Danıştay, Borçka Barajı ve Karayolu İnşaatı kaynaklı heyelanlarla kullanılamaz hale gelen taşınmaz için davacılara tazminat ödenmesi ve zımni ret işleminin iptali talebinin reddine ilişkin kararı inceliyor.
Özet: Davacılar, Borçka Barajı ve karayolu yapımından kaynaklanan toprak kaymaları sonucu kullanılamaz hale gelen taşınmazları için açtıkları tam yargı davasında, ilk derece mahkemesince mülkiyet haklarının kısıtlanması nedeniyle 27.436,60 TL kamulaştırma bedeli niteliğinde tazminat ödenmesine karar verilmesine rağmen, idareye yapılan tazminat başvurusunun zımni reddine ilişkin işlemin iptali talebinin usulden reddedilmesi üzerine, bu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istemiyle yapılan temyiz başvurusunu ele almaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDEN TARAFLAR : I- (DAVACILAR) 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... II- (DAVALI) ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...DİĞER DAVACI : ... (Müteveffa)İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacıların maliki oldukları Artvin ili, Borçka ilçesi, ... Köyü'nde bulunan ve tapunun ... ada, ... parselinde kayıtlı taşınmazın bulunduğu bölgede yapımına başlanan Borçka Barajı HES ve Artvin-Borçka Karayolu yol yapım inşaatı çalışmaları sırasındaki uygulamalar nedeniyle meydana gelen toprak kaymalarının söz konusu taşınmaza verdiği zararın karşılanması talebiyle davalı idareye yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile taşınmazın kullanılamaz hale geldiği, mülkiyet hakkının kalıcı ve sürekli olarak kısıtlandığından bahisle taşınmaz bedelinin karşılığı olarak 30.000,00-TL (ıslah edilmiş haliyle 41.154,91-TL) maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince istinaf incelemesi sonucunda verilen kaldırma kararı üzerine verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacılardan ...'nın █████/2021 tarihinde vefat ettiğinin anlaşıldığı, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçen mirasçıların başvurmasına kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği, diğer davacılar yönünden ise dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin bilirkişi raporuyla birlikte değerlendirilmesinden dava konusu taşınmazın davalı idarenin çalışmaları nedeniyle kullanılamaz hale geldiği ve davacıların anılan taşınmaz üzerinde hiçbir şekilde tasarrufta bulunamayacağı anlaşıldığı zarara uğrayan davacıların zararının tazmini gerektiği, Artvin ili, Borçka ilçesi ... Köyünde bulunan ve tapunun ... ada, ... sayılı parselinde kayıtlı davacıların mülkiyetinde bulunan taşınmazın toplam değerinin 41.154,91-TL olduğu, davacılar tarafından da dava konusunun 41.154,91-TL olarak ıslah edildiği ve faiz isteminde de bulunulmadığı görüldüğü taşınmazın kamulaştırma bedeline karşılık olarak her iki davacının hisseleri toplamının 2/3 oranında olduğu da nazara alınmak suretiyle hisselerine isabet eden 27.436,60-TL'nin davacıların mülkiyet hakkının kullanılamaz biçimde kısıtlanmasına sebebiyet veren davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği, öte yandan, davacılara ödenmesi gerektiği belirtilen miktarın taşınmazın idare adına tapuda tescil edilmesi sırasında kamulaştırma bedeli yerine geçecek miktar olarak kabul edilmesi ve buna göre işlem yapılması zorunlu olduğu, diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13'üncü maddesinde öngörülen tam yargı davaları, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazminini ifade etmekte olduğu, bu düzenleme karşısında, idari eylemlerden dolayı hakları ihlal edilmiş olanların, zararı öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl içinde uğradıklarını ileri sürdükleri zararın karşılanması isteğiyle yapacakları başvuruya, isteğinin kısmen reddedildiği veya tamamen reddedildiği yolunda bir cevap verilmemesi halinde veya bu başvurunun incelendiği, başkaca bilgilerin araştırıldığı gibi, kesin nitelik taşımayan bir cevabın verilmesi halinde, dava açma süresinin Yasanın idareye tanıdığı altmış günlük sürenin sona ermesiyle, dolayısıyla, isteğin reddi biçimindeki ön kararın oluşmasıyla başlayacağının açık olduğu, buna göre, idari eylemlerden doğan tam yargı davalarında, idareye başvurarak ön karar alınması zorunlu olduğu, ancak böyle bir ön karar alındıktan sonra tam yargı davası açılabildiği, 2577 sayılı Yasa'nın 13'üncü maddesi kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesine ilişkin işlemin idari davaya konu olabilecek nitelikte bir işlem olmaması nedeniyle, anılan Yasa'nın 13'üncü maddesi uyarınca yapılan başvuru üzerine açılan tam yargı davasında, başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği gerekçeleriyle davacılardan ... yönünden 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçen mirasçıların başvurmasına kadar dava dosyanın işlemden kaldırılmasına, diğer davacılar yönünden ise; tazminat başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlem yönünden davanın incelenmeksizin reddine, davacıların tazminat talebinin kabulüyle, 27.436,60-TL tazminatın davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; ''...Uyuşmazlık konusu olayda Mahkemece dava konusu taşınmazın bilirkişi raporu ile belirlenen değeri üzerinden ve davacıların ıslah dilekçesi ile dava değerini arttırdığı tutar dikkate alınarak hüküm kurulmuş ise de, davacıların taşınmazında tarımsal amaçlı olarak kullanılmasına engel bir hukuki durumun mevcut olmadığı, davalı idare eylemi ile davacıların taşınmazında meydana gelen değer kaybına bağlı olarak idarece taşınmazının kamulaştırılacağının varsayılamayacağı ve bu yönüyle davalı idarece davacıların taşınmazının değerinin ödenmesi zorunluluğundan bahsedilemeyeceği, olayda davalı idareye atfedilen hizmet kusuru nedeniyle davalı idarece davacılardan ... ve ...'ya ödenmesi gereken tutarın taşınmazda meydana gelen değer kaybı olacağı dikkate alındığında yukarıda bahsi geçen bilirkişi raporu ile davacıların taşınmazında 12.209,33-TL olarak belirlenen değer kaybı tutarının adıgeçen davacıların hisse oranına isabet eden 2/3'ü olan 8.139,56 TL'nin davalı idarece adıgeçen davacılara ödenmesi gerekmekte olup, bu haliyle dava değerinin 41.154,91-TL olarak ıslah edildiği dikkate alındığında dava değeri olarak kabul edilen ıslah edilen tutarın 8.139,56 TL'lik kısmının kabulü, 33.015,35 TL'lik kısmının ise reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, istinafa konu Mahkeme kararında; "Öte yandan, davacıya ödenmesi gerektiği belirtilen miktarın tapuda tescil edilmesi sırasında kamulaştırma bedeli yerine geçecek miktar olarak kabul edilmesi ve buna göre işlem yapılması zorunludur." yönünde değerlendirmede bulunulmuş ise de; uyuşmazlık konusu olayda yargılama yetkisinin taleple bağlılık ilkesi uyarınca talep edilen tazminat tutarına ve dava konusu edilen işlemin iptali istemine yönelik olacağı, kabul edilen tazminat tutarına yönelik olarak talep dışı bir değerlendirme yapılmasının yerindelik denetimi niteliğinde olacağından idari işlem tesisi sonucunu doğurabileceği, bu durumun da taleple bağlılık ilkesine de aykırılık oluşturacağından Mahkeme kararında bahsi geçen değerlendirmenin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmış olup, Mahkeme kararının bu kısmının düzeltilmesi gerekmiştir.'' denilerek davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Mahkemece tazminine hükmedilen 27.436,60-TL'nin 8.139,56-TL'yi aşan 19.297,04-TL'sinin kaldırılmasına, bu kısma ilişkin olarak davanın reddine; Mahkeme kararının dava konusu işlemin iptali talebi yönünden davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısmı ve hükmedilen tazminatın 8.139,56-TL'ye ilişkin kısmı yönünden davalı idarenin istinaf başvurusunun yukarıda belirtildiği şekilde düzeltilmek suretiyle reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1-Davacılar tarafından; Dava konusu taşınmazın tarımsal amaçla veya ikamet amacıyla kullanılmasının can ve mal güvenliği açısından risk taşıması nedeniyle mümkün olmadığı, taşınmaza ikamet yasağı konduğu ve devam ettiği, afete maruz bölge şerhi sebebiyle taşınmazın satılamadığı, mülkiyet hakkının ağır derecede kısıtlandığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.2-Davalı tarafından; davaya konu taşınmazın bulunduğu bölgede meydana gelen heyelanlar ile idarelerinin yapmış olduğu yol çalışmaları arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY :Artvin ili, Borçka ilçesi, ... Köyü'nde bulunan ve tapunun ... ada, ... parselinde kayıtlı taşınmazın bulunduğu bölgede yapımına başlanan Borçka Barajı HES ve Artvin-Borçka Karayolu yol yapım inşaatı çalışmaları sırasındaki uygulamalar nedeniyle meydana gelen toprak kaymalarının söz konusu taşınmaza verdiği zararın karşılanması talebiyle davalı idareye yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile taşınmazın kullanılamaz hale geldiği, mülkiyet hakkının kalıcı ve sürekli olarak kısıtlandığından bahisle taşınmaz bedelinin karşılığı olarak 30.000,00-TL (ıslah edilmiş haliyle 41.154,91-TL) maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir. Yine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği, dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı hükmü yer almış, aynı maddenin 2. fıkrasında da, yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin iptal edileceği belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdarenin hukuki sorumluluğunun kabulü için, kusursuz sorumluluğa ilişkin istisna halleri dışında, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin, kötü işlemesi, geç işlemesi yada hiç işlememesi sebeplerinden birisiyle kusurlandırılmış olması gerekmektedir. Hizmet kusuru, iradi bir işlem yada eylemden kaynaklanabileceği gibi, idarenin dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden ve ihmalinden de kaynaklanabilir. Yine zarar ile idari eylem veya işlem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında istinaf incelemesi yapılan İdare Mahkemesi kararı gerekçesi ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde, uyuşmazlığın çözümü için davaya konu taşınmaz mahallinde █████/2016 tarihinde yapılan keşif neticesinde sunulan bilirkişi raporunda arazinin vasfı hususunun yeterince aydınlatılamadığının görülmesi üzerine, ikinci kez yapılan keşif sonrasında hazırlanan █████/2017 tarihli bilirkişi raporunun İdare Mahkemesi tarafından hükme esas alındığının görüldüğü, söz konusu raporda,"Artvin ili Borçka ilçesi ... Köyünde tapuda ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazın bulunduğu bölge, Bakanlar Kurulu tarafından Afete Maruz Bölge ilan edilmiştir. Taşınmazın bulunduğu bölgenin Afete Maruz Bölge ilan edilmesi davalı idare tarafından 2005-2006 yıllarında yapımına başlanan Borçka Barajı HES ve Artvin- Borçka Karayolu inşaatı çalışmaları sırasında dinamit atımları ve yol çalışmaları nedeniyle oluşan heyelanlardan kaynaklanmıştır. Dava konusu parsellerin içinde bulunduğu Adagül Köyü Kırlangıç Mahallesi eski heyelan kütlesinin üzerinde kurulmuştur. Borçka Barajı su tutmadan ve göl seviyesi üzerindeki Borçka-Artvin Karayolu inşaatı yapılmadan önce, Kırlangıç Mahallesi daha önceden kaymış olan eski heyelan kütlesinin üzerinde kurulu durumda olduğu ve Karayolları yapım çalışmasından önce de var olduğu, karayolu çalışmalarının heyelanı tetiklediği anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yer alan eski heyelan kütlesinin yeniden hareket etmesinde ve hareket hızının artmasında, eski heyelan kütlesinin topuğuna yaklaşık 150m mesafede 2014-2015 yıllarında davalı idarenin anılan bölgede gerçekleştirmiş olduğu Borçka Barajının tamamlanması sonrası yapımı gerekli olan davalı idare tarafından yürütülen patlatmalı karayolu inşaatı arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Bölgedeki güncel heyelanların sebebi yağışlı günlerde eski (fosil) heyelan kütlesi içinde biriken suların oluşturduğu gözenek suyu basıncındaki artış, bunun sonucu eski heyelan kütlesini oluşturan yamaç molozu ve ileri derecede ayrışmış tüf jeolojik birimlerinin içsel dayanımlarındaki azalma ve heyelan alanının topuğuna yakın (yatay mesafe yaklaşık 100m-150m) noktalarda davalı idare tarafından yapılan patlatmalı yol kazılarıdır. Artvin ili Borçka ilçesi 3. Derede riskli deprem bölgesindedir ve dolayısıyla bölgenin deprem aktivitesi düşüktür. Dava konusu parsel alanına dinamik (sarsıntı) yük oluşturacak etkiler davalı idare tarafından karayolu çalışmasında yapılan patlatmalardır. Dava taşınmazların bulunduğu bölgenin heyelanlar nedeni ile Bakanlar Kurulu tarafından Afete Maruz Bölge ilan edilmesinden dolayı taşınmazlar üzerinde değer kaybı meydana gelmiştir. Meydana gelen değer kaybı tamamen davalı idarenin yapmış olduğu çalışmalardan kaynaklanmıştır. Yukarıda tarafımızdan yapılan değerlendirmelere göre taşınmalar üzerinde meydana gelen değer kaybı toplam 12.209,33-TL olarak hesaplanmıştır. Dava konusu taşınmazların tarımsal amaçla veya ikamet amacıyla kullanılması can ve mal güvenliği açısından risk taşıması nedeniyle kullanılamayacağından dolayı davalı idare tarafından kamulaştırılmasının uygun olacağı; dava konusu ... parsel nolu taşınmazın değerinin (üzerindeki ağaçlarla birlikte); dava tarihi itibariyle 41.154,91-TL olduğu; dava konusu alanda yapılan, karayolu çalışmalarında yapılan patlatmalı yamaç kazılarının, Artvin ili Borçka ilçesi ... Köyünde tapuda ... ada ... nolu parselde kayıtlı taşınmazların içinde bulunduğu ana heyelan kütlesinin kaymasında etkili olduğu kanaatine varılmıştır...'' tespitlerine yer verildiği görülmektedir.Dosyanın incelenmesinden; her ne kadar Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında, davacıların taşınmazında tarımsal amaçlı olarak kullanılmasına engel bir hukuki durumun mevcut olmadığı, davalı idare eylemi ile davacıların taşınmazında meydana gelen değer kaybına bağlı olarak idarece taşınmazın kamulaştırılacağının varsayılamayacağı ve bu yönüyle idarece davacıların taşınmazının değerinin ödenmesi zorunluluğundan bahsedilemeyeceği, olayda davalı idareye atfedilen hizmet kusuru nedeniyle davalı idarece davacılara ödenmesi gereken tutarın taşınmazlarda meydana gelen değer kaybı olacağı dikkate alınarak, temyize konu karar verilmiş ise de, Mahkeme kararında hükme esas alınan ve üyeleri arasında akademisyen bir Jeoloji Mühendisi'nin de bulunduğu 27.11.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporundaki, dava konusu taşınmazın tarımsal amaçla veya ikamet amacıyla kullanılmasının can ve mal güvenliği açısından risk taşıması nedeniyle söz konusu taşınmaz kullanılamayacağından davalı idare tarafından kamulaştırılmasının uygun olacağı yönündeki tespitler dikkate alındığında, maddi tazminat bedeli olarak belirlenen 41.154,91-TL'nin, davacılardan ... ve ...'nın hisseleri oranında 27.436,60-TL'lik kısmına hükmedilmesine ilişkin Mahkeme kararına dair davalı idarenin istinaf isteminin kısmen kabulü yönünde verilen kararda, belirtilen yönden hukuka uyarlık bulunmamaktadır.Ayrıca, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında, ''...uyuşmazlık konusu olayda yargılama yetkisinin taleple bağlılık ilkesi uyarınca talep edilen tazminat tutarına ve dava konusu edilen işlemin iptali istemine yönelik olacağı, kabul edilen tazminat tutarına yönelik olarak talep dışı bir değerlendirme yapılmasının yerindelik denetimi niteliğinde olacağından idari işlem tesisi sonucunu doğurabileceği, bu durumun da taleple bağlılık ilkesine de aykırılık oluşturacağından Mahkeme kararında bahsi geçen değerlendirmenin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmış olup, Mahkeme kararının bu kısmının düzeltilmesi gerekmiştir.'' denilmişse de, bahsi geçen talep dışı değerlendirme olgusu somut olay bakımından değerlendirildiğinde, dava dilekçesinde ... tarih ve ... sayılı başvurunun yasal süre içerisinde cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin de iptalinin istenildiği, söz konusu başvuru dilekçesi incelendiğinde, davacının taşınmazın kamulaştırılması yönünden bir isteminin bulunduğunun görüldüğü, dosyadaki raporlarda zarar ile davalı idarenin eylemleri arasındaki illiyet bağının ortaya konulmuş olması, davacıların taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde tasarrufta bulunma imkanının kalmamış olduğunun tespit edilmiş olması, davacının kamulaştırma yapılması yönündeki istemini ... tarih ve ... sayılı başvurusunda ortaya koymuş olması hususları göz önüne alındığında, Mahkeme kararında yer verilen ''davacıya ödenmesi gerektiği belirtilen miktarın tapuda tescil edilmesi sırasında kamulaştırma bedeli yerine geçecek miktar olarak kabul edilmesi ve buna göre işlem yapılması zorunludur'' şeklindeki açıklamanın taleple bağlılık ilkesine aykırı olmadığı, yargılamanın geldiği aşama da dikkate alındığında, yargılamanın hakkaniyete en uygun şekilde çözümlenmesini temin bakımından yerinde bir değerlendirme olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan; davacılardan ...'nın █████/2021 tarihinde vefat ettiği, temyize konu kararda istinaf incelemesi yapılan 12.02.2024 tarihli Mahkeme kararında, ... yönünden 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçen mirasçıların başvurmasına kadar dava dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, ancak dosya incelendiğinde, karar tarihinden sonra, 14.02.2024 tarihinde davacılar vekili tarafından Mahkemeye sunulan dilekçe ile davacı müteveffa ...'nın mirasçılarını gösterir mirasçılık belgesinin ve davayı takip etmek istediklerine dair beyanın dosyaya sunulduğu, mirasçılık belgesi incelendiğinde ise, müteveffa ...'nın mirasçılarının eşi ..., kızı ... ve oğulları ... ve ... olduğu, kızı ... dışındaki mirasçıların vekaletnamelerinin dilekçe kapsamında olduğu, ancak ... tarafından verilmiş bir vekaletname bulunmadığı, yine Mahkeme kararının müteveffa davacı ...'nın mirasçılarından ...'na tebliğ edilmediği anlaşılmakta olup, bozmaya uyulması durumunda yeniden yapılacak yargılamada belirtilen hususun da -adil yargılama mahkemeye erişim hakkı ve usul ekonomisi ilkeleri yanında, önceki aşamada sadece davalı idare tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olması durumu da göz önüne alınmak suretiyle- değerlendirilmesi gerektiği tabiidir.Diğer yandan; aynı olaya ilişkin başka davacılar tarafından açılan davalarda verilen ve Danıştay incelemesinden geçen kararların (... İdare Mahkemesi ... tarih ve E:..., K:... - E:..., K:...) hüküm birlikteliği adına bu yargılamada da dikkate alınması gerektiği gibi, bozmaya uyulması durumunda yapılacak yargılamada (tekerrüre sebebiyet verilmeyecek şekilde) yargılama giderleri hususunda da yeniden karar verilmesi gerekeceği açıktır.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,2. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.