Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin, yapay zeka ve sanatla ilgili tanımlayıcı nitelikteki ibarenin marka tescil talebinin ayırt edicilik eksikliği nedeniyle reddine dair YİDK kararının iptali davasında ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı, "... " ibareli marka başvurusunun Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Sınai Mülkiyet Kanununun 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca ayırt edicilikten yoksun ve tanımlayıcı nitelikte olduğu gerekçesiyle reddedilmesi üzerine YİDK kararının iptali istemiyle dava açmış; ancak ilk derece mahkemesi, "... " ibaresinin görsel sanatlar ve veri bilimi alanında yapay zeka ile yaratılan dijital tasarımları ifade eden, herkes tarafından bilinen ve ayırt edici özellik taşımayan genel bir terim olduğu, kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığına dair delillerin de yetersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: ████████ - █████████ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : █████/2023NUMARASI : ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2023 Tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin ███████████ sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı Kurum tarafından müvekkili başvurusunun SMK'nın 5/1-b ve c maddeleri uyarınca reddedildiğini, alınan kararın hukuka aykırı bulunduğunu, bu ibareyi tüm dünya çapında ilk kullanan ve ayırt edici nitelik kazandıran kişinin müvekkili olduğunu, söz konusu ibarenin başvuru konusu sınıflar yönünden ayırt edici niteliği haiz bulunduğunu, kaldı ki tüm sınıflarda yapılan başvurunun sınıf özelinde inceleme yapılmadan reddine karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, "..." ibaresinin ilk müvekkili tarafından kullanıldığını, tüm dünyada "..." ibaresinin müvekkili ile anıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-14051 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvurusunun "..." ibaresinden oluştuğunu, söz konusu ibaredeki "..." ibaresinin "..." ibaresinin kısaltması olup yapay zeka anlamına geldiğini, "..." ibaresinin ise "..." anlamını taşıdığını, bir bütün olarak " ..." anlamına gelen ibarenin “görsel, ses, metin, vs. gibi sayısal verilerin çeşitli yapay zeka algoritmaları ve parametreleriyle birbiriyle ilişkili hale getirilerek oluşturulan sanal ya da fiziksel tasarımlar”ı ifade ettiğini, söz konusu ibarenin ortalama tüketici nezdinde doğrudan anlamı ile algılanacağını, ayırt edicilik vasfının bulunmadığını ve tanımlayıcı nitelikte olduğunu, davacı tarafça sunulan belgelerin kullanım yolu ile ayırt ediciliği ispat için yeterli bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvurunun "..." ibaresinden oluştuğu, "..." ibaresinin "..." ibaresinin yani "..." kavramının kısaltması olduğu, "..." ibaresinin "..." anlamına geldiği ve başvurunun bir bütün olarak " ..." şeklinde Türkçe'ye çevrileceği, “...” kavramının “görsel, ses, metin vs. gibi sayısal verilerin çeşitli yapay zeka algoritmaları ve parametreleriyle birbiriyle ilişkili hale getirilerek oluşturulan sanal ya da fiziksel tasarımları ifade eden” bir kavram olduğu, “...” terimi görsel sanatlar alanında var olmakla birlikte veri biliminin bazı bölümlerini ve kesinlikle makine öğrenimini de içerdiği, SMK'nın 5. maddesi kapsamında mutlak ret sebepleri söz konusu olduğunda re'sen araştırma ilkesi geçerli olduğundan re'sen yapılan araştırmada, "..." ifadesinin görsel sanat alanında dijital üretimde yaratıcı bir süreç anlamında sanatçılarca kullanılabildiği, veri biliminin bazı bölümlerini ve makine öğrenmesini içerdiği, dolayısıyla “...” tanımlamasının, davacı tarafça yaratılan bir tanımlama olmadığı, bu ifadenin yapay zeka ile sanata ilişkin içerik üretmede tanımlayıcı bir ibare olduğu, ayırt edici bir nitelik taşımadığı, öte yandan “...” ve “...” ile ilgili özellikle gelişen teknoloji ve değişen çağ itibariyle her iki kavramın da birbirinden bağımsız olarak terminolojide yer alan ve enternasyonel olarak kullanılan kavramlar oldukları, dolayısıyla “...” ve “...” kavramlarının bir bütün olarak kullanımının, anılan kavramların sahip oldukları anlamlardan bağımsız bir anlam katmadığı, ortaya yeni, alışılmışın dışında anlama sahip bir söz öbeği çıkmadığı, tescili talep edilen mal/ hizmetlerin ortalama tüketicileri nezdinde doğrudan anlamı dahilinde bir algılamaya yol açacak olan başvurunun, anlamı herkes tarafından açık, belirgin ve oldukça genel bir ifade olduğu, ret kapsamında bulunan mallar/hizmetler bakımından ticari kaynak belirtme, ayırt etme vasfı bulunmadığı, marka algısı yaratır nitelikte olmadığı, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceği ve malların/ hizmetlerin vasfını/karakteristik özelliğini belirtiyor olması nedeniyle ayrıca tanımlayıcı nitelikte bulunduğu, davacı başvuru sahibinin marka işlem dosyası kapsamında sunmuş olduğu delillerin, kullanım sonucu ayırt edicilik iddialarını somutlaştırır yeterlilikte deliller olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece, başka bir mahkeme tarafından alınan ve nihai olmayan bilirkişi raporuna istinaden hüküm kurulduğunu, işbu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda ise dava konusu başvurunun ayırt edici niteliğe sahip olduğunun açıklandığını, buna rağmen mahkemece, başka bir mahkemenin nihai olmayan bilirkişi raporuna istinaden hüküm kurulmasının doğru olmadığını, mahkeme kararında belirtilenin aksine aslında müvekkili markası ile ortaya yeni, alışılmışın dışında anlama sahip bir söz öbeği çıkartıldığını, zira özellikle başvuru konusu ibarenin, herhangi bir kişi de somut bir nesne düşüncesi yaratmasının mümkün olmadığını, bu iki ibarenin yan yana geldiğinde müvekkilinin yaratımlarına işaret ettiğini, nitekim bu hususun bugün neredeyse tüm dünya tarafından kabul gördüğünü, “ ...” markasının somut ve soyut ayırt ediciliğe sahip olduğunu, SMK'nın 5/1-b maddesi kapsamında başvurunun reddinin hukuka uygun bulunmadığını, müvekkili markasının ayırt ediciliğe sahip olmadığı düşünülüyor ise de bu durumun ancak markanın ayırt edicilik sağlamadığı düşünülen emtia açısından bir tescil engeli yarattığının düşünülebileceğini, bu kapsamda mahkemece ise ayırt ediciliğe sahip olunabilecek sınıflarda bile tescilin reddi yoluna gidildiğini, bu durumun açıkça hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, gerekçeli kararda tüm sınıflar için neden davanın reddedildiğinin açıklanmadığını, müvekkilinin tescil ettirmek istediği ibarenin SMK'nın 5/1-c maddesi kapsamında da reddedildiğini, oysa müvekkili markasının hiçbir şekilde tamamlayıcı bir ibare olmadığını, dava konusu başvurunun 3 kelimeden oluştuğunu ve söz konusu kelimelerin sanat alanında veya teknoloji alanında kullanılan genel geçer ibareler olmadığını, sanattaki söz konusu akımın müvekkili tarafından yaratıldığını ve geliştirildiğini, bu ibareleri ilk defa marka olarak müvekkilinin kullandığını, “...” markasının, hiçbir şekilde cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten bir ibare olmadığını, dolayısıyla söz konusu başvurunun tescilinin reddedilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin markasının kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun da tüm bu iddialarını desteklediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 5/1-b maddesinde, herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceklerinin düzenlendiği, madde gerekçesinde de açıklandığı üzere bu hükme göre, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin, marka olarak tescil edilmelerinin mümkün olmadığı, somut olayda "..." ibareli başvurunun, Türkçe'de "... ..." anlamına geldiği, “...” kavramının “görsel, ses, metin vs. gibi sayısal verilerin çeşitli ... algoritmaları ve parametreleriyle birbiriyle ilişkili hale getirilerek oluşturulan sanal ya da fiziksel tasarımları ifade eden” bir kavram olduğu, bu kavramın görsel sanat alanında dijital üretimde yaratıcı bir süreç anlamında sanatçılarca kullanılabildiği, bu ifadenin ... ile sanata ilişkin içerik üretmede tanımlayıcı bir ibare olduğu, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin tamamı yönünden marka olarak algılanmayacağı gibi tanımlayıcı nitelik de taşıdığı, işlem dosyasına sunulan delillerin, kullanım yoluyla ayırt edicilik iddiasını ispatlamaya yeterli bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile █████/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026 BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.