Danıştay, İstanbul Beşiktaştaki Boğaziçi Kanununa aykırı ruhsatsız yapılaşmada yıkım kararını onaylayan ve hatalı hesaplanan para cezasını iptal eden önceki mahkeme kararlarını temyizen onadı.
Özet: Boğaziçi Kanununa tabi bir taşınmazda tespit edilen ruhsatsız imalatlar üzerine belediyece verilen yıkım kararı ile yüksek miktarlı para cezasının iptali talebiyle açılan davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, ruhsatsız imalatlar nedeniyle yıkım kararını hukuka uygun bularak davanın bu kısmını reddetmiş; ancak para cezasının hesaplanmasında etkilenen alanın hatalı belirlendiği gerekçesiyle para cezasını iptal etmiştir, bu kararın aleyhlerine olan kısımları için her iki taraf da temyiz yoluna başvurmuştur.

T.C.
D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: İstanbul ili Beşiktaş ilçesi ... Mahallesi, ... Sokak ... pafta, ... ada, ... sayılı parseldeki taşınmaz üzerinde yer alan yapıda onaylı mimari projesine aykırı imalatların tespit edildiği ... tarih ve ... sayılı yapı tatil tutanağına dayanılarak, anılan tutanakla tespit edilen aykırılıkların 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca yıkımına ilişkin ... tarih ve ... sayılı encümen kararı ile davacıya 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. ve 3. fıkrası uyarınca 1.661.302,71-TL para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı encümen kararının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu yıkıma ilişkin encümen kararında, yapı tatil tutanağının Kanunda öngörülen usullere uygun düzenlenerek yapı yerine asılmakla tebliğ edildiği, ihtilaf konusu imalatların açık ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit edildiği, yapı tatil tutanağı ile tespit edilen imalatların ruhsata tabi olduğu ve ruhsat alınmadan yapıldıklarından bahisle hukuka aykırılık bulunmadığı;dava konusu para cezası verilmesine ilişkin encümen kararında, yapı tatil tutanağında toplam aykırılıktan etkilenen alanın 162,75 m2 olduğunun belirtildiği, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda aykırılıktan etkilenen alanın 96,71 m2 olarak tespit edildiği, 3194 sayılı Kanunun 42. maddesi uyarınca para cezası verilirken, aykırılıktan etkilenen alanın bulunması ve bu alan ölçüsünde yapının sınıfı ve grubuna göre belirlenecek temel para cezası verildikten sonra, mevzuattaki diğer arttırım sebepleri varsa onların uygulanması suretiyle miktarın hesaplanması gerekirken, dava konusu olayda, idarece imara aykırılıklar için aykırılıktan etkilenen alanın hatalı belirlenmesi nedeniyle temel para cezası ve artırımlarında hatalı hesaplandığından bahisle hukuka uygunluk bulunmadığı, sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, yıkım işlemi yönünden davanın reddine, para cezasına ilişkin işlemin ise iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Onaylı mimarı projede yapının arka tarafının çizilerek iptal edildiği ve arka cephenin serbest bırakıldığı, yan parsele yapılacak bina nedeniyle komple kapanacağından bu alan yönünden yıkım kararının kaldırılması gerektiği, idarece tespit edilen her alana ilişkin yıkım kararının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekliliğinden bahisle İdare Dava Dairesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Dava konusu işlemlerin tamamının usul ve hukuka uygun olduğu, İdare Dava Dairesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Taraflarca temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, temyize konu Kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından taraflar temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı; İstanbul Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemektir" hükmü, 11. maddesinde; "Boğaziçi Alanındaki yapılar, kazı izni verildiği günden itibaren Boğaziçi İmar Müdürlüğünce inşaat ruhsatına ve eklerine ve bu Kanunla belirlenen esaslara göre denetlenir. Boğaziçi İmar Müdürlüğü, denetleme sırasında inşaat ruhsatı ve eklerine ve bu Kanunla belirlenen imar mevzuatına aykırılıkları bir tutanakla tespit eder. Tutanak tanziminde mal sahibi veya müteahhit veya fenni mesulün bulunması esastır. Bunların bulunmamaları halinde inşaatta çalışan herhangi bir kişinin bulunması da yeterlidir. Terkedilmiş bir inşaatta tutanak, Boğaziçi İmar Müdürlüğünce görevlendirilecek asgari üç görevli tarafından tanzim edilir. İnşaat ruhsatı ve eklerine ve imar mevzuatına aykırılığı tespit edilen yapılar için, tutanak tanzimi ile birlikte inşaat mühürlenir. Yapının mühürlendiğini belirten belge ve levhalar yapının muhtelif cephelerine asılır. Bu suretle durum mal sahibine veya müteahhide veya fenni mesule tebliğ edilmiş sayılır..." hükmü;, "Kullanılan yapının denetimi" başlıklı 12. maddesinde; "Kullanma izni verilen yapıların, Boğaziçi İmar Müdürlüğünce tespit edilecek önceliklere görev ve bir program dahilinde, projelerine ve imar mevzuatına uygunluğu denetlenir. Denetleme sırasında tespit edilen aykırılıklar bu kanunun 11. maddesinde belirtilen esaslara göre tespit edilir ve derhal Boğaziçi İmar Müdürlüğünce bildirilir. Yapıda imar mevzuatına aykırı olarak yapılan değişiklikler ve eklentiler, bu kanunun 13. maddesinde belirtilen esaslara göre Boğaziçi İmar Müdürlüğünce yıkılır ve yıktırılır." hükmü, "Yıkım işleri" başlıklı 13. maddesinde, "Yıkım işleri: Aşağıda belirtilen yapılar Boğaziçi İmar İdare Heyetinin kararı ve Boğaziçi İmar Müdürünün yazılı emri ile yıkılır veya yıktırılır.a) İnşaat ruhsatı olmayan yapılar,b) Yapının, inşaat ruhsatı ve eklerine ve imar mevzuatına aykırı yapılmış bölümleri,c) Boğaziçi İmar Müdürlüğünce mühürlenerek yapımı durdurulmuş yapıların mühürlendikten sonra yapılan ilaveleri,d) Yapılarda kullanma izni verildikten sonra imar mevzuatına aykırı olarak yapılan değişiklikler ve eklentileri. Bu Kanun hükümlerine göre yıkılması gereken yapılar tespit edildiğinde Boğaziçi İmar Müdürlüğünce derhal valiliğe bildirilir. Vali, Boğaziçi İmar İdare Heyetini en geç yedi gün içinde toplayarak konunun karara bağlanmasını sağlar ve kararı Boğaziçi İmar Müdürlüğüne gönderir. Yıkım emri 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine bağlı kalınmaksızın güvenlik kuvvetleri veya belediye zabıta kuvvetleri tarafından mal sahibine veya müteahhide tebliğ edilir. Bu tebligat onbeş gün içinde tamamlanır. Tebligatın bu şekilde yapılması mümkün olmadığı takdirde, yıkım emri yapı mahallinde görülebilecek bir yere onbeş gün müddetle asılır ve bu işlem bir tutanakla belirlenir. Bu suretle durum mal sahibi veya müteahhide tebliğ edilmiş sayılır. Tebligatın tamamlanmasından itibaren onbeş gün içinde yapı, mal sahibi veya müteahhit tarafından yıkılmadığında, yıkım işlemi Boğaziçi İmar Müdürlüğünce yerine getirilir ve yıkım masrafları % 20 fazlası ile mal sahibi veya müteahitten tahsil edilir." hükmü getirilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun 4. maddesinde; bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı, 42. maddesinde para cezasıyla ilgili düzenlemelere yer verilmiş, söz konusu maddenin 2. fıkrasının (a) bendinde yapı sınıfı ve grubu dikkate alınmak suretiyle maddede belirtilen miktar ile yapının alanının çarpılması sonucu temel ceza miktarının hesaplanacağı ve bu miktar üzerinden (c) bendinin alt bentlerinde belirtilen artırım sebepleri için gösterilen oranlar uyarınca bulunan miktarların eklenmesi sonrasında toplam ceza miktarının bulunacağı belirtilmiş olup, (ç) bendinde ise; bu fıkra uyarınca idari para cezası verilmesini gerektiren aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezası yukarıdaki bentlere göre aykırılıktan sorumlu olan yapı sahibine ve yapı müteahhidine verilen para cezalarına ayrıca ilave edileceği, bu fıkraya göre verilen idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi halinde bu bent uyarınca ilave edilen para cezasının tahsil edilmeyeceği, 42. maddesinin 3. fıkrasında ise; bu Kanunun 18, 28, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 40 ve 41 inci maddelerinde belirtilen mükellefiyetleri yerine getirmeyen veya bu maddelere aykırı davranan yapı veya parsel sahibine, harita, plan, etüt ve proje müelliflerine, fenni mesullere, yapı müteahhidine ve şantiye şefine para cezası verilebileceği hükmü yer almaktadır. düzenlenmiştir.Dosyanın incelenmesinden, davalı idare elemanları tarafından, İstanbul ili Beşiktaş ilçesi ... Mahallesi, ... Sokak ... pafta ... ada ... sayılı parseldeki taşınmaz üzerinde yer alan ... tarih ve ... sayılı yapı kullanma izin belgeli yapıda █████/2023 tarihinde yapılan inceleme neticesinde, "onaylı mimari projesine aykırı olarak yandaki mevcut çatının mahyasından ve parapet ucundan kaldırılmak suretiyle tam bir kat haline getirldiği(114,25 m2), arka cephenin 1 metre çekilerek her bir bağımsız bölümde ayrı ayrı balkon oluşturulduğu (28,5 m2), 2. Bodrum katta arka cephede kuranglezin büyütülerek cephenin açığa çıkarıldığı ve cephedeki pencerelerin büyütüldüğünün (20m2)', toplam aykırı alanın 162,5 m2 olduğunun" tespit edilerek ... sayılı yapı tatil tutanağının düzenlendiği, ... tarih ve ... sayılı yapı tatil tutanağa dayanılarak aykırı imalatların 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca yıkımına ilişkin ... tarih ve ... sayılı encümen kararının ve davacıya 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, (c) bendinin 5., 7., 10. 13. alt bentleri, (ç) bendi ve 3. fıkrası uyarınca toplam 1.661.302,71-TL para cezası verilmesine ilişkin encümen kararının alınması üzerine bakılan davanın açıldığı görülmektedir. İdare Mahkemesince, dava konusu işleminin yıkıma ilişkin kısmında, yapı tatil tutanağının usulüne uygun düzenlenmiş olması ve tutanakta tespit edilen aykırılıkların ruhsata bağlanmasının mümkün olmaması nedeniyle davanın reddine, para cezasına ilişkin kısmında ise 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde temel para cezasının hesaplanmasında, yapı inşaat alanı ve yapı sınıfı ile yapı grubunun temel kriterler olarak öngörüldüğü, bu kriterlere aykırı hesaplanan temel para cezasının toplam para cezasının tamamını etkilediğinden bahisle dava konusu işlemin tamamının iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler dikkate alınarak davanın nihai şekilde sonuçlandırılmasına olanak bulunan durumlarda, Mahkemelerin uyuşmazlığı tamamen sonlandıracak nitelikte karar vermeleri usul ekonomisi ilkesinin gereğidir.Uyuşmazlığın yıkıma ilişkin kısmında; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde dosyaya sunulan █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda, ... tarih ve ... sayılı yapı tatil tutanağındaki tespitler ile mahallinde yapılan incelemeler sonucundaki tespitlerin karşılaştırılmasında; "Çatının tam kat haline getirildiği (114,25m2)” tespitiyle ilgili olarak, projesinde çatı katıyla ilgili ruhsatlı alanların 12,11 m2 ve 12,75 m2 olduğu, Bilirkişi tarafından çatıda tespit edilen ruhsata aykırı alanın 82,78 m2 olduğu, idare tarafından ise 114,25 m2 olarak hatalı tespit edildiği", "Arka cephenin 1 metre çekilerek her bir bağımsız bölümde ayrı ayrı balkon oluşturulduğu (28,5 m2) tespitiyle ilgili olarak, projesine aykırı ilave aykırılık alanı oluşturulmadan açık balkona çevrilen ruhsatlı alanın 21,12 m2 olduğu, idarece bu kısıma ilişkin alan tespitinin de hatalı yapıldığı", "2. Bodrum katta arka cephede kuranglezin büyütülerek cephenin açığa çıkarıldığı ve cephedeki pencerelerin büyütüldüğünün (20m2)' tespitiyle ilgili olarak, bilirkişi tarafından aykırı alanın 13,93 m2 olarak tespit edildiği, bu kısıma ilişkin de idarenin metrekareyi hatalı belirlendiği" yönünde tespitlerde bulunulduğu görülmektedir. Dolayısıyla davaya konu yapıda davalı idarece imara aykırı olduğu tespit edilen alanlarda hata yapıldığı, ruhsata uygun alanların da, ruhsata aykırı gibi değerlendirmeye tabi tutularak yıkımına karar verildiği, Mahkemesince ve İdare Dava Dairesince de, ruhsata uygun kısımlar ayrılmadan, ... tarih ve ... sayılı yapı tatil tutanağındaki tespitlerin tamamının ruhsata aykırı olduğu kabul edilerek, kısmen ret-kısmen iptal kararı verilmesi yerine, hukuka aykırı olarak yıkım işleminin tamamının reddine karar verildiği görülmektedir.Uyuşmazlığın para cezasına ilişkin kısmında; dava konusu yapıyla ilgili olarak tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı davada, uyuşmazlığın teknik yönünün çözümlenmesini teminen keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek, mahallinde keşfin icra edilmesi üzerine, yapı inşaat alanı, yapı sınıfı ve yapı grubunun bilirkişiye tespiti yaptırıldıktan sonra, bilirkişi tarafından yapılacak teknik ve bilimsel inceleme ve değerlendirmeler sonucunda temel para cezasının belirlenmesi ve bu temel para cezasından yola çıkılarak, Kanun'da öngörülen artırım oranları da uygulanmak suretiyle toplam ceza miktarının belirlenmesi, işin doğası gereği olup, yapılan tespitler uyarınca hesaplanan para cezası miktarına göre karar verilmesi gerekmektedir, aksi bir durum davacı ile davalı idare arasındaki uyuşmazlığı sonuçlandırmayacağı gibi yeni uyuşmazlıklara da yol açabilecektir. Başka bir anlatımla, 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, temel para cezasının hesaplanmasında temel kriterler olarak öngörülen yapı inşaat alanı, yapı sınıfı ve grubunun, idarece hesaplanan temel para cezası tutarını aşmamak koşuluyla, bilirkişi tarafından teknik ve bilimsel inceleme ve değerlendirmeler sonucu bulunacak temel para cezasına ve tespit edilen temel para cezası miktarına aynı fıkranın (c) bendinde öngörülen artırım oranları uygulanarak belirlenen toplam para cezasına göre karar verilebileceği, temel para cezasına ilişkin söz konusu kriterlere aykırı hesaplama yapıldığının tespit edilmesi halinde, toplam para cezasının tamamının iptalinin gerekmediği, temel para cezasının hesaplanmasına ilişkin aykırılıklar tespit edildikten sonra, bilirkişi tarafından, aykırılıktan etkilenen alan ve/veya yapı sınıfı grubuna ilişkin yapılan tespitler uyarınca hesaplanan para cezası miktarı esas alınarak dava konusu işlemin kısmen iptaline karar verilebileceğinden bu şekilde karar verilmesi idari yargı denetimi yetkisinin aşılarak, idari eylem ve işlem niteliğinde yargı kararı verilmesi sonucunu doğurmayacaktır.Bu çerçevede, uyuşmazlıkta, bilirkişi incelemesi ile işlemin hukuka uygun olan ve olmayan kısımlarının açık bir şekilde ortaya konulduğu hallerde Mahkemesince dava konusu işlemin hukuka uygun olan kısmı yönünden davanın reddine, hukuka uygun olmayan kısmının ise iptaline karar verilmesi mümkündür. Temel para cezasındaki aykırılığın uygulanacak para cezasının tamamını etkilediği gerekçesiyle "kısmen iptal, kısmen ret" kararı yerine işlemin tamamen iptaline karar verilmesi durumunda, ilgili idare tarafından karar gerekçesi göz önünde bulundurularak yeniden işlem tesis edilmesi üzerine yargılama sürecinin yeniden başlatılmasının usul ekonomisi ilkesine aykırı olacağı açıktır.Bu itibarla, temyize konu kararda hukuka uygunluk bulunmadığından, yukarıda yer verilen hususlar dikkate alınmak suretiyle İdare Dava Dairesince işin esası incelenerek yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.Öte yandan İdare Dava Dairesince yeniden yapılan değerlendirmede para cezasının 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin 3. fıkrasına ilişkin kısmı yönünden, dava konusu işlemin 2960 sayılı Boğaziçi Kanunundan kaynaklı olduğuna dikkat edilerek karar verileceği de açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Taraflar temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.(X) KARŞI OY :Uyuşmazlıkta; dava konusu yerdeki imara aykırılıklara ilişkin olarak davalı idare tarafından düzenlenmiş olan ... tarih ve ... sayılı yapı tatil tutanağında imara aykırı kısımların ayrıntılı olarak krokisine yer verilmek suretiyle tespit edildiği, anılan yapı tatil tutanağının 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 11. maddesiyle getirilen usullere uygun şekilde düzenlenerek yapı yerine asılmakla tebliğinin gerçekleştirilmiş olduğu, dava dosyasına sunulan █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda da yapı tatil tutanağı ile tespit edilen aykırı imalatların esaslı tadilat kapsamında olup ruhsat gerektirdiği hususunun açıkça ortaya konulduğu görülmektedir. Bu itibarla, yapı tatil tutanağı ile tespit edilen hususların ruhsatlı kısımlarında yıkımı sonucunu doğurmayacağı, yapı tatil tutanağının mevcut haliyle yıkım işlemi yönünden yeterli tespitler içerdiği, tutanakta yer alan ölçüm hatalarının ise yıkım yönünden işlemi sakatlamayacağı görüşüyle, temyize konu İdare Dava Dairesi kararının "yıkıma ilişkin kısmı"nın yukarıda belirttiğim gerekçe ile hukuka uygun olduğu ve bu kısma yönelik temyiz isteminin reddi gerektiği son ucuna varıldığından Dairemiz bozma kararının "yıkıma" ilişkin kısmına katılmıyorum.