Danıştay 4. Daire, İstanbul Beykozda Boğaziçi Kanununa aykırı ruhsatsız üç katlı yapı nedeniyle kesilen yüksek idari para cezası ve yıkım kararının can ve mal güvenliği tehdidi sebebiyle yerinde olduğuna hükmetti.
Özet: Bu hukuki evrak, Boğaziçi bölgesinde ruhsatsız olarak inşa edilen üç katlı bir yapıyla ilgili düzenlenen yapı tatil tutanağına, bu tutanağa dayanarak uygulanan yaklaşık 480.000 TLlik idari para cezasına ve yıkım kararına karşı açılan iptal davasının reddedilmesini ele almaktadır; hem ilk derece mahkemesi hem de bölge idare mahkemesi, tutanağın usul ve hukuka uygun olduğunu, idari para cezasının doğru hesaplanıp uygulandığını, yapının taşıyıcı sistemini etkileyen, ruhsatlandırılamaz nitelikteki bu kaçak inşaatın can ve mal güvenliğini tehdit etmesi ile çevresel bozulmaya yol açması nedeniyle yıkım kararının hukuka uygun olduğunu tespit etmiştir.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : ████████
Karar No : █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde, tapuda ... ada, ... sayılı parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde ruhsatsız olarak üç katlı yapı yapıldığından bahisle söz konusu inşai faaliyetin mühürlenmesi yönünde 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu uyarınca düzenlenen ... tarih ve ... sayılı yapı tatil tutanağı ile bu tutanağa dayanılarak davacıya 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca toplam 480.142,64-TL para cezası verilmesine ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca ruhsatsız yapının yıkımına ilişkin alınan ... tarihli ve ... numaralı Beykoz Belediye Encümeni kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu ... tarihli ve ... sayılı yapı tatil tutanağı yönünden, yapı tatil tutanağının usul ve hukuka uygun düzenlenmiş olduğu, tutanakta yapının fiili durumu, niteliği, yeri, yüzölçümü hakkında somut ve yeterli ayrıntıya yer verildiği, tutanak ile yapının o anki durumunun tespit edildiği, tutanağın bir nüshasının 2690 sayılı Kanun'un 11. maddesi gereğince yapı yerine asıldığı ve yapının mühürlendiği belirtilerek, hukuka aykırılık bulunmadığı; dava konusu Encümen Kararının idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden; işlemin dayanağı olan yapı tatil tutanağının fiili durumla uygun olduğu ve usul yönünden sakatlığa sebebiyet verecek bir eksikliğinin bulunmadığı, yapı sahibinin davacı olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı, ceza hesabında esas alınan yapı grubu ve sınıfının doğru belirlendiğinin anlaşıldığından bahisle, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca hesaplanan temel ceza miktarında ve bu miktara (c) bendinin 1., 7., 8. 13. alt bentleri uyarınca artırım uygulanması ile (ç) bendi uyarınca ilave para cezası uygulanması kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu Encümen Kararının yıkıma ilişkin kısmı yönünden; davacı tarafından maliki olduğu taşınmazda ruhsatsız olarak inşai faaliyette bulunulduğu hususunun idarenin teknik görevlilerince mahallinde yapılan denetimde tanzim edilen ... tarihli ve ... sayılı yapı tatil tutanağı ile somut olarak ortaya konulmak suretiyle tespit edildiği, mahallinde yapılan keşif ile de idarenin tespitlerinin fiili duruma uygun olduğunun somut olarak yerinde görüldüğü, gerçekleştirilen faaliyetin yapının taşıyıcı sistemini doğrudan etkilediği, statik projesi ve hesaplarının olması gerektiği, ek kullanım alanı sağladığı ve emsal hesabına dahil edilmesi gerektiği, yani ruhsat gerektiren inşai faaliyetlerden olduğu, aynı zamanda yapının bu haliyle ruhsata bağlanma imkanının da bulunmadığı nazara alındığında yıkım şartının olayda gerçekleştiğinin anlaşıldığından bahisle, hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının "Uyuşmazlıkta; her ne kadar, davacı tarafından, söz konusu taşınmazın can ve mal güvenliğini tehdit ettiği, ayrıca çevre ve görüntü kirliliğine sebep olduğu gerekçesiyle idari para cezsında yapılan artırımların yersiz olduğu iddia edilmiş ise de, idarenin teknik elemanları tarafından 06.01.2023 tarihinde mahallinde yapılan tespitler üzerine tanzim edilen raporda, yapının ruhsatı olmadığı için eki statik ve mimari projelerinin de olmadığı, bu nedenle deprem hesaplarının da olmadığı, yapım aşamasında hiçbir şekilde denetlenmediği gibi inşaatta alınması gereken vizelerin de olmadığı, beton numunelerinin alınmadığı, hiçbir laboratuvar incelemesinin yapılmadığı belirtilerek, yapının mevcut haliyle veya öngörülen bir afet tehlikesi karşısında can ve mal emniyetini tehdit ettiği gibi çevre ve görüntü kirliliğine de sebebiyet verdiği tespitlerine yer verildiği, idare mahkemesince mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda da söz konusu artırımların yerinde olduğu yönünde tespit ve değerlendirmeye yer verildiği, ayrıca dava dosyasında bulunan söz konusu taşınmaz ve çevresine ilişkin fotoğraflar incelendiğinde anılan yapının tamamı kaçak şekilde yapılan üç katlı bir bina olduğu, etrafının çevrili olduğu, mahalle arasında yer aldığı, görüntü olarak çevreyi rahatsız edecek nitelikte olduğu, kaçak olduğu için yapı denetiminin yapılıp yapılmadığının tereddütlü olduğu, can ve mal güvenliği açısından risk taşıdığı sonucuna varıldığından davacının anılan iddiasına itibar edilmemiştir." açıklaması eklenmek suretiyle, usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu taşınmaz üzerinde gerçekleştirilen uygulamaların basit tadilat niteliğinde olup ruhsata tabi olmadığı, para cezasının hukuka uygun olmadığı, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığı, dava konusu işlemlerin usul ve hukuka uygun olmadığı, İdare Dava Kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 9. maddesinde, "Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır." hükmü, 10. maddesinde; "Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir." hükmü; 16. maddesinde, "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanlarında ruhsatsız olarak inşaat yapmak yasaktır. Buralarda ruhsatsız olarak yapılacak inşaatlar ile, koruma amaçlı imar planlarında, plana; sit'lerde, sit şartlarına aykırı olarak inşa edilen yapılar hakkında imar mevzuatına göre işlem yapılır." hükmü; koruma kurullarının görevleri ile ilgili 57. maddesinde, "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarına ilişkin uygulamaya yönelik kararlar almak." hükmü; 61. maddesinde, "Kamu kurum ve kuruluşları ve belediyeler ile gerçek ve tüzel kişiler, koruma yüksek kurulu ve koruma bölge kurullarının kararlarına uymak zorundadır." hükmü yer almaktadır.
2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 11. maddesinde; "Boğaziçi Alanındaki yapılar, kazı izni verildiği günden itibaren Boğaziçi İmar Müdürlüğünce inşaat ruhsatına ve eklerine ve bu Kanunla belirlenen esaslara göre denetlenir. Boğaziçi İmar Müdürlüğü, denetleme sırasında inşaat ruhsatı ve eklerine ve bu Kanunla belirlenen imar mevzuatına aykırılıkları bir tutanakla tespit eder. Tutanak tanziminde mal sahibi veya müteahhit veya fenni mesulün bulunması esastır. Bunların bulunmamaları halinde inşaatta çalışan herhangi bir kişinin bulunması da yeterlidir. Terkedilmiş bir inşaatta tutanak, Boğaziçi İmar Müdürlüğünce görevlendirilecek asgari üç görevli tarafından tanzim edilir. İnşaat ruhsatı ve eklerine ve imar mevzuatına aykırılığı tespit edilen yapılar için, tutanak tanzimi ile birlikte inşaat mühürlenir. Yapının mühürlendiğini belirten belge ve levhalar yapının muhtelif cephelerine asılır. Bu suretle durum mal sahibine veya müteahhide veya fenni mesule tebliğ edilmiş sayılır. Tanzim edilen tutanak ve yapının mühürlendiğini belirten belge, bir kroki ile birlikte derhal Boğaziçi İmar Müdürlüğüne gönderilir. Mal sahibi veya müteahhit inşaat ruhsatı ve eklerini denetlemeye hazır bir şekilde inşaat mahallinde bulundurmakla yükümlüdürler ... " hükmü, 12. maddesinde; "Kullanma izni verilen yapıların, Boğaziçi İmar Müdürlüğünce tespit edilecek önceliklere göre ve bir program dahilinde, projelerine ve imar mevzuatına uygunluğu denetlenir. Denetleme sırasında tespit edilen aykırılıklar bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen esaslara göre tespit edilir ve derhal Boğaziçi İmar Müdürlüğüne bildirilir. Tutanak tanziminde mal sahibi veya yönetici veya kiracının bulunması esastır. Terkedilmiş yapılarda tutanak Boğaziçi İmar Müdürlüğünce görevlendirilecek asgari üç görevli tarafından tanzim edilir. Yapıda imar mevzuatına aykırı olarak yapılan değişiklikler ve eklentiler, bu Kanunun 13 üncü maddesinde belirtilen esaslara göre Boğaziçi İmar Müdürlüğünce yıkılır veya yıktırılır. Kullanılan yapıların denetim esasları ve denetim elemanlarının görev ve yetkileri ve ilgili diğer hususlar İmar ve İskan Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikte belirtilir." hükmü; 13. maddesinde; "Aşağıda belirtilen yapılar Boğaziçi İmar İdare Heyetinin kararı ve Boğaziçi İmar Müdürünün yazılı emri ile yıkılır veya yıktırılır.
a) İnşaat ruhsatı olmayan yapılar,
b) Yapının, inşaat ruhsatı ve eklerine ve imar mevzuatına aykırı yapılmış bölümleri,
c) Boğaziçi İmar Müdürlüğünce mühürlenerek yapımı durdurulmuş yapıların mühürlendikten sonra yapılan ilaveleri,
d) Yapılarda kullanma izni verildikten sonra imar mevzuatına aykırı olarak yapılan değişiklikler ve eklentileri.
..." hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; kamu kurum ve kuruluşları ve belediyeler ile gerçek ve tüzel kişilerin koruma bölge kurulu kararlarına uymak zorunda olduklarının kurala bağlandığı; bu nedenle, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanlarında izinsiz ve ruhsatsız olarak yapılmış bir yapı hakkında ilgili koruma kurulunca yıkım kararı alınarak gereği için ilgili belediyesine bildirilmesi durumunda, koruma kurulu kararının gereğini yerine getirerek yapıyı yıkmak zorunda olan belediyenin bu konuda bağlı yetkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte; korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanlarında ruhsatsız olarak inşaat yapmak yasak olduğundan, buralarda ruhsatsız olarak yapılacak inşaatlar ile; koruma amaçlı imar planlarında, plana; sitlerde, sit şartlarına aykırı olarak inşa edilen yapılar hakkında, imar mevzuatına göre işlem yapılacağına yönelik açık yasal düzenleme uyarınca, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanlarında inşa edilen ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu uyarınca "boğaziçi alanı"nda kalan ruhsatsız yapılar hakkında; ilgili koruma bölge kurulu tarafından yıkıma yönelik tesis edilmiş herhangi bir işlemin bulunmaması durumunda; 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 11. ve 12. maddeleri uyarınca yetkili belediye görevlileri tarafından doğrudan yapı tatil tutanağı düzenlenmesine ve buna dayalı olarak aynı Kanun'un 13. maddesi uyarınca yetkili belediye encümeni tarafından doğrudan yapının projesine uygun hale getirilmesine ve/veya yıkımına yönelik karar alınmasına hukuken bir engel bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idare elemanları tarafından, "... adresinde, tapuda ... ada, ... sayılı parselde yer alan taşınmaz"da yapılan denetimde, "...mahallen yapılan tetkikte üç katlı kaçak yapı yapıldığı tespit edilerek, inşai faaliyetin mühürlenerek durdurulduğu, toplam kaçak yapı alanının 277,16 m2 olduğu"na ilişkin 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu uyarınca ... tarih ve ... sayılı yapı tatil tutanağı düzenlendiği, akabinde de anılan yapı tatil tutanağına dayanılarak tespit edilen ruhsatsız yapının yıkımına ve davacıya 480.142,64-TL para cezası verilmesine ilişkin encümen kararının alınması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince, dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan yapının ruhsatsız olduğu yönündeki dava konusu yapı tatil tutanağı ile █████/2023 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilerek davanın reddine, İdare Dava Dairesince de bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmektedir. Davalı idarenin █████/2023 tarihli savunma dilekçesi ekinde sunmuş olduğu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın bila tarih ve ... sayılı; "Gayrimenkul Eski Eserlar ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildiği ancak grup kararının belirlenmediği, bu konuya ilişkin idarelerince ... tarihli ... sayılı yapı tespit tutanağının düzenlendiği, korunması gereken kültür varlığı olarak tescil kaydı bulunan taşınmazın Beykoz Belediyesince 2863 ve 3194 sayılı yasalar kapsamında tetkik edilerek herhangi bir proje-uygulama yönünde kurul kararı bulunmayan bahse konu parselde devam eden inşai faaliyetin ivedilikle durdurulması ve yapılan uygulamaların nasıl ve ne şekilde yapıldığına ilişkin Beykoz Belediyesince gerekli bilgi belgeler ile açıklık getirilmesi, konunun 2863 sayılı Yasa kapsamında ilgili Koruma Bölge Kurulunca da değerlendirilmesi ve alınacak Kurul kararı doğrultusunda işlemlere devam edilmesi..." içerikli işleminden, dava konusu taşınmaz üzerinde "Korunması gerekli kültür varlığı" olarak tescilli bir yapı olduğu, öte yandan dava dilekçesi ekinde sunulan tapu senedinde de, dava konusu taşınmazın niteliğinin "Bahçeli kargir iki ev" olarak yer aldığının görüldüğü hususları birlikte değerlendirildiğinde, İdare Mahkemesince dava konusu taşınmaz üzerinde korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli bir yapı olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmadan eksik incelemeye dayalı karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda, İdare Dava Dairesince gerekirse yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak ve ilgili idarelerden araştırılmak suretiyle dava konusu taşınmaz üzerinde korunması gerekli kültür varlığı tescilli bir yapının olup olmadığı, böyle bir yapının tespit edilmiş olması halinde, bu yapının mevcudiyetini devam ettirip ettirmediği, yapıya sonradan eklenti yapılıp yapılmadığı, yapıya sonradan izinsiz ruhsat gerektiren ilave uygulamaların yapıldığının tespit edilmesi halinde, bunlara ilişkin Koruma Bölge Kurulunca alınmış uygulamaya yönelik bir kararın olup olmadığı hususları açıklığa kavuşturulduktan sonra dava konusu işlemlerin iptali istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20. maddesinin birinci bendinde Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinin, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapacakları hükme bağlanmakla, idari yargılama hukukunda re'sen araştırma ilkesi benimsenmiş bulunmaktadır. Madde hükmü uyarınca, idari yargı yerleri, uyuşmazlık konusu olayın hukuki nitelendirmesini yapmak, olaya uygulanması gereken hukuk kuralını belirlemek ve sonuçta hukuki bir çözüme varmak için tam bir yetkiye sahiptirler. İdari yargı yerleri buna ek olarak, olayın maddi yönünü belirleme noktasında da her türlü inceleme ve araştırmayı kendiliklerinden yapabilir ve maddi durumun gerçeğe uygun olup olmadığını her zaman araştırabilirler.
Ancak re'sen araştırma ilkesi, uyuşmazlığın çözümü noktasında uygulanması gereken bir ilke olup, bakılmakta olan uyuşmazlıkta davacının, söz konusu yapının eski eser niteliğinde bir yapı olduğuna dair herhangi bir iddiasının olmadığı, dava konusu yapıyla ilgili Koruma Bölge Kurulundan alınmış herhangi bir iznin, yapıya ait onaylanmış bir projenin dosyaya sunulmadığı tam tersine, bilirkişi raporunda, dava konusu yapıya ilişkin mimari, proje, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinin olmadığı tespit edilmiştir.
Öte yandan, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanlarında ruhsatsız olarak inşaat yapmak yasak olduğundan, buralarda ruhsatsız olarak yapılacak inşaatlar ile; koruma amaçlı imar planlarında, plana; sitlerde, sit şartlarına aykırı olarak inşa edilen yapılar hakkında, imar mevzuatına göre işlem yapılacağına yönelik açık yasal düzenleme uyarınca, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanlarında inşa edilen ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu uyarınca "boğaziçi alanı"nda kalan ruhsatsız yapılar hakkında; ilgili koruma bölge kurulu tarafından yıkıma yönelik tesis edilmiş herhangi bir işlemin bulunmaması durumunda; 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 11. ve 12. maddeleri uyarınca yetkili belediye görevlileri tarafından doğrudan yapı tatil tutanağı düzenlenmesine ve buna dayalı olarak aynı Kanun'un 13. maddesi uyarınca yetkili belediye encümeni tarafından doğrudan yapının projesine uygun hale getirilmesine ve/veya yıkımına yönelik karar alınmasına hukuken bir engel bulunmamaktadır.
Bu itibarla, temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!