Davacı şirketin banka hesabından rızası dışında yapılan 80.000 TLlik yetkisiz para transferi nedeniyle bankanın sorumluluğunun araştırıldığı tazminat davası yargılaması.
Özet: Bu davada, davacı şirket, banka hesabından bilgisi ve rızası dışında 80.000 TLnin yetkisizce transfer edildiğini iddia ederek, davalı bankanın güvenlik zafiyeti ve basiretsiz tacir gibi davranmaması nedeniyle sorumlu olduğunu ve bu zararın faiziyle birlikte tazminini talep etmiş; davalı banka ise güvenlik açığı bulunmadığını, işlemlerin davacının egemenlik alanındaki şifrelerle kendi cihazından yapıldığını ve davacının şifre koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunarak davanın reddini istemiş olup, alınan bilirkişi raporunda ise söz konusu para transferinin davacı şirkete ait cihazdan, doğru kullanıcı bilgileri ve şifreler kullanılarak gerçekleştirildiği belirtilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı banka nezdindeki ... IBAN numaralı hesabından, 09.10.2024 tarihinde müvekkilinin bilgisi, rızası ve talimatı olmaksızın, tanımadığı ... isimli bir kişinin ... nezdindeki ... IBAN numaralı hesabına 80.000,00 TL tutarında yetkisiz para transferi gerçekleştirildiğini; davalı bankanın güvenlik açığı ile karşı karşıya olduğuna dair medyada haberler yer almasına rağmen basiretli bir tacir gibi davranmayıp gerekli önlemleri almadığını; müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını, gerekli özenin gösterildiğini; olayda tek kusurlu ve sorumlu tarafın davalı banka olduğunu ileri sürerek, öncelikle şubeye başvuru yapıldığını, ardından ... 21. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini ve akabinde arabulucuya başvurulduğunu, ancak zararın giderilmediğini belirterek; 80.000,00 TL maddi zararın, para transfer işleminin yapıldığı 09.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsiline, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ilgili süreçte müvekkil bankaya ait herhangi bir güvenlik zafiyeti bulunmadığını, dava konusu işlemlerin yalnızca davacının bilgisi dahilinde olan şifrenin kullanımı ile ... Mobil üzerinden gerçekleştirildiğini; müşteri numarası/T.C. kimlik numarası, müşterinin belirlediği şifre ve tek kullanımlık cep şifresi ile giriş yapıldığını, bu bilgilerin banka çalışanlarının dahi erişemeyeceği şekilde saklandığını; işlemlerin davacının egemenlik alanında bulunan, kendisine tanımlı şifreler kullanılmak suretiyle yapıldığını; 5464 sayılı Kanun'un 15. ve 16. maddeleri uyarınca şifre ve kod bilgilerinin güvenli şekilde korunmasının kart hamiline ait bir yükümlülük olduğunu; müvekkil bankanın uluslararası standartlara uygun güvenlik altyapısına sahip olduğunu ve bu nedenle kendisine kusur atfedilemeyeceğini; davacının dolandırıcılık iddiasını ispatlayacak somut bir delil sunmadığını, ayrıca bu konuda suç duyurusunda dahi bulunulmadığını belirterek; husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ihbar olunan ...'e davanın ihbarına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davalı bankanın, davacının hesabından █████/2024 tarihinde dava dışı ... isimli kişiye 80.000,00 TL tutarlı para transferi işleminde kusurunun ve sorumluluğunun olup olmadığı, davacının bu işlemden dolayı zarar miktarının ve davalının sorumluluğunun ne olduğu hususundan ibaret olduğu anlaşıldı.
DELİLLER
Para transfer dekontu, ... 21. Noterliği'nin... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve e-tebligat kayıtları, davalı bankanın 02.11.2024 tarihli cevabi yazısı, 25.12.2024 tarihinde telekonferans yöntemiyle gerçekleştirilen ve anlaşmazlıkla sonuçlanan arabuluculuk tutanağı, davalı bankadan celp edilen internet şubesi/dijital bankacılık log kayıtları, SMS ve mobil bildirim log raporu, cep telefonu mobil aktivasyon raporu,...raporu, internet kurumsal şube başvuru formu ve bankacılık sözleşmesi dosyaya sunulmuştur. Mahkememizin 11.2.2026 tarihli ara kararı uyarınca ... T.A.Ş., ...A.Ş.,...ile ...A.Ş.'ye yazılan müzekkerelere verilen cevaplar ile ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... soruşturma sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Dosya kapsamında 14.10.2025 tarihli bilirkişi heyeti kök raporu ile 04.03.2026 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu alınmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Mahkememizce, davacının hesabında izni ve bilgisi dışında işlem yapan IP numarasının kime ait olduğu, hangi hat üzerinden kullanıldığı, davalı bankanın işlemin gerçek müşteri tarafından yapılıp yapılmadığını belirleme yönünde yeterli güvenlik önlemlerini alıp almadığı ve tarafların kusur durumlarının tespiti amacıyla, biri bankacılık biri bilişim/bilgisayar mühendisliği alanında uzman iki kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
Bilirkişi heyeti raporunda özetle; dava konusu 09.10.2024 tarihli 80.000,00 TL'lik para transferinin, davacı şirkete tanımlı ... model cihaz üzerinden, doğru kullanıcı bilgileri ve şifreler girilerek ... internet (web) kanalından başlatıldığını, işlemin davacıya ait ... adresinden bağlanan mobil cihaza gönderilen PUSH bildirimiyle onaylandığını tespit etmiştir. Aynı gün saat 14:43 ile 14:51 arasındaki sekiz dakikalık süre içerisinde, aynı hesaptan sırasıyla 130.000 TL, 120.000 TL, 80.000 TL ve 45.000 TL tutarlarında dört ayrı transfer denemesi yapıldığı; bunlardan 130.000 TL, 120.000 TL ve 45.000 TL tutarındaki üç işlemin ... hata kodu ile bankanın risk yönetim sistemi tarafından engellendiği, ancak orta seviyedeki 80.000 TL tutarlı üçüncü denemenin başarıyla gerçekleştiği belirlenmiştir. Bilirkişi heyeti, bankanın Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılik Hizmetleri Hakkında Yönetmelik'in (BE-BS Yönetmeliği) 34. ve 38/3. maddelerinde öngörülen iki bileşenli kimlik doğrulama ve işleme özgü doğrulama kodu yükümlülüklerini yerine getirdiğini; buna karşılık, aynı gün içinde kısa aralıklarla gerçekleşen dört farklı tutardaki transfer denemesinin, Yönetmeliğin 36/1-b maddesinde tanımlanan "normal dışı fon transferi/ödeme deseni" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini; risk yönetim sisteminin üç işlemi engelleyip dördüncü işlemi geçirmesinin risk skorlama mekanizmasının tutarsız çalıştığını gösterdiğini; bu olağan dışı durumda Yönetmeliğin 36/2. maddesi uyarınca müşteriyle telefon görüşmesi yoluyla ek teyit alınması gerekirken, yalnızca pasif nitelikteki PUSH bildirimiyle yetinildiğini tespit etmiştir. Öte yandan bilirkişi heyeti, işlemlerin davacıya tanımlı cihaz ve doğru şifrelerle gerçekleştirilmiş olmasının şifre güvenliğinin davacı tarafından tam olarak sağlanamadığına işaret ettiğini; buna karşılık davacının işlemi öğrenir öğrenmez (aynı gün saat 15:45'te şubeye başvurması, 15:50'de çağrı merkezini araması ve 16:37'de şifresini değiştirmesi suretiyle) 5464 sayılı Kanun'un 18. maddesindeki bildirim yükümlülüğünü gecikmeksizin yerine getirdiğini vurgulamıştır. Bilirkişi heyeti, ... IP adresinin fiziksel kullanıcısının, dosyada mevcut verilerle tespit edilemediğini; taraflar arasındaki TBK m.112 anlamındaki müşterek kusur durumunun ve sorumluluk oranlarının tayininin hukuki bir değerlendirme olarak mahkemenin takdirinde olduğunu bildirmiştir.
Kök rapora karşı davacı vekili; müvekkiline PUSH onay bildiriminin hiç ulaşmadığını, sadece işlemin gerçekleştiğine dair bilgi mesajı geldiğini, şifrenin bankanın kendi sisteminden sızdırıldığını, savcılığa (... CBS ... sayılı dosya ile) suç duyurusunda bulunulduğunu ve... IP adresinin kimliğinin tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı banka vekili ise; iki faktörlü kimlik doğrulama ve PUSH onay mekanizmasının BE-BS Yönetmeliği'nin 34/3. maddesi uyarınca müşteri tarafından gerçekleştirildiğine karine teşkil ettiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının kendisini arayan kişilerin yönlendirmesiyle işlemleri bizzat kendisinin gerçekleştirdiğini, Yargıtay 19. HD ... E. ... K. ile Yargıtay 11. HD ... E. ... K. sayılı kararlarına atıfla şifre/kod bilgisini üçüncü kişiye ileten müşteri yönünden bankanın sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek, mahkemenin aksi kanaatte olması hâlinde davacının ağır kusuru nedeniyle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizin 11.2.2026 tarihli ara kararı uyarınca; ...'tan işlem tarihini kapsayan genişletilmiş (01.10.2024–15.10.2024) log kayıtları, Turkcell ve BTK'dan... IP adresinin kimliğine ilişkin bilgi, ...'dan davacının ... numaralı hattına ait SMS kayıtları celp edilmiş; ayrıca ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası temin edilerek bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup █████/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davacı vekilinin itirazlarının büyük ölçüde kök rapordaki banka aleyhine tespitlerin tekrarından ibaret olduğunu, kök raporda davacı aleyhine yer alan (şifre güvenliğinin sağlanamadığına ilişkin) tespitlere karşı somut bir teknik delil veya karşı uzman görüşü sunulmadığını; davacı tarafın "onay isteği hiç gelmedi" ile "sadece bilgilendirme mesajı geldi" şeklindeki beyanları arasında iç çelişki bulunduğunu; log kayıtlarında saat 14:49:35'te davacının cihazına tutarı ve alıcı hesap bilgisini açıkça içeren bir ÖN ONAY talebi niteliğindeki PUSH bildirimi gönderildiğinin sabit olduğunu belirlemiştir. ... ve ...'nın cevapları,... IP adresinin ...'in ... (Ağ Adresi Dönüşümü) uygulaması kapsamında olduğunu, port bilgisi bulunmadan fiziksel kullanıcının tespitinin teknik olarak mümkün olmadığını ortaya koymuş; bilirkişi heyeti bu tespit edilemezliğin kusur değerlendirmesinin esasını etkilemediğini vurgulamıştır. Türk Telekom'un cevabı, hattın davacı şirket yetkilisi ... adına kayıtlı olduğunu ve kritik zaman diliminde (14:45–14:50) operatör bazında herhangi bir SMS kaydının bulunmadığını, bunun dava konusu onayın SMS değil internet tabanlı PUSH bildirimi yoluyla alındığı tespitini teyit ettiğini göstermiştir. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı soruşturma dosyasının incelenmesinde, ihbar olunan ...'e ait ... hesabına davacıdan gelen 80.000 TL dâhil farklı kaynaklardan da para girişleri olduğu, aynı gün içinde bu tutarların ...A.Ş. aracılığıyla kripto para (...) alımına yönlendirildiği, hesabın "toplama hesabı" niteliği taşıdığı; bu hususun olayın organize bir dolandırıcılık faaliyetinin parçası olduğuna işaret ettiği belirlenmiştir. Ayrıca ek raporda, davalı bankanın kendi bünyesinde ...(telefonla robot arama) doğrulama mekanizmasına sahip olmasına rağmen, olağan dışı işlem deseninin ortaya çıktığı an bu mekanizmayı devreye almadığı; davalı vekilinin itirazında...Yönetmeliği'nin 36/2. maddesindeki asıl kusur isnadına karşı somut bir teknik açıklama getirmediği tespit edilmiştir. Bilirkişi heyeti sonuç olarak, genişletilmiş kayıtların ve soruşturma dosyasının kök rapordaki tespitlerle tam bir tutarlılık gösterdiğini, davacının şifre güvenliğini sağlayamamasına ilişkin tespit ile davalı bankanın olağan dışı işlem desenine yeterli müdahalede bulunmadığına ilişkin tespitin her ikisinin de güçlenerek geçerliliğini koruduğunu, sorumluluk oranlarının tayininin hukuki değerlendirme gerektirdiğinden nihai takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, davalı banka nezdindeki davacı şirketin hesabından, rızası dışında gerçekleştirilen EFT işlemi sonucu oluşan zararın davalı bankadan tazmini istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davalı bankanın, davacının hesabından gerçekleştirilen dava konusu işlemde kusurunun ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa zarar miktarı ve tarafların kusur oranları noktasında toplanmaktadır.
Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir; sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 115/3 ve 116/3. maddeleri gereğince, bankaların hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18. maddesinin 2. fıkrası gereğince tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmek zorundadır. Ancak bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklılık arz etmekte olup, bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlülüğü şüphesiz daha ağırdır; itimat kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle koruma yükümlülüğünün daha da arttığının kabulü gerekir.
İnternet/mobil bankacılığı hizmetini müşterilerine sunan bankalar, bu sistemin güvenliğine yönelik tüm tedbirleri almalı ve bilinen en son teknolojik gelişmeye uygun hâle getirmelidir. Müşterilerin bu hizmetleri kullanmakta olması, bankaların mevduatı koruma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Rıza ve bilgisi dışında yapıldığı iddia edilen işlemlerde, hesap sahibinin kusurlu eylemi bulunduğunu ispat külfeti davalı bankadadır; banka bu kusuru ispatlayamadığı sürece meydana gelen zarardan sorumludur (Yargıtay 11. HD. █████/2022 T. ... E....K.).
Somut olayda, davalı bankanın Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik'in 34. maddesinde öngörülen iki bileşenli kimlik doğrulama yükümlülüğünü (bildiği unsur olarak müşteri numarası/şifre, sahip olduğu unsur olarak tek kullanımlık cep şifresi) yerine getirdiği, 38/3. maddesi uyarınca işleme özgü, tutar ve alıcı hesabını açıkça belirten bir doğrulama bildirimi gönderdiği; bu yönüyle kimlik doğrulama boyutunda mevzuata uygun davrandığı bilirkişi heyetince tespit edilmiş olup bu teknik tespite mahkememizce de itibar edilmiştir.
Ne var ki Yönetmeliğin kimlik doğrulama (m.34) ile işlem güvenliği ve işlem takibi (m.36) kavramları birbirinden farklıdır. Davalı bankanın yalnızca kimlik doğrulama yükümlülüğünü yerine getirmiş olması, işlem güvenliği kapsamında olağan dışı işlem davranışlarını izleme ve önleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Kimlik doğrulaması yapılmış olsa dahi, müşterinin olağan dışı işlem davranışlarının ayrıca denetlenmesi ve gerekli hâllerde ek güvenlik ve teyit mekanizmalarının (müşterinin aranması vb.) devreye alınması gerekir.
Dosya kapsamında, davacı şirketin hesabından 09.10.2024 tarihinde saat 14:43 ile 14:51 arasındaki sekiz dakikalık süre içinde, aynı alıcıya sırasıyla 130.000 TL, 120.000 TL, 80.000 TL ve 45.000 TL tutarlarında dört ayrı transfer denemesi yapıldığı; bu denemelerden üçünün (130.000 TL, 120.000 TL ve 45.000 TL) davalı bankanın risk yönetim sistemi tarafından COR-78509 hata kodu ile engellendiği, ancak aradaki orta tutarlı 80.000 TL'lik üçüncü denemenin başarıyla gerçekleştirildiği sabittir. Kısa bir süre içinde ardışık biçimde gerçekleşen ve farklı tutarlarda tekrarlanan bu transfer denemeleri, Yönetmeliğin 36/1-b maddesinde açıkça tanımlanan "normal dışı ödeme veya fon transferi deseni" kapsamındadır. Sistemin üç işlemi engelleyip aynı zaman diliminde dördüncü işlemi geçirmesi, risk skorlama mekanizmasının tutarsız çalıştığını göstermekte; bu olağan dışı durumda Yönetmeliğin 36/2. maddesi uyarınca müşteriyle telefon ya da kısa mesaj gibi aktif bir yöntemle teyit alınması gerekirken, davalı bankanın yalnızca tek tuşla onaylanabilen pasif nitelikteki PUSH bildirimiyle yetindiği, kendi bünyesinde mevcut olan ... (telefonla otomatik teyit) mekanizmasını dahi devreye almadığı anlaşılmaktadır. Banka, yalnızca Madde 34'teki kimlik doğrulama yükümlülüğünü yerine getirmiş olsa dahi, bu durum Madde 36'daki anomali tespit ve önleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır.
Diğer yandan, dava konusu 80.000 TL'lik işlemin davacı şirkete tanımlı cihaz üzerinden, doğru kullanıcı bilgileri ve şifreler girilerek gerçekleştirilmiş olması, şifre güvenliğinin davacı tarafından tam olarak sağlanamadığını göstermektedir. 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca kart hamili, kendisine tevdi edilen kart ve kartın kullanılması için gerekli kod, şifre veya kimliği belirleyici bilgileri güvenli bir şekilde korumak ve başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri almak zorundadır; 6102 sayılı TTK'nın 18. maddesi uyarınca da davacı tacirin basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Şifre bilgilerinin ne şekilde üçüncü kişilerin eline geçtiği dosya kapsamındaki teknik verilerle kesin olarak aydınlatılamamış olmakla birlikte, işlemin davacıya tanımlı cihazdan ve doğru şifrelerle gerçekleştirilmiş olması, güvenlik açığının müşteri tarafında oluştuğuna işaret etmektedir.
Bununla birlikte, davacının işlemi öğrenir öğrenmez aynı gün saat 15:45'te şube kanalından işlem yapması, 15:50'de kurumsal müşteri iletişim merkezini araması ve 16:37'de internet şifresini değiştirmesi, 5464 sayılı Kanun'un 18. maddesi kapsamındaki bildirim ve özen yükümlülüğünün gecikmeksizin yerine getirildiğini göstermektedir.
... IP adresinin fiziksel kullanıcısının tespiti bakımından; ...A.Ş. ve ... alınan cevaplarda, söz konusu IP adresinin ...'in Ağ Adresi Dönüşümü (NAT) uygulaması kapsamında bulunduğu, port numarası bilgisi olmaksızın fiziksel kullanıcının tespitinin teknik olarak mümkün olmadığı bildirilmiştir. Bu tespit edilemezlik, dava konusu kusur değerlendirmesinin esasını etkilememektedir; zira mahkememizin araştırdığı husus failin ceza hukuku anlamında kimliği değil, tarafların bankacılık hukuku ve borçlar hukuku anlamındaki kusur ve sorumluluk durumlarıdır.
... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde, ihbar olunan ...'e ait ... nezdindeki hesabın, davacıdan gelen 80.000 TL dâhil farklı kaynaklardan gelen para transferlerinin toplandığı ve aynı gün içerisinde bu tutarların kripto para alımına yönlendirildiği bir "toplama hesabı" niteliği taşıdığı anlaşılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi uyarınca, zarar görenin bir kusuru zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa, hâkim tazminatı indirebilir. Somut olayda; bir yandan davalı bankanın, açıkça "normal dışı fon transferi deseni" niteliğindeki olağan dışı işlem karşısında BE-BS Yönetmeliği'nin 36/2. maddesindeki aktif teyit (telefon/IVN) yükümlülüğünü yerine getirmeyip risk yönetim sisteminin tutarsız sonuçlar üretmesine göz yumması; diğer yandan davacının, kendisine tanımlı cihaz ve doğru şifrelerle gerçekleştirilen işlemler karşısında şifre/erişim güvenliğini tam olarak sağlayamaması; her iki tarafın da kendi yükümlülük alanında belirli ağırlıkta kusurlu bulunduğunu göstermektedir. Bilirkişi heyeti, teknik tespitlerini ortaya koymuş, ancak sorumluluk oranının hukuki nitelendirmesini mahkememizin takdirine bırakmıştır.
Yukarıda açıklanan tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davalı bankanın BE-BS Yönetmeliği'nin 36/2. maddesindeki aktif teyit ve olağan dışı işlem müdahale yükümlülüğünü yerine getirmemesi ile davacının şifre/erişim güvenliğini tam olarak sağlayamaması, birbirinden bağımsız ancak karşılıklı olarak dengeleyici nitelikte iki ayrı kusur unsuru oluşturmaktadır. Mahkememizce, dosya kapsamındaki teknik tespitler, tarafların yükümlülüklerinin ağırlığı ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilerek, davalı banka ile davacı şirketin dava konusu zarardan %50 (yüzde elli) oranında müşterek kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Buna göre, bilirkişi heyetince tespit edilen 80.000,00 TL'lik toplam zararın %50'sine tekabül eden 40.000,00 TL'nin davalı bankadan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Öte yandan, davacı vekilinin 18.10.2024 tarihli ihtarnamesi ile davalı bankaya tanınan ödeme süresinin sona ermesiyle davalının temerrüde düştüğü anlaşılmakla, hükmedilen tazminata bu tarih olan █████/2024 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
Davacının davasının KISMEN KABULÜNE,
1-40.000,00 TL'nin, █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 2.732,40 TL nispi karar harcının, peşin alınan 1.366,20 TL harcın mahsubu ile geri kalan 1.366,20 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 40.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 40.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 1.854,60 TL (427,60 TL BHV, 60,80TL VSH, 1.366,20 TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
6- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 14.330,00TL (330,00 TL tebliğler ve posta, 14.000,00TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 7.165,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
7-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre; 1.800,00TL'sının davacıdan, 1.800,00 TL'sının davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren reddedilen kısım yönünden 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!