İzmir Bölge Adliye Mahkemesinde ipotekli taşınmazların ihale yoluyla satışı sonrası kredi borcuna itiraz ve menfi tespit talepli davanın istinaf incelemesi.
Özet: Bir kredi borçlusu, bankadan kullandığı kredi nedeniyle taşınmazları üzerine konulan ipoteklerin icra yoluyla paraya çevrilmesi ve taşınmazların satılması sonrasında, bankanın alacak iddialarının fahiş olduğunu, yaptığı ödemelerin tam olarak dikkate alınmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti ve fazladan ödenen meblağın iadesi talebiyle menfi tespit davası açmıştır; ilk derece mahkemesi, bilirkişi incelemesi sonucunda bankanın belirli bir alacağının hala mevcut olduğunu tespit ederek davayı reddetmiş, davacı vekili ise bu kararı, yapılan ödemelerin eksik değerlendirildiği ve bilirkişi raporunun hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2023NUMARASI : ████████ Esas █████████ KararDAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 10.07.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10.07.2026 İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.12.2023 tarih ████████ Esas █████████ Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacı .....'ın davalı bankadan kredi kullandığını, davacı ....'ın, adına kayıtlı taşınmazları üzerine davacı ....'ın kullandığı kredinin teminatı olarak davacı banka lehine ipotek tesis edildiğini, davacının kredi ilişkisi devam ederken bankaya ödemelerde bulunduğunu, davalı bankanın davacı ....'ı temerrüde düşürerek, İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı takip sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığını, Bergama İcra Müdürlüğü'nün ████████ Talimat sayılı dosyası ile davacı .... adına ... ilçesi, .... Mah.,... ada ve... parsel, ...ada ve ... parsel, .... ada ve .... parselde kayıtlı taşınmazlar ile davacı ... . adına ... ilçesi, ....Mahallesi, ... ada ve .... parsel, .... ada ve .... parselde kayıtlı taşınmazların ihale yolu ile satıldığını, davacı tarafından yapılan ödemelerin dikkate alınmadığını, davalı bankanın talep ettiği alacağın afaki olduğunu beyan ederek davanın kabulü ile davacı ....’ın borcu olmadığının tespitine, davacı tarafça fazladan yapılan ödeme varsa istirdadına karar verilmesini, ihale yolu ile satılan .... ilçesi, .... Mah., .... ada, ... ve ....parselde kayıtlı taşınmazlar ile .... ilçesi, .... Mah.,.... ada .... ve ... parselde kayıtlı taşınmazların devrinin önlenmesi için taşınmazların tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacı ....'ın davalı bankadan kredi/kredi ürünleri kullandığını, ödemelerde gecikme olması üzerine kredi hesapları kat edilerek İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyası ile davacı ....'ın maliki olduğu ipotekli taşınmazlara ilişkin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, ipotekli taşınmazların ihale ile 3. kişilere satıldığını, ihalenin kesinleştiğini, icra harç kesintileri sonrasında ilgili tutarların alacaktan mahsup edildiğini, alacağın devam ettiğini, bu hususun icra takip dosyası ve banka kayıtları ile sabit olduğunu, davanın haksız, mesnetsiz ve soyut olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini, davacılar aleyhine dava değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı .... ile davalı banka arasında 28.08.2017 tarihli genel kredi sözleşmesi, ek cari hesap sözleşmesi ve 08.08.2016 tarihli ticari kart sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmelere istinaden davacı ... adına ticari krediler tahsis edildiği, davacı .... adına kayıtlı 5 adet taşınmaz üzerine davacı ....'ın doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere davalı banka lehine ipotek tesis edildiği, kredi borcunun ödenmesindeki aksamalar üzerine davalı banka tarafından kredi hesapları kat edilerek Beyoğlu 48. Noterliği'nin 06.05.2020 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiği ve İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, banka kayıtları üzerinde inceleme yetkisi verilerek alınan bilirkişi raporunda davalı bankanın icra takip dosyasında yapılan son tahsilat tarihi itibariyle 171.370,52 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiği, taraf vekillerince bilirkişi raporuna itiraz edilmediği, denetime elverişli ve hükme esas almaya elverişli mahiyetteki bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar vermek gerektiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiği, kötüniyet tazminatı talebi ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği ve HMK'nın 305/A maddesi gereğince hüküm tamamlanarak davacının kötüniyeti ispat edilemediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ....'ın davalı bankadan kullandığı krediler nedeniyle yaptığı ödemelerin tam olarak dikkate alınmadığını, bankanın alacak iddialarının fahiş ve afaki olduğunu, bilirkişi raporundaki hesaplamaların hatalı olduğunu ve borçtan mahsup edilmesi gereken ödemelerin eksik değerlendirildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir GEREKÇE : Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Türk Medeni Usul Hukukuna yön veren en önemli ilkelerden biri teksif ilkesidir. Teksif ilkesi tarafların bütün iddia ve savunma sebeplerini belli bir usul kesitine kadar mahkemeye sunmalarını öngörmektedir. Bu ilke uyarınca taraflar dava malzemelerini yargılamanın herhangi bir aşamasında değil, ancak kanunca öngörülen süre dâhilinde mahkemeye hasredeceklerdir. Teksif ilkesiyle davaların gereksiz ve kötü niyetli olarak uzamasının önlenmesi ve yargılamanın sürüncemede bırakılmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Teksif ilkesi hem tarafları hem de Hâkimleri kanunda belirtilen süreye uymaya zorlayarak yargılanmanın hızlanmasını sağladığından usul ekonomisi ilkesinin gerçekleşmesine de hizmet etmektedir. Teksif ilkesinin yargılamadaki en önemli yansıması iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağıdır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 141/1. maddesinde tarafların yargılamada iddia ve savunmalarını ne zamana kadar değiştirebilecekleri düzenlenmiştir. Buna göre, taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Bu düzenleme ile kural olarak dilekçeler aşamasında tarafların iddia ve savunmalarını sunmaları istenmektedir.(Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 25.01.2023 tarih ██████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta davacılar vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alınan kredilerin kendisine hiç ödenmediği ileri sürülmüş ise de, dava dilekçesinde takip ve dava konusu kredi borçlarını oluşturan kredilerin davacıya ödenmediğine yönelik bir iddia ileri sürülmediği gibi dosya kapsamında mevcut kredi sözleşmesi, kredi kullanımı, borç ve ödeme kayıtlarına göre kullanılan kredilerin kısmen ödenip kalan ana para bakiyelerine ilişkin hesapların kat edildiği, bilirkişi raporunda kullanılan kredi miktarları, gerçekleştirilen ödemeler ve kredi borcunun kat edildiği tarih itibariyle ana para miktarlarının denetime elverişli şekilde gösterildiği, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü amacıyla alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu, davacı tarafça bilirkişi raporuna karşı ilk derece mahkemesinde somut bir itirazın ileri sürülmemiş olması, hatalı bir hesaplama itirazının bulunmaması ve yine borçtan mahsup edilmesi gereken farklı bir ödemenin varlığının gösterilip kanıtlanamamış olması karşısında, davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda, davacılar vekilinin istinaf başvurusunda ileri sürdüğü itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıların yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10.07.2026