İcra memurunun hatalı haciz kaldırması neticesinde davacının alacağını tahsil edememesi ve zararının tespiti amacıyla açılan tazminat davasında Yargıtayın defalarca bozma kararı verdiği, uzun ve karmaşık yargılama süreci.
Özet: Bu hukuki evrak, bir icra memurunun sehven gayrimenkul üzerindeki haczi kaldırması sonucu alacağını tahsil edemeyen davacının zararına yönelik tazminat davasında, mahkemenin başlangıçta davayı kabul etmesine rağmen Yargıtayın alacağın borçludan tahsil imkanının kalıp kalmadığının ve icra memurunun kusurlu eylemiyle oluşan gerçek zararın bilirkişi incelemesiyle kesin olarak tespit edilmesi gerektiği yönündeki iki bozma kararının ardından, mahkemenin bozmalara uyarak yaptığı incelemeler neticesinde davacının 22.11.2016 tarihi itibarıyla gerçek zararını 131.129,22 TL olarak belirlemesini içermektedir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; 24.05.1999 tarihinde dava dışı ... . aleyhine Körfez Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile açılan tazminat davasının kabul edilerek kesinleştiğini, belirlenen alacağın tahsili için ... . İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı dosyası ile takip üzerine borçlu ... 'nin gayrimenkul ve aracı üzerine haciz konulduğunu, ancak borçlunun araç üzerindeki haczin kaldırılmasını talebinin icra müdürlüğünce kabulü üzerine, sadece araç üzerindeki haczin kaldırılması gerekirken sehven gayrimenkuller üzerindeki haczin kaldırdığını ve akabinde müvekkilinin icra takibinde ikinci sıraya düştüğünü ve alacağını tahsil edemediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, oluşan zararın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş; 08.05.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile dava tarihi itibariyle zararının şimdilik 87.801,00 TL, faiz tutarının ise 72.062,00 TL olduğunu belirterek toplam alacak miktarını 159.863,00 TL olarak belirlemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; husumetin borçluya, borçlunun avukatına ve icra memurlarına karşı yöneltilmesi ve ileride ödeme ve rücu davası açılabileceğinden ilgililere davanın ihbarına karar verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.01.2012 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, zararın oluşmasına icra memurunun herhangi bir araştırma yapmadan tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazarak haczi kaldırması eyleminin neden olduğu, böylece davacının mağduriyetine sebep verecek şekilde görevi ihmal suçunun oluştuğu, bu nedenle icra memurunun vermiş olduğu zarardan dolayı davalının sorumlu bulunduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 159.863,00 TL' nin davalıdan tahsiline, bu bedelin 87.801,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay 4. Hukuk Dairesince verilen 29.11.2012 tarihli ilamla; icra memurunun kusurlu eylemi ile kaldırılmaması gereken haczin kaldırıldığı ve bu taşınmazlardan davacının alacağını tahsil imkanı kalmadığı anlaşılmakta ise de, icra takip dosyasının halen derdest olduğu ve borçlunun şirket hissesine yönelik tasarrufunun iptali için açılan dava sonunda verilen kabul kararının icra dosyasına ibraz edildiği, alacağın tahsili için işlemlere devam olunduğu anlaşılmakta olup, sonuç olarak davacının zararının oluşup oluşmadığının henüz dosya kapsamından net olarak anlaşılamadığı, bu nedenle davacının, dava dışı borçlu aleyhinde devam ettiği icra takip dosyasından alacağını tahsil imkanı olup olmadığının araştırılması, alacağın tahsil edilmesi halinde zararın doğup doğmadığının tartışılması, aksi halde icra memurunun kusurlu eylemi ile doğan zarar tutarının belirlenmesi ile karar verilmesi gerektiğinden bahisle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin 18.09.2018 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporları, icra dosyası, icra dosyası içerisinde bulunan evraklar ve aciz vesikası birlikte değerlendirildiğinde, alacağın ihbar olunan ...'ten tahsil imkanının kalmadığı, zararın doğduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 159.863,00 TL nin davalıdan tahsiline, bu bedelin 87.801,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
3. Yargıtay 4. Hukuk Dairesince verilen 09.07.2019 tarihli ilamla; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davacının zararının ne şekilde oluştuğunun, zarar mevcut ise gerçek zarar miktarının ne olduğunun izah edilemediği, bu itibarla Mahkemece yapılması gereken işin; tüm takip aşamaları, davacıya ait bir kısım taşınmazın cebri icra yoluyla satılarak satış bedelinin icra dosyasına yatırıldığı da gözetilerek, davaya konu edilen gerçek zararın gerekirse oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyeti marifetiyle tespitinden sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının oluşan gerçek zararının tespiti olması gerektiğinden bahisle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozmaya uyan Mahkemenin 27.09.2021 tarihli kararıyla; gerçek zararın tespiti amacıyla alınan 09.10.2020 tarihli bilirkişi raporu ve ... .İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı icra dosyasında alınan aciz vesikasına karşı açılan davalar ve bu davalar sonucunda alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, 22.11.2016 tarihi itibariyle davacının gerçek zararının 131.129,22 TL olarak belirlendiği, bu rakamın aciz vesikasında belirlenen bedelle uyumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 131.129,22 TL'nin 22.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
5. Yargıtay 4. Hukuk Dairesince verilen 29.09.2022 tarihli ilamla; Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, gerekli araştırma ve incelemenin yapılmadığı, bu durumda 29.11.20 12... .07.2019 tarihli bozma ilamlarında belirtildiği üzere, davacının gerçek zararının tam ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi için yeni bir bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, zarar kapsamının belirlenmesinde gerçek zarar ilkesine uygun olmayan hesaba dayalı bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
6. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 29.04.2003 tarihli icra memurunun hatalı haciz kaldırma işlemi ve satışın gerçekleştiği 05.05.2003 tarihi itibariyle hacizlerin kaldırıldığı taşınmazların değerinin 87.801,00 TL olduğu, haciz kaldırma sonrasında davacının taşınmazlarda 1. sıradaki haczinin sonlandığı, diğer taşınmazlardan tahsil kabiliyetinin kalmadığı, haksız fiilin gerçekleştiği 29.04.2003 tarihi itibariyle 87.801,00 TL gerçek zararın oluştuğu, taleple bağlı kalınarak dava tarihinden itibaren faiz uygulandığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 87.801,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; yeterli ve hukuken kabul edilebilir gerekçe oluşturulmadan kısmen kabul kararı verilmesinin, maddi gerçeklere ve hukuka aykırı olduğunu, yıllardır süren yargılama nedeniyle enflasyon ve düşük faiz karşısında alacağın değer kaybettiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, raporda belirlenen birim değerlerin günün rayiçlerini ve taşınmazın gerçek değerini yansıtmaktan uzak ve fahiş bedeller olduğunu, devletin sorumluluğundan söz edilebilmesi için icra memurunun hukuka aykırı bir işleminin ve bununla zararlı sonuç arasında nedensellik bağının varlığı gerektiğini, ancak davacının da süresinde satış istemeyerek kusurlu davranışta bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, icra memurunun kusurundan kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
1. Temyize konu edilen kararın bozmaya uygun olmasına, bozma kararına uymuş olan Mahkemenin bozma kararının kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar verilmesine imkan bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı dava dilekçesinde kısmi alacak talebinde bulunarak, belirlenen alacağın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, 08.05.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile de faizle ilgili olarak olay tarihi ile dava tarihi arasındaki işleyen dönem için harcını yatırmak suretiyle faiz isteminde bulunmuştur.
Faiz feri bir hak olup, davalının muvafakati ile yargılama sırasında her zaman istenmesi mümkündür. Davacı dava dilekçesini ıslah ederken faiz isteminde de bulunduğundan ıslahla istenen faiz bakımından izine gerek olmadığı da açıktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı 2003/9-77 E.-127 K.) Zira davacının davasını ıslah etmek için davalının iznine ihtiyacı olmadığı gibi haksız fiil ile birlikte zarar veren bakımından temerrüde düşüldüğü de açıktır. Kaldı ki Mahkemenin 13.01.20 12... .09.2018 tarihli kararları ile kurulan faize ilişkin hükmün davalı tarafça temyiz edilmediği, bu durumda davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu da tartışmasızdır.
Hal böyle olunca Mahkemece; davacının ıslah dilekçesi dikkate alınması ve faize faiz yürütülemeyeceği ilkesi de gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!