Davalı şirketin ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmemesi nedeniyle temyiz talebinin reddi ile davacı vekilinin ipoteğin terkini ve aile konutu şerhi konusundaki itirazlarının reddedilerek bölge adliye mahkemesi kararının onanması.
Özet: İpoteğin terkini ve aile konutu şerhi talepli davada, Yargıtay; ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyerek kendi yönünden kesinleşmesini sağlayan davalı şirketin, tebligat usulsüzlüğü iddiası dahil bölge adliye mahkemesi kararını temyiz hakkı olmadığına karar vererek dilekçesini reddetmiş; davacının ise, bölge adliye mahkemesince usul ve yasaya uygun bulunan kararın bozulmasını gerektiren bir neden görülmediği gerekçesiyle temyiz itirazlarını reddederek temyize konu kararı onamıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.DAVA TÜRÜ : İpoteğin Terkini- Aile Konutu Şerhi KonulmasıİLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. Aile MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından taşınmazın tamamı hakkında ipoteğin terkini ve aile konutu şerhi konulmasına karar verilmemesi yönünden; davalı şirket vekili tarafından ise tebligatın usulsüz olması ile davanın kabulü yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.İlk Derece Mahkemesince verilen 18.03.2025 tarihli karar davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmeyerek şirket yönünden kesinleşmiştir. Her ne kadar şirket vekili tarafından sadece duruşmaya girmesi için yetkilendirilmiş vekile tebligat yapılması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu ve savunma hakkının ihlal edildiği yönünde temyiz itirazı ileri sürülmüş ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesi gereğince "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır." Bir başka anlatımla, birden fazla vekil bulunması halinde vekillerden birine yapılan ilk tebligat ile istinaf süresi işlemeye başlar. Davalı şirket vekili Av. ... tarafından düzenlenen yetki belgesinin kapsamı incelendiğinde ''mezkur vekaletnamelere dayalı tüm hukuki işlemleri yapmaya yetkilidir'' şeklinde yetkili kılınan avukatın tevkil edildiği görülmekle tebligatın usulsüz olduğu söylenemez. Hâl böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan davalı şirket vekilinin, davacı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davalı şirket vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARARAçıklanan sebeplerle;1.Davalı şirket vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalı şirkete iadesine,Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden davacı ...'ya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.