Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi sonrası yüklenicinin masraf ve kar kaybı talepleri ile ilgili davada, sebepsiz zenginleşme prensibi üzerinden verilen çelişkili bozma kararları sonrası nihai ret hükmünün temyizi.
Özet: Yüklenicinin, arsa sahipleriyle akdettiği kat karşılığı inşaat sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek yaptığı masraflar ile kazanç kaybının tahsilini talep ettiği bu davada; ilk derece mahkemesi başlangıçta kısmen kabul kararı verse de, Yargıtayın sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında arsa sahiplerinin yararlandığı giderlerin tespiti gerektiği yönündeki bozma kararları neticesinde, davanın tamamen reddine karar verilmiş olup, davacı vekili ise bozma kararlarının çelişkili olduğunu ve tüm harcamaların davalılar yararına yapıldığını iddia ederek bu son kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin davalı ile 10.07.2006 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, bu çerçevede 68.579,00 Türk Lirası masraf yaptıklarını, inşaata başlamak için gerekli fizibilite çalışmalarını yürüttüklerini, ortada haklı hiçbir sebep yok iken davalıların tek taraflı olarak işi başka bir yükleniciye verdiklerini, yapılan masraflar dışında sözleşmenin yerine getirilmemesinden dolayı 39.000,00 Türk Lirası kazanç kaybı olduğunu, toplam zararının 107.579,00 Türk Lirası olduğunu ileri sürerek, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 107.579,00 Türk Lirası'nın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAPDavalılar vekili, davacı şirketin, sözleşmenin imzalanmasından sonra 28.10.2009 tarihine kadar inşaatın yapılması ile ilgili yerlere ruhsat için başvurmadığını, inşaat enkazını sattığını, arsanın uzun süre başka işler için depo olarak kullanıldığını, edimlerini yerine getirmediği için 14.09.20 09... .11.2009 tarihli ihtarnamelerle sözleşmeyi feshettiklerini savunarak davanın reddini istemiştiIII. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli kararı ile davacı defterleri ve sunduğu delilleri üzerinden yapılan inceleme sonucu davacı masrafının 24.805,92 Türk Lirası olduğu, davanın kısmen kabulü ile 24.805,92 Türk Lirası'nın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, hükmolunan miktar üzerinden dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. İlk Derece Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde taraflar vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 24.04.2017 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilamı ile; arsa sahiplerinin daha önce oturdukları evlerinin yıkılması sonucu bir başka taşınmazda kiracı olarak oturmaları nedeniyle davacı yüklenici tarafından daha önceden ödenen kira bedellerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında değerlendirilemeyeceği ve dolayısı ile talep edilemeyeceği gözetilerek keza bilirkişi raporunda belirlenen ve hüküm altına alınan gider kalemlerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde hangilerinden arsa sahiplerinin yararlandığı hangilerinden yararlanmadığı hususları belirlenerek, proje bedeli dahil bu harcama kalemlerinden arsa sahiplerinin yararlandıkları giderleri belirleyip bu doğrultuda gerekirse ek rapor ya da yeni bir bilirkişiden hükme ve denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.2. İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile 9.105,92 TL alacağın dava tarihi olan 11.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 08.10.2024 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilamı ile bozma ilâmına uyularak, alınan bilirkişi raporunda belirlenen ve hüküm altına alınan kalemler yönünden tespitler yapılmış ise de bu giderlerin önceki bozma ilamında belirtildiği şekilde arsa sahiplerinin yararına olmadığının anlaşılmış olmasına göre, davanın tamamen reddi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.4. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: a. Bozma ilamlarının gerekçesiz şekilde birbiriyle çeliştiğini, taraf teşkilinin sağlanmadığını,b. Sözleşmenin haksız şekilde davalılar tarafından feshedildiğini,c. Dava dilekçesinde belirtilen tüm harcamaların davalılar yararına yapıldığını,d. Taraflar arasındaki sözleşmenin tek tarafları feshedilemeyeceğini, davalıların fesih ihbarnamesinin taraflarına ulaşmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa payı karşılığı sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.