Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin, eser sözleşmesinden kaynaklanan ve bonoya dayalı icra takibine karşı açılan menfi tespit davası istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davalının 500.000 TL bedelli bonoya dayalı icra takibine karşı, davacının eser sözleşmesinden kaynaklanan tadilat işlerinin bedeli olan 2.000.000 TLyi ve ayrıca cari hesaba karşılık verilen senedi ödemiş olması nedeniyle borçlu olmadığını tespit ettirmek ve davalının haksız takibi nedeniyle kötüniyet tazminatı talep etmek amacıyla açtığı menfi tespit davası hakkındadır. Davacı, tüm ödemeleri yaptığını ve senedin iadesi için ihtar çektiğini belirtirken, ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş ve bu karar davacı tarafından istinaf edilerek Bölge Adliye Mahkemesinin incelemesine sunulmuştur.

T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ...KARAR NO : ...T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2026NUMARASI : ... Esas - ... KararDAVACI : ... VEKİLİ : Av... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av... Av... Av... DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026G. KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı tarafından davacı şirket aleyhine 500.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak Kuşadası İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosya ile icra takibine girişildiğini, icra takibine karşı Kuşadası İcra Hukuk Mahkemesi ... E-... K sayılı dosya ile yetkiye itiraz edildiğini ve takibin iptali istendiğini, bu dosya ile █████/2019 tarihinde yetki itirazlarının kabul edildiğini, karşı tarafça istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi ... E -... K sayılı BAM kararı ile istinaf isteminin kabul edildiğini, istinaf isteminin kabulü üzerine Mahkemece ... E ... K █████/2021 tarihli karar ile davanın reddine karar verildiğini, kararın istinaf edildiğini ve dosyanın istinaf incelemesinin halen devam ettiğini, icra takibine yönelik itiraz sonrası menfi tespit davası açılması amacıyla arabulucuya başvurulduğunu, karşı taraf ile 2015 yılında Aydın İli Kuşadası İlçesi ...... Mevkii ...... Mah ... Sok No:... adresinde bulunan ...... Tatil sitesinde yapılacak tadilat için anlaşıldığını, anlaşma gereğince karşı tarafça davalıya 2.000.000,00 TL'lik fatura düzenlendiğini, bu bedelin tamamının 2015-2016-2017 yıllarında ödendiğini, davacı tarafından cari hesaba karşılık karşı tarafa keşidecisi ...... olan █████/2016 tanzim █████/2017 vade tarihli senet verildiğini, bu senedin ödemesinin de yapıldığını, senedin iadesi için █████/2018 tarih ... yevmiye nolu Konya ...Noterliği aracılığıyla ihtarname keşide edildiğini ileri sürerek, davacının davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takipte asıl alacak olarak yazılı miktar olan 332.000,00 TL’nin % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda, ''...Dava; Menfi Tespit davasıdır.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekili davalı aleyhine Menfi Tespit davası açmıştır. 2004 sayılı İİK'nın 72. Maddesinde; "(Değişik: 18/2/1965-██████ md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. (Değişik: 9/███████-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (1) (Değişik: 9/███████-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. (1)Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.Davacı (borçlu) Lehine tazminata Hükmetmenin koşullarıa)Alacaklının borçlu hakkında icra takibinde bulunmuş olması: Borçlunun açtığı menfi tespit davasından önce veya dava sırasında, alacaklı tarafından borçluya karşı bir icra takibi yapılmışsa, menfi tespit davasının borçlu lehine sonuçlanması halinde, ayrıca borçlu lehine tazminata hükmedilemez.b) İcra takibinin hem “haksız” ve hem de “kötü niyetle” yapılmış olması: Bu tazminata ancak, alacaklının yaptığı takibin hem “haksız” ve hem de “kötü niyetle” yapılmış olması halinde hükmedilir. Başka bir deyişle, takibin sadece ”haksız” olması yeterli olmayıp, ayrıca “kötü niyetle” de yapılmış ve bu hususların davacı-borçlu tarafından ispat edilmiş olması gerekir.c) Davacı – borçlunun, lehine tazminata hükmedilmesini talep etmiş olması: Yukarıdaki iki koşul gerçekleştiğinde mahkeme kendiliğinden tazminata hükmetmez. Tazminata ancak, davacı – borçlunun bunu “talep etmiş” olması halinde hükmedilir. İcra takibinden sonra açılan olumsuz tespit davalarında, borçlunun, tazminat isteminin dava dilekçesinde bildirilmesi gerekir. Ancak, talep dava dilekçesinde bildirilmemişse “istemin genişletilmesi” itirazı ile karşılaşmadan, bu istemini daha sonra dava içinde de ileri sürebilir.Menfi Tespit Davasında Borçlunun (davalı - alacaklının lehine) Tazminata Mahkum Edilmesinin Şartlarıa-İcra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu kararın fiilen uygulanmış olması gerekir.b-Alacaklının bir talebi olmasa bile Mahkeme, durdurulan icra takibi konusu alacağın %20’si oranında tazminata mahkum etmekle yükümlüdür.c-Alacaklı lehine hükmedilen tazminatı borçlunun ihtiyati tedbir kararı alırken yatırdığı teminattan alabilir.(Mahmut Coşkun, Yargıtay Üyesi, İtirazın İptali, Menfi Tespit ve İstirdat, Tasarrufun İptali, İflas ve İflasın Ertelenmesi, Sıra Cetvelline İtiraz, 4. Baskı). Bilgileri de dikkate alındığında,Somut olayda , çelişkiyi gideren rapor alındı. İş bu raporda davacının borçlu olmadığı yönünde rapor edilmiştir. Bu rapor mahkememizce de denetime elverişli bulunmuştur. Diğer taraftan davacı ile davalı sıralı cirantadır. Başka bir ifade ile davalı yan gerek senet ödemelerinin gerekse ticari defterlerinin kayıtları bilmesi gerekir. En azından bilebilecek durumdadır. Bu nedenle davalı-alacaklı haksız ve kötüniyetli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak kötüniyet tazminatına karar verilmiştir. En son rapor hükme esas alınmıştır. TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır." Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu,Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile Davacının, davasının KABULÜ ile; Konya .... İcra Müdürlüğünün ... esas (Kuşadası İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından- eski numarası) davacı ...'nin davalı ...'ne BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, İİK 72/5 maddesi gereği 332.000,00 TL'nin %20'si olan 66.400,00 TL tazminatın (taleple bağlı kalınarak) davalıdan alınıp, davacıya VERİLMESİNE, dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir..." gerekçesiyle davacının, davasının kabulü ile; Konya .... İcra Müdürlüğünün ... esas (Kuşadası İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından- eski numarası) davacı ...'nin davalı ...'ne borçlu olmadığının tespitine, İİK 72/5 maddesi gereği 332.000,00 TL'nin %20'si olan 66.400,00 TL tazminatın (taleple bağlı kalınarak) davalıdan alınıp, davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, 10.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda davalı yasal defterlerinde davacının davalıya 416.200 TL borçlu göründüğü'nün ifade edildiğini, sonrasında düzenlenen 05.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda da 'davacıya ait incelenen 2015-2016-2017 yılları ticari defter ve kayıtlarına göre davalı yan tarafına 253.000 TL borçlu olduğu tespit edildiğinin ifade edildiğini, işbu raporda davacının tüm ödemeleri yaptığı kanaatinin diğer raporlarla son derece çeliştiğini, çelişkinin aydınlatılması gerektiğini, bilirkişi raporunda davacı şirketin 500.000 TL tutarlı ödemenin 31.10.2016 tarihinde yapıldığı ve açıklamasında 'senet karşılığı' olduğunun belirtildiğini, bu ödemenin hangi senede ilişkin olduğunun açıklama kısmında yazılmadığını, bilirkişi tarafından davaya konu borcun ödendiği kanaatine hangi şekilde varıldığının anlaşılamadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;Dava ; eser sözleşmesinden kaynaklanan ve iş sahibi tarafından açılan menfi tespit istemine ilişkindir.Öncelikle bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını, ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.Nitekim, 07.06.1976 tarihli ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yeralan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3.maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Yine HMK'nın 27. maddesinin 2. bendinin “c” bölümünde de hukuki dinlenilme hakkının “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini” de içerdiği açıklanarak bu husus vurgulanmıştır.Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Ayrıca gerekçe içerisinde ve gerekçe ile hüküm arasında sonuca etkili uygunsuzluklar da bulunmamalıdır.Dairemizce yapılan incelemede ; Davalı şirket tarafından davacı ve dava dışı borçlular ...... ve ...... hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile 332.000 TL'lik ve bonoya dayalı asıl alacak için Kuşadası İcra Dairesi'nin ... E sayılı dosyası ile takibe girişildiği, evvelinde 18.03.2015 tarihinde taraflar arasında ...... Tatil Köyü'nün yenilenmesine ilişkin eser sözleşmesi akdedildiği, işin bitim tarihinin 25.05.2015 olarak tayin edildiği, davacının iş sahibi, davalının ise yüklenici olarak bu sözleşmede yer aldığı, sonrasında bir kısım ek işler için yeniden ek sözleşme akdedildiği, sözleşmede iş bedeli belirlenmediği dosya kapsamı ile sabittir. Ne var ki eldeki dosyada ; menfi tespit istemli dosyada ispat yükünün hangi tarafta olduğu, davacı tarafça yapılan hangi ödemelerin usulünce ispat edildiğinin kabul edildiği, davacının ne şekilde toplam ne kadar ödeme yaptığının kabul edildiği, iş bedelinin ne kadar kabul edildiği gibi somut gerekçe dercolunmadığı değerlendirilmiş ve kararın öncelikle bu nedenle kaldırılması gerekmiştir. Kabule göre de ; eldeki davaya dayanak sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, iş sahibince açılan menfi tespit istemli davada, yerinde keşif icra edilerek gerekir ise tanıklar da dinlenmek suretiyle sözleşme kapsamında davalı tarafça yapılan tüm işlerin yerinde tespiti, sözleşmede açıkça bedel belirlenmediğinden yapılan işlerin TBK 481. maddesi çerçevesinde işin yapıldığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplatılması, akabinde ticari defterler ve çek- banka havalesi-senetler ile yapıldığı sabit ödemeler mahsup edilerek davacı iş sahibinin bakiye iş bedeli borcu bulunup bulunmadığının tespiti gerekir iken yalnızca ticari defterlerin incelettirilmesi suretiyle hüküm tesisi eser sözleşmelerine hakim yerleşik uygulama ve içtihatlara uygun değildir. Bu noktada davalı vekiline süre verilerek ; davacının toplamda 2.000.000 TL ödeme yapıldığı iddiasının davalı tarafça kabul edilmediği görülmekle, kabul edilen ödeme miktarının ne kadar ve yine kabul edilen ödemelerin ne şekilde olduğu hususunda detaylı beyanı alınmalı, öbür taraftan da hangi senetlerin hangi gerekçe ile ödeme olarak kabul edilmediği tek tek izah edilerek ihtilafsız ödemeler evvela netleştirilmeli, ihtilaflı ödemelerin tek tek hangi tarihli senetlerden kaynaklandığı ortaya konularak bu şekilde ödemelerin ispat edilip edilemediği somut gerekçeli şekilde değerlendirilmelidir. Yapılan işin yerinde incelenmesi ile yapılan iş bedelinin de tespiti sonrasında davacı tarafça yapıldığı usulünce ispat edilen ödemelerin mahsubu ile sonucuna göre hüküm tesis edilmelidir. İzah edilen şekilde tesis edilecek hükümde salt bilirkişi raporuna atıfta bulunularak değil, davacı tarafça yapıldığı iddia olunan ödemelerin hangi nedenle kabul edildiği ( ödemelerin ne şekilde ispat edildiği) yahut edilmediği açık açık gerekçede irdelenerek denetime elverişli bir gerekçe düzenlenmesi gerektiği gözardı edilmemelidir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2026 tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan 5.670,00 TL istinaf karar ve ilam harcının İlk Derece Mahkemesince talep halinde kendisine iadesine,5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf karar tebliği ve harç iade işleminin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,Dair, 6100 HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.█████/2026 ...Başkan... ¸e-imzalıdır ...Üye...¸e-imzalıdır ...Üye...¸e-imzalıdır ...Katip...¸e-imzalıdır ¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸