İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında fatura ve hizmet ifası ihtilafının istinaf incelemesi.
Özet: Davalı, ilk derece mahkemesinin ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebini kabul ederek itirazın iptaline karar vermesini, hizmetin hiç verilmediği veya eksik ve ayıplı ifa edildiği yönündeki savunmalarına rağmen sadece faturalara ve ticari defter kayıtlarına dayanarak ispat yükünü hatalı şekilde kendisine yüklediğini, ticari defterlerin usulüne uygun tutulsa dahi maddi gerçeği yansıtmayan veya gerçekleşmemiş bir hizmete dayanamayacağını ve bu durumun HMKnın ilgili maddelerine aykırı olduğunu belirterek, mahkemenin hizmetin fiilen yerine getirilip getirilmediğini araştırmadan karar verdiğini ileri sürerek istinaf etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2025
NUMARASI: ███████ Esas - ████████ Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı adına ... ve ...numaralı faturaların düzenlendiğini, borcun ödenmemesi takip başlatıldığını ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, anılan nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini iddia ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının düzenlediği 207.000,00 TL tutarlı faturaya ilişkin bir hizmet alınmadığını, davacının bu faturayı sehven düzenlendiğini, düzenlenen diğer 250.200,00 TL tutarlı fatura bedeli kadar hizmet alınmadığını, hizmetin gerektiği gibi verildiğinin ispat edilmesi ileri sürerek davanın reddi ile davacının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 457.200,00 TL alacaklı olduğu, form BA-BS beyannamelerinden davalının davacıdan fatura alarak kayıtlarına intikal ettirmesi karşısında artık ispat yükünün davalı tarafa geçmiş olduğu ve aksinin dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği, davalının kendi kayıtlarında da borçlu olduğu, faturaya dayalı ve likit olması nedeniyle davacının ayrıca icra inkar tazminatına yasal şartları bulunduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ticari defterlerin delil değerinin hatalı değerlendirilmiş olup fiilen hiç ifa edilmemiş veya eksik ifa edilmiş bir hizmet bakımından defter kaydı tek başına borç doğurmayacağını, ilk derece mahkemesi, kararını esas itibarıyla bilirkişi raporuna ve ticari defter kayıtlarına dayandırdığını, ancak bu değerlendirmenin HMK'nın 222. maddesine açıkça aykırı olduğunu, ticari defterlerin karşı taraf aleyhine delil olabilmesi için; usulüne uygun tutulmuş olması, açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunması ve uyuşmazlık konusu işlemin gerçekliğini yansıtması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, defterlerin usulüne uygun tutulması, içeriğinin maddi gerçeği yansıttığı anlamına gelmeyeceğini, fiilen hiç ifa edilmemiş veya eksik ifa edilmiş bir hizmet bakımından defter kaydı tek başına borç doğurmayacağını, faturalarla birlikte aynı zamanda fatura konusu işlemin gerçekleştiğinin ispatlanması da gerektiğini, somut olayda her ne kadar davacı şirket tarafından kiralama işlemi gerçekleştirilmişse de hizmetin gerektiği ve anlaşıldığı gibi verilememesi üzerine müvekkil şirket söz konusu faturayı imzalamamış ve onaylamamış olup mahkemenin davalının defterlerinde yer alan faturaların dayanağı olan hizmetlerin fiilen verilip verilmediğini araştırmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin, ihtiyaç doğdukça yapılan münferit iş anlaşmalarına dayandığını, bu nedenle her bir hizmet açısından; hizmetin talep edilmesi, fiilen yerine getirilmesi, teslim ve kabulünün gerçekleşmesi ayrı ayrı ispatlanması gerektiğini, tek taraflı düzenlenen bir fatura ile borç doğması hukuken mümkün oylaşıp davacı tarafından düzenlenen 207.000 TL bedelli fatura, gerçekte hiç var olmayan bir hizmete ilişkin olup davalı şirketin davacıdan bu faturaya konu olacak herhangi bir vinç kiralama talebinde bulunmadığını, davacıya ait hiçbir vinç veya ekipmanın davalı şirket sahasına gelmemiş, sahada herhangi bir çalışma yapılmamış olduğunu, davacının hizmetin verildiğini kanıtlayacak somut delil sunamadığını, buna rağmen ilk derece mahkemesi, “hizmet verildi mi?” sorusunu hiç sormadan, yalnızca fatura ve defter kayıtlarına dayanarak borcun varlığını kabul ettiğini, oysa Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi ve HMK'nın 190. maddesi uyarınca, kendi lehine hak çıkaran taraf iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, hiç verilmemiş bir hizmetin bedelinin talep edilmesi karşısında, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu,
davacı tarafından düzenlenen 250.200 tl bedelli ikinci fatura, kısmen ifa edilmiş ancak eksik ve ayıplı bırakılmış bir hizmete ilişkin olduğunu, kararlaştırılan çalışma süresi tamamlanmamış, yapılması gereken işin önemli bir bölümünün yerine getirilmediğini, bu nedenle davalı şirket, hizmeti kabul etmemiş, faturayı imzalamamış ve onaylamamış, eksik ifa nedeniyle ödeme yapmamış, ticari defter kayıtlarında yer alan e-faturaların içeriğinin kabul edildiği ispatlanamadığından davalının borç kabul edilmediğini, temerrüt tarihi dahi belirsizken icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, icra inkâr tazminatı için: alacağın likit olması, borcun kesin ve tartışmasız olması ve borçlunun haksız itirazda bulunması gerektiğini, temerrüt tarihi dahi belirlenemeyen bir alacak bakımından bu şartların oluştuğundan söz edilemeyeceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesine dayalı cari (açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takibe konu faturalara konu hizmetin sunulup sunulmadığı, eksik ifa bulunup bulunmadığı, davacının alacaklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "fatura" sebebine dayalı olarak 457.200,00 TL asıl alacağın, 25.105,00 TL işlemiş faizi ile birlikte tahsili istemiyle █████/2024 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.
Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2)
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 457.200,00 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının takibe konu faturaları davalının kayıtlarında yer almakta olup, takip tarihi itibariyle davacıya 457.200,00 TL borçlu görünmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Yani TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur(Yargıtay 23. HD'nin 09.07.2015 Tarih ve █████████ E. - █████████ K sayılı kararı). Buna göre borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır(Yargıtay 11. HD'nin █████/2018 tarih ve █████████ E. - █████████ K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin █████/2016 tarih ve █████████ Esas - ██████████ Karar sayılı ilam). Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Davalı tarafça kendi ticari defterlerinin aksi ve dolayısıyla hizmetin verilmediği ve hizmetin eksik verildiği iddiası ispatlanamamıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı istinaf dilekçesinde ayıplı hizmet bulunduğunu ileri sürmüş ise de, ilk derece mahkemesine sunulan cevap dilekçesinde ayıp savunmasında bulunulmamıştır. HMK'nın 357/1. Maddesi gereğince, istinaf aşamasında bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Bu halde davacının istinaf dilekçesindeki ayıp iddiası dinlenebilir değildir.
İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Eldeki davada, dava konusu fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 7.807,83 TL harcın, alınması gerekli olan 31.231,33 TL harçtan mahsubu ile bakiye 23.423,5 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!