Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde, ticari hizmet sözleşmesinden doğan kasko sigorta uyuşmazlığında, kesinleşmiş tahkim kararına itirazın iptali davası.
Özet: Davacı, kasko sigortalı aracının kaza sonrası hasarı için sigorta şirketinin ödemeyi reddetmesi üzerine sigorta tahkim komisyonunda lehine kesinleşen karara rağmen bakiye alacağın ödenmemesi nedeniyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını talep ederken; davalı sigorta şirketi, kazanın oluş şekli hakkında çelişkiler bulunduğunu, tahkim kararının temyiz aşamasında olduğunu, yetki ve görevli mahkeme itirazlarının yanı sıra davacının ihbar yükümlülüğünü ihlal ettiğini, hasarı artırdığını ve iddialarını ispatlayamadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; uyuşmazlığa ilişkin Bakırköy Arabuluculuk Bürosu’nun ..... büro ve .... arabuluculuk dosya numarası üzerinden yürütülen süreçte 02.02.2026 tarihinde anlaşamama yönünde tutanak tanzim edildiğini, davacı .....’ın davalı .... Sigorta A. Ş. nezdinde kasko sigortalı ...... plakalı aracının 28.07.2024 tarihinde karıştığı kaza sonucu oluşan maddi hasar nedeniyle sigorta şirketine başvurulduğunu, talebin reddi üzerine 14.11.2024 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu’na 2024.E. ..... başvuru numarasıyla müracaat edildiğini, 05.03.2025 tarihli bilirkişi raporunda hasar bedelinin KDV dahil 524.972,13 TL olarak tespit edildiğini, müvekkilin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 408.034,70 TL tutarında kısmi dava açtığını, Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığı’nın 26.03.2025 tarih ve ..... sayılı kararı ile 408.034,70 TL tazminatın davalı tarafından ödenmesine hükmedildiğini, kararın kesinleşmesine rağmen davalı şirketin ödeme yapmadığını, bakiye 116.937,43 TL alacak için Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün .... E. sayılı dosyasında başlatılan ilamsız takibe davalı tarafından haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz edildiğini, davalının itirazının kesinleşmiş tahkim kararıyla bağdaşmadığını belirterek İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca davalının haksız itirazının iptaliyle takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 116.937,43 TL asıl alacağın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın ..... numaralı kasko poliçesi ile teminat altına alınan ..... plakalı araçta meydana gelen hasar talebine ilişkin olduğunu, ..... numaralı hasar dosyası kapsamında kazanın beyan edilen yerde ve şekilde gerçekleşmediğinin tespit edildiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu .....E. ..... sayılı dosyasında verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulduğunu ve dosyanın derdest olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazlarının kabul edilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin ticari merkezinin Beykoz ilçesinde bulunması sebebiyle yetkili mahkemenin Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, uyuşmazlığın tüketici ilişkisi doğurması nedeniyle görevli mahkemenin Tüketici mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın doğru beyanda bulunma ve bilgi verme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, kazaya ilişkin usulüne uygun tutanak tutulmadan olay yerinin terk edildiğini, ..... plakalı aracın onarım için bırakıldığı ..... isimli firmada yapılan incelemelerde hasarın beyan edilen kaza ile uyumsuz olduğunun belirlendiğini, sürücü değişikliği ve alkol kullanımı şüphesinin bulunduğunu, davacının poliçe genel şartları ve Türk Ticaret Kanunu uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediğini, bu durumun ispat yükünü davacı tarafa geçirdiğini, davacının aracı anlaşmalı servis dışında bir servise bırakarak hasarın artmasına neden olduğunu, müvekkil şirketin yalnızca gerçek zarardan sorumlu olduğunu, davacı tarafın iddialarını ispatlayamadığını, dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesi gerektiğini, davanın haksız fiile dayanması sebebiyle uygulanacak faizin yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE:Dava; haksız fiilden kaynaklanan eylem nedeniyle alacağın tazminine ilişkindir.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.Bilindiği üzere; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73.maddesine göre ; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri görevlidir.Aynı Kanunun 3/l bendinde ise; tüketici işlemi Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, olarak tanımlanmıştır.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Aynı kanunun 3. maddesinde tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması ve uyuşmazlığın bu Kanun kapsamında bulunması gerekir.28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k maddesinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı maddesinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Somut olayda; davacının tacir olmadığı, davacı ile davalı şirket arasında akdi bir ilişki olup davalının sorumluluğunun kaynağı bu sözleşmedir. Davacının tüketici konumunda bulunduğu değerlendirilmekle uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2- Görevli mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına,Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim ...... ¸e-imzalıdır