6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydına 2/B ve zilyetlik şerhi işlenmesi davasında daire bozması ve direnme kararının bozulması.
Özet: Dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 2/b maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığı ve davacının zilyetliğinin tapuya şerh düşülmesi talepleri üzerine açılan davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri 2/b şerhini kabul ederken zilyetlik şerhini reddetmiş, ancak Yargıtay ilgili daire ve Hukuk Genel Kurulu, taşınmazın 1942 tarihli orman tahdidi kapsamında kalabileceği ve önceki iptal kararının kapsamı itibarıyla 2/b niteliği taşımayabileceği gerekçesiyle istinaf direnme kararını bozmuştur.
8. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., ███████ K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 2/B şerhi ve zilyetlik şerhi verilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Dairemiz bozma kararına karşı direnilmesi ve direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Dairemiz bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına, uyulan kısımlar yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmiş olmakla, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu .. ili .. ilçesi .. .. Mahallesi 281 51... parsel sayılı 246,68 m² (eski .. 1649 parsel 256 m²) yüzölçümlü olarak arsa vasfıyla ... adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın zilyedi olduğunu, dava konusu yer hakkında kadastro tespitine itiraz davası açıldığını, davalı Hazinenin bu davaya söz konusu yerin 2/B arazisi olduğundan bahisle dahil olduğunu, .. Kadastro Mahkemesince taşınmazın evveliyatının kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ve 1976 yılında ormandan ... adına çıkarıldığı gerekçesiyle ... adına tesciline karar verildiğini, kararın deracattan geçerek kesinleştiğini, müvekkilinin 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve ... Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun uyarınca yeri satın almak istediğini, ancak tapu kaydında 2/B şerhi olmadığı için satışının yapılamadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca ... adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğunun ve 30.12.2011 öncesinden beri müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğunun tapu kaydına şerh verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kadastro işleminin idari bir tasarruf olmasından dolayı bu konuda İlk Derece Mahkemesince idareyi zorlayıcı nitelikte bir karar verilemeyeceğini, davacının idareye başvurarak verilecek cevaba karşı idari işlemin iptali yönünden idari yargıda dava açma hakkının bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.10.2017 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın Antalya Kadastro Mahkemesinin kesinleşen ilamına göre 1976 yılında 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince ... adına orman sınırları dışına çıkarıldığının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 281 51... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca ... adına orman sınırları dışına çıkartılan yerdir" şerhinin yazılmasına, davacının zilyetlik şerhi verilmesi talebinin ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.02.2019 tarihli ve ███████ Esas, 2019/9 Karar sayılı kararıyla; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise vekalet ücreti yönünden kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, dava konusu 281 51... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca ... adına orman sınırları dışına çıkartılan yerdir" şerhinin yazılmasına, davacının İlk Derece Mahkemesindeki yargılamada kendisini vekille temsil ettirmesi nedeniyle hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 10.643,76 TL nispi vekalet ücretinin davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.02.2019 tarihli kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 30.06.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla "dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, ... İdaresinin .. Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarının yapıldığı, makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığına" şeklinde de işaret edildiği, 1976 yılında orman kadastro komisyonunca “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen Devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere” nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edildiğinden, önce dava konusu taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 14.07.1976 tarihinde II numaralı parsel sahası olarak 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, tahdit ve 2. madde uygulamasının 15.07.1976 tarihinde ilan edildiği, süresi içinde itiraz edilmesi üzerine itirazları inceleme komisyonunca 09.11.1976 tarihli itirazları inceleme tutanağında belirtildiği üzere “2 numaralı parselin 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesinin istisna fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden, 2 numaralı parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 sayılı Kanun'un orman saymadığı yerlerden olarak orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine” karar verilmek suretiyle orman sınırları dışında orman sayılmayan yerde bırakıldığı, söz konusu komisyon tutanağının 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan kanunlardaki hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği,açıklanan orman kadastro çalışmaları ışığında dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan II numaralı parselin, itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 2. madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı ve daha sonra 1989 yılında yapılan çalışmalarda 2/B uygulamasına da konu edilmediği, dava konusu taşınmazın hükmen tesciline ilişkin Mahkeme kararının hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen taşınmazın 2. madde ya da 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesi de hukuken mümkün bulunmadığı, hal böyle olunca; davada taleplerden birinin tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B şerhi verilmesine yönelik olduğu ve taşınmazın 2. madde kapsamında veya 2/B alanında kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın 2/B ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki talebin reddine karar verilmesi, kabule göre de; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının düzeltilmesi de dahil istinaf isteminin kısmen bile kabulüne karar verilecek olsa dahi, şayet yeniden hüküm kurulacak ise, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve tüm hükümlerin yeniden kurulması gerektiği, davacının istinaf taleplerinin vekalet yönünden kabul edilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması sırasında; davacının zilyetlik şerhi talebiyle ilgili hüküm kurulmamış olmasının doğru olmadığı.." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılan tahditte orman sınırı içinde kaldığı, 1976 yılında yapılan işlemin aplikasyon kabul edilerek yine orman tahdidi içinde olduğu ve 1961 yılından önce nitelik yitirdiği kabul edilerek ... adına P.II numaralı blok parseli içerisinde orman dışına çıkarıldığı, itirazları inceleme komisyonunun yalnızca kendisine gelen itirazlar yönünden karar vermesi gerekirken poligonun tamamı yönünden karar vermesinin geçerli olmayacağı gibi 1942 yılında yapılan tahdidin kesinleştiği ve içerisinde kalan taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesinin istisnai fıkraları uyarınca orman dışında ziraat arazisi olarak bırakma yetkisi bulunmadığından yapılan işlemin yok hükmünde olduğu, ayrıca Kadastro Mahkemesinde taşınmazın öncesi ve niteliğine yönelik kabulün tarafları bağlayacağı, bu nedenle adalete duyulan güvenin sarsılmaması ve aynı durumdaki kişilerin aynı hukuki durumu elde etmesi gereği nazara alındığında taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun'la değişik 2. maddesi uyarınca ... adına orman sınırı dışına çıkarıldığı kabul edilerek bu hususun tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesi gerektiği, ancak zilyetlik şerhi verilmesi ile ilgili hüküm kurulması yönünden bozmaya uyulduğu gerekçesiyle önceki hükümde kısmen direnilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olduğunu, ancak davacının 30.12.2011 tarihinden de önce kullanıcı olduğu saptandığına göre bu yöndeki talebin de kabulüne karar verilmesi ve nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman tahdit uygulamalarında ... adına orman sınırları dışına çıkarılan alanda kalmadığını, Hazinenin taşınmazın maliki olması nedeniyle eldeki davada kanuni hasım olarak yer aldığından aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanunlara aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunun 19.11.2025 tarihli ve 2024/8-615 Esas, ████████ Karar sayılı ilamında; "taşınmazın olduğu yerde yapılan orman tahdidinin sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı kararla ... İdaresinin dayandığı .. Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan orman tahdidinin halen geçerliliğini sürdürdüğü, orman kadastro çalışmaları ışığında dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan II numaralı parselin itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 2. madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı ve 1989 yılında yapılan çalışmalarda 2/B uygulamasına da konu edilmediği, dava konusu taşınmazın hükmen tesciline ilişkin Mahkeme kararı incelendiğinde ise hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen ve taşınmazın 2. madde ya da 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı, ayrıca 1942 yılından beri orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2. veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğu, idarenin yaptığı bir tasarruf olmadan mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının teknik olarak mümkün olmadığı, somut olayda her ne kadar 1976 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonu taşınmazları ... adına orman sınırı dışına çıkarmışsa da işleme itiraz edilmesi üzerine aynı komisyonun bu işlemi iptal ettiği sonra da taşınmazları orman sınırı dışında bıraktığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazlar bakımından ayakta olan 2. madde çalışmasından söz edilemeyeceği, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan bir taşınmazın orman sınırı dışında yani ziraat alanında bırakılmasının ise kanuni bir dayanağının olmadığı, dolayısıyla 7 numaralı komisyon tarafından yapılan hiçbir işleme değer verilemeyeceği ve dava konusu taşınmazların halen 1942 yılında kesinleşen orman tahdit sınırları içinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu durumda, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2. veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarıltılan yerlerden olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve kanuna aykırı" olduğu gereğine değinilerek direnme kararının bozulmasına ancak Özel Daire bozma kararında yer alan ve “…Kabule göre de; davacının istinaf taleplerinin vekalet yönünden kabul edilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması sırasında; davacının zilyetlik şerhi talebiyle ilgili hüküm kurulmamış olması yukarıda belirtilen ilke çerçevesinde doğru olmamıştır…" gereğine işaret eden bozma nedenine İlk Derece Mahkemesince uyularak bozma doğrultusunda işlem yapıldığından bu hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tapu kaydının beyanlar hanesine zilyetlik şerhi verilmesi istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, Dairemize temyiz incelemesi için gönderilen hükmün "zilyetlik şerhine ilişkin bölümü" hakkındaki karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının "zilyetlik şerhinin verilmesi talebinin reddine" ilişkin kısmının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 ve 373/5. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 552,10 TL nin temyiz eden ...'den alınmasına,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!