Eşin açık rızası alınmadan aile konutunun satışı sebebiyle Türk Medeni Kanunu 194 uyarınca tapu iptali ve tescil talebinin kabulü.
Özet: Bir eşin, aile konutu olarak kullandıkları taşınmazı diğer eşin Türk Medeni Kanununun 194. maddesi uyarınca zorunlu olan açık rızasını almaksızın vekil aracılığıyla satması üzerine açılan tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesinin ret kararına rağmen, bölge adliye mahkemesi taşınmazın aile konutu vasfını ve rızasız satışın hukuken geçersizliğini tespit ederek, tapu kaydının iptaline karar vermiştir.
2. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
İLK DERECE MAHKEMESİ : Lüleburgaz Aile Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı ... vekili tarafından davanın kabulü yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı erkek, davalı eşi ... ile aile konutu olarak kullandıkları dava konusu taşınmazın satışı hususunda eşi tarafından ...'e vekaletname düzenlendiğini, yine malik olmayan davacı eşin rızası olmaksızın vekil ... tarafından taşınmazın davalı ...'a satıldığını belirterek, tapunun iptali ile taşınmazın davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince "Somut olayda dava konusu Kırklareli İli Lüleburgaz İlçesi ... Mah.1 03... parsel sayılı 3 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın davacı ile davalı eşin aile konutu olduğu, tanık beyanları ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Taşınmaz davalı ... tarafından verilen vekaletname ile 30.05.2018 tarihinde davalı ...'a malik olmayan eşin açık rızasını almayarak 4721 sayılı Kanun'un 194'ncü maddesinde öngörülen emredici hükme aykırı şekilde satılmıştır. Bu durumda yapılan satış işlemi geçersiz olduğundan tapu kaydının iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. "Bu nedenle davacının istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle tapu iptal tescil talebinin kabulüne, taşınmazın davalı Seval adına tesciline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından davanın kabulü yönünden temyiz edilmiştir.
Aile konutu, eşlerin evlilik birliğinin devamı sırasında ortak yaşamı sürdürmenin gerekli kıldığı “bir yerde ortak olarak oturma ihtiyacının” giderilmesinde kullanılmak üzere sürekli olarak seçtikleri, kısaca ile yaşamlarının merkezi durumuna getirdikleri konut olarak kullanılmaya elverişli taşınır veya taşınmaz yerdir (DURAL, Mustafa/ ÖĞÜZ, Tufan/ GÜMÜŞ Mustafa Alper: Türk Özel Hukuku, C III, Aile Hukuku, İstanbul 2024, s. 185.) Aile konutuna ilişkin davalarda Aile Mahkemeleri görevli olup bu davada uygulanması gereken öncelikli hüküm de TMK'nın 194. maddesidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 193 üncü maddesi dikkate alındığında kural olarak eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle her türlü hukukî işlem yapma serbestisi kabul edilmişken, aynı Kanun’un 194 üncü maddesi ile bu kurala istisna getirilmiş ve aile konutu üzerindeki hakların sınırlandırılması esası kabul edilmiştir. Bu düzenleme ile malik olmayan eşe, aile konutu ile ilgili tapu kütüğüne şerh verilmesini isteme hakkı tanınmış, eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukukî işlem özgürlüğü "aile birliğinin" korunması amacıyla sınırlandırılmıştır. Tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmasa dahi aile konutuna ilişkin olarak; eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemeyecek, aile konutunu devredemeyecek ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacaktır(YHGK’nın 15.05.2015 t.li ve 2013-2/2306 E., █████████ K. sayılı kararı).
Somut olayda davacı kadın ...'e karşı Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████E ve ████████K sayılı dosyasında Kerem'in vekillik görevinin sınırlarının aştığını ve eldeki davayla aynı olan taşınmazı sattığını belirterek öncelikle taşınmazın tescil kaydının iptali ile kendisi adına tescili olmadığı taktirde taşınmazın rayiç değerinin kendisine ödenmesini talep etmiştir. Mahkemece vekaletnamenin satış için verildiği belirtilmiş tapu iptali ve tescil yönünden davanın reddine, vekil tarafından asile para ödendiğine ilişkin yazılı belge dosyaya ibraz edilemediğinden vekil yönünden 150.360,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle bilikte davalı Kerem'den alınarak davacı ...'e ödenmesine karar verilmiştir. İstinaf edilen dosyanın istinaf merci tarafından yapılan yargılaması neticesinde verilen kararda satış yönünden vekil tayin edilme hususunda bir çekişmenin olmadığı belirtilmiş ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay mercince verilen karar onanmıştır.
Davacının TMK m.194 kapsamından fiilen ve hukukken davayı açmakta hakkı bulunmaktadır ve fakat burada devreye girecek olan kural 4721 sayılı TMK m.2'de belirtilen "Dürüstlük Kuralıdır". madde hükmü gereğince; "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Yukarıda belirtilen çelişkili beyanlardan davacının davalı ... tarafından yapılan işlemlerden haberinin olduğu, Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ███████E ve ████████K sayılı dosya kapsamında dava konusu taşınmazın satışından elde edilen bedel davacı lehine hükmedilmiş ve söz konusu karar kesinleşmiştir. Hakkın kötüye kullanılması yönünde huzurdaki davanın ikame edildiği, hem alacak hakkının hem de tescil hakkının elde edilmesi hakkaniyetle bağdaşmayan bir durum oluşturacağı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı hukuki değerlendirmelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
KARAR
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum. Kararın onanması gerekir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!