Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde, ticari satıştan doğan alacak talebiyle açılan itirazın iptali davasında, borçlunun muvazaa iddiaları ve takibin devamı talebi.
Özet: Davacı, davalıya satıp teslim ettiğini iddia ettiği muhtelif parçalardan oluşan emtiaya karşılık tahsil edemediği alacağını icra takibine koymuş, davalının haksız itirazı üzerine takibin durması nedeniyle itirazın iptali davası açarak takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir; davalı ise taraflar arasında doğrudan ticari bir ilişki olmadığını, bahse konu faturanın muvazaalı bir işlemin ürünü olduğunu, malların kendisine teslim edilmediğini ve faturanın tek başına mal teslimini ispata yeterli olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ███████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı borçlu şirkete satıp teslim ettiği KDV dahil 1.640.316,00-TL tutarındaki muhtelif parçalardan müteşekkil emtiaya karşılık, davalı-borçlu şirketin satım sözleşmesi bağlamında tahmil ettiği bedel ödeme borcunu, TTK'nın 1530/4. maddesi mucibince ifa etmemesi üzerine, temerrüde düşmesi üzerine müvekkil şirket keyfiyeti Büyükçekmece ...... Noterliği marifetiyle karşı tarafa ihbar ederek borcun ödenmesini aksi halde dava yolunu ihtiyar edeceğini talep ve beyan etmiş olduğunu, davalı borçlu şirketin ihtarnameye müspet cevap vermemesi üzerine, müvekkili şirketin faturaya dayalı alacağını Büyükçekmece ....... İcra Müdürlüğünün .... Esas (yeni esas Büyükçekmece İcra Müdürlüğü .....)sayılı dosyasında takibe konu etmiş; borçlu tarafın ödeme emrine haksız olarak itiraz etmesi üzerine de mezkur takip İcra İflas Kanununun 62.maddesi bağlamında durması üzerine huzurdaki davanın açılması zarureti hasıl olduğunu tüm bu nedenlerle; davalı şirketin aleyhinde ikame ettiğimiz Büyükçekmece İcra Müdürlüğü .... E. (Eski No: Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü ..... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline, takibin devamına; takibi sürencemede bırakan davalı şirketin takip çıkışının en az %20'si oranında İcra - İnkar Tazminatına mahkum edilmesini; yargılama masrafları ve ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının haksız, mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında doğrudan bir alım-satım ilişkisi bulunmadığını, uyuşmazlığın temelinde dava dışı Eksen firması ile davacı arasındaki fason işçiliğinden kaynaklanan cari hesap ilişkisinin yer aldığını, ..... firmasının faaliyetlerine son vermesi üzerine, bu firmanın mallarının muvazaalı bir şekilde 14.10.2023 tarihinde davacı Köklü firmasına devredildiğini, taraflar arasındaki şifahi anlaşma uyarınca ..... firmasına ait demirbaşların bila bedel müvekkili ..... firmasına teslim edilmesi gerekirken davacının malları teslim etmeyerek para talep ettiğini, bu süreçte keşide edilen 26.10.2023 tarihli e-arşiv faturanın fiili bir ticari satışa değil, muvazaalı işlemin sürecine dayandığını; müvekkili şirketin söz konusu malları fiziken teslim alabilmek amacıyla davacı tarafa 22.11.2023 tarihinde 6 adet çek ve 1 adet senet teslim ettiğini, buna rağmen davacının makineleri müvekkiline teslim etmeyerek müvekkili şirketi aldattığını; davacı tarafından dosyaya sunulan 22.11.2023 tarihli çek ve senet çıkış bordrosunun müvekkili şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığını, altındaki imzanın dava dışı ..... firması yetkilisi .....'ye ait olduğunu, ayrıca belgenin davacı şirket temsilcisi .....'nün imzasını taşıyan müvekkili elindeki nüsha ile uyuşmadığını belirterek belge asıllarının kasaya alınmasını talep ettiklerini; faturanın tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli olmadığını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun ..... E. sayılı kararı ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca faturanın sözleşmenin kurulmasıyla değil ifa safhasıyla ilgili olduğunu, taraflar arasında temel bir akdi ilişki yoksa faturanın ancak icap niteliğinde sayılabileceğini ve faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemesinin TTK'nın 21/2. maddesi anlamında borç doğurucu bir sonuç doğurmayacağını; dava konusu 26.10.2023 tarihli e-arşiv faturanın altındaki "irsaliye yerine geçer" ibaresinin fiili mal teslimini kanıtlamayacağını, davacının dayandığı Yargıtay 23. Hukuk Dairesi kararının hizmet sözleşmesine ilişkin olup somut olaydaki makine satımı uyuşmazlığına emsal teşkil edemeyeceğini, akdi ilişkinin ve fiili teslim olgusunun varlığını ispat yükünün iddia sahibi olan davacı üzerinde olduğunu, müvekkili şirketin akdi ilişkiyi ve mal teslimini kesin olarak inkar ettiğini, davacının haksız ve kötü niyetli olduğunu beyanla tüm bu nedenlerle; davanın reddini, davacının haksız icra takibi nedeni ile % 20 icra tazminatına mahkum edilmesini, Mahkeme masrafı ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı takip dosyası incelenmiş, incelenmesinde alacaklısının .... AYAKKABI TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ borçlusunun ..... AYAKKABI SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ olduğu, 1.682.076,65-TL üzerinden icra dairesinde ilamsız icra takibi açıldığı, davacının davasını açmasında hukuki yararının olduğu, ödeme emrinin borçluya usulüne uygun tebliğ edildiği ve borçlunun süresinde itiraz etmesi sonucu takibin durduğu anlaşılmıştır. Davacının itirazın iptali davasını 1 yıllık hak düşürücü sürede açtığı anlaşılmıştır.
Mahkememiz dosyasına SMM bilirkişi .....'dan rapor aldırılmış, bilirkişi sunmuş olduğu █████/2026 tarihli raporunda özetle; " Davacı şirketin 2023, 2024 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığı, davalı şirket ile olan muhasebe işlemlerini usulüne uygun olarak kaydetmiş olduğu, Davacı şirketin 2023, 2024 yılı ticari defter incelemesi neticesinde davalı yandan 1.640.316,00 TL alacağı olduğu, Davalı şirketin bilirkişi incelemesine katılım sağlamamasından ve dava dosyası kapsamında yerinde inceleme talebi bulunmamasından dolayı davalı şirketin ticari defterleri yönünde inceleme yapılamadığı, Taktir Sayın Mahkemenin olmakla birlikte, Davacı yanın davalı yanı 02.02.2024 tarihinde Büyükçekmece ...... Noterliği tarih ve 02019 yevmiye numaralı ihtarname ile temerrüde düşürmüş olduğu, ihtarname tarihi olan 02.02.2024 tarihinden icra takip tarihi olan 26.02.2024 tarihine kadar 1.640.316,00 TL asıl alacak, 48.389,32 TL işlemiş faiz ile birlikte TOPLAM 1.688.705,32 TL alacağa ödeme tarihine kadar işleyecek faiz hesaplanabileceği, ancak İtirazın iptali davaları takiple sıkı sıkıya bağlı olduğundan talebe bağlılık ilkesi gereği davacın davalı yandan 1.682.076,65 TL alacağı olduğunu" belirtmiştir.
Mahkememizin █████/2025 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı gereğince dosyanın ek rapor alınmak üzere yeniden bilirkişiye tevdine karar verilmiş, bilirkişi sunmuş olduğu █████/2025 tarihli ek raporunda özetle; " Raporda belirtilen hususlar haricinde, Tarafların kök raporun hazırlanması sürecinde ileri sürdükleri iddia ve savunmaları yinelediği, dosyaya yeni bilgi ve belgeler sunulmadığı, bu yönüyle tekrara düşmemek adına kök rapordaki görüşlerimi yeniden yazmak yerine, bu görüşlerimde bir değişiklik olmadığını " belirtmiştir.
Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereğince itirazın iptali talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasına dayanak teşkil eden faturadan kaynaklı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davacı ile dava dışı ..... firması arasındaki anlaşmaya göre cari hesaba konu malların davacı tarafından davalıya bila bedel iade edilip edilmeyeceği, davalı tarafından mal bedeli ödenmesine rağmen davaya konu malların davacı tarafça davalıya teslim edilip edilmediği konularında toplandığı anlaşılmıştır.
HMK'nın MADDE 222. maddesinde;
"(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." denmektedir.
Somut olayda davalı tarafın kendisine verilen süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı tarafça defterlerin sunulduğu ve sunulan defterlerin usulüne uygun tutulmuş olması sebebiyle sahibi lehine delil vasfını taşıdığı, davacı defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 1.640.316,00-TL alacaklı görüldüğü, takibe dayanak faturanın davacı defterlerine kaydedilmiş olduğu, icra takibine dayanak teşkil eden faturanın taraflarca karşılıklı olarak BA/BS formları ile beyan edilmiş olduğu, davalı tarafça takibe dayanak faturanın BA formu ile bildirilmiş olması karşısında faturaya konu ürünlerin davalıya teslim edilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu kapsamda davalının ürünlerin teslim edilmemiş olduğuna yönelik iddiasını ispatlayamamış olduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf davacı defter ve kayıtlarında görülen alacağa ilişkin olarak davalı tarafa çek ve senet verildiğini iddia etmiş, bu iddiasını ispat sadedinde de dosyada mübrez █████/2023 tarihli çek ve senet çıkış bordrosu evrakına dayanmıştır. Davalı tarafça sunulan mezkur evrak incelendiğinde, davalı tarafından davacıya toplamda 1.640.316,00-TL bedelli 7 adet kambiyo senedi verildiği, davacı şirket yetkilisinin senet ve çekleri teslim alan sıfatıyla bordroyu imzaladığı görülmüş, bordrodaki davacı şirket yetkilisine atfen atılı imzaya yönelik davacı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmadığı anlaşılmıştır. Davacı yan çek ve senet çıkış bordrosunun resmi hesabı kapatmak için davalı tarafça düzenlenmiş ve davacı şirket yetkilisine imzalatılıp çeklerin teslim edilmiş gibi gösterilmek istendiğini ifade etmiştir. Davacı yanın bu iddiasına ilişkin dava dilekçesinde dayandığı yemin delili hatırlatılmış, yemin metninin sunulması üzerine █████/2026 tarihli duruşmada davacı şirket yetkilisi yemin eda etmek suretiyle; "bana göstermiş olduğunuz çek senet çıkış bordrosu evrakında geçen çekleri ve senedi .....'ye fiilen ve bizzat teslim ettiğimine yemin ederim" şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde davalı yanın bordroya konu senetleri davacı şirket yetkilisine teslim etmiş olduğunu çek ve senet çıkış bordrosu evrakı ile ispatlamış olduğu, davacı yanın aksi yöndeki iddialarını kesin nitelikte deliller ile ispatlayamadığı, bordroda geçen kambiyo senetlerinin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu kambiyo senetlerinin toplam miktarı davacı defterlerine göre tespit edilen alacak miktarından mahsup edildiğinde davacının davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı, bordroda geçen çekler ve senette davacı cirosunun olmamasının çeklerin ve senedin davacı tarafa teslim edilmemiş olduğu anlamına gelmeyeceği, kambiyo senetlerinin ödeme vasıtası olup teslimi ile davalı borcunun sönümlendiği, bu bakımdan işbu davada ispat yükü üzerinde olan davacının davasını ispat edemediği kanaatine ulaşılmış ve ulaşılan bu kanaat doğrultusunda davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Tarafların karşılıklı tazminat taleplerinin yasal şartlar mevcut olmadığından reddine,
3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00-TL ilam harcından peşin alınan 615,40-TL harcın 19.700,00-TL tamamlama harcı toplamı olan 20.315,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 19.583,40-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.600,00-TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 253.490,73-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
8-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı şirket yetkilisi ve vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip.....
¸e-imzalıdır
Hakim.....
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!