İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenen ticari şirket genel kurul kararlarının iptali istemli davada, yönetim kurulu faaliyet raporu, bilanço onayı, ibra, yeniden seçim ve kar payı dağıtılmaması gibi kararların istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir ticari şirketin azınlık hissedarlarının, yönetim kurulu faaliyet raporunun onaylanması, bilanço ve kar/zarar hesaplarının kabulü, yönetim kurulu üyelerinin ibrası ve yeniden seçilmesi, yönetim kurulu başkanına yüksek ücret ve prim ödenmesi ile kar payı dağıtılmaması gibi 2017 ve 2018 yıllarına ait genel kurul kararlarının, yönetimdeki keyfi uygulamalar, şeffaflık eksikliği ve hukuka aykırılık iddialarıyla iptali veya butlanının tespiti talebine ilişkin başlattığı davanın ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine yapılan istinaf başvurusunun incelenmesiyle ilgilidir; davalı şirket ise kararların hukuka uygun olduğunu ve bazı maddelerin oybirliği ile kabul edildiğini savunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2025
NUMARASI: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasındaki Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde asıl dosya davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
ASIL DAVA
DAVA :Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davalı şirketin 2017 yılı ilk olağan genel kurulunun █████/2018 tarihinde yapıldığını, müvekkillerinin davalı şirketteki hisse toplam sayısının %23,48'ine denk gelen 563.528.166 olduğunu, genel kurula müvekkilleri de dahil olmak üzere 2.400.000.000 adet hisse sahibinin tamamının asaleten ya da vekaleten katıldığını, genel kurulun açılmasından ve divanın oluşturulmasından hemen sonra müvekkilleri tarafından TTK 420. maddesi uyarınca finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların ertelemesinin talep edildiğini, diğer hissedarlardan ... vekilinin divan başkanlığından aynı şekilde erteleme talebinde bulunduğunu, divan başkanlığında gündemin 2, 3, 4, 6 ve 7. Maddelerin görüşülmesinin TTK'nun 420. Maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiğini, davalı şirketin yönetim kurulunun ertelenen 2017 yılı olağan genel kurul toplantısının █████/2018 tarihinde yapılmasına karar verdiğini, █████/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan üstü genel kurul toplantısına şirketin %23,48 hissesinin sahibinin müvekkilleri ile birlikte tüm hisse sahiplerinin asaleten ya da vekaleten iştirak ettiğini, █████/2018 tarihli genel kurulda alınan ve iptali talep edilen kararlar esas olarak; 2017 yılında görev yapan yönetim kurulunun şirketi keyfi bir şekilde yönettiğini, hissedarlar tarafından talep edilen bilgilerin verilmediğini, yönetim kurulunun faaliyetlerinin hukuka uygun olmadığını, hazırladığı bilanço ve kar/zarar hesaplarının gerçeği yansıtmadığını, buna rağmen bazı yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmiş olması, 2017 yılında şirketi keyfi ve hukuka aykırı bir şekilde idare eden yöneticilerin 2018 yılında görev yapmak üzere yeniden seçilmiş olması, yönetim kurulu başkanının kendisine yüksek meblağlara varan ücret ve prim ödettirdiğini, tüm bunlara rağmen hissedarlara kar payı dağıtılmaması hususlarına dayandığını belirterek anılan gündem kararlarının iptali gerektiğini belirterek davalı şirketin erteleme neticesi █████/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağanüstü genel kurulunda müvekkillerinin itiraz ve muhalefetine rağmen genel kurul tarafından oy çokluğu ile alınan; gündemin 2. maddesi uyarınca yönetim kurulu faaliyet raporunun onaylanması kararının, gündemin 3. Maddesi uyarınca 2017 yılına ait bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanması kararının, gündemin 4. Maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri ... ve ... A.Ş.'nin ibrası kararının ve yine 4. Madde kapsamında ..., ... A.Ş. ve... A.Ş.'nin yönetim kurlu üyeleri olarak seçilmesine dair kararın, gündemin 5. Maddesi çerçevesinde yönetim kurulu başkanına aylık net 360.000,00-₺ ücret ve ilaveten 2017 yılı için net satışların %1,5'i oranında net başarı primi ve 2018 yılı için Ocak 2018'den başlayarak her ay net satışların %1,5'i oranında net prim ödenmesine dair kararın, gündemin 6. Maddesi çerçevesinde kar payı dağıtılmamasına dair kararın, TTK 445 maddesi uyarınca iptaline ya da TTK 447 maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacıların bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında 1. Ve 2. Genel kurul toplantılarında ve söz konusu toplantılar öncesinde müvekkili şirkete yöneltmiş olduğu sorulara yetersiz, sözde cevaplar verildiğiü ve cevap verirken dürüst hesap verme ölçülerine uyulmadığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, dava konusu genel kurul toplantısında müvekkili şirketin yönetim kurulu faaliyet raporu, bilanço ve finansal tabloların müzakere edilerek kabulüne ilişkin hususların da yer aldığı gündem maddelerinin oy birliği ile kabul edildiğini, davacılar tarafından 2017 mali yılı bağlılık raporuna karşı yapılan itirazların hukuki veya somut birer dayanağı bulunmadığını, 2017 mali yılında görev yapmış bulunan yönetim kurulu üyelerinin ibrasında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, 2. Genel kurul toplantısında şirkete yeni bir yönetim kurulu seçilmiş olmasında herhangi bir usulsüzlük veya kanuna aykırılık bulunmadığını, yönetim kurulu üyesi olan pay sahiplerinin yönetim kurulu üyelerine ücret ve prim ödenmesi konusunda yapılan müzakerelere katılabileceğini ve oy kullanabileceğini, pay sahiplerine kar payı dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının şirket menfaatlerinin korunmasına yönelik olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA:
DAVA: Davacı... ve ... vekili tarafından davalı ... Anonim Şirketi aleyhine açılan davanın dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin %23,48 hissedarı olduğunu, davalı şirketin erteleme neticesinde █████/2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısanda alınan birçok karara müvekkili ve bazı hissedarların muhalefet etmelerine rağmen çoğunluğun oyu ile kararlar alındığını, alınan bu kararların usul ve kanuna aykırı olarak oyçokluğu ile alındığını, iş bu genel kurul da alınan ve iptalini talep ettiklerini, 2017 yılında görev yapan yönetim kurulunun şirketi keyfi bir şekilde yönetilmesi, hissedarlara talep edilen bilgilerin verilmemesi, yönetim kurulu faaliyetlerinin hukuka uygun olmaması, hazırlanan bilanço ve hesapların gerçeği yansızmaması, bazı yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmiş olması, 2017 yılında şirketi keyfi ve hukuka aykırı olarak idare eden yöneticilerin 2018 yılında görev yapmak üzere yeniden seçilmesi, şirketi usulsüz yöneten yönetim kurulu başkanının kendisine emsali görülmemiş miktarda ücret ve pirim ödettirmesi ne karar verilirken diğer hissedarlara kar payı dağıtılmaması hususlarında olduğunu, müvekkilinin itiraz ve muhalefetine rağmen Genel Kurul tarafından oy çokluğu ile alınan gündemin 2-3-4-5 ve 6. Maddesinde alınan kararların kanunun emredici hükümlerine, esas sözleşme hükümlerine, şirketin uğraması muhtemel zararları gözönüne alınarak, bu kararların TTK 445. Maddesi uyarınca iptaline yada TTK 447. Maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine, TTK 448 ve 1524/2 maddeleri uyarınca Genel Kurul Kararları aleyhine dava açıldığının Ticaret Sicil Gazetesinde ve şirket internet sitesinde ilanına, şirketin uğraması muhtemel zararları gözönüne alınarak kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilerek yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; öncelikle davacıların TTK'nun 451 maddesine göre genel kurul kararları aleyhine kötü niyetle iptal davası açtığından bahisle, iş bu davada şirketin muhtemel zararlarına karşılık TTK'nun 448 ve 451 maddeleri gereğince davacıların mahkemenin uygun göreceği miktarda teminat yatırması gerektiğini, ayrıca müvekkil şirketi karşı davacıları farklı olmakla beraber aynı genel kurul toplantısında alınan aynı kararlara karşı İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosysı ile dava açıldığını, iş bu davanın ilk davanın görüldüğü bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin beyanlarında davacı tarafın müvekkil şirketin bilanço ve finansal durum raporlarının gerçeğe ve mevzuat aykırı düzenlendiği iddiasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin finansal tablolarının dünyanın en büyük dört denetim şirketi içinde yer alan ... AŞ tarafından tam tasdik ve kapsamında her yıl denetimini gerçekleştirdiğini, davacıların senelerdir müvekkili şirketin pay sahibi olduklarını, davacıların şirketin finanslarıyla ilgili herhangi bir konuda bilgi sabihi olmamasının söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin 2018 yılına dek yapılan genel kurul toplantılarının da davacılar ile birlikte diğer pay sahiplerinin katılımı ile yapılan müzakereler netiçesinde gündem maddelerinin oybirliği ile alındığını, davacıların bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında genel kurul toplantılarında ve söz konusu toplantılar öncesinde müvekkil şirkete yöneltilmiş soruların cevaplandırılmadığı ve cevap verilirken de dürüst hesap verme ölçüsü ilkelerine uyulmadığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, şirketin yönetim kurulu faaliyet raporu , bilanço ve kar zarar hesapları hakkında ileri sürülen iddialarında asılsız ve kötü niyetli olduğunu, ayrıca aynı zamanda yönetim kurulu üyesi de olan pay sahiplerinin yönetim kurulu üyelerine ücret ve prim ödenmesi konusunda yapılan müzakerelere katılıp oy kullanabileceğini bunda kanuna aykırı bir durum bulunmadığını, pay sahiplerine kar payı dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının şirketin menfaatlerinin korunmasına yönelik olduğunu bu nedenlerle öncelikle iş bu davanın İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini ve ilan hususunda birleştirilen mahkemede karar verilmesine, aksi taktirde yürütmenin durdurulması talebinin reddine, haksız ve kötü niyetle açıldığını belirttikleri davanın essatan reddine karar verilerek yağrılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; mahkememizin ████████-████████ E.K. sayılı karar ile davalı şirketin █████/2018 tarihli genel kurul toplantısında faaliyet raporlarının ve bağımsız denetim raporlarının onaylanmasına ilişkin 2 nolu kararın, 2017 yılına ait bilanço ve kâr-zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin 3 nolu kararın, yönetim kurulu ücret ve prim haklarının tespitine ilişkin 5 nolu kararın ve 2017 yılına ait kâr dağıtımı hakkında karar alınmasına ilişkin 6 nolu kararın ve 4 nolu gündem maddesi uyarınca alınan ibrâ kararının iptaline karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ████████-█████████ E.K. sayılı ilamı ile iptaline karar verilen 2-3-4-5-6 numaralı genel kurul kararlarından 5 numaralı gündem maddesi yönünden eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle mahkememiz kararı kaldırılmıştır. Mahkememizce, yönetim kurulu ücret ve prim ödemelerine ilişkin emsallerinin de değerlendirilmesi suretiyle bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş; bilirkişi heyeti tarafından özü itibarıyla "Emsal şirketler ile davalı şirket tarafından yöneticilerine sağlanan menfaat tutarları toplamının karşılaştırılması sonucunda, davalı şirketin tablodaki gösterildiği şekli ile (C/E) oranının 4,8498, (C/B) oranının ise 43,2535 olduğu dikkate alındığında, davalı şirket için hesaplanan oranların, yine aynı tablo içerisinde gösterilen emsal şirketler için aynı parametreler ile hesaplanan oranlara göre oldukça yüksek olduğu, bu bağlamda davalı şirket yöneticilerine sağlanan menfaatler (huzur hakkı ve prim) toplamının genel kurul yetkisi kapsamında fahiş olup olmadığı hususunun sayın mahkemenin takdirinde olduğu;" şeklinde görüş bildirilmiştir. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, şirketin yönetim kuruluna belirlediği ücret ve primin fahiş olduğunun kabulü gerektiği, önceki karar ve bilirkişi raporlarında yapılan tespitlerden ayrılmayı gerektirir bir durum olmadığı anlaşıldığından davanın ve birleşen davanın kısmen kabulü ile; Davalı şirketin █████/2018 tarihli genel kurul toplantısında faaliyet raporlarının ve bağımsız denetim raporlarının onaylanmasına ilişkin 2 nolu kararın, 2017 yılına ait bilanço ve kâr-zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin 3 nolu kararın, yönetim kurulu ücret ve prim haklarının tespitine ilişkin 5 nolu kararın ve 2017 yılına ait kâr dağıtımı hakkında karar alınmasına ilişkin 6 nolu kararın ve 4 nolu gündem maddesi uyarınca alınan ibrâ kararının iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Asıl davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bidayet Mahkemesi, yönetim kurulu üyelerinin seçiminin TTK’nın 408 inci maddesi kapsamında genel kurulun devredilemez yetkilerinden olduğundan bahisle iptal edilemeyeceğini ve yerindelik denetimi yapılamayacağını belirtmekle hatalı değerlendirmede bulunduğunu, somut olayda, Genel Kurul Toplantısı tarihi itibarıyla sermayeye katılım oranları %23,47 olan asıl dava davacıları müvekkilleri ile %23,48 olan birleşen dava davacıları olmak üzere sermayeye katılım oranları toplam %46,95’e ulaşan davacı pay sahiplerinin tamamen dışlanarak, yönetim kurulunda hiç temsil edilememiş olduğu ve sadece sermayeye katılım oranı %26,21 olan ... ile ...’ın hakimiyeti altındaki sermaye şirketleri olan ... A.Ş. ile... A.Ş.nin yönetim kurulu üyeleri olarak seçildiği göz önünde bulundurulduğunda, Bidayet Mahkemesi’nin, yönetim kurulu üye seçimi kararına karşı yerindelik denetimi yapılamayacağı, seçim iradesinin kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılığından söz edilemeyeceği yönündeki görüşü ortadan kalktığını, Bidayet Mahkemesinin, yönetim kurulu üye seçimine ilişkin yargı organlarınca bir denetim yapılamaması halinde, pay sahiplerinin, faaliyet raporu ve finansal tabloları kanuna aykırı hazırlayan yönetim kurulu üyelerinin mutlak hakimiyetine terk edilmiş olacaklarını da hiç değerlendirmediğini, Bidayet Mahkemesi, yıllık faaliyet raporu ve finansal tabloları ve ibra kararlarını kanuna aykırı bulup iptal ederken, bunları düzenlemiş ve kendi kendilerini ibra etmeye çalışmış yönetim kurulu üyelerinin yeniden göreve atanması suretiyle yeni yönetim kurulu oluşturulmasına yasal bir engel görmemesi ile somut olay gerçekliğini dikkate almadığını, tüm yargı süreci boyunca yaşanan yeni gelişmelerle, davalının dürüstlük kuralına aykırı olarak seçildiğini belirttikleri yönetim kurulu üyelerinin, huzurdaki mali yıldan sonra da türlü yollarla finansal tabloları gerçeğe aykırı düzenledikleri ve Şirket kaynaklarını kendileri veya ilişkili taraf şirketlerine aktardıkları defalarca tespit edildiğini, yalnız ... ve ona bağlı tüzel kişilerden oluşacak şekilde seçilmiş olmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, salt sorumluluk davası açılabilecek olması nedeniyle yönetim kurulu üye seçim kararlarının iptal edilemeyeceğine ilişkin Bidayet Mahkemesi görüşüne katılmanın mümkün olmadığını, davalı Şirket’in huzurdaki dava konusu Genel Kurul Toplantısı’nda seçilmiş yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılmış sorumluluk davasında davalı Şirket’i zarara uğrattıkları tespit edilerek zararın tazminine de hükmedildiğini, Bidayet Mahkemesi’nin, TTK’nın 408 inci maddesi uyarınca kâr dağıtımı kararı veremeyeceği gerekçesi hatalı olduğunu, kararın kesinleşmesi halinde, müvekkillerinin 2017 mali yılı kârlarının dağıtılması için Şirket genel kurulunun olağanüstü olarak toplantıya çağırılmasını Şirket yönetim kurulundan (yukarıda hakim pay sahibi ve ona bağlı adamlardan oluştuğu da belirtilen yönetim kurulundan) talep etmesi gerekeceğini ve muhtemelen genel kurulun toplanması bu kötüniyetli yönetim kurulu tarafından geciktirileceğini, ardından da toplanan genel kurulda hakim ortağın keyfi oylarıyla müvekkillerinin talebi tekrar reddedilebileceğini, Bu durumda ilgili kişilerin her ne kadar Mahkeme kararlarına uymama nedeniyle cezalandırılması ihtimali bulunsa da, müvekkillerinin hakkına kavuşabilmek için çok uzun ve meşakkatli bir yoldan geçmek durumunda bırakılmış olacağını, her ne kadar huzurdaki davada Genel Kurul Toplantısı gündeminin 4 no.lu maddesince alınmış ibra kararları iptal edilmişse de anılan kararlar, Yargıtay’ın kökleşmiş içtihatları uyarınca yok hükmünde olduğu gibi, bizzat davalının taraf olduğu Yargıtay içtihatlarıyla da yok hükmünde oldukları açıkça kabul edildiğini ve kesinleştiğini, huzurdaki dava kapsamında da iptal kararının düzeltilerek yokluğa hükmedilmesi gerektiğini beyanla İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ Esas, ████████ Karar no.lu 29 Mayıs 2025 tarihli, 29 Mayıs 2025 gerekçe yazım tarihli kararının Genel Kurul Toplantısında alınan 2, 3, 5, 6 no.lu kararların iptaline ilişkin kısmı ve bunların yürütmesinin geri bırakılmasına ilişkin ara karar’ın onanmasını, ve 4 no.lu kararın ibraya ilişkin kısımlarının düzeltilerek onanarak yokluğuna hükmedilmesini, davanın kısmen reddine ilişkin, ‘… fazlaya ilişkin talebin reddine…’ hükmü içeren kısmının kaldırılarak duruşma da yapılmak suretiyle inceleme yapılarak davanın tamamının kabul edilmesini ve Genel Kurul Toplantısı’nın 4 no.lu gündemi kapsamında gündemde bulunmasa da tutanağa eklenmiş ve karara bağlanmış olan yönetim kurulu üyelerinin azli ve yenilerinin seçimine ilişkin kararın iptaline ve halihazırda iptal edilmiş olan kâr dağıtılmamasına ilişkin 6 sayılı kararın iptal edilmiş olması nedeniyle kâr dağıtımı yapılmasına karar verilmesini ve vekalet ücreti, yargılama giderleri, harç ve sair tüm yargılama masraflarının davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;eksik ve yetersiz bilirkişi incelemesi sonucunda iptaline karar verilen 5 nolu gündem maddesi hakkındaki kararın kaldırılması gerektiğini, istinaf mahkemesi ilamı ile ilk derece mahkemesi'nin vermiş olduğu karar sadece 5 nolu gündem maddesi yönünden değil tamamen kaldırıldığından bilirkişi raporunda yapılan incelemenin eksik olduğunu, verilecek olan yeni hükmün tüm gündem maddeleri hakkında olması gerektiğinden ve 5 nolu gündem maddesinin incelenmesi diğer gündem maddeleri ile bağlantılı olduğundan yapılacak incelemenin bütün dosya kapsamında yapılmamasının kararın kaldırılması için yeterli olduğunu, istinaf kaldırma kararından önceki yargılamada aynı bilirkişi heyetinin düzenlediği ve taraflarınca ciddi şekilde itiraz edilen raporlar dosyada mevcut olmasına rağmen, mahkemece yeni ve bağımsız bir bilirkişi heyeti görevlendirilmeksizin yeniden aynı heyetten ek rapor alınmasının usule aykırı olduğunu, müvekkil şirketin aktif büyüklüğü, karlılık, faaliyet hacmi ve kapasitesi ile mali yapısı hakkında bir tespit yapılmadan ve bu hususlar kapsamında kararlaştıran ücret ve prim müvekkil şirket özelinde değerlendirilmeden bildirilen görüşün eksik ve hatalı olduğunu,müvekkil şirketin 2014 yılından bu yana performans göstergelerinin devamlı artış gösterdiğini, bu başarıda da 2012 yılında şirketin yönetim kurulu başkanı olarak göreve başlayan ve 5 nolu gündem maddesi ile ücret ve prim kararı verilen ...'ın rolünün büyük olduğunu, nitekim bilirkişi heyeti de mali performansta yönetim kurulunun etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirttiğini ancak takdiri mahkemeye bıraktığını, bilirkişi raporunda; yönetim kurulunun şirkete sağladığı katkı, üstlendiği sorumluluk, harcadığı emek ve mesai ile elde edilen finansal sonuçlar arasında herhangi bir bağlantı kurulmadığını, prim ve ücretlerin belirlenmesinde esas alınması gereken bu temel kriterler yönünden hiçbir değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi raporunda ödenen ücretlerin faaliyet giderleri içindeki yerine dair yapılan hesaplamada sadece yönetim kurulu üyelerine ödenen ücretin esas alınması gerekirken bu hesaplamaya diğer yöneticilere ödenen ücretlerin de dahil edilmesi hatalı olmasına rağmen bu itirazın giderilmediğini, inceleme konusu yapılan "28.06.2021 tarihli genel kurulun 5 nolu kararında" yer alan yönetim kurulu başkanı için kararlaştırılan ücret ve prim maddesi olup, görüldüğü üzere yapılan oransal hesaplamada yönetim kurulu dışındaki yöneticilere ödenen tutarların da dahil edildiğini, Yönetim Kuruluna Sağlanan Hakların 2017 yılı faaliyet giderleri içindeki payı %27.4 değil; 7.669.██████.297.175, 78 = %9 olup bu büyüklükteki bir şirket için bu oran yüksek olmadığını,
aynı heyetin İstanbul 16. ATM ████████ Esas sayılı dosyaya sundukları raporda müvekkil şirket yönetim kurulunun çalışmasının şirketin mali durumu üzerindeki etkisine de değinerek net satış hasılatı ve faaliyet karının sürekli artış gösterdiği tespit edildiğini, bu dosyadaki incelemede bu hususlara hiç değinilmemesi raporun eksik inceleme ile hazırlandığının göstergesi olduğunu, çelişkinin giderilmesi için yeni ve bağımsız bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken, bu yapılmaksızın karar verilmiş olması, hükmün kaldırılmasını gerektiren açık bir usul hatası olduğunu, piyasada elden edilen kazançlar yönünden yapılan tespitler; şirketlerin mali yapıları, ortaklık yapıları, aktif büyüklükleri itibariyle yapılan bütünsel bir inceleme olmadığını, emsal alınan şirketlerde yöneticilere sağlanan kümülatif fayda toplamının ciroya oranlanması ile yapılan kıyas ve açıklanan sonuçların eksik ve hatalı olduğunu, başkaca şirketlerde prim ödenmiyor olmasının; hem yurtiçi hem de yurtdışı satış ve pazarlama ağı oldukça geniş olan müvekkil şirkete emsal alınması kabul edilemeyeceğini , kaldı ki bu emsal gösterilen şirketlerin grup şirketi olup olmadığı, emsal gösterilen şirketlerde ücret ya da prim almayan yönetim kurulunun yönetiminde bulundukları başkaca şirketlerden ücret ya da prim alıp almadığı ya da yan ve sosyal haklarının bulunup bulunmadığı da bilinmediğini, genel kurul tutanakları ile gösterilen emsallerin daha düşük olması bu şirketlerde başkaca faydaların sağlanıp sağlanmadığına karine olmayıp; kimi zaman şirket genel kurulu tarafından kabul edilen ücret politikaları kapsamında sabit bir aylık ödemeye ek, başarı primi/hisse edindirme planı, yan hak ve menfaatler gibi farklı kalemler altında sağlanan maddi menfaatlerle çok ciddi meblağlara ulaşabildiğini, bu sebeple her şirket kendi iç dinamikleri finansal durumu doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini, yatırım ve borç politikaları konusunda yönetim kurulu başkanı tarafından şirketin borçlarına şahsen ve müteselsilen kefil olunmasının, şahsi malvarlığının ipotek edilmesinin önemli derecede etkileri yok sayılamayacağını, ortadan kaldırılan bir kararın gerekçelerinin aynen benimsenerek yeniden hüküm kurulması mümkün olmayıp, kaldırma ilamı doğrultusunda tüm dava konusu yönlerden yeniden, eksiksiz ve denetime elverişli bir inceleme yapılması zorunlu olduğunu, bu itibarla, 5 nolu gündem maddesi yönünden ileri sürülen eksik inceleme, yetersiz bilirkişi raporu ve hukuka aykırılık teşkil eden tüm istinaf sebeplerinin aynı şekilde inceleme yapılmaksızın hüküm kurulan 2, 3, 4 ve 6 nolu gündem maddeleri bakımından da geçerli olup, anılan kararların tamamı yönünden önceki istinaf itirazlarını tekrar ettiklerini,gündemin (2) no.lu maddesi, yönetim kurulu faaliyet raporu ve bağımsız denetim raporunun okunması ve müzakere edilmesine ilişkin herhangi bir oylama ve onaylanmasına ilişkin karar içermediğini, karar alınmayan bu gündem maddesi hakkında yerel mahkemenin iptal kararının yerinde olmadığını , gündemin (3) no.lu maddesi kapsamında bilanço kar zarar hesaplarının müzakeresi ve onaylanmasına yönelik kararın finansal tabloların şeffaflık ve dürüst resim ilkesine aykırı tutulduğu gerekçesi ile iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ... ile kredi ilişkisine ilişkin; topluluk şirketlerine ilişkin hükümler ve ticari uygulamalar dikkate alınmamış ve hatalı değerlendirmeler yapıldığını, şahsi harcamalar ve sonradan yapılan düzeltmelere ilişkin hatalı değerlendirme yapıldığnı, şirket nezdinde yıllardır aynı şekilde süre gelen işlemler ve önceki genel kurullarda kabul edilmiş işlemler göz ardı edildiğini, gündemin (4) no.lu maddesi kapsamında ibraya ilişkin yapılan değerlendirmeler “yönetim kurulu üyeleri kardeş olmamasına rağmen kardeş oldukları varsayımı” ile oydan yoksun kabul edilerek yapılmıştır. oydan yoksunluk söz konusu olmayıp verilen iptal kararının hatalı olduğunu, şirkette kar dağıtıldığı mali tablolar uıyarınca ortada iken; "2012'den bu yana kar dağıtılmadığı" gibi gerçeğe aykırı tespit yapan rapora dayanılarak gündemin (6) nolu 2017 yılına ait kar dağıtımı maddesi hakkında iptal kararı verilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemenin müvekkil şirketin 2017 yılında yapmış olduğu kar dağıtımlarını görmeksizin ve değerlendirmeksizin 2012 yılından beri kar dağıtımı yapılmadığı yönündeki eksik inceleme ile hem gündemin 5. hem de 6. Maddesi kapsamında iptale ilişkin hüküm kurması karşısında bu kararların kaldırılması gerektiğini, İstanbul BAM 43 H.D.; ilk derece mahkemesi kararını yalnızca belirli bir gündem maddesiyle sınırlı olmaksızın tüm yönleriyle kaldırarak davanın yeniden görülmesine karar vermiş olmasına ve davacıların bu kaldırmanın sadece 5 nolu gündem maddesine ilişkin olduğu yönündeki talebini açıkça reddetmesine rağmen; BAM kaldırma kararı sonrası yargılamanın gereği gibi yerine getirilmemesi, 5 no.lu gündem maddesi yönünden yapılan incelemenin de yetersiz ve hatalı olması, 5 no.lu gündem maddesinin 3 no.lu Bilançço ve 6 no.lu Kar Dağıtımı maddeleri ile birlikte değerlendirilerek incelenmesi gerektiği ancak bilirkişiler tarafından bu incelemenin yapılmadığı, Bilirkişi raporunun eksik incelemeye, hatalı varsayımlara ve çelişkili tespitlere dayanması, Gündemin 2, 3, 4 ve 6 no.lu maddeleri yönünden usul ve esasa aykırı şekilde yeniden aynı hükmün tesis edilmesi, itirazlarının kürşılanmaması ve ek ya da yeni heyetten rapor alınmaksızın hüküm kurulması hususları birlikte değerlendirilerek İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 29.05.2025 tarihli ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamının yukarıdaki nedenler ve hukuka aykırı olması nedeniyle kaldırılmasına,yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Asıl ve birleşen dava; davalı Anonim Şirketin 28.06.2018 tarihinde yapılan ertelenmiş olağan genel kurulunda alınan 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların TTK'nın 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline/butlanının tespiti istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı asıl davada davacılar vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davaya konu genel kurulda gündemin 2. Maddesinin yönetim kurulu faaliyet raporunun onaylanmasına, gündemin 3. Maddesinin 2017 yılına ait bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanmasına gündemin 4. Maddesinin yönetim kurulu üyeleri ... ve ... A.Ş.'nin ibrasına ve yine 4. madde kapsamında ..., ... A.Ş. ve... A.Ş.'nin yönetim kurlu üyeleri olarak seçilmesine , gündemin 5. Maddesinin yönetim kurulu başkanına aylık net 360.000 TL ücret ve ilaveten 2017 yılı için net satışların %1,5'i oranında net başarı primi ve 2018 yılı için Ocak 2018'den başlayarak her ay net satışların %1,5'i oranında net prim ödenmesine, gündemin 6. maddesinin kar payı dağıtılmamasına ilişkin olduğu, kararların oyçokluğuyla alındığı ve davacıların alınan kararlara muhalefetlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.
1.Davaya konu genel kurul toplantısında alınan 2 ve 3 nolu maddeleri yönünden; Dosyaya alınan bilirkişi raporu ile; yapılan tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde, şirket ortaklarından ... ve ...'ın, şirket tarafından ödenmiş olan şahsi harcamalarının, 19.03.2018 tarihli ertelenen genel kurul toplantısından sonra ancak, huzurdaki davava konu 28.06.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısından ve 26.09.2018 dava tarihinden önce 10.05.2018 tarihinde yansıtılarak tahsil edildiği, bu anlamda şirket nezdinde gider yazılmaması gereken bir takım şahsi harcamaların davalı sirket kayıtlarında yer aldığı, sonrasında da yapılan denetim sonucunda bu durumun tespiti üzerine yansıtma faturaları düzenlenmek sureti ile yersiz yapılan gider kayıtlarının gelir kaydı yapılarak düzeltildiği, dava dışı ... A.Ş. tarafından davalı şirkete aylık bazda ve eşit miktarlarda danışmanlık destek faturaları düzenlediği, bu faturalar toplamının 2017 yılı içerisinde 5.026.735,68 TL olduğu, fatura tutarlarının neye göre hesaplandığı ve neden eşit miktarda düzenlendiklerinin açık olmadığı belirtilmiştir.
Dairemizce kaldırma ilamında, davalı şirketin finansal tablolarındaki bilgilerin ilgili döneme ait iş ve işlem akışı gerçeğine uygun ve yeterince açık olmadığının anlaşılması karşısında ilk derece mahkemesince finansal tabloların dürüst resim ilkesine uygun olmadığı kanaatiyle davaya konu genel kurul toplantısında alınan 2 ve 3 nolu kararlarının iptaline karar vermesinin yerinde olduğuna karar verilmiş olup, önceki karardan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
2.Yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesi ve ibrasına ilişkin 4 nolu genel kurul kararı yönünden;
Yönetim kurulu üyelerinin seçimi, görev sürelerinin belirlenmesi ve görevden alınmaları TTK. 408/2-b bendi gereğince genel kurulun devredilmez yetkileri arasındadır.
Dairemizce kaldırma ilamında genel kurulun yetkisine müdahalenin doğru olmadığı kabul edilerek yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin alınan kararın iptali koşulları oluşmadığına karar verilmiş olup, önceki karardan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle asıl dosya davacılarının bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir .
İbra, genel kurulun yönetim kurulu üyeleri hakkında bir irade açıklaması olup genel kurulun ibra kararı yönetim kurulu üyelerinin söz konusu dönemdeki işlemlerinin hukuka ve ortaklık açısından işin gereğine uygun bulduğunu beyan etmektedir. Genel kurul, ibra kararı ile yönetim kurulu üyelerini ilgili dönemdeki faaliyetleri sebebi ile sorumlu tutmayacağını açıklamaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin ibrasının sorumluluk davasına etkisi ibranın doğal ve kanuni sonucudur. Ortakların aldığı ibra kararı, karara muhalif hisse sahiplerinin açacağı sorumluluk davaları yönünden etkisi de bulunmamaktadır.
Davalı şirketin Yönetim Kurulu üyeleri ..., ... A.Ş ve ... olup, yönetici ...'ın ibra edilmediği, diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında ise yönetim kurulu başkanı ...'ın oydan mahrum olmasına rağmen olumlu oy kullanması neticesinde ibra edildikleri anlaşılmakla Dairemizce kaldırma ilamında, bu yöneticiler yönünden usulünce alınmış ibra kararı bulunmadığı kabul edilerek ibra kararının iptaline karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiş olup,(Yargıtay 11.HD'nin █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı) önceki karardan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle tarafların bu yöne ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
3.Kârın dağıtılmamasına ilişkin 6 nolu genel kurul kararı yönünden;
Alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin 2012 yılından bu yana kar payı dağıtmadığı belirtilmiş ise de █████/2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin geçmiş yıl karlarından net 8.896.010,84 TL kar dağıtılmasına karar verildiği görülmüştür.
Dairemizce kaldırma ilamında, bilirkişiler tarafından davalı şirketin 2017 yılı bilançosu ile 46.684.936,49 TL dağıtılabilir net karının bulunduğu tespit edilmesi karşısında şirketin öz kaynaklarının yeterli olduğu, iptale konu kararda sadece piyasa koşulları dayanak gösterildiği, sermaye ihtiyacının bulunduğu yönünde dosya kapsamında delil olmadığı, kar payı dağıtımının ticari işletmenin gereği olduğu değerlendirilmekle mahkemece kar dağıtılmaması kararının iptaline karar verilmesi isabetli görülmüş olup, önceki karardan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Diğer yandan kâr payı dağıtımına ilişkin genel kurul kararının iptali halinde, iptal kararı veren mahkeme, iptal kararı ile birlikte genel kurul yerine geçerek kâr payı dağıtımı kararı veremez. Bu durum genel kurul kararlarının iptali davasının işleyişine aykırıdır. (Yargıtay 11.HD'nin 12.04.1983 tarih ,464 Esas ve 1914 Karar sayılı kararı ile 11. HD.'nin 23.10.2014 tarih █████████ Esas ve ██████████ Karar sayılı kararı Eriş, Gönen: Ticari İşletme ve Şirketler, Ankara 1992, s. 1131; 11. HD., 27.11.1980, E: 4961, K: 5245 (Eriş, 1992, s. 1129). Ayrıca bu yönde bkz. Moroğlu, Erdoğan: Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 6. bası, İstanbul 2012; Gürbüz Usluel, s. 75; )Bu nedenle asıl dava davacılarının kar payı dağıtımı yönünden bir karar verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir .
4. Yönetim kurulu başkanına ücret ve prim belirlenmesine ilişkin 5 nolu kararın incelenmesinde; Mahkemece, şirketin yönetim kuruluna belirlediği ücret ve primin fahiş olduğunun kabulü gerektiği gerekçesi ile iptal istemi kabul edilmiştir.
Dairemizce kaldırma ilamında yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre yönetim kuruluna ödenen huzur hakkı tutarına ilişkin kararların, kanun ve esas sözleşme ile dürüstlük kuralına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından, mahkemece; davalı itirazlarını da karşılayacak şekilde; genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı ile finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, davalı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler de göz önünde bulundurulup karşılaştırılarak yönetim kurulu başkanına ödenmesine karar verilen huzur hakkı ve primin, sarfedilen emek ve mesai ile orantılı olup olmadığı, pay sahiplerinin kardan pay alma haklarını ihlal edecek nitelikte bulunup bulunmadığı hususlarında mevcut bilirkişi heyetinden ek rapor alınması gerekirken, davalı yanın bilirkişi raporuna bu yönden ileri sürdüğü itirazlar değerlendirilmeksizin sonuca gidilmesi yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Mahkemece Dairemizin kaldırma ilamı üzerinde yalnızca bu husus yönünden inceleme yapılmasında bir isabetsizlik yoktur.
Dairemizin kaldırma ilamı doğrultusunda alınan ek bilirkişi raporunda, davacı tarafça emsal olarak dosyaya sunulan, şirketlere ait genel kurul toplantı tutanaklarında, yönetim kurulu üyelerine yıllık ya da aylık satış hasılatı üzerinden “prim” ödenmesine yönelik alınmış bir kararın bulunmadığı, emsal olabileceği değerlendirilen şirketlerin hiç birisinde, davalı şirketin yöneticilerine sağladığı boyutta bir toplam menfaat tutarının kendi yöneticilerine sağlanmadığı, davalı şirketin 2018 yılından önce yönetim kurulu başkanına prim ödenmesine ilişkin bir uygulamasının bulunmadığı, söz konusu uygulamanın ilk defa 2017 yılına ait dava konusu genel kurulda alınan kararla 2018 yılı içerisinde, 2017 yılı net satış verileri baz alınarak gerçekleştirilmesine karar verildiği, şirketin 2014 yılından itibaren net satış hasılatının sürekli artış gösterdiği, buna bağlı olarak faaliyet kârında da 2014 yılına göre sürekli artış gerçekleştiği, emsal olarak alınan şirketlerin yöneticilerine sağlanan kümülatif fayda toplamlarının ciroya oranları (C/E) ortalamasının % 1,744, net kâra oranları (C/B) ortalamasının ise %21,984 olarak gerçekleştiği , davalı şirketin (C/E) oranının 4,8498, (C/B) oranının ise 43,2535 olduğu dikkate alındığında, davalı şirket için hesaplanan oranların emsal şirketlerde belirlenen oranlara göre oldukça yüksek olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda davalı şirketle aynı-benzer faaliyet kollarında bulunan bir kısım şirketlerde ödenen ücretlerin kıyaslandığı anlaşılmakta olup, hakim ortak olan yönetim kurulu başkanı ...'ın kendi olumlu oyu sonucunda karar alınarak sadece yönetim kurulu başkanına ücret takdir edilmesi diğer pay sahiplerinin menfaatlerinin korunması ilkesine ve dürüstlük kuralına aykırılık oluşturduğu gibi denetime elverişli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere takdir edilen ücretin aynı-benzer sektörde faaliyet gösteren şirketlere ve davalı şirketin ortaklık yapısına ve mali durumuna, faaliyetlerine ve işlem hacmine göre makul olmadığı , ayrıca kar payı dağıtılmaması yönünde karar alan davalı şirketin yönetim kurulu başkanına bu ölçüde bir ücret-prim kararlaştırması örtülü kar aktarımı niteliğinde olduğu anlaşılmakla mahkemece 5 no'lu kararın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı tarafça, benzer genel kurul kararının iptali istemli İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna bu dosyada yapılan incelemede değinilmediği ileri sürülmüş ise de ücret ve primin ilişkili olduğu dönemlerin her biri farklı döneme ilişkin olup, her bir dönem kendi içerisinde değerlendirilmesi gerekmekle anılan dosya eldeki davaya emsal teşkil etmeyecektir. Bu nedenlerle davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından asıl dava davacılar ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Asıl dava davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Asıl dava davacıları tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafından asıl dava ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusu sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına
4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!