Anahtar teslimi inşaat sözleşmesinin mülkiyet ve jeolojik sorunlar nedeniyle tasfiyesi sonrası yüklenicinin ek tazminat talebinin, imzalanan mutabakat metni ve basiretli tacir ilkesi gereği reddi.
Özet: Davacı yüklenicinin, arazi mülkiyetinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle feshedilen anahtar teslimi götürü bedel inşaat sözleşmesinin tasfiyesi sonrası uğradığını iddia ettiği ek zararların tazmini talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi, taraflar arasında daha önce imzalanan ve davacının tüm haklarından feragat ettiğini, idareden hiçbir talepte bulunmayacağını taahhüt ettiğini belirten tasfiye mutabakat metnini hukuken geçerli bularak, basiretli bir tacir olan davacının bu sözleşmeyle bağlı olduğuna karar vermiş ve davanın reddine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile aralarında anahtar teslimi götürü bedel sözleşmenin 28.04.2016 tarihinde düzenlendiğini, işyeri teslimi yapılıp müvekkilinin inşaata başladığını ancak davalının ağır kusuru nedeniyle bir takım sorunların başgösterdiğini, hafriyat taşınması işinin durdurulduğunu, TOKİ'nin hesapladığı işin maliyetinde olağanüstü iş artışı yaşanmasına neden olarak "Jeolojik Durumu Uygun Olmayan Alanlarda Yapılaşma Yasağı" ndan kaynaklı ruhsat verilmesi işinin askıya alındığını, bu nedenle müvekkilinin imalat, alt ve üstyapı inşaat malzemeleri, işçilik harcamaları, işçi maaşları, tazminat v.s pek çok gider kalemlerinde zarara uğradığını, zararın telafisi için beklenildiğini, karşı yana bildirime rağmen ve arabuluculuk girişimine rağmen sonuç alınamayan zararın tazmininde iş bu davanın açılmak zorunda kalındığını bildirmiş ve şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yüklenici firmanın 06.05.2016 tarihinde yer teslimi ile aldığı işte yapı ruhsatı alımı sırasında gecikmenin yaşandığını, işin süresinin 26.12.2017 tarihinde dolduğunu, davalıya olur ile ek süre tanındığını, ruhsat alımı ve inşaata başlamada zorunlu durum ve olgular dikkate alınarak idarece işin stratejik planlama komisyon kararının alınmasını takiben tasfiye mutabakat metni hazırlanarak karşılıklı yükümlülüklerin hüküm altına alındığını, hesapların yapılıp ödemelerin gerçekleştirildiğini, itirazı kayıt konulmadan hakedişlerin imzalandığını, idarenin tacir olmadığını, avans faizi de talep edilemeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işin gerçekleştirme oranının % 6,56 seviyesinde bulunduğu, ihale konusu inşaatın yapıldığı yer taşınmazın mülkiyeti konusunda Maliye Bakanlığı ve Konya Valiliği arasında uyuşmazlık bulunduğu, bu konuda Konya 1. İdare Mahkemesi' nin 13.12.2017 tarih, █████████ E. █████████ K. sayılı kararı ile "hazineden TOKİ mülkiyetine devri yapılan parsellerin iptaline" karar verildiğinden, zaman kaybı yaşanması, ileride yüksek maliyetin oluşması nedeniyle Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 48. maddesi gereğince sözleşmenin tasfiye edilmesine idare tarafından karar verilmiş olduğu, sonrasında davacı yüklenici ile "Tasfiye Mutabakat Metni" imzalandığı, yüklenicinin imalât oranına karşılık hakediş bedeli ile mutabakat metninde yer alan tespitler sonucunda yükleniciye ödenen toplam tutarın 8.969.939,00 TL olduğu hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, ihale konusu inşaat imalâtının yapılacağı gayrimenkulün mülkiyeti ile ilgili yükleniciden kaynaklanmayan problemin ortaya çıkmasından sonra taraflar arasında bila tarihli "Tasfiye Mutabakat Metni"nde yüklenicinin zararlarının hesaplandığı, yüklenicinin % 6,56 imalatına karşılık ödenen hakedişlerden hariç olmak üzere zarar miktarının 2.094.855,88 TL olarak taraflar arasında kararlaştırıldığı, bu zarar miktarının da davalı idare tarafından yükleniciye ödendiği, "Tasfiye Mutabakat Metni"nin 4 ve 5. maddelerinde "yüklenicinin herhangi bir nam adı altında idareden hak, alacak ve tazminat talebinde bulunmayacağı ve yargı yoluna gitmeyeceği" şeklinde yüklenicinin kabul ve taahhüt ettiği, bu tasfiye mutabakat metninin 6098 sayılı TBK'nın 27. maddesi kapsamında kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerden olmadığı, bu sebeple taraflar arasında düzenlenen tasfiye mutabakat metninin hukuken geçerli olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 28. maddesine göre; bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar görenin, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebileceği, davacının şirket olarak tacir olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 18/2. maddesine göre basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gerektiği, davacı şirketin "Tasfiye Mutabakat Metni" doğrultusunda yapılan tasfiye tespitlerine göre hazırlanan 18.10.2028 tarihli hesap kesme hakediş raporunu ihtirazı kayıt düşmeden imzaladığı, "Tasfiye Mutabakat Metni"nin 4 ve 5. maddelerinde "yüklenicinin herhangi bir nam adı altında idareden hak, alacak ve tazminat talebinde bulunmayacağı ve yargı yoluna gitmeyeceği" anlamında yüklenicinin kabul ve taahhüdünü içeren sözleşme hükmü karşısında yüklenici davacının tazminat talep edemeyeceği mutabakat metninin yüklenici tarafından müzayaka halinde imzalandığına dair dosyada kesin bir delilin bulunmadığı, dolayısıyla davacının davalıdan alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının ağır kusuru nedeni ile müvekkilinin yüklendiği edimi yerine getiremediğini, bu süre zarfında yapmış olduğu imalât, altyapı- üstyapı inşaat malzemeleri, işçilik harcamaları, işçilerin maaşları, tazminat- haftalık tatil-SSK işsizlik payı, SSK işveren payı, çalışılmayan dönemlerdeki taahhütlü personelin SSK harcamaları, sözleşme damga vergisi, ihale karar pulu, parselasyon harcı ve sair pek çok gider kalemi nedeni ile zarara uğradığını, sözleşmenin sona ermesi ile edim ve karşı edim arasında aşırı nispetsizlik oluştuğunu, Tasfiye Mutabakat Metninin müvekkili şirketin zor durumda, sıkıntılı ve darlık içerisinde kaldığı müzayaka halinde imzalandığını, tasfiye mutabakat metninde müvekkili şirketin bedelini alamadığı kalemlerin ayrıca belirtilerek ve bedellendirilerek ifade edilmediğini, metne bir bütün olarak bakıldığında müvekkili şirketin hak ve alacak talebinde bulunmayacağı, yargı yoluna gitmeyeceği hususlarının, yine bu metinde müvekkil şirkete ödenmesi kayıt altına alınan ve kalem kalem belirtilen işler için olduğunu, bu metinden bunun dışında kalan hususlarda müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın tazminini talep edemeyeceği gibi bir anlamın çıkarılmasının mümkün olmadığını beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.