5737 Sayılı Vakıflar Kanununa Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davasında, 3561 Sayılı Kanun Kapsamında Atanan Yönetim Kayyımının Harç Muafiyeti Bulunmadığına Dair Karar
Özet: Yargıtay, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu kapsamında açılan tapu iptali ve tescil davasında, kayıt malikine ulaşılamaması üzerine atanan kayyım aleyhine davanın kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararının esasını doğru bularak istinaf başvurusunun reddini onaylamış, ancak mahkeme tarafından atanan yönetim kayyımının yargı harçlarından muaf olmadığına hükmederek, ilgili harç kalemindeki yanlışlığı kamu düzeni gereği düzelterek kararı bu haliyle onamıştır.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ███████ E., 2025/3 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine ve kayyım vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Dava, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; davaya konu 14 16... parsel sayılı ...’ndan olan taşınmazın ... oğlu ... ... adına kayıtlı olduğunu, kayıt maliki hakkında mahlül kararı alındığını ileri sürerek tapunun iptali ile....adına tesciline karar verilmesini istemiş, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 23.1.2024 tarihli ve █████████ Esas, ███████ Karar sayılı karar ile eldeki davada kayıt malikini temsil etmek tüm hak ve menfaatlerini korumak için yönetim kayyımı olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü ... kayyım olarak atanmıştır.Davalı Hazine vekili; husumet ehliyeti olmadığını, kayyım sıfatı bulunmadığını, kayyım ile temsil için de karar bulunması gerektiğini, gaiplik kararı verilmediğini, taşınmazın vakıfla ilgisi olmadığını, vakıf şerhinin terkin edildiğini belirterek davanın reddini savunmuş; kayyım ... adına da aynı vekil beyanda bulunarak davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmaz malikine ya da mirasçılarına ulaşılamadığı, 5737 sayılı Kanun’un 17. maddesinde belirtilen koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı Hazine ve kayyım vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, karada isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle davacı vekili tarafından dava dilekçesinde davalı olarak kayıt maliki ... oğlu ..., 3561 sayılı Kanun uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünü temsilen ... ve ... Mal Müdürlüğü (Kayyım Bürosu) şeklinde belirtmek suretiyle davanın kayıt malikini temsilen kayyıma yöneltmek istediğinin anlaşıldığı, kayıt malikine yargılama sırasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü ...’ın kayyım olarak tayin edildiği de gözetildiğinde Maliye Hazinesine yöneltilmiş usulünce açılmış bir davadan söz edilemeyeceği, bu durumda hakkında hüküm tesis edilmesi veya lehine vekalet ücreti takdiri gerekmediği, gözetilerek davalı Hazine ve Kayyım vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak, harç hususu kamu düzenine ilişkin olup usuli kazanılmış haktan söz edilemeyecektir. Hukuk Genel Kurulunun 12.04.2017 tarihli ve 2017/1-1201 Esas, 716 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; mahkeme kararıyla kayyım olarak atanan ve gaip kişi adına yaptığı bu iş ve işlemler nedeniyle 3561 sayılı Kanun kapsamında yönetim kayyımı olan defterdar burada Hazineyi temsil etmemekte, aksine kayyımlık görevi gereği gaip kişinin anılan taşınmazdaki hak ve menfaatlerini korumaktadır. Taşıdığı kayyımlık sıfatı ile 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamında harçtan muaf olmadığı açıktır. 3561 sayılı Kanun'un 2/son maddesinde “Kayyımlıkla ilgili işlemler her türlü vergi, resim, harç, katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesnadır” hükmüne yer verilmiş ise de burada yargı harçlarından bağışıklığa dair özel bir düzenleme bulunmamaktadır.Bu durumda, davalı kayyım harçtan muaf olmadığı halde alınması gereken karar ve ilam harcı yönünden kayyımın harçtan muaf olduğu belirtilerek karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi doğru değildir.Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı Hazine ve kayyım vekilinin temyizi üzerine re'sen yapılan inceleme sonucu, kamu düzeni gereğince Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 7. bendinin hükümden çıkarılmasına, yerine 7 bent olarak "Alınması gereken 127.534,77 TL karar ve ilâm harcının davalı kayyımdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına” cümlesinin yazılmasına, kararın bu haliyle 6100 sayılı HMK’nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan ve davalı Kayyımdan da temyiz harcı alınmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.