Danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan hizmet bedeli alacağı davasında imza inkarı ve hizmetin ispatlanamaması nedeniyle talebin reddedilerek kararın onanması
Özet: Davacı, danışmanlık sözleşmesi uyarınca davalı şirketten ödenmeyen hizmet bedelini talep etmiş; davalı ise sözleşmedeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını ve hizmetin ifa edilmediğini savunmuştur. İlk derece ve bölge adliye mahkemeleri, bilirkişi incelemesi sonucunda sözleşmedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığının tespiti ve davacının hizmet verdiğini ispatlayamaması gerekçeleriyle davayı reddetmiş; davacı tarafın temyiz başvurusu üzerine Yargıtay, bölge adliye mahkemesi kararını usul ve kanuna uygun bularak, sözleşmenin geçerli bir imzaya dayanmaması ve iddia edilen hizmetlerin ispat edilememesi nedenleriyle onamıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında 17.05.2016 tarihinde imzalanmış olan protokol uyarınca müvekkilinin danışman sıfatı ile davalı şirket temsilcisi olarak yetkilendirildiğini, müvekkilinin taahhüt ettiği edimleri yerine getirerek, sözleşme gereği hizmet bedelini almaya hak kazandığını, ihalenin davalı şirket lehine sonuçlanması ve yer tesliminin yapılması tarihi olan 31.12.2012 tarihinden itibaren 2.750.000 USD hizmet bedeli ve 255.000 USD faizi ve 495.000 KDV olmak üzere toplam 3.500.000,00 USD'nin ödenmediğini, bunun üzerine gönderilen ihtarnameye de müvekkilinin danışmanlık ücretine hak kazanmadığı şeklinde cevap verildiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL’nin 31.12.2012 tarihinden itibaren ticari temerrüd faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; taraflar arasında imzalandığı iddia edilen sözleşme altındaki imzanın şirketi temsilen atılmadığını, müvekkili şirketin ünvanı altında imza edilmediğini, sözleşmede belirtilen hizmetlerin davacı tarafça yerine getirilmemesi nedeniyle ücrete hak kazanmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 17.05.2012 tarihli danışmanlık sözleşmesinde yer alan imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığının savunulduğu, ATK tarafından düzenlenen 04.04.2022 tarihli raporda, sözleşmede yer alan imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği, sözleşmenin davalı yönünden bağlayıcı olmadığı sabit görülmekle, bu kapsamda talep edilen alacağın ispatlanamamış olması sebebiyle açılan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; davacı tarafından danışmanlık ya da hizmet verildiğinin ispatlanamadığı, sözleşmenin 1. ve 2. sayfalarındaki imzaların davalı şirket yetkilisinin eli ürünü olup olmadığı tespit edilememekle birlikte 3. sayfasındaki imzanın şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığının açıkça tespit edildiği, kaldı ki uyuşmazlığın niteliği gereği sözleşmedeki imza davalı şirket temsilcisine ait olsun yahut olmasın davacının öncelikle danışmanlık yaptığını ve hizmet verdiğini ispatlamak zorunda olduğu gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; İlk Derece Mahkemesince, savunma ve ispat hakkının sınırlandırıldığını, bilirkişi raporunun çelişkili olması nedeniyle yeni bir rapor alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin ihale sürecine aktif olarak katıldığını, davalı lehine sonuçlanan bu sürecin müvekkil tarafından yürütüldüğü hususunun çeşitli yazışma ve ihbarlarla sabit bulunduğunu, Mahkemenin, davacının fiili hizmet sunumuna ilişkin delillerini değerlendirmediğini, hukuki nitelendirmede hata yapıldığını, yalnızca sözleşmeye dayalı olarak değil, aynı zamanda vekâletsiz iş görme, sebepsiz zenginleşme hükümlerine de dayandırılabilir nitelikte olduğunu, sözleşmenin imzası tartışmalı olsa dahi, fiili hizmet ifa edilmişse, davalı şirketin bu hizmetten yararlanması halinde bedel ödemesi gerektiğini, mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, taraflar arasında düzenlendiği iddia edilen danışmanlık sözleşmesi gereğince alacak istemine ilişkindir.Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle, davacı tarafından ibraz edilen sözleşmede yer alan imzanın şirket yetkilisine ait olmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiği, sözleşme kapsamında verildiği iddia edilen hizmetlerin davacı tarafça usulüne uygun olarak ispat edilemediği anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.