Eser sözleşmeleriyle yapılan villa iç mimarlık ve mekanik tesisat işlerindeki ayıp, eksiklik ve ağır kusurlardan kaynaklanan tazminat davası.
Özet: Bu dava, bir villanın iç mimarlık ve mekanik tesisat işlerine ilişkin eser sözleşmelerinden kaynaklanan ayıplı ve eksik işler ile ağır kusurlar nedeniyle davacının talep ettiği tazminat talebini konu almaktadır; davacı, işlerin teknik niteliği ve gizli ayıpların zamanla ortaya çıkmasını gerekçe göstererek belirsiz alacak davası açarken, davalı ise davanın ticari değil tüketici hukuku kapsamında olduğunu ve iddia edilen tesisat sorunlarının kendi kusurları yerine malikin kullanım hatalarından kaynaklandığını savunmaktadır.

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
YAZIM TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Mah., ... Blv. ... Mevkii ... Villa No: ... ..../.... adresinde bulunan, ... ili, ... ilçesi, ... köyü, ... ada, .. parsel, bağımsız bölüm No: ...'da kayıtlı taşınmazın müvekkil yetkilisi, temlik veren ... (...) adına kayıtlı olduğunu, davalılardan .... İle müvekkil arasında 25.09.2019 tarihli İç Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığını, davalılardan .... Aynı zamanda taşeron şirketin, somut olayda davalı ....'nin yaptığı tüm işlemleri sözleşme gereğince kontrol etmekle yükümlü olduğunu, bu nedenle davalılardan .... Taşınmazda yapılan tüm işlemlerden sorumlu olduğunu, taşınmazda yapılacak işlemler için T.C. Büyükçekmece Belediyesinden alınması gereken izinler ve ruhsatlar ile davalı .... İlgilendiğini, bu belgeler müvekkilde bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmeler TBK md 470 vd. Düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, yapılan işler teknik bilgi gerektiren, bir kısmı ancak kullanıldıkça ortaya çıkabilecek, bir kısmı ise duvar içerisinde ve duvar altında olduğundan işin ayıp ve kusuru ancak yeni yeni ortaya çıktığını, müvekkil ile davalılar arasında iki farklı eser sözleşmesi imzalandığını, her ne kadar sözleşmeler 25.09.2019 ve 27.09.2019 tarihli olsa da müvekkil ve .... Ocak 2019'da işlemler için sözlü olarak anlaşma yapıldığını, davalılardan .... Çalışmaya başlamış hatta müvekkilce ilk ödeme 29.01.2019 tarihinde davalılardan ....'ye 24.596,09 EURO olarak yapıldığını, davalı .... Ve davalı .... Kendi aralarında "... ..." proje adlı, 15.06.2019 teklif tarihli sözleşmeyi imzalandığını, davalılardan .... Hem kendi sözleşmesindeki işlerden hem de taşeron olarak anlaştığı ....'nin işlerinden kaynaklı ayıp, eksiklikler ve ağır kusurlardan sorumlu olduğunu, ancak ayıp ve eksikliklerin tamamı bilirkişi ve keşif incelemesi ile ortaya çıkacağından davamız belirsiz alacak davası şeklinde açıldığınını, belirtilen nedenlerle; davalarının kabulüne, 25.09.2019 tarihli İç Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesinden kaynaklı ayıp, eksiklikler ve ağır kusurlardan oluşan zararlardan HMK md. 107 uyarınca şimdilik 100,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline, 27.09.2019 tarihli "... ... MEKANİK TESİSAT İŞLERİ YAPIM SÖZLEŞMESİ"DEN kaynaklı kaynaklı ayıp, eksiklikler ve ağır kusurlardan oluşan zararlardan HMK md. 107 uyarınca şimdilik 100,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Yargılama giderleri ile davanın niteliği, yargılamanın safahatı, dosyada verilecek emek dikkate alınarak Av. K. 164/son, 169. maddeleri, AAÜT’nin 3/1 maddesi gereğince AAÜT’den az ve üç katından fazla olmamak üzere Sayın mahkemenizce adilane bir şekilde takdir edilecek avukatlık (vekâlet) ücretinin müştereken ve müteselsilen karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ....vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu yapılan işlemler ...'a ait olan konut niteliğindeki taşınmaz hakkında olduğunu, davacı taraf temlik sözleşmesi sunmuşsa da yapılan bu temlikin Maliyeyi yanıltmak amacıyla olduğu, ...'ın şahsına ait harcalamaları şirket gideri gibi göstermek suretiyle şirket vergi borçlarından düşmek olduğu sabit olduğunu, nihayetinde ise davacı taraf yargılamayı ticari iş kapsamına sokmaya çalışmışsa yapılan işin ...'ın konutunda gerçekleştiği, dolayısıyla ...'ın tacir olup olmadığı önem arz etmeksizin işin mahiyeti gereği tüketici işlemine tabi olduğu sabit olduğunu, sayın mahkemenize yukarıda arz ettiğimiz üzere taraflar arasındaki uyulmazlık Tüketici hukuku kapsamında kalmakta olduğunu bahsi geçen hat müştemilat temel altyapı borularını alarak, o cephede bulunan çocuk odası banyosu ve çamaşır odası hatları ile birleşerek projemizde belirtilen ... rögarına bağlandığını, ana mutfak ve çocuk odasında bulunan mutfak hatları ise yine projede görüleceği gibi binanın mevcut atık su hatlarına bağlandığını, mevcut atık su hatları ile ilgili proje, işe başlamadan önce ... Yönetim’den alınarak ... tarafından bize iletildiğini, tarafımızca yeni yapılan Ana Mutfak ve Çocuk Odasındaki mutfak hatları, ... tarafından yapılmış mevcut 100 lük hatta bağlanarak, bina dışında ... numaralı rögara bağlantısı yapılmış, ... rögarından gelen yükü de alarak ana rögara bağlantı yapıldığını, burada problem borunun dar veya geniş olması değildir, problem kullanım ile ilgili olduğunu, bu durum ile ilgili ... personeli ... iki defa İstanbul Tesisat firmasından tıkalı boruların açılması ile ilgili hizmet almış ve her iki seferde de tesisattan donmuş yağ ve suda erimeyen cinste peçete ve/veya ıslak mendil olduğu gözlemlendiğini, bu konuda dikkat edilmesi gerekenler; mutfak kullanımında yağın eviyeye dökülmemesine özen gösterilmeli ve mutlaka suda eriyen normal tuvalet kağıtları kullanılmalı, bunun dışında suda erimeyen kağıtlar veya ıslak mendil asla kullanılmamış olduğunu, bu konu tamamen kullanıcının, yani ev sahibinin sorumluluğu olduğunu, belirtilen nedenlerle; tüketici hakem heyetinin görevli olması sebebiyle mahkemenizce dava şartı yokluğundan davanın reddine kararı verilmesini, davacı taraf kötü niyetli olarak dava açtığı açık olduğundan HMK 329 madde gereğince asgari hadden uzaklaşılarak disiplin cezası ile tecziyesine karar verilmesini gere aynı madde gereğince yargılama giderlerinden başka, davalı müvekkilimce ödenecek vekâlet ücretinin tamamı ödemeye mahkûm edilmesini, mahkemeniz aksi kanaate ve işin esasına girecek ise zaman aşımı itirazımız bulunduğunu dikkate alarak davanın öncelikle zaman aşımından reddine, mahkemeniz zaman aşımı yönünden aksi kanaate ise davacının taleplerinin mutfak kullanımında yağın eviyeye dökülmemesi, prizlerin hır kullanım nedeni ile kırlması gibi kötü kullanımdan kaynaklandığı, bir kısmının ise ... ürünler ile ilgili ise markanın yetkili servisi tarafından inceleme yapılmadan şikayet konusu edilen vakıanın nedeni belli olmadan dava açıldığından davanın reddine karar verilmesini, davacı taraf kötü niyetli olarak dava açtığı açık olduğundan HMK 329 madde gereğince asgari hadden uzaklaşılarak disiplin cezası ile tecziyesine karar verilmesini gere aynı madde gereğince yargılama giderlerinden başka, davalı müvekkilimce ödenecek vekâlet ücretinin tamamı ödemeye mahkûm edilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... İnş. Taahhüt San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafça, faturaların şirket üzerine düzenlenmiş olması sebebiyle dava Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ikame edildiğini, ancak işbu dava konusu taşınmaz, davacı şirketin ticari bir faaliyette bulunduğu veya ticari bir merkez olarak kullandığı bir yer değil, davacı gerçek kişinin (villa sahibinin) aile konutu olarak kullandığı özel yaşam alanı olduğunu, faturaların şirket adına kesilmiş olması, sözleşmenin bir "ticari iş" olduğu sonucunu doğurmaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, işlemin hukuki niteliği fatura adresinden ziyade, taşınmazın fiilen nasıl kullanıldığına bakılarak tespit edileceğini, dava konusu taşınmaz, davacının konut ihtiyacını karşılamak üzere inşa edilmiş olup, içerisinde fiilen ikamet edildiğini. taraflar arasındaki ilişki, "Eser Sözleşmesi" hükümlerine tabi olsa da, asıl ve nihai kullanıcı "tüketici" sıfatıyla konutta ikamet eden gerçek kişidir. Davacı tarafın, faturaları şirket üzerine düzenleterek kendi lehine bir vergi avantajı sağlamış olması, sözleşmenin konusunu "ticari bir iş" haline getirmez. Dolayısıyla, davanın Asliye Hukuk/Tüketici Mahkemesi’nin görev alanına girmesi gerektiği kanaatinde olduklarını, davacı taraf, davasını "belirsiz alacak davası" olarak ikame etmiş olduğunu, ancak dava konusu talepler (ayıp, eksik iş, seramik kırılması vb.) davacı tarafından kalem kalem belirlenebilir, tespiti yapılabilir nitelikte olduğunu, Yargıtay yerleşik içtihatları gereği, alacağın belirlenebilir olduğu durumlarda belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar yoktur. Davanın bu nedenle usulden reddi gerekir. davacı, müştemilat kısmında taşma meydana geldiğini ve bunun imalat hatası olduğunu iddia etmiştir. Ancak bu durum tamamen kullanıcı hatasından kaynaklanmaktadır. Yapılan teknik incelemede ve ekte sunulan 17.05.2024 tarihli servis raporunda açıkça görüldüğü üzere; tıkanıklığın sebebi mutfaktan atılan atık yağlar ile tuvalete atılan peçete ve tuvalet kağıtları olduğunu, İmalat aşamasında pis su hatları çekvalf ve rögarlar ile usulüne uygun tesis edilmiştir. Sistemin tıkanması, müvekkilin işçiliğinden değil, tesisatın amacına aykırı kullanılmasından kaynaklanmakta olduğunu, belirtilen nedenlerle; öncelikle görevsizlik itirazımızın kabulüne; Dava konusu taşınmazın bir "ticari işletme" değil, davacının bizzat ikamet ettiği bir "konut" olması ve taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bir "tüketici işlemi" niteliğinde bulunması nedeniyle, mahkemenizin görevsizliğine ve dosyanın görevli nöbetçi tüketici mahkemesine gönderilmesine, öncelikle hukuki yarar yokluğundan (belirsiz alacak davası olması nedeniyle) davanın usulden reddine, davanın süresinde açılmaması nedeniyle zamanaşımı nedeniyle reddine, mahkeme aksi kanaatte ise, esasa ilişkin sunduğumuz (kullanım hatası ve dış etkenler) savunmalarımız doğrultusunda haksız davanın esastan reddine, davacı taraf kötü niyetli olarak dava açtığı açık olduğundan HMK 329 madde gereğince asgari hadden uzaklaşılarak disiplin cezası ile tecziyesine karar verilmesini aynı madde gereğince yargılama giderlerinden başka, davalı müvekkilimce ödenecek vekâlet ücretinin tamamı ödemeye mahkûm edilmesini, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan zararların tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tarafça, eser sözleşmesine konu taşınmazın davacı şirket yetkilisi, temlik veren ... adına kayıtlı olduğunu, davalılar ile dava konusu taşınmaza ilişkin projelerin yapılması hususunda sözleme imzalandığını, sözleşme gereği davalıların üstlendiği edimleri gereği gibi yerine getirmediklerini belirterek ayıp ve eksik işler nedeniyle uğranılan zararların tahsili talep edilmiştir. Davalılarca ayrı ayrı cevap dilekçeleri ile görev itirazında bulunulmuştur.
HMK'nun 1.maddesi "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. " hükmünü içermekte olup görev hususu dava şartlarındandır. HMK'nun 115.maddesi " Mahkeme ,dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." hükmüne haizdir.
TTK'nun 4.maddesinde bentler halinde sayılan ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın belirtilen tür davaların mutlak ticari davaya vücut vereceği ve Ticaret Mahkemelerinin görev alanına gireceği, havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi için uyuşmazlığın taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması koşulu aranmayacağı (TTK 4.1,son cümle) nispi ticari davalarla ilgili olarak ise TTK 4.1 maddesinde yer alan hükme göre "her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının" ticari dava sayılacağı, taraflardan yanlız birinin ticari işletmesi ile ilgili olarak yasada sayılanlar dışında sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların, ticari davaya vücut vermeyeceği, taraflardan birinin ticari işletmesini ilgilendiren bu tür sözleşmelerin, her ne kadar TTK 19.2 uyarınca diğer taraf içinde ticari iş sayılırsa da bu durumun, davanın TTK 4.1'e göre nispi ticari dava sayılmasını gerektirmeyeceği anlaşılmıştır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/1-k maddesinde tüketicinin " ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlanmıştır.
Aynı yasanın 3/1-ı maddesinde tüketici işleminin ise " Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere, her türlü sözleşme ve hukuki işlem " olarak tanımlanmış olduğu anlaşılmıştır.
Tüketici Mahkemelerinin görevini düzenleyen 73/1 maddesinde "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. "
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 83/2 maddesinde Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve, bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." hükmüne yer verildiği anlaşılmıştır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri somut olayla birlikte değerlendirildiğinde, açılan dava davacının da dava dilekçesinde beyan ettiği üzere dava dışı gerçek kişi davacı şirket yetkilisi adına kayıtlı bir villanın proje işlerinin yapılmasına ilişkin eser sözleşmesine dayanmakta olup, taşınmaz davacı şirket adına kayıtlı olmadığı gibi iş yeri/dükkan vasfında da değildir, davacının temlik alan olması, temlik aldığı alacağın konusunu yani alacağın temelini oluşturan sözleşmenin işin konusunu ticari iş haline getirmeyecek olup, davada irdelenmesi gereken husus temlik edildiği belirtilen alacağın/zararın dayanağı olan villanın projelerinin gereği gibi yerine getirilip getirilmediğidir. Eser sözleşmesine konu villanın davacı şirket yetkilisine ait konutu olduğunun anlaşılmasına göre eser konusu işe göre taşınmaz sahibi tüketici sıfatına haiz olup yapılan eser sözleşmesinin tüketici işlemi olması nedeniyle açılan davaya Tüketici Mahkemeleri tarafından bakılması gerektiği anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliği ile davanın usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın HMK 114. Ve 115. Maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-HMK nun 20. Maddesine göre kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde müracaat halinde dosyanın yetkili ve görevli Bakırköy Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine,aksi halde aynı madde gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
4-HMK 331/2 maddesi gereği Harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalılar vekillerinin yüzlerine karşı , gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
☪ e-imzalıdır. ☪
Hakim ...
☪ e-imzalıdır. ☪

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!