İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan ariyet ekipman ve teminat mektubu alacağına ilişkin ipoteğin fekki davasında verilen usulden red kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı, bayilik ilişkisi çerçevesinde davalıdan ariyeten aldığı, değeri kalmadığını iddia ettiği ekipmanlara ilişkin tesis edilen ipoteklerin fekkini ve davalı tarafından nakde çevrilen teminat mektubundan fazladan tahsil edildiğini öne sürdüğü 1.122.000 TLnin ticari faiziyle iadesini talep ederken; davalı, davacının sözleşme sonrası ekipmanları iade etmemesi ve borçlarını ödememesi sebebiyle teminat mektubunun hukuka uygun olarak paraya çevrildiğini ve davacının iddialarının dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2026NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki))İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasındaki İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...A.Ş. ("Müvekkil Şirket") nezdindeki bayilik ağına, 1992 yılında yapıtğı sözleşme ile katıldığını, davacı şirket tarafından en son 15 yıl önce ariyet ve emaneten birtakım malzeme ve teçhizatların verildiğini ve amortismanın indirilmesi ertesinde bu malzeme ve teçhizatların herhangi bir değerinin bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler tahtında Müvekkil Şirket lehine ipotek tesis edildiğini ve teminat mektubu verildiğini, davacı şirket tarafından kendisine verilen ariyetlerin çıkarılmasının fevkalade güç ve iş kaybına sebebiyet verebilecek nitelikte olduğunu, kendisine ariyeten teslim olunan ekipmanların, kendisine satılması yönündeki teklifinin reddedildiğini, taraflar arasında akdedilen 24.01.2020 tarihli Akaryakıt İstasyonları İçin Ariyet ve Emanet Sözleşmesi'nin ("Ariyet Sözleşmesi") genel işlem koşulları kapsamında düzenlendiğini, daha sonrasında Müvekkil Şirket tarafından, kendisi aleyhine, ariyet ve ekipmanlar ile sair borçları bakımından fatura keşide edildiğini, gelinen aşamada, Müvekkil Şirket'e tevdi edilen, 1.500.000,00 TL bedelli teminat mektubunun ("Teminat Mektubu") nakde çevrilmesi ertesinde, fazladan 1.122.000,00 TL tahsil edilmiş olduğunu belirterek fazla olarak alınan 1.122.000,00 TL teminat mektubunun bozdurulduğu tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve ... İlçesi ..., ... ada, ...parselde kain taşınmaz üzerinde kurulu bulunan ipoteklerin ("İpotekler") fekkine / kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi incelendiğinde, davacı şirketin, davalı şirket ile imzalamış olduğu sair sözleşmeler ("Sözleşmeler") ile Ariyet Sözleşmesi'nde belirtilen ariyetleri teslim aldığını kabul ettiği ve ancak bu ariyetlerin bedellerine ilişkin itirazda bulunduğunun anlaşıldığını, bu minvalde öncelikle, Sözleşmeler kapsamında Müvekkil Şirket tarafından kendisine ariyeten teslim olunan ekipmanları, Sözleşmeler'in hitamı itibarı ile satın alma arzusunda olan davacı şirketin, işbu ariyet ve ekipmanların herhangi bir satış değerinin olmadığını ileri sürmesinin, açıkça kötü niyetli olduğunu düşündüklerini, diğer taraftan, taraflar arasında imzalanmış olan Ariyet Sözleşmesi'nin tarihinin 24.01.2020 tarihli olması karşısında, davacı şirketin işbu ariyetlerin kendisine en az 15 (on beş) yıl önce teslim edildiği yönündeki iddiasının da ancak yazılı deliller ile ispatlanabileceğini eklemek istediklerini, ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nun 18. maddesinin 2. fıkrası uyarınca basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü olan ve daha öncesinde Müvekkil Şirket ile birçok sözleşme akdeden davacının, taraflar arasında özgür irade ile imzalanan Ariyet Sözleşmesi'nin genel işlem koşullarına tabi olduğuna yönelik iddiası da, tıpkı diğer tüm iddialar gibi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Mahkemece bilindiği ve akaryakıt alanında uzman bir sektör bilirkişisinin de tevsik edebileceği üzere, dağıtım şirketleri tarafından akaryakıt bayilerine ariyeten teslim edilen ekipmanlar, bayilik ilişkisinin hitamı ertesinde, başka bayilik ilişkileri kapsamında kullanılmak üzere, bayiden iade alınmakta olduğunu, buna mukabil, ariyet ilişkisinin sona ermesi halinde, dağıtım şirketi tarafından bayiye ariyeten verilen ekipmanların iade edilmemesi durumunda, dağıtım şirketinin, işbu ariyetlerin bedelini bayiden talep edebilecek olduğunun açık olduğunu, gelinen aşamada, taraflar arasındaki Sözleşmeler'in sona ermesine rağmen, Müvekkil Şirket tarafından ...'e ariyeten teslim edilen ekipmanların iade edilmemesi ve ariyeten teslim olunan ekipmanların bedellerinin ödenmesi adına düzenlenen ...numaralı ve 08.07.2025 tarihli fatura bedelinin yanı sıra, Sözleşmeler tahtında ortaya çıkan diğer borçlarının ödenmemesi sebebiyle, Teminat Mektubu'nun paraya çevrilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, bu husunun Mahkemece görevlendirilecek bir bilirkişi heyetinin, tarafların ticari defter ve kayıtları ile taraflar arasında imzalanan Sözleşmeler'deki hükümlerin incelenmesi suretiyle de açıklığa kavuşturulabileceğini, bununla birlikte, Müvekkil Şirket'in Ariyet Sözleşmesi'nde belirtilen ariyetlerin iade edilmemesine bağlı olarak; gerek Ariyet Sözleşmesi'nin 2. Maddesi, gerek 24.01.2020 tarihli Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi'nin 6. maddesinin 3. paragrafı ve 8.1. Maddesi, gerek 24.01.2020 tarihli sözleşmenin ("Yatırım Sözleşmesi") "Cezai Şart" başlıklı 9. maddesi ile Sözleşmeler'de yer alan sair hükümler tahtında ortaya çıkmış olan cezai şart ve kar mahrumiyeti alacaklarının yanı sıra, ürün alımından doğan bedeller ile vade farkları ve peşin yatırım destek iade bedeli gibi alacakların davacı şirket tarafından halen dahi ödenmemiş olması karşısında, İpotekler'in fekkine yönelik talebin de usul ve yasaya aykırı olduğunun anlaşıldığını, bu minvalde, davalı şirketin gerek Ariyet Sözleşmesi'nin 2. maddesi, gerek ise Sözleşmeler'de yer alan sair hükümler tahtında ortaya çıkmış olan cezai şart ve kar mahrumiyeti alacaklarının yanı sıra sair alacaklarına ilişkin talep hakkımızı saklı tutmakta olduklarını belirterek haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ....Bilindiği üzere TMK 881 ve devamı maddelerinde düzenlenen ipotek hakkı sınırlı bir ayni hak olup, bu hakkın tescili ya da terkini de taşınmazın aynına ilişkin taleplerdir. HMK 12. maddesinde de taşınmazın aynından kaynaklanan davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesini kesin yetkili kılmıştır. Kesin yetki kuralının uygulanması gereken uyuşmazlıklar hakkında daha evvelden yapılan yetki sözleşmeleri de geçerli değildir. Somut olayda dava konusu taşınmaz ...'da olduğundan ipoteğin fekki talebi yönünden ... Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) kesin yetkilidir.Öte yandan, davacının diğer talebi olan teminat senetlerinin haksız bozdurulması talebi yönünden ise kesin yetki kuralı cari değildir. Bu talep yönünden taraflar arasındaki sözleşmenin 16. maddesinde yetkili mahkemeler İstanbul mahkemeleri kılındığı gibi, davalının da yetki itirazı bulunmamaktadır. Ne var ki, kesin yetki bulunan ipoteğin fekki uyuşmazlığında irdelenecek hususlar ile, teminatın bozdurulma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişin hususların incelenmesi için aynı minvalde tahkikat yapılacaktır. Her iki uyuşmazlıkta da tarafların ticari defter ve kayıtları, taraflar arasındaki sözleşmeler, mal alımları, yapılan ödemeler irdelenecek, hangi tarafın alacaklı hangi tarafın borçlu olduğu hususu aynı minvalde yapılacak inceleme ile ortaya çıkarılacaktır.,O halde, birebir aynı minvalde yapılacak incelemelerin birinin başka mahkemede diğerinin de başka mahkemede yapılması HMK 30.m düzenlenen usul ekonomisine aykırı düşer. Bununla beraber yine HMK'nın 166. maddesinde hukuki ve fiili irtibat olan davaların birleştirilerek birlikte görülebileceği düzenlemesi aynı amaca hizmet etmektedir. Yani eldeki davada her iki talep yönünden HMK 166 maddesinde düzenlenen birleştirme şartları dahi bulunduğundan, tazminat talebi tefrik edilmemiş, her iki talep yönünden de yetkisizlik kararı vermek gerekmiştir.." gerekçesiyle yetki nedeniyle usulden reddine" karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda davacı tarafından 1.500.000,00 TL bedelli teminat mektubunun nakde çevrilmesi ertesinde, müvekkili şirket'in fazladan 1.122.000,00 TL tahsil edilmiş olduğunu iddiası ve ... İlçesi ..., ... ada, ...parselde kain taşınmaz üzerinde kurulu bulunan ipoteklerin fekkini talep ettiğini, müvekkili Şirket ve davacı ... ...Limited Şirketi Türk Ticaret Kanunu gereğince tacir sıfatına haiz olup aralarındaki hukuki ilişkinin ticari nitelikte olduğunu, mahkemece tacir sıfatına haiz taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerinin incelenmeksizin karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, davada iki talep bağımsız nitelikte talepler içermekte olup aynı hukuki rejime tabi olmadığını, teminat mektupları niteliği itibariyle asıl sözleşmeden bağımsız değerlendirilebilecek nitelikte banka taahhütleri olduğunu, bu nedenle taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen Teminat Mektubu'nun nakde çevrilmesinden doğan uyuşmazlığın taşınmazın aynına ilişkin dava kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, bununla birlikte mahkeme nezdinde ikame edilen davada yetki kuralları farklı olan birden fazla talebi içerdiğini, nitekim mahkeme ilamı'nda da talepler yönünden farklı yetki kurallarının uygulanacağının açıkça kabul edildiğini, buna karşın mahkeme tarafından talepler arasında hukuki irtibat bulunduğu gerekçesiyle her iki talep yönünden usul ekonomisi ilkesi gereği yetkisizlik kararı verildiğini, diğer yandan mahkemece davanın yetki nedeniyle usulden reddine ilişkin kararda müvekkili şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece eksik hesaplanan harç üzerinden davaya devam edilmesi ve yetki nedeniyle usulden reddine karar verilmesi hatalı olup harç nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle İstinaf incelemesine konuİstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.03.2026 Tarihli ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamında yer alan hukuka ve yasaya aykırı hükmün kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, ipoteğin fekki ve teminat mektubunun bozdurulması suretiyle tahsil edilen bedelin iadesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasında yazılı olarak 24.01.2020 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi akdedildiği ihtilafsızdır. İpoteğin fekki istemine konu ... İlçesi ... ... ada ...parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 1993-2006-2010-2015 yıllarında davalı lehine tesis edilen ipotek bedellerinin sırasıyla 15.000 TL, 450.000 TL, 1.350.000 TL 1.800.000 TL olmak üzere toplam 3.615.000 TL olduğu, davacının 1.500.000 TL bedelli teminat mektubunun nakde çevrilmesi sonrasında 1.122.000 TL'nin tahsil edildiğini ileri sürdüğü, mahkemece ipoteğin fekki ve teminat mektubunun bozdurulması suretiyle tahsil edilen bedelin iadesi istemi hakkında eksik harcın tamamlanmasına karar verildiği , davacı vekilince de süresi içinde tamamlama harcının yatırıldığı anlaşılmakla davalı vekilinin alınması gereken harca yönelik istinaf istemi yerinde görülmemiştir Davacının ilk talebi taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına yönelik olup, taşınmazın aynına ilişkin davaların taşınmazın tapu siciline kayıtlı bulunduğu yer mahkemesinde açılması gerektiği 6100 sayılı HMK'nın 12/1. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davaların, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılması hakkındaki bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin ve kesin olduğu için bu konuda yetki sözleşmesi yapılamaz ve yetki sözleşmesi ile başka yetkili mahkeme kararlaştırılamaz.Somut uyuşmazlıkta ipotekli taşınmazın ... ilçesinde bulunduğu gözetilerek yetkisizlik kararı verilmesi doğru olup, HMK'nın 331/2.maddesinde görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine vekalet ücretine hükmedileceği gözetildiğinde mahkemece davanın yetki nedeniyle usulden reddine ilişkin kararda davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik yoktur. Diğer yandan davacının dava dilekçesinde ipoteğin fekki talebi dışında teminat mektubunun bozdurulması suretiyle tahsil edilen bedelin iadesi istemi de bulunmaktadır. Bu istem yönünden kesin yetki hali söz konusu olmadığından mahkemenin yetki konusunda re’sen inceleme yapması HMK'nın 19.maddesine aykırılık teşkil etmektedir. (Yargıtay 19. HD. ██████████ E. ██████████ K. Sayılı ilamı- █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı) Bu nedenle teminat mektubunun bozdurulması suretiyle tahsil edilen bedelin iadesi istemi yönünden tefrik kararı verilerek, davaya konu talepler arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu gözetilmek suretiyle birleştirme kararı verilmesi veya bekletici mesele yapılması hususunda bir değerlendirme yapılması gerekirken mahkemece ana talebin ipoteğin fekki, tali talebin teminatın haksız bozdurulması sebebiyle tazminat talebine ilişkin olduğu kabul edilerek tüm talepler yönünden kesin yetki nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-3 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA,2-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026