Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin, ticari şirket sermaye artırımı taahhüt borcunun genel kurul kararı vadesinden önce istenmesi ihtilafına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Şirket sermayesinin artırımına ilişkin genel kurul kararında, artırılan sermayenin 24 ay içinde ödeneceği kararlaştırılmasına rağmen, şirket müdürünün bu sürenin bitiminden önce hissedarlardan sermaye taahhüt borçlarını talep etmesi üzerine açılan davada, davacılar bu erken ödeme talebinin geçersiz olduğunu ve vazgeçilmez haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüş; davalı şirket ise talebin genel kurul kararına uygun ve kanuni olduğunu savunmuş; ilk derece mahkemesi ise, genel kurul kararının kesin bir vade belirtmeyip ödemenin "24 ay içerisinde" yapılacağını öngördüğünü, bu nedenle şirket müdürünün yaklaşık 16 ay sonra yaptığı ödeme çağrısının makul olduğunu ve pay sahiplerinin vazgeçilmez haklarını ihlal etmediğini kabul ederek davanın reddine hükmetmiştir.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : █████████
KARAR NO : █████████
KARAR TARİHİ : █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : ███████ ESAS ████████ KARAR
DAVACILAR : 1-... - ...
2-... - ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Sermaye Artırımından Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : █████/2026
YAZIM TARİHİ : █████/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih, ███████ Esas, ████████ Kararının başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ :
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinden ... davalı şirkette 80 adet hisse ve ... in ise 70 adet hisse karşılığı hissedar olduklarını, şirket müdürü olan ...'in ablaları olduğunu, davalı şirket müdürü ...'in şirket hissedarı müvekillerini şirket ortaklığından çıkarmak için bir takım yollara başvurduğunu, müvekillerine iadeli taahütlü mektup göndererek müvekkillerinden ...'ın 323.654,96.TL ve ...'in ise 335.698,09.TL şirkette olan sermaye taahhüt borçlarını 05.04.2021 tarihine kadar kapatmalarını talep ettiğini ve ayrıca şirketin internet sitesi adresinden yayınlayarak yönetim kurulu kararı ilan ettiğini davalı şirketin müvekkillerinin de iştirak ederek onayladıkları 25.12.2019 tarihli Ortaklar Genel Kurulu Toplantısı'nda alınan kararda şirket sermayesinin 100.000,00.TL'den 5.000.000,00.TL'ye yükseltilmesi karar verildiğini, arttırılan 4.900.000,00.TL sermayenin 104.313,00.TL'si ve geçmiş yıl karının sermayeye ilavesiyle suretiyle karşılandığını bakiye 4.975.687,00.TL'lik kısmının ise nakden şirket ortaklarınca hisseleri nispetinde ve sermaye arttırımının tescilini izleyen 24 ay içerisinde karşılanmasına karar verildiğini işbu kararında ticaret sicil gazetesinde 06.01.20202 tarihli nüshasında yayınlandığını alınan bu kararın 24 ay içerisinde ödeneceğinin açıkça yazılı olduğunu tüm bu nedenlerle davalı şirket müdürü tarafından ortakların sermaye borçlarının ödenmesine dair şirketin internet sitesinde yayınlanan müvekkilerine iadeli taahütlü mektup ile bildirilen şirket ortaklarının sermaye taahhüt borçlarını Genel Kurul Kararı ile belirlenen vadesinden önce ödeme çağrısına ilişkin işlemin butlan ile hükümsüz olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap diekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 18.12.2019 tarihinde gerçekleştirilen Genel Kurulu'nda 100.000,00.TL olan sermayesinin 5.000.000,00.TL’ye çıkarılmasına karar verildiğini ve artırılan sermayenin 104.313,00TL'sinin geçmiş yıl karlarından, kalan 4.795.687,00.TL'sinin kısmı ortakların payları oranında tamamı sermaye tescilini izleyen 24 ay içerisinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını ve kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığını, kararın sermaye arttırımın tescilinden 24 ayda ödeneceğinin düzenlenmediğini ve vade tarihi tescilden itibaren 24 ay sonra olmadığını beyan ederek artırılan sermaye borcunun 24 ay içerisinde ödeneceğine ilişkin Genel Kurul Kararı'nın TTK. M. 625 hükmü kapsamında yerine getirilmesi için TTK. M. 585 hükmünün yollaması ile TTK 481 maddesi kapsamında, esas sözleşmede hüküm bulunmadığından dolayı, kanun hükmünü yerine getirerek, sermaye borcunun tutarı ile ödeme tarihi ve ödemenin nereye yapılacağı açıkça belirtilmek suretiyle vade belirlenerek tüm pay sahiplerinden istendiğinden dolayı ve TTK. M. 391'de sayılan butlan hallerinin hiç birsi olayda mevcut olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Yerel mahkemece verilen karar ile; davacı yanın, Genel Kurul Kararı'na aykırı olarak muacceliyetinden önce sermaye borcunun ödenmesinin şirket müdürü tarafından ortaklardan istenmesinin Genel Kurul Kararı'nın yok sayılması anlamında olduğunu, davalı şirket müdürü tarafından Genel Kurul Kararı ile belirlenen vadeden önce gerçekleştirilen ödeme çağrısına ilişkin işleminin TTK 391/c maddesi uyarınca pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren bir eylem olduğunu ileri sürmüş ise de █████/2019 tarihli Genel Kurul Karar tarihinden sonra 24 ay içerisinde ödemelerin gerçekleştirileceğinin karar bağlandığını, karar tarihinden yaklaşık 16 ay sonrasında şirket müdürü tarafından █████/2021 tarihinde ödemenin talep edildiğini, Genel Kurul Kararı'nda kesin vadenin belirtilmemiş olduğu, ödemenin talep edildiği sürecin makul olduğu salt bu işlemin pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren bir eylem olduğuna delalet etmeyeceği davacı tarafça da hak ihlaline gerekçe olarak somut başkaca bir delil sunulmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket Müdürü tarafından müvekkilleri ile müştereken malik oldukları taşınmazlardaki ortaklığın giderilmesi için ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nde ████████ Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını, şirket müdürü ile aralarında bu dava nedeniyle husumet oluştuğunu, şirket müdürünün de bu husumet nedeniyle kötü niyetli olarak davranarak şirket müdürü tarafından alınan davaya konu Yönetim Kurulu Kararı'nın açıkça şirket genel kurul kararına, yasaya ve usule aykırı olduğunu şirket müdürünün pay sahiplerinin özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanımını kısıtlayan ya da güçleştiren bir eylem içeresinde olduğundan mahkemece aksine yoruma gidilerek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER İLE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davalı şirketin yönetim kurulu kararının geçersiz olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi'nce, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.
TTK'nın 391. maddesi "(1) Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlar batıldır." şeklinde düzenlenmiştir.
Yönetim kurulunun toplanma yer ve zamanına ilişkin kanunda düzenleme yapılmamıştır. Yine yönetim kurulu toplantısı çağrı usulü ve şekline ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. Önemli ve asıl olan yönetim kurulu üyelerinin toplantıdan haberdar edilmeleridir. Yönetim kurulu üyeleri yönünden toplantıya katılmak sadece hak olmayıp aynı zamanda bir yükümlülük olduğundan genel kurul toplantısının aksine yönetim kurulu toplantılarında gündeme bağlılık da söz konusu da değildir.
Yönetim kurulu toplantısı e- posta yolu ile yönetim kurulu üyelerine bildirildiği hususu ihtilafsız olup yönetim kurulu toplantısının makul süre önce bildirilmemesi tek başına yönetim kurulu kararının butlanını gerektirir bir husus değildir.
TTK'nın 374. maddesi uyarınca Yönetim kurulu ve kendisine bırakılan alanda yönetim, kanun ve esas sözleşme uyarınca genel kurulun yetkisinde bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar almaya yetkilidir. Şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi, şirket yönetim teşkilatının belirlenmesi, müdürlerin ve aynı işleve sahip kişiler ile imza yetkisini haiz bulunanların atanmaları ve görevden alınmaları TTK'nın 375. maddesi uyarınca yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkilerindendir.
Yönetimin devri başlıklı TTK'nın 367. maddesi uyarınca Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir. Bu iç yönerge şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. Yönetim kurulu, istem üzerine pay sahiplerini ve korunmaya değer menfaatlerini ikna edici bir biçimde ortaya koyan alacaklıları, bu iç yönerge hakkında, yazılı olarak bilgilendirir. Yönetim, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir.
Aynı Kanunun temsil yetkisi başlıklı 370. maddesi uyarınca esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisine haiz olması şarttır.
TTK'nın 390. maddesi uyarınca esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde yönetim kurulu kararları özel nisap gerektirmeyen ve oy çokluğu ile alınabilecek kararlardandır.İç yönerge düzenlenmesi veya değiştirilmesi konusunu da kanunda özel bir nisap öngörülmemiş olup esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde yönetim kurulunun görevi kapsamında düzenlenen iç yönerge TTK'nın 390. maddesine göre oy çokluğu ile değiştirilebilecektir.
Öncelikle iç yönergenin niteliğinin ne olduğunun üzerinde durulmalıdır."İç yönergeyi hazırlama yetkisi yönetim kuruluna ait olup, bu yetki devir edilemez, esas sözleşmede öngörülmeksizin yönetim kurulu, genel kurulun bir kararına dayanarak iç yönerge hazırlayamaz, yönetim kurulu toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alacağı bir kararla iç yönergeyi yazılı şekilde hazırlar. İç yönerge, anonim şirket için esas sözleşmeden sonra ikincil derece bir düzenlemedir.Yönetim Kurulunun temsil yetkisini devir etmesi TTK'nın 367 değil, 370. madde hükmüne göre yapılır. Dolayısıyla yönetim kurulu temsil yetkisini Kanuna ve esas sözleşmeye göre devreder.
Zaman içinde hızlı bir şekilde değişen operatif ilişkiler nedeniyle, işletmenin yapısının yeni duruma intikal ettirilmesi amacıyla, iç yönergenin periyodik olarak gözden geçirilmesi zorunludur. Böylelikle münferit yöneticiler arasında yetki sınırlamaları güncellenmiş olmaktadır. İç yönergenin dayanağı yönetim kurulunun yetkilerini bireysel olarak üyelere veya üçüncü kişiye devir etmesine ilişkin esas sözleşme maddesine atıfta bulunulur. İç Yönergeye yönetim kurulu ile ilgili özel hükümler konulabilir (özel yükümlülükler, üyeliğin sona ermesine ilişkin özel sebepler, görev süresinin sınırlanması, başka bir şirketin veya vakfın yönetiminde yer alınmaması..) Yönetim kurulunun toplantıya davet usulü, gündemin oluşturulması hususları düzenlenir. Toplantıda görüşülecek konular hakkındaki belgelerin üyelere ne zaman verileceği, başkanın görevleriyle ilgili konularda aydınlatıcı bilgi vermek amacıyla şirket yöneticilerini toplantıya davet edebileceği ve yönetim kurulunun toplantı nisabı öngörülür. Ayrıca oy kullanma şekli ve belirli konularda ağırlaştırılmış karar nisapları öngörülebilir. Ancak yönetim kurulu karar nisapları hakkında esas sözleşmede hüküm bulunması gerekir; yoksa esas sözleşmede öngörülmeden sadece iç yönergede karar nisabı öngörülemez. Çünkü anonim şirketin anayasası esas sözleşmedir ve dolayısıyla iç yönergenin de esas sözleşmeye dayanması gerekir. (Pulaşlı, Hasan: Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt:II, 5. Baskı, Ankara 2024, s.1279 vd.) Aynı hükümler ve açıklamalar kıyasen limited şirket için de uygulama alanı bulmaktadır.
Somut olayda; davacı taraf, genel kurul kararına aykırı olarak muacceliyetinden önce sermaye borcunun ödenmesinin şirket müdürü tarafından ortaklardan istenmesinin genel kurul kararının yok sayılması anlamında olduğunu, davalı şirket müdürü tarafından genel kurul kararı ile belirlenen vadeden önce gerçekleştirilen ödeme çağrısına ilişkin işleminin TTK 391/c maddesi uyarınca pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren bir eylem olduğunu ileri sürmüş ise de, █████/2019 tarihli genel kurul karar tarihinden sonra 24 ay içerisinde ödemelerin gerçekleştirileceğinin karar bağlandığı, karar tarihinden yaklaşık 16 ay sonrasında şirket müdürü tarafından █████/2021 tarihinde ödemenin talep edildiği, genel kurul kararında kesin vadenin belirtilmemiş olduğu, bu haliyle davaya konu yönetim kurulu/şirket müdür kararı içerik itibarıyla eşit işlem ilkesine aykırı, şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, veyahut diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin TTK'nın 391. maddesi kapsamında batıl olan kararlardan olmadığı anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun reddi gerekmektedir. Ancak, davacılardan asil ... dosya istinaf aşamasında iken █████/2023 tarihli dilekçe ile davadan feragat etmiştir. Davacı asil ... davadan feragat ettiğini bildirdiğinden, bu beyan çerçevesinde işlem yapılması zorunludur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı asil ...'in istinaf başvurusunun davadan feragat nedeniyle konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, Davacı ... açtığı davanın feragat nedeniyle reddine, davacı ...'ın açtığı davanın ise esastan reddine dair karar verilerek hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde oluşturulması uygun görülmüştür.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı ... vekilinin ilk derece mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı ... tarafların ilk derece mahkemesine ilişkin istinaf başvurusunun davadan feragat nedeniyle konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-6100 sayılı HMK'nin 355. maddesi gereğince .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin █████/2020 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı KARARININ RE'SEN KALDIRILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nin 307. maddesi gereğince davacı ... yönünden davalının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
5-Diğer davacı ... yönünden davanın REDDİNE,
6-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL harcının peşin alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70.TL'nin dacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
7-6100 sayılı HMK'nin 326/1. maddesi gereğince davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
8-6100 sayılı HMK'nin 326/1. maddesi gereğince davalı tarafından yapılan herhangi bir masraf yapılmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan kazanılmış hak nedeniyle 9.200,00.TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya VERİLMESİNE,
10-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00.TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
İstinaf incelemesi yönünden;
1)492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL harcının peşin alınan 179,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10.TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNİYE İRAD KAYDINA,
2)-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA,
3)-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4)-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,,
5)-6100 sayılı HMK'nin 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce YAPILMASINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak 7036 sayılı Kanun'un 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.
...
Başkan
... ¸e-imzalıdır
...
Üye
... ¸e-imzalıdır
...
Üye
... ¸e-imzalıdır
...
Katip
... ¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!