Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin, güneş enerjisi santrali kurulum başvurusu reddi sonrası hizmet sözleşmesinden doğan tazminat talepli davada yargı yolu ve husumet itirazlarının değerlendirilmesi.
Özet: Bu dava, bir şirketin, bir enerji dağıtım şirketine yaptığı lisanssız elektrik üretimi amaçlı güneş enerjisi santrali kurma başvurusunun reddedilmesi üzerine açtığı tazminat talebini konu almaktadır; davacı bu ret kararının hukuka aykırı olduğunu ve maddi zarar oluştuğunu iddia ederken, davalı ise başvurunun şebeke kapasitesi yetersizliği nedeniyle reddedildiğini ve davanın zamanaşımına uğradığını savunmuştur; mahkeme davalının idari yargı yetkisi itirazını reddederken, bilirkişi raporu, tesisin faaliyete geçmesi için gereken süreler göz önüne alındığında, davalının işlemi nedeniyle davacının bu aşamada müspet bir zararının söz konusu olamayacağı kanaatini belirtmiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2021
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Batman ili Beşiri ilçesi Deveboynu (Geyduk) köyü .....mevkiinde bulunan .....ada .....nolu parselin .....kısmı üzerinde .....adına kayıtlı .....abone nolu enerji tüketim tesisiyle ilişkilendirmek üzere Güneş Enerjisinden elektrik üretim tesisi kurmak için Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. ile sözleşme yapılması ve bu yönlü talebin reddi nedeniyle oluşan maddi zararların tazmini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş olduğu anlaşıldı.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkil şirkete .....tarihinde lisanssız elektrik üretimine yönelik başvurular yapılmış olduğunu, başvuru tarihi üzerinden yaklaşık dört yıl geçtiğinden söz konusu davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesini talep etmiş olduğu anlaşıldı.
DELİLLER;
1-Mahkememizce bilirkişi heyetinden aldırılan .....tarihli bilirkişi raporu; Davacı şirketin başvurusunun davalı idare tarafından kabul edilmesi halinde güneş enerjisi santralinin (GES) faaliyete geçmesinden itibaren üretilecek elektriğin Devlet tarafından 10 yıl boyunca alım garantisinde olduğu, davacı şirketin başvuruların kabul edilmesi durumunda ilgili tesislerin faaliyete geçirmesinden sonra yine 10 yıl boyunca bu durumdan yararlanabileceği, davacı şirketin başvurusunun .....tarihinde yapıldığı ve tesisin üretime geçmesi için geçen sürede göz önünde bulundurulduğunda bu aşamada, davalı idarenin işlemi nedeniyle davacının müspet zararının söz konusu olamayacağı kanaatine varıldığı anlaşıldı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, lisanssız elektrik üretimi amaçlı olarak yapılan başvurusunun reddine yönelik davalı işleminin iptali, muarazanın giderilmesi ve tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf müvekkilinin güneş enerji santrali kurmak amacıyla davalıya yapmış olduğu başvurunun davalı tarafından reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile sözleşme kurulması yönünde karar verilmesini ve de müvekkile haksız ve mevzuata aykırı şekilde sözleşme kurulmaması nedeniyle talebin reddi tarihinden itibaren maruz kalınan maddi zararın miktarının tespiti ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000 TL maddi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf ise görev, zamanaşımı ve husumet itirazında bulunmak suretiyle dava konusu başvurusunun Elektrik Piyasası Lisansız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmenliğin 8 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında belirtilen kriterlere göre sıralamaya konulduğunu, teknik değerlendirmeye alındığını ve TEİAŞ web sitesinde  .....tarihinde yayımlanan kapasite tahsis tablosuna göre ilgili Trafo Merkezinde yeterli kapasite bulunmadığından dolayı başvurunun reddedildiğini beyan etmiştir.
Davalı tarafın davanın idari yargıda görülmesine yönelik yargı yolu yönünden yapmış olduğu itirazı yönünden değerlendirme yapıldığında;
Davalı şirketin kamu kurumu olmadığı, özel hukuk hükümlerine tabi şirket olduğu, bu haliyle idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmenin mümkün olmadığı anlaşılmakla bu yöndeki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. (Uyuşmazlık Mahkemesinin █████/2019 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı, Konya BAM 6.Hukuk Dairesinin █████/2019 tarih, █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamlarına bknz.)
Davalı tarafın husumet itirazı yönünden değerlendirme yapıldığında;
Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir ve medeni hukuk kuralları dairesinde belirlenir. Yani Medeni Kanun kapsamında medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. Bir davada tarafların dava ehliyetine sahip olması dava şartı olup hakim resen dikkate alır.
Davacının, bir davayı açmakta menfaatinin bulunması gerekir. Dava açılabilmesi için davacının dava hakkına sahip olması yeterli değildir. Davacının yararının hukuki ve korunmaya değer olması ve dava açıldığında bulunması zorunludur. Dava ehliyeti gibi hukuki yarar şartı da dava şartlarındandır. Sıfat, davaya konu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şekli taraf kuramına göre o davanın tarafları iseler de, bu her zaman o kişilerin taraf sıfatına sahip oldukları anlamına gelmez. Taraf sıfatı dava şartı değildir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır ( Pekcanıtez, H./Atalay, O./Özekes M.:Medeni Usul Hukuku, Ankara 2012, s. 248-249 ).
Genelde sıfat yerine husumet, davacı bakımından “aktif husumet ehliyeti”, davalı bakımından “pasif husumet ehliyeti” tabirleri kullanılmaktadır.
HMK'nın 114. maddesine göre "dava ehliyeti" ve "hukuki yarar şartı" dava şartı olarak düzenlenmiş olması karşısında “sıfat” ya da "husumet" dava şartları arasında sayılmamıştır.
Mahkemenin bir davaya bakabilmesi yani esasına girebilmesi için dava şartlarının varlığını kontrol eder. Bunu yaparken yasanın düzenlemesindeki sırayı gözetir. Bir davada dava ehliyetinin bulunmadığını tespit ettiği anda takip eden dava şartlarını incelemeksizin davayı usulden reddeder. Dava şartlarının bulunduğu kanaatine vardığında davanın esasını inlemeye başlar ve taraf delillerini toplar. Ancak davada davacının veya davalının sıfatının bulunmadığını belirlerse davayı aktif ya da pasif husumet yokluğundan reddeder ki, bu karar davanın esasına yönelik bir karardır. (Konya BAM 4. Hukuk Dairesinin █████/2022 Tarih, █████████ Esas, ███████ Karar sayılı ilamına bknz.)
Somut olayımızda, davacı davalı ile sözleşme kurulması için davalıya müracaat ettiği, davalı tarafından başvurusunun reddine karar verildiği, işbu davanında taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine yönelik açılmış bir dava olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin husumete yönelik itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafın Zamanaşımı Def'i yönünden değerlendirme yapıldığında; .....sözleşme görüşmelerinde taraflardan birinin diğerine dürüstlük kuralına aykırı davranma sonucu verdiği zararlarla ilgili sorumluluktur. (Süleyman Yalman, age., s.38). Zira, sözleşme görüşmelerine başlanmasıyla birlikte taraflar arasında temeli dürüstlük kuralına dayanan bir güven ilişkisi meydana gelir ve bu ilişki koruma yükümlerini de içerir. Bundan dolayı sözleşme görüşmelerinde taraflardan her biri veya yardımcıları, diğer tarafa veya onun himayesinde bulunan kişilerin şahıs ve mal varlıklarına zarar vermeyi engellemek için gerekli dikkat ve özeni göstermek ve koruma yükümlerine uymak zorundadırlar. Çünkü, koruma yükümleri, ifa menfaati dışında kalan diğer şahıs ve mal varlığı değerlerine zarar vermemeyi ihtiva eder. Sözleşme öncesi koruma yükümlerinin ihlali, sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluğa sebebiyet verir (Ayfer Kutlu Sungurbey, Yetkisiz Temsil Özellikle Culpa in Contrahendo -Sözleşmenin Görüşülmesinde Kusur- ve Olumsuz Zarar, Haziran 1988, s.103 vd.; Fikret Eren, age., s.1086, 1091). Sözleşme görüşmeleri ile ortaya çıkan güven ilişkisinin ihlaline kıyasen sözleşme hükümlerinin uygulanması daha uygun olacaktır (Süleyman Yalman,age., s.83). Sözleşmenin görüşülmesine başlamakla taraflar arasında hukuksal bir ilişki, daha doğru bir deyimle bir güven ilişkisi meydana gelir. Bu güven ilişkisinden, Medeni Yasa, m. 2'deki dürüstlük kuralları uyarınca belli bir ölçüde karşı tarafın çıkarlarını gözetme, böylece bildirim, aydınlatma (boş yere güven vermeme, güveni boşa çıkarmama) gibi birtakım özen yükümleri doğar. Bu özen yükümleri, sözleşmeden doğan edim yükümünden farklı olarak, yasadan doğan davranış yükümü niteliğindedir. Bu davranış yükümlerine aykırılık da, sözleşmeden doğan borca aykırılığa benzer. Bundan dolayı, sözleşmenin görüşülmesi sırasındaki bu davranış yükümlerine aykırılığa da sözleşmeden doğan borca aykırılık kuralları örnekseme yoluyla uygulanır (Ayfer Kutlu Sungurbey, age., s.117- 118).
Bu açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapıldığında Mahkememizin .....Esas ve .....Karar Sayılı dosyası üzerinden 2 yıllık zamanaşamı süresi dolduğundan bahisle redde ilişkin karar verilmişse de Diyarbakır BAM .....Hukuk Dairesinin .....tarih ve .....Esas ve .....Karar Sayılı kararı uyarınca işbu davaya uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğundan bahisle esasa geçilerek yargılamanın yürütülmesine ilişkin bozma yapıldığı görülmüştür.
Davanın esası yönünden değerlendirme yapıldığında;
5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımının yaygınlaştırılması, bu kaynakların güvenilir, ekonomik ve kaliteli biçimde ekonomiye kazandırılması, kaynak çeşitliliğinin artırılması, sera gazı emisyonlarının azaltılması, atıkların çevrenin korunması ve bu amaçların gerçekleştirilmesinde ihtiyaç duyulan imalat sektörünün geliştirilmesidir."
Yine 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanmasıdır." kuralı yer almıştır.
Dağıtım şirketlerinin belirli bölgeler dâhilinde bölgesel tekel olarak elektrik enerjisinin dağıtımıyla görevli olduğu söz konusu kamusal hizmet kapsamında, lisanssız elektrik üretimine ilişkin bağlantı başvurularının 02.10.2013 tarih ve 28783 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik ve Yönetmelik uyarınca çıkarılan Tebliğ çerçevesinde dağıtım şirketlerine yapılacağı belirtilmiştir. Yönetmeliğin "Bağlantı ve Sistem Kullanımına İlişkin Hükümler" başlıklı bölümünde, bağlantı esasları, bağlantı başvuru süreci, bağlantı başvurularının değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması ve bağlantı ve sistem kullanımı süreci, bu süreçte dağıtım şirketinin yetki ve sorumluluğu, her aşamada hangi idari işlemlerin nasıl tesis edileceği ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yine █████/2016 tarih ve 29662 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik anılan yönetmeliğin bazı maddelerinde değişiklik yapılmıştır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapıldığında; davacının █████/2017 tarihinde başvuru ile Batman ili, Beşiri ilçesi , Deveboynu Mah. Gregev mevkii .....ada .....parsel sayılı taşınmaz üzerinde 200 kw kurulu gücünde lisanssız elektrik üretimi yapılması amacıyla güneş enerji santrali kurmak için davalıya █████/2013 tarih ve 28783 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin 7.maddesi uyarınca başvuru yaptığı, davalı tarafın yönetmeliğin 8.maddesi çerçevesinde başvuruyu incelemeye aldığı, 8.maddenin 1.fıkrası uyarınca bahse konu başvurunun yapıldığı ayı takip eden ayın ilk 20 gününde değerlendirme yapması gerektiği, davalı Dedaş tarafından cevaben davacıya bildirilen .....tarihli yazıda ise Elektrik Piyasasında Lisanssız elektrik üretimine ilişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına dair Tebliğin 7.maddesinin 2.fıkrasının e bendi hükmü kapsamında .....tarih ve 776 sayılı yazı ile 10 iş günü içinde tamamlanmasına yönelik eksik evrak bildirimi yapıldığı ancak bu süre içinde eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle başvurunun reddedildiği görülmüştür. Buna göre ilgili █████/2016 tarih ve 29865 Sayılı Tebliğe bakıldığında;
"ELEKTRİK PİYASASINDA LİSANSSIZ ELEKTRİK ÜRETİMİNE İLİŞKİN YÖNETMELİĞİN UYGULANMASINA DAİR TEBLİĞDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ"
MADDE 2 – Aynı Tebliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“e) Çatı uygulaması haricindeki güneş enerjisine dayalı başvurular için; mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri, sulu tarım arazileri, sulu-kuru I, II, III, IV. sınıf tarım arazileri ve çevre arazilerde tarımsal kullanım bütünlüğünü bozan alanları kapsamadığına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı veya söz konusu Bakanlığın il veya ilçe müdürlüklerinden alınacak belge.”
“(4) Bağlantı başvurularında, ihtiyacı karşılanmak üzere üretim tesisi ile ilişkilendirilecek tüketim tesisinin abone numarasına yer verilir. Mevcut bir tüketim tesisinin bulunmaması halinde, kurulması planlanan tüketim tesisine ilişkin 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununa göre verilen inşaat ruhsatı ve/veya inşaat ruhsatı yerine geçen belgenin geçici kabulden önce sunulması zorunludur.”
MADDE 3 – Aynı Tebliğin 8 inci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(5) Dördüncü fıkra çerçevesinde yapılan inceleme sonucunda, eksik ve/veya yanlış evrak tespiti yapılan başvuru sahiplerine, değerlendirme sonuçlarını takip eden üç iş günü içerisinde bildirimde bulunularak eksikliklerin on iş günü içerisinde tamamlanması istenir. Eksik belgelerin bu süre içerisinde de tamamlanmaması halinde, başvuru reddedilerek sunulan belgeler başvuru sahibine iade edilir ve ilgili il özel idaresine konu hakkında bilgi verilir. Başvurusu kabul edilen ve edilmeyen başvurulara ilişkin inceleme sonuç listesi inceleme yapılan ayı takip eden ayın beşinci günü İlgili Şebeke İşletmecisinin internet sayfasında ilan edilir. Başvurunun reddedilmesi halinde, on iş günü içerisinde sunulmuş olan belgeler başvuru sahibine iade edilir ve ret gerekçeleri yazılı olarak bildirilir.” şeklinde olduğu görülmüştür.
Buna göre Mahkememizce davacının tazminat talebi ile davalının savunmalarına yönelik olarak bilirkişi heyet raporu alınmış, bilirkişi heyeti tarafından .....tarihli rapor ile davalı Dedaş tarafından sözkonusu başvurunun değerlendirildiği ancak eksik belgelerin süresinde temin edilememesi nedeniyle başvurunun reddine karar verilmesi nedeniyle reddin hukuka uygun olduğu ayrıca Mahkemenin aksi kanaatte olması ihtimalinde davacının mevcut başvurunun reddi nedeniyle uğradığı zararın tespit edilememesi nedeniyle munzam zarar hesaplamasının da yapılamadığının belirtildiği görülmüştür.
Mahkememizce davacı ve davalı tarafça ileri sürülen iddia ve savunmalar , dosya arasına alınan bilgi ve belgeler ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde davalı Dedaş tarafından başvurunun reddine karar verilmesinin █████/2016 tarih ve 29662 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yapılan değişiklik ve aynı zamanda az yukarıda bahsi geçtiği üzere █████/2016 tarih ve 29865 Sayılı Tebliğ ile de başvuru şartlarının güncellendiği bu kapsamda başvuru sonrası yapılan değerlendirmenin mevzuat hükümlerine uygun olduğu kaldı ki munzam zarar iddiasının ispatına yönelik delil sunulamadığı ve bilirkişice hesaplama da yapılamadığı görülmekle açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Nedenleri yukarıda açıklanacağı üzere;
1-Davanın ispat edilemediğinden REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın düşümü ile eksik kalan 672,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 1.000,00 TL üzerinden takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere karar verildi.
Katip Hakim

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!