Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, hazine aleyhine verilen kararın Yargıtay tarafından eksik inceleme gerekçesiyle bozularak yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi talebi.
Özet: Bu hukuki evrak, kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil davasında, hazine adına tescilli taşınmazların davacı adına tescili talebiyle ilgili olup, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin davanın kabulü yönündeki kararlarının Yargıtay tarafından yetersiz araştırma gerekçesiyle bozulduğunu ve özellikle taşınmazların mera niteliği, komşu meralarla ilişkisi, zilyetlik başlangıcı ve kullanım şekli gibi hususların aydınlatılması amacıyla mahalli bilirkişiler, fen ve ziraat mühendisleri de dahil olmak üzere kapsamlı bir heyetle yeniden keşif yapılarak ayrıntılı rapor alınması gerektiği yönünde Yargıtay tarafından verilen talimatları içermektedir.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucu, Konya ili, ... ilçesi, .../... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 39... parsel sayılı taşınmaz 03.01.1963 tarih ve 421 sıra nolu, 2 32... parsel sayılı taşınmaz 03.01.1963 tarih ve 154 sıra nolu, 2 03... parsel sayılı taşınmaz 03.01.1963 tarih ve 1356 sıra nolu tapu kayıtları uygulanarak tarla vasfı ile Hazine adına tescil edilmiş, edinme sebebinde 2 39... parsel sayılı taşınmazın ... oğlu ..., 2 32... parsel sayılı taşınmazın ... ..., 2 03... parsel sayılı taşınmazın ... ... oğlu... mirasçılarının işgalinde olduğu yazılmıştır.
Davacı vekili; çekişmeli 2 39... parsel, 2 32... parsel ve 2 03... parsel sayılı taşınmazların davacıya miras ve taksim yoluyla intikal ettiğini, taşınmazları davacının eklemeli olarak 80 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla kesintisiz kullanıldığını, taşınmazların kadastroda hatalı olarak Hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazların 03.01.1963 tarihli tapu kaydına istinaden Hazine adına tescil edildiği, bilirkişi raporlarına göre taşınmazların tarım arazisi olarak kullanıldığı, mera vasfı bulunmadığı, hava fotoğraflarına göre 1954 yılından günümüze kadar tarla olarak kullanıldığı, mahalli bilirkişilerin taşınmazların taksim sonucu davacıya kaldığını beyan ettikleri gözetilerek yapılan yargılama sonucunda iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının tesis tarihi olan 1963 yılından geriye doğru 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresini bilebilecek yaşta mahalli bilirkişi ve davacı tanık anlatımları, jeodezi mühendisi bilirkişisi tarafından 1954-1955 yılı hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme sonuçları göz önüne alındığında dava konusu 2 39... ve 5 parsel sayılı taşınmazların mera parseli ile komşu olmasına rağmen komşu köylerden mahalli bilirkişi ve tanık dinlenmemiş ve fen bilirkişi tarafından 915 komisyon parseli kadastro paftasına usulünce çakıştırılmamış olsa da tespit tutanaklarının edinme sebebindeki bilgilere göre kadastro parsellerinin hangi komisyon parseli olduğuna dair uygulama yapıldığı, öncesinde kadim mera olsa bile toprak tevzi komisyonlarının çalışma yaptıkları yerlerdeki meraların niteliğini değiştirme yetkisine sahip olmaları ve 2 39... parsel sayılı taşınmazın meradan açılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun reddine, re'sen gözetilen nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak gerekçesi değiştirilmek suretiyle yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 02.11.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile, “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin karar için yeterli olmadığı, mahallinde aynı köy ve komşu köyler halkından ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, tüm kadastro tespit bilirkişileri, daha önce keşfe katılmamış 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, 3 kişilik ... mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, çekişmeli 2 39... parsel sayılı taşınmaza komşu 2 39... parsel sayılı taşınmazın mera olması nedeniyle, bu bakımdan ... bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazın niteliği ve komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığı, aralarında doğal ya da yapay ayırıcı unsurlar bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, taşınmazın mera olup olmadığı, meradan sökülerek elde edilip edilmediği maddi olaylara dayalı olarak sorulup saptanması, çekişmeli diğer 2 32... parsel ve 2 03... parsel sayılı taşınmazların ve komşu taşınmazların tahsisli veya kadim mera sayılan yerlerden bulunup bulunmadığı, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, taşınmazların kim tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığı, meradan sökülerek elde edilip edilmediği hususlarının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi'' gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazlara uygulanan tapunun tesis tarihi olan 1963 yılından geriye doğru 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğu, dava konusu taşınmazların tahsisli mera sınırları dışında olup kadim meradan açılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Hazine vekilinin çekişmeli 2 03... parsel ile 2 32... parsel sayılı taşınmazlar hakkında kurulan karara yönelik temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz itirazlarının bu taşınmazlar yönünden reddi gerekir.
Davalı Hazine vekilinin çekişmeli 2 39... parsel sayılı taşınmaz hakkında kurulan karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamında uygun düşmemektedir. Dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın güney sınırında bulunan 2 39... parsel numaralı mera vasfıyla sınırlandırıldığı sabittir.
Bilindiği üzere; meralar, mülkiyeti Hazineye, kullanım hakkı köy ya da kasaba halkına ait, hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu şekilde kullanılan kamu orta malı niteliğindeki taşınmazlardır. Meraların ve öncesi mera olan taşınmazların üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinilmeleri mümkün değildir. Öte yandan, kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile bilirkişi raporlarına değer verilmesi olanaksızdır.
Somut olayda; dava konusu taşınmazın güney sınırında 2 39... parsel numaralı mera taşınmazının bulunduğu, mahallinde taşınmaz başında alınan görüntülere göre çekişmeli taşınmaz ile mera parseli arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsura tesadüf edilmediği, uzman bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda 1955-19 81... yılların ait hava fotoğraflarında çekişmeli taşınmazın güney sınırının belli olmadığı, hatta şimdiki geometrik durum ile benzerlik göstermediği belirtildiği, şu halde taşınmazın öncesinin mera olduğu anlaşılmaktadır.
Bu verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ... mühendisi bilirkişinin dava konusu taşınmazın mera olmadığı yolundaki raporunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; 2 39... parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken maddi gerçekliğe aykırı yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan nedenlerden ötürü;
1. Davalı Hazine vekilinin çekişmeli 2 03... parsel ile 2 32... parsel sayılı taşınmazlar hakkında kurulan karara yönelik yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün bu kısmının kesin olmak üzere ONANMASINA,
2. Davalı Hazine vekilinin çekişmeli 2 39... parsel sayılı taşınmaz hakkında kurulan karara yönelik yerinde bulunan temyiz itirazının kabulü ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371/1-a maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!