Ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan, temlik edilen alacağa yönelik kefillerin itirazlarının iptali davasında zamanaşımı, görev ve konkordato savunmaları tartışılıyor.
Özet: Bir bankadan temlik edilen ticari kredi alacağını ödemeyen kefil davalılar hakkında başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamı için açılan davada, davacı taraf, temerrüde düşen borçluların yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine başlattığı takibe davalıların haksız itiraz ettiğini, bu itirazın kaldırılması ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ederken; davalılar ise davanın usulden ve esastan reddini, zamanaşımı, görevsizlik, temerrüde düşürülmeme, kefaletin usulsüzlüğü, alacağın likit olmaması ve asıl borçlunun konkordato sürecinde olması gibi savunmalarla borcun ve takibin haksız olduğunu ileri sürerek, kendi lehlerine kötü niyet tazminatı ödenmesini istemektedir.

T.C.
İSTANBUL7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptaliDAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dosya kapsamına göre, dava dışı ...A.Ş. ile ... A.Ş. arasında ticari kredi sözleşmeleri akdedilmiş, bu sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine banka tarafından borçlulara hesap kat ihtarnamesi gönderilmiştir. İhtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle borçlular temerrüde düşürülmüş ve ... Banka Alacakları İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılmıştır. Takibe konu alacak, ... A.Ş. tarafından taraflar arasında düzenlenen temlik sözleşmesi uyarınca davacı şirkete devredilmiş ve temlik edilmiştir. İcra takibi kapsamında davalılara ödeme emri tebliğ edilmiş, ancak davalılar borca, işlemiş ve işleyecek faizlere, yargılama giderlerine, vekâlet ücretine ve tüm fer’ilerine itiraz ederek takibin durmasına neden olmuştur. Bunun üzerine davacı tarafından dava şartı kapsamında ... Arabuluculuk Bürosunun...dosya numarası ile zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş, ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamaması nedeniyle son tutanak düzenlenmiştir. Davacı taraf, davalıların itirazlarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüştür. Davacıya göre, kredi sözleşmelerinde temerrüt halinde borçluların sorumlulukları açıkça düzenlenmiş olup, davalıların sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemelerine rağmen icra takibine yönelik borç, faiz ve fer’ilerine ilişkin itirazları yerinde değildir. Davalıların itirazlarının takibi sürüncemede bırakmaya yönelik haksız ve kötü niyetli olduğu, bu nedenle itirazın iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Ayrıca davacı taraf, davalıların haksız itirazları nedeniyle takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın usul ve esas yönünden reddi gerektiğini savunmuştur. Bu kapsamda, davacının talep ettiği alacaklar bakımından zamanaşımı itirazında bulunulmuş, ayrıca davalıların tacir olmadıkları ileri sürülerek uyuşmazlığın ticaret mahkemesinin görev alanına girmediği, bu hususun sabit olması hâlinde görevsizlik kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davalılar vekili, dava dışı ... Ticaret A.Ş.’nin taraf olduğu kredi sözleşmelerinden kaynaklanan kefalet ilişkisi nedeniyle ... Banka Alacakları İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası ile müvekkilleri hakkında icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibe yasal süresi içerisinde haklı nedenlerle itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, sonrasında başvurulan zorunlu arabuluculuk sürecinin ise anlaşamama ile sonuçlandığını ifade etmiştir. Savunmada, davalıların takip öncesinde temerrüde düşürülmedikleri, bu nedenle asıl alacağa takip öncesi faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Ayrıca davacı ile dava dışı şirket arasında düzenlenen sözleşmede kefalete ilişkin işlemlerin usulüne uygun şekilde tesis edilmediği, bu nedenle davalıların kefaletlerinin geçersiz olduğu ve davacının talep ettiği şekilde bir borçlarının bulunmadığı savunulmuştur. Davalılar vekili, bir an için taraflar arasında borç ilişkisi bulunduğunun kabul edilmesi hâlinde dahi alacak miktarının likit ve muayyen olmadığını, alacağın yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle icra takibine yapılan itirazın kötü niyetli sayılamayacağını ve davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini belirtmiştir. Öte yandan, davalıların kefil olduğu sözleşmenin asıl borçlusu olan dava dışı ... A.Ş.’nin konkordato sürecinde bulunduğu, bu sürecin ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiği ve mühlet kararının yürürlükte olduğu ifade edilmiştir. Davacının, konkordato mühleti nedeniyle asıl borçlu şirkete yöneltemediği takibi, davalılara yönelttiği, konkordato projesinin kefiller yönünden de sonuç doğuracağı, bu nedenle davacının konkordato projesine onay verip vermediğinin araştırılması gerektiği ileri sürülerek davalılar aleyhine başlatılan takibin haksız ve hukuka aykırı olduğu savunulmuştur. Ayrıca, borcun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, takibe konu edilen borç miktarının da gerçeği yansıtmadığı, davacının temlik alan sıfatıyla talep ettiği alacağın miktarının belirli ve kesin olmadığı, bu nedenle alacağın likit nitelik taşımadığı belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; genel kredi sözleşmesinden kaynaklı Davalı kefiller aleyhine alacaklı olunduğu iddiası ile başlatılan icra takibine itirazın iptali isteminden ibaret olduğu anlaşıldı. DELİLLER;... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Detayları yukarıda verilen inceleme, değerlendirme ve hesaplamalar sonucunda; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında 11.03.2021 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, davalı kefillerin de işbu sözleşmeyi 10.000.000,00 TL kefalet limitiyle müteselsil kefil olarak imzaladığı tespit edilmiştir. Ön bilgilendirmeden sonra 6455 sayılı Kanun'un 77. maddesi ile TBK'nın 584. maddesinde yapılan kanun değişikliğine göre, “Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eşin rızası aranmamaktadır.” Davalıların sözleşmenin imzalandığı tarihte şirket yetkilisi olduğu ve sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imza etmiş olduğu sabittir. Ortada hukuken geçerli bir kefaletin bulunup bulunmadığı hususu hukuki konu olup, Mahkemenin takdirindedir (TSG dosya kapağında). Davada talep edilen alacak kalemleri ile bilirkişiliğimizce hesaplanan alacaklar karşılaştırıldığında; 516.678,02 TL olarak talep edilen asıl alacak (iskonto) yönünden 113.350,86 TL, 470.621,47 TL olarak talep edilen işlemiş faiz yönünden 67.664,42 TL, 28.096,13 TL olarak talep edilen BSMV yönünden 3.383,22 TL ve 2.955,78 TL olarak talep edilen masraf yönünden 2.955,78 TL alacak hesaplanmıştır. Buna göre davada talep edilen toplam 1.018.351,40 TL alacağa karşılık, bilirkişiliğimizce hesaplanan ve talep edilebilecek toplam alacak miktarının 187.354,28 TL olduğu değerlendirilmiştir. Davacı banka alacağına ilişkin olarak, davalıların takip dosyasına yapmış olduğu itiraz nedeniyle, davacı bankanın davalılardan, Sayın Mahkemenizce de kabul edilmesi hâlinde, takip tarihi itibarıyla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 113.350,86 TL asıl alacak, 67.664,42 TL işlemiş faiz, 3.383,22 TL BSMV ve 2.955,78 TL masraf olmak üzere toplam 187.354,28 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği kanaatine varılmıştır. Ayrıca, 113.350,86 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %63,60 oranında ve TCMB tarafından deklare edilen değişen oranlarda temerrüt faizi ile BSMV'nin davalıdan istenebileceği" sonuç ve kanaatine varılmıştır. Mahkememizce verilen ara karar gereğince ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup █████/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Detayları yukarıda verilen inceleme, değerlendirme ve hesaplamalar sonucunda; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında 11.03.2021 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, davalı kefillerin de işbu sözleşmeyi 10.000.000,00 TL kefalet limitiyle müteselsil kefil olarak imzaladığı tespit edilmiştir. Ön bilgilendirmeden sonra 6455 sayılı Kanun'un 77. maddesi ile TBK'nın 584'üncü maddesinde yapılmış kanun değişikliğine göre; “Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eşin rızası aranmamaktadır.” Davalıların sözleşmenin imzalandığı tarihte şirket yetkilisi olduğu, sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imza etmiş olduğu sabittir. Ortada hukuken geçerli kefaletin olup olmadığı hususu hukuki konu olarak Mahkemenin takdirlerindedir (... dosya kapağında) Davada talep edilen alacak kalemleri incelendiğinde; asıl alacak için 516.678,02 TL talep edildiği ve bilirkişiliğimizce de 516.678,02 TL hesaplandığı, işlemiş faiz için 470.621,47 TL talep edildiği ve bilirkişiliğimizce 478.685,22 TL hesaplandığı, BSMV için 28.096,13 TL talep edildiği ve bilirkişiliğimizce 24.100,31 TL hesaplandığı, masraf için ise 2.955,78 TL talep edildiği ve aynı tutarda hesaplama yapıldığı görülmüştür. Buna göre toplam 1.018.351,40 TL olarak talep edilen alacağa karşılık, bilirkişiliğimizce hesaplanan toplam alacak tutarının 1.022.419,33 TL, talep edilebilecek toplam alacak tutarının ise 1.014.355,58 TL olduğu değerlendirilmiştir. Davacı banka alacağına ilişkin olarak, davalının takip dosyasına yapmış olduğu itiraz nedeniyle, davacı bankanın davalılardan, Sayın Mahkemenizce de kabul edilmesi hâlinde, takip tarihi itibarıyla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 516.678,02 TL asıl alacak, 470.621,47 TL işlemiş faiz, 24.100,31 TL BSMV ve 2.955,78 TL masraf olmak üzere toplam 1.014.355,58 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Ayrıca, 98.956,47 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %63,60 oranında temerrüt faizi ve BSMV'nin davalılardan istenebileceği, 417.721,55 TL asıl alacağa ise takip tarihinden itibaren yıllık %90 oranında temerrüt faizi ve BSMV'nin davalılardan istenebileceği" sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacı bankanın, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebi ile başlatılan ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ...Şirketi arasında 11.03.2021 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, davalılar ... ve ...'in bu sözleşmeyi 10.000.000,00 TL kefalet limitiyle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları; kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olma sıfatının sözleşmede yazılı olduğu, davalıların bu sıfatla imzaladıkları hususunda tereddüt bulunmadığı anlaşılmıştır. 6455 sayılı Kanun'un 77. maddesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesine eklenen fıkra uyarınca, ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortağı ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eş rızası aranmadığından, davalıların sözleşmenin imzalandığı tarihte asıl borçlu şirketin yetkilisi olduğu sabit olmakla, davalı vekilinin kefaletin geçersizliğine ilişkin soyut itirazına itibar edilmemiştir.Davalı vekilinin, asıl borçlu şirketin ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından yürüyen konkordato (mühlet) sürecinde olduğu, davacının bu süreçte kefillere yöneldiği ve konkordato projesine verilen onayın kefiller bakımından da geçerli olacağı yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Zira İİK'nın 296. maddesi konkordato mühletinin sözleşmeler bakımından sonuçlarını düzenlemekte olup, borçlunun konkordato talebinde bulunmuş olması tek başına sözleşmenin feshi/muacceliyet sebebi sayılamazsa da; alınan bilirkişi ek raporunda, hesap katına konu kredilerden ... no'lu (... nolu) kredinin 04.09.2023 tarihinde kullandırıldığı ve 04.01.2024 tarihine kadar bu kredi için hiçbir taksidin ödenmediği tespit edilmiş olmakla, hesap kat işleminin münhasıran asıl borçlunun konkordatoya başvurmuş olmasına değil, somut ve gerçek bir ödeme temerrüdüne dayandığı anlaşılmıştır.Davalı vekilinin genel zamanaşımı itirazı, dava konusu Genel Kredi Sözleşmesinin 11.03.2021 tarihinde akdedilmiş, takibin 2024 yılında başlatılmış ve işbu davanın 22.04.2025 tarihinde açılmış olması karşısında, genel 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmamış olması nedeniyle yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.TBK'nın 589. maddesi hükmü uyarınca; müteselsil kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçlarından sorumludur. Somut olayda, aşağıda açıklanan şekilde hesaplanan toplam alacak (1.014.355,58 TL), davalıların kefalet limiti olan 10.000.000,00 TL'nin çok altında kaldığından, davalı kefillerin kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın borcun tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları sonucuna varılmıştır.Taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesinde, müşterinin cari hesabın kesilmesinden sonraki yükümlülüğüne ve temerrüt faizine ilişkin madde uyarınca, banka tarafından uygulanacak temerrüt faizinin, temerrüt tarihindeki kısa/orta/uzun vadeli ticari kredilerden cari kredi faiz oranı en yüksek olanının %100 (yüzde yüz) fazlası nispetinde belirlenebileceği kararlaştırılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.05.2019 tarih, ...Esas,... Karar sayılı ilamı uyarınca, TCMB'ye bildirilen tavan/tabela niteliğindeki faiz oranı değil, kullandırılan krediye fiilen uygulanan akdi faiz oranı esas alınarak sözleşme hükmünün tatbiki gerektiğinden, bilirkişi tarafından bu doğrultuda yapılan hesaplamada; ..., .... ve ... no'lu kurumsal kredilerde fiilen uygulanan akdi faizin iki katına tekabül eden %90 oranının, ... no'lu kredili mevduat hesabı yönünden ise 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ilan edilen ve dönemsel olarak değişebilen azami oranın (hesaplama döneminde %63,60) esas alınmasının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.Davacı banka tarafından davalı kefillere gönderilen hesap kat ihtarnamesinin 08.01.2024 tarihinde tebliğ edildiği, sözleşmede öngörülen 1 günlük mehil süresinin sonunda davalı kefillerin 10.01.2024 tarihi itibarıyla temerrüde düşürüldükleri, bu veriler esas alınarak yapılan hesaplamada mahkememizce de denetlenip teknik olarak yeterli bulunan bilirkişi ek raporunda ulaşılan sonuca itibar olunmuştur.Mahkememizce 01.10.2025 tarihli oturumda bilirkişi olarak seçilen ... tarafından düzenlenen 26.10.2025 havale tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında 11.03.2021 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, davalı kefillerin işbu sözleşmeyi 10.000.000,00 TL kefalet limitiyle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, 6455 sayılı Kanun'un 77. maddesi ile TBK'nın 584. maddesine eklenen fıkra gereği ticaret sicile kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme/şirketle ilgili verilecek kefaletler için eş rızası aranmadığını, davalıların sözleşmenin imzalandığı tarihte şirket yetkilisi olduklarının ve sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imza etmiş olduklarının sabit olduğunu; sözleşmenin 38. maddesinin delil sözleşmesi niteliğinde olması nedeniyle banka kayıtlarına itibar edilerek hesaplama yapıldığını; ancak davacının 11.06.2025 tarihli yazısı üzerine temlik eden bankaya yazılan müzekkere ekinde yalnızca kredili mevduat hesabına (... no'lu hesap) ait ekstrenin sunulabildiğini, bu nedenle o aşamada yalnızca bu hesap üzerinden hesaplama yapılabildiğini; bu haliyle 04.01.2024 hesap kat tarihi itibarıyla asıl alacağın 113.350,86 TL, 15.12.2024 takip tarihi itibarıyla işlemiş faiz ve BSMV dahil toplam borcun 184.398,50 TL olarak tespit edildiğini, davada talep edilen 1.018.351,40 TL'ye karşılık bu eksik belge kapsamında talep edilebilecek alacağın 187.354,28 TL olarak hesaplandığını bildirmiştir.Davacı vekilinin, dosyaya sunulan kredi hesaplarının tamamının bilirkişi incelemesine yansımadığı, eksik belge nedeniyle hesaplamanın gerçek borç durumunu yansıtmadığı yönündeki beyanı ve davalı vekilinin asıl borçlu şirketin konkordato sürecinde olması nedeniyle hesabın katının geçerli olup olmadığı yönündeki itirazı üzerine; Mahkememizin 11.02.2026 tarihli oturumunda verilen ara karar ile, davacı bankanın hesap kat tarihi itibarıyla sözleşme hükümlerine göre hesabın katını gerektirecek tahsili gecikmiş bir alacağının bulunup bulunmadığının (hesabın asıl borçlu şirketin konkordato talebinde bulunması sebebiyle mi, yoksa gecikmiş bir alacağın bulunması sebebiyle mi kat edildiğinin) ve taraflar arasındaki sözleşmede yer alan hesabın katını gerektirecek diğer şartların mevcut olup olmadığı ile temlik alan davacının alacaklı olduğu miktarın, banka kayıtları ve rapor sunulduktan sonra ibraz edilen belgeler de incelenmek suretiyle tespiti için bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.Bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda; dosyaya sonradan sunulan ödeme planlarından, ... nolu (... no'lu) kredinin 04.09.2023 tarihinde kullandırıldığı, ancak 04.01.2024 tarihine kadar bu kredi için hiçbir taksidin ödenmediğinin tespit edildiği, bu haliyle hesap kat işleminin münhasıran asıl borçlu şirketin konkordato talebinde bulunmasına değil, somut bir ödeme temerrüdüne dayandığının anlaşıldığı; davacı bankaya ait dört ayrı kredi hesabının (..., ..., ... no'lu kurumsal krediler ve ... no'lu kredili mevduat hesabı) banka kayıtları üzerinden yeniden incelenmesi sonucunda, 04.01.2024 hesap kat tarihi itibarıyla toplam asıl alacağın 516.678,02 TL olduğu, bu tutarın davada talep edilen asıl alacak tutarıyla birebir örtüştüğü; işlemiş faiz yönünden bilirkişice 478.685,22 TL hesaplanmış olmakla birlikte davada 470.621,47 TL talep edildiğinden taleple bağlı kalınması gerektiği, buna karşılık BSMV kaleminde bilirkişice hesaplanan 24.100,31 TL'nin davada talep edilen 28.096,13 TL'den düşük çıktığından bu kalemde bilirkişi hesabının esas alınması gerektiği; sonuç olarak 516.678,02 TL asıl alacak, 470.621,47 TL işlemiş faiz, 24.100,31 TL BSMV ve 2.955,78 TL masraf olmak üzere toplam 1.014.355,58 TL alacaklı olunduğunun tespit edildiği; bu toplam içindeki 98.956,47 TL'lik kısmın (... no'lu kredili mevduat hesabı kaynaklı) takip tarihinden itibaren yıllık %63,60 oranında (5464 sayılı Kanun'un 26/3. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ilan edilip dönemsel olarak değişebilen azami oranlarla sınırlı olmak üzere), kalan 417.721,55 TL'lik kısmın ise (...., ... ve ... no'lu kurumsal krediler kaynaklı) takip tarihinden itibaren yıllık %90 oranında (sözleşmede kararlaştırılan akdi faizin iki katı) temerrüt faizi ve BSMV'ye tabi olduğunun bildirildiği; kök rapordaki kefalet ilişkisinin geçerliliği ve kefalet limitine ilişkin tespitlerde herhangi bir değişiklik bulunmadığı görülmüştür.Ek raporla, kök raporda yalnızca eksik belge nedeniyle sınırlı kalan hesap sonucu gerçek anlamda değiştirilmiş; davacı bankanın tüm kredi hesapları üzerinden yapılan nihai ve eksiksiz hesaplama ortaya konulmuştur. Mahkememizce, bilirkişi kök ve ek raporlarının; taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde uzman ve tarafsız bir bilgiye dayandığı, denetime elverişli olduğu, dosya kapsamı ve banka kayıtlarıyla uyumlu bulunduğu değerlendirilerek, ek rapordaki nihai tespitlere itibar edilmiştir.Bilirkişi ek raporunda hesaplanan; 516.678,02 TL asıl alacak, davada talep edilen tutarla sınırlı kalınan 470.621,47 TL işlemiş faiz, bilirkişi hesabının davada talep edilenden düşük çıkması nedeniyle bilirkişi hesabına itibar edilen 24.100,31 TL BSMV ve 2.955,78 TL masraf olmak üzere toplam 1.014.355,58 TL alacaklı bulunduğu sonucuna varılmış olup, davada talep edilen 1.018.351,40 TL ile bilirkişi tarafından talep edilebilir bulunan 1.014.355,58 TL arasındaki 3.995,82 TL'lik fark, taleple bağlılık ilkesi (HMK m. 26) gereğince BSMV kaleminde bilirkişi hesabının davadaki talepten düşük çıkmasından kaynaklanmakta olup, bu fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.Dava, İİK'nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğundan, hüküm altına alınan alacak miktarının bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğu; bilirkişi incelemesiyle miktarının belirlenmiş olmasının alacağın likit sayılmasına engel teşkil etmediği; bu itibarla hükmedilen 1.014.355,58 TL nakdi alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davalıların kötü niyet tazminatı talebinin ise, davacının takibinde kötü niyetli/haksız olduğu ispatlanamadığından, yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;1-Davanın kısmen kabulü ile davalıların ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu kısmen iptaline, takibin 516.678,02 TL asıl alacak, 470.621,47 TL işlemiş faiz, 24.100,31 TL BSMV, 2.955,78 TL masraf olmak üzere toplam 1.014.355,58 TL üzerinden, asıl alacağın 98.956,47 TL'lik kısmına takip tarihinden itibaren yıllık %63,60 oranında temerrüt faizi işletilmek suretiyle, asıl alacağın 417.721,55 TL'lik kısmına takip tarihinden itibaren yıllık %90 oranında temerrüt faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Hükmedilen alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan hükmedilen alacağın %20'si oranında 202.871,11 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya verilmesine2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 69.290,63TL nispi karar harcının, peşin alınan 12.299,14 TL harcın mahsubu ile geri kalan 56.991,49 TL harcın davalılardan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 158.153,34 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 3.995,82 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 13.002,04TL (615,40 TL BHV, 87,50TL VSH, 12.299,14 TL peşin harç) harcın davalılardan alınarak, davacıya verilmesine, 6- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 8.547,50 TL (547,50 TL tebliğler ve posta, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 8.513,96 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, 7-Arabuluculuk ücreti olan 4.700,00 TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre; 18,44 TL'sının davacıdan, 4.681,56 TL'sının davalılardan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır