Hırsızlık ve mala zarar verme suçundan mahkûmiyet kararında, zorunlu müdafii atanmamasıyla savunma hakkının kısıtlanması ve diğer sanığın beraati sonrası delil yetersizliği iddialarının kanun yararına bozma kapsamında incelenmesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, nitelikli hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından mahkum olan sanık hakkında, suçu birlikte işlediği diğer sanığın delil yetersizliğinden beraat etmesi nedeniyle bu durumun mahkum olan sanık için de uygulanması gerektiğini ve ayrıca alt sınırı beş yıldan fazla ceza gerektiren suçlarda zorunlu müdafi atanmadan yargılama yapılıp savunma hakkının kısıtlanmasının usule aykırı olduğunu belirterek kanun yararına bozma talep etmiş; ancak Yargıtay, ilk gerekçeyi kesinleşen hükümden sonra ortaya çıkan yeni durumun yargılamanın yenilenmesi nedeni olabileceği, kanun yararına bozma yoluyla delil takdirinin mümkün olmadığı gerekçesiyle reddederken, ikinci gerekçeyi incelemeye başlamıştır.
2. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.04.2026 tarihli ve KYB-██████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"1-Dosya kapsamına göre, sanığın, dosyanın diğer sanığı ile birlikte müştekinin sokağa kilitleyerek park ettiği otomobilinin, sol ön kapı camı kırılıp içeri girilerek, direksiyon hava yastığının alınması şeklinde gerçekleşen somut olayda eylemlerine uyan nitelikli hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından mahkumiyetine karar verildiği, mahkumiyet kararının diğer sanık yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 7. Ceza Dairesinin █████/2024 tarihli ve █████████ esas, ████████ sayılı kararı ile sanıklar hakkındaki kamu davasının dayanağının, araç kiralama şirketi yetkilisi tanık ...'ın, █████/2015 tarihinde 34... plakalı beyaz renkli ... marka ve model aracı sanık ...'e kiraladığını, █████/20 15... /███████ tarihlerinde işlenen diğer hırsızlık olaylarında kullanılan aracın, sanık ...'e kiraladığı araç olduğunu beyan etmesi ve sonrasında incelemeye konu kamu davasına ilişkin görüntülere dair görüntünün uzak çekim olması sebebiyle tanığın beyanı bulunmamasına karşın, kolluğun incelemeye konu olayda kullanılan aracın tanığın sanık ...'e kiraladığını beyan ettiği araca marka, model ve renk olarak benzetilmesi sonucu soruşturma başlatılarak kamu davası açıldığı ve yine aynı gerekçe ile mahkumiyet kararı verildiği, ancak olayda kullanılan aracın sanık ... tarafından tanık...'dan kiralanan araç olduğuna dair kesin bir delil bulunmaması karşısında, sanığın cezalandırılmasına yeterli inandırıcı, şüpheden uzak, kesin ve net delil elde edilemediğinden bahisle beraatine karar verildiği, suçu iştirak halinde işleyen sanık ... hakkında da aynı gerekçelerle beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Kabule göre de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, hükümlüye yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesi uyarınca zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, hükümlünün müdafisiz olarak savunması alınıp yargılamaya devam edildikten sonra hükümlüye zorunlu müdafii atandığı, ancak hükümlünün savunmasının zorunlu müdafii eşliğinde alınmadığı, böylelikle 5271 sayılı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle hükümlünün savunma hakkının kısıtlanarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A) 1 No.lu kanun yararına bozma isteminin incelenmesinde;
İnceleme konusunu oluşturan davada; hükümlü ... ve inceleme dışı sanık ... hakkında, İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.03.2023 tarihli kararı ile hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından mahkûmiyet kararı verildiği, ... hakkındaki hükümlerin 08.09.2023 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği, her ne kadar inceleme dışı sanık ... hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin sanık ... ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 7. Ceza Dairesinin 08.03.2024 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık ...'ın atılı suçları işlediği sabit olmadığından ... hakkındaki hükümlerin ortadan kaldırılmasına ve ...'ın beraatine karar verildiği ve suçu ... ile iştirak hâlinde işlediği belirtilen ... hakkında da aynı gerekçelerle beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden bahisle kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmış ise de; kesinleşen hükümden sonra ortaya çıkan bu durumun ancak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311/1-e maddesi uyarınca yargılanmanın yenilenmesi sebebi olabileceği, kanun yararına bozma gerekçesi yapılamayacağından ve delillerin takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünden söz edilerek kanun yararına bozma yasa yoluna başvurma olanağı da bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (1) numaralı kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
B) 2 No.lu kanun yararına bozma isteminin incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, hükümlüye yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesi uyarınca zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden, hükümlünün müdafisiz olarak savunması alınıp yargılamaya devam edildikten sonra hükümlüye zorunlu müdafi atandığı, ancak hükümlünün savunmasının zorunlu müdafii eşliğinde alınmadığı anlaşılmakla; buna göre 5271 sayılı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle hükümlünün savunma hakkı kısıtlanarak hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından yazlı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 1 No.lu kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2 No.lu kanun yararına bozma isteminin gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle KABULÜNE, İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!