki krokisinde (A) harfi olarak gösterilen 148,07 m²lik kısmın dava konusu taşınmazdan ifraz edilerek, aynı ada son parsel numarası verilerek bahçe vasfıyla 148,07 m² olarak ve beyanlar hanesine taşınmazın davacılar ..., ..., ..., ... ve ...'in murisleri ... ile davacılar ..., ..., ..., ...'un 17.07.1996 tarihinden beri eşit hisseler halinde fiili kullanımında olduğu şerhi verilerek Hazine adına tapuya tesciline, ifrazdan geriye kalan 128,46 m²lik kısmın bahçe vasfıyla aynı ada aynı parsel numarası verilerek ve beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı ve kullanıcısının tespit edilemediği şerhi verilerek bahçe vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosya arasında mevcut tapu kaydına göre, dava konusu taşınmazın 276,53 m² miktarlı bahçe vasfıyla 24.08.2010 tarihli tesis kadastrosu işlemi ile Hazine adına kayıtlı olup beyanlar hanesinde "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine lehine orman sınırı dışına çıkartılmıştır" şerhi ile "İşbu taşınmaz bahçe olarak kullanıcısı tespit edilemediğinden Hazine adına tespit edilmiştir" şerhinin bulunduğu, itirazsız 24.08.2010 tarihinde kesinleştiği, parselin güncelleme çalışmalarına konu olmadığı, somut olayda, dava konusu taşınmazda 2/B kadastro çalışmasının 2010 yılında yapıldığı ve 24.08.2010 tarihinde kesinleştiği, asıl ve birleşen dosyalarda davacılar, dava konusu taşınmazı 1996 yılından beri kullandığı iddiasıyla eldeki davayı açtıkları, davanın kadastro tespitinin yapıldığı 2010 yılından önceki nedenlere dayandığı anlaşılmakta olup, asıl ve birleşen davaların açıldığı 17.09.2020 - 03.08.20 21... .06.2021 tarihi itibarıyla 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriAsıl ve birleşen dosya davacısı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerinin eldeki dosyaya konu taleplerle 15.10.2019 tarihinde .. Belediye Başkanlığı aleyhinde dava ikame ettiklerini, davanın İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı dosya üzerinden görüldüğünü ancak davanın Hazine yerine Sultanbeyli Belediye Başkanlığına yöneltilmesi sebebiyle husumet yokluğundan reddine karar verildiğini, akabinde müvekkillerinin eldeki davayı açtıklarını, müvekkillerinin husumet yokluğundan reddedilen davayı hak düşürücü süre içinde açtıklarını, süresi içerisinde açılan dava ile 10 yıllık hak düşürücü sürenin kesildiğini, bu davanın husumet eksikliği nedeniyle reddedilmesi akabinde sürenin işlemeye devam ettiğini ve müvekkillerinin bu 10 yıllık süre dolmadan önce işbu esas ve birleşen davaları açtıklarını, fiili kullanım hususunun İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesince sübuta erdirilmiş bulunduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde asıl ve birleşen dosya davacılarının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.1. Birleşen dava yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup birleşen davanın davacıları ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.2. Asıl dava yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde gösterilmiş olan on yıllık süre, hak düşürücü süredir. Hak düşürücü sürenin sonunda hakkın sona ermesi için karşı tarafın, borçlunun bir eylem veya işlem yapmasına gerek yoktur. Hak düşürücü süre geçmekle kendiliğinden son bulur.Diğer taraftan, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla hazırlanan ve 26.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7226 Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7226 sayılı Kanun) geçici 1. maddesinin birinci fıkrası;"a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 06.01.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'u (6100 sayılı Kanun) ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, (...) itibaren 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır." hükmünü içermekte olup, salgının devam etmesi üzerine 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 29.04.2020 tarihli ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca; 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen durma süresi, 01.05.2020 tarihinden 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmıştır.Açıklanan bu mevzuat hükümleri ışığında somut olay değerlendirildiğinde; on yıllık hak düşürücü süre kadastro tespitinin kesinleştiği 24.08.2010 tarihinde başlamış ise de: sonradan yürürlüğe giren 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı gereğince 13.03.20 20... .06.2020 tarihleri (bu tarihler dahil) arasında durmuştur.Buna göre 10 yıllık hak düşürücü sürenin sona erdiği tarih 26.11.2020 olup, eldeki asıl dava 17.09.2020 tarihi itibarıyla süresinde açılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince, pandemi nedeniyle yapılan düzenlemenin hak düşürücü süreleri de kapsadığı dikkate alınmamıştır. Hal böyle olunca; asıl dava yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.VI. KARARYukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının birleşen dava yönünden 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,(2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl dava yönünden BOZULMASINA,İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.