İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin, ticari araç satışından kaynaklı menfi tespit davasında, davacının borçsuzluk ve davalı tarafın kötü niyetli icra takibi iddialarını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Davacı, eşinin ortadan kaybolması ve ailesinin tehditler altında gizlilik kararı alması gibi zorlu kişisel koşullarından faydalanılarak, davalının kötü niyetle, kendisinin hiçbir yetkisi veya hissedarlığı bulunmadığı halde, eşiyle ilgili bir ticari araç satışından doğan borç nedeniyle hakkında ilamsız icra takibi başlattığını ve bu takibin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, söz konusu borçtan sorumlu olmadığının tespitini, takibin iptalini, ihtiyati tedbir ve kötü niyetli davalının sebep olduğu zararların tazminini talep eden bir menfi tespit davası açmıştır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ███████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2025NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasındaki Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili hakkında davalı tarafından İstanbul .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosya kapsamında ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, anılan takibin başlaması, kesinleştirilmesi ve sonraki süreçlerin tamamının kötü niyetli olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin hayatını alt üst eden süreçleri bilerek müvekkilini de icra dosyasına herhangi bir borcu olmamasına rağmen dahil ettiğini, iddia olunan araç satışının müvekkili ile ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin bundan 6 ay önce eşi ve çocukları ile son derece güzel bir hayat geçirdiğini, sonrasında eşinin işlerinde sorunlar yaşaması, buna bağlı olarak eşinin aldığı tehditler, her geçen gün bu tehditlerin boyutunun artması ve en sonunda silahlı şekilde tehdit edilmeleri üzerine ailecek müşterek konutu terk ederek saklanmaya başladıklarını, bir süre sonra bir yol kontrolünde kolluk görevlilerince GBT araştırması sonucu bulunduğunu, müvekkilinin bulunduktan sonra eşi ile sadece telefon vasıtası ile görüştüğünü, bir zaman sonra haber alamamaya ve ulaşamamaya başladığını, müvekkilinin tehdit ve aile zorlukları ile mücadele etmeye çalıştığını, müvekkilinin ikamet ettiği konuta gidemediğini, icra takibinin tebligatlarının da bu konuta yapıldığını, davalı taraf bu durumu bildiğinden hiçbir evrak sunmadan ilamsız şekilde takibi başlattığını, müvekkilinin tehditlerden dolayı konutunda kalamadığını, orada ki durumlardan komşuları ve yakınları aracılığıyla haberdar olduğunu, müvekkilinin yaşadığı tehditlere ilişkin Sakarya Cumhuriyet Savcılığı ██████████ soruşturma numaralı dosya kapsamında hem kendisi hemde çocuklarının tüm kişisel bilgileri hakkında gizlilik kararı aldırılması için talepte bulunduğunu, talep sonrasında İstanbul 1. Aile Mahkemesi █████████ Değişik İş dosyası ile hem müvekkili hem de müşterek çocuklar için gizlilik kararı verildiğini, müvekkili ve çocuklarının zor bir dönemden geçtiğini,tek mal varlığının kendi ailesinden kalan ... Mah. ... Ada ... Parsel... Parselde bulunan taşınmaz olduğunu, bu taşınmazda müvekkilinin sadece pay sahibi olduğunu, müvekkilinin halen kayıp olan eşi ...'in işlettiği ... Limited Şirketi bünyesinde ... plakalı aracın satışı sonrasında davalının ücretin kendilerine ödenmediği iddiası kapsamında hiçbir yetkisi bulunmayan ve icra dosyasında borçlu gösterilen şirkette yönetici veya herhangi bir pay sahibi olmamasına rağmen borçtan sorumlu tutulmaya çalışılması karşısında son mal varlığını kaybetme noktasına geldiğini, müvekkilinin bildiği kadarıyla davalı ile eşi arasında araç satışı noktasında bir ticaret olduğunu ve sonrasında ücretler ödendikten sonra notere gidilerek satış gerçekleştirildiğini, davalı tarafın araç satışına ilişkin bir borçtan bahsederken hiçbir evrakı dosyaya sunmadığını, davalının müvekkili ve eşinin içinde düştüğü zor durumda kötü niyetli olarak icra takibi yaparak müvekkilinden haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, müvekkilinin davanın masraflarını karşılayacak maddi durumunun bulunmadığını, adli yardım talebinde bulunduklarını, davalı şahıs ile müvekkili arasında mevcut ve geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığının tespitini, teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesini, icra takibinin iptalini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, dava sebebiyle uğramış oldukları zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davalı müvekkilinin, davacının eşi olan ... ve davacının da daha önceden hissedarı olduğu ... ..... Şti. ile hem davacının hem de davacının eşinin şahsi avukatlığını yapmasından ötürü ve davacının eşi ile yakın ilişkileri olması hasebi ile davalı müvekkiline ait ... plakalı aracın satışı noktasında 24.04.2024 tarihinde davacının eşi ile araç ödemesinin 02.06.2024 tarihinde yapılması koşulu ile 1.500.000 TL üzerinden anlaşmaya vardıklarını, bu anlaşma doğrultusunda davalı müvekkilinin güvene dayalı ve iyi niyetle .... Noterliği 24.04.2024 tarih ... yevmiye numarası ile davacının eşi ...'e ve davacının eşi ile birlikte çalışan ...' a vekalet verdiğini, bu vekaletle birlikte ...'ın 24.04.2024 tarihinde araç satışını gerçekleştirerek araç ödemesinin ...şirketine yapıldığını, müvekkilinin satış sonrası her hangi bir ödeme almadan anlaşma doğrultusunda 02.06.2024 tarihini iyi niyetli olarak beklediğini, belirlenen tarihte her hangi bir ödemenin yapılmaması üzerine müvekkilinin hem davacıya hem de davacının eşine ulaştığını, ödemenin yapılacağını bizzat beyan etmiş olduklarını, hem davacı hem davacının eşi ile müvekkilinin geçmişe yönelik dostluğu ve avukatlık ilişkisini göz önünde bulundurarak hem davacıya hem de davacının eşine alacağını tahsil etmek amacı ile icra takibi başlatıldığını, itiraz edilmeyen takibin kesinleştiğini, davacı tarafın davasının görevli mahkemede açılmadığını, menfi tespit davalarının asliye hukuk Mahkemelerinin görev alanına girdiğinden görevli mahkemenin Asliye hukuk Mahkemesi olduğunu belirterek davanın görev yönünden ve esastan reddine, yargılama giderleri ile birlikte ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, ".. Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık araç satış bedelinden kaynaklanmaktadır. Görev itirazının değerlendirilmesi bakımından davacı ve davalının gerçek kişi tacir kaydı bulunup bulunmadığı, var ise hangi alanda olduğu hususunun İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden, sorulmasına ve yine davacı ve davalı yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine müzekkere yazılarak, her ikisinin de vergi mükellefi olup olmadıkları, mükellef iseler beyan ettikleri matrah, tuttukları defter olup olmadığı, defter tutuyorlar ise hangi tür defter tuttukları, vergi matrahlarına göre Bakanlar kurulu tarafından ilan edilen miktarlar itibariyle 1. Sınıf tacir sayılıp sayılmadıkları hususları araştırılmış gelen cevabi yazılarda İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde davacı ile davalının gerçek kişi ticari işletme kayıtlarının bulunmadığı belirlenmiş, Vergi Dairesi cevaplarından davacı ...'in potansiyel mükellef kaydı olmadığı, herhangi bir şirkette ortaklığı/yöneticiliği olmadığı, davalı ... ...'nun Hukuk Danışmanlığı ve Temsil faaliyetleri serbest meslek kazancı yönünden serbest meslek defteri tuttuğu vergi kaydı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davacı ve davalının tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin, her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ve koşullarının somut olayda gerçekleşmediği ve bu sebeple davanın ticari dava olmadığı, bunun yanı sıra uyuşmazlığınn Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda Asliye Ticaret Mahkemesi'nde bakacağı yönünde düzenleme de mevcut olmadığı davanın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşıldığından HMK114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince taraflar arasındaki uyuşmazlığın araç satım bedelinden kaynaklandığı belirlendiğini ve hem davalı hem de davacının tacir kaydı bulunmadığından bahisle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, verilen bu karar usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir, dava konusu olay araç satış sözlemesinden kaynaklı bir alacak olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık tüketici hukukundan kaynaklı anlaşmazlık olup, görevli mahkeme tüketici mahkeme olması gerekmektiğini, bu sebeple istinaf incelemesi ile dosyanın tüketici mahkemesinin görevli olduğuna yönelik karar verilmesi için iş bu dilekçemiz ile istinaf etme zarureti hasıl olduğunu, 17.09.2025 tarihli İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında verilen görevli Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine dair karar usul ve esasa aykırı olup iş bu kararın istinaf incelemesi sonucu ortadan kaldırılmasını ve dosyanın görevli olan Tüketici Mahkemesi olarak belirlenmesi ve dosyanın Tüketici Mahkemesine gönderilmesine dair karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE :Dava, davalı tarafından başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, davalı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. HMK’nın 115/1. maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nın 114/1-c maddesi uyarınca Mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir.Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık araç satış bedelinden kaynaklanmakta olup, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve ilgili Vergi Dairelerinden gelen yazı cevaplarında her iki tarafın da tacir sıfatının bulunmadığı ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir husustan kaynaklanmadığı anlaşıldığından eldeki davanın ticari dava olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkıııdaki Kanununu 3/1-k Maddesinde Tüketici "Ticari veya mesleki olmayan amaçlı hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak 3/1-ı-bendinde ise Tüketici işlemi "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. 6502 sayılı yasanın 73. Maddesinde; ''Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.'' düzenlemesine yer verilmiştir. 6502 sayılı yasanın 83/2 Maddesi "taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanasını engellemez." düzenlemesini içermektedir. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Mal veya hizmet alımına dair bir ilişkinin Tüketici Kanunu kapsamında kabul edilebilmesi için satıcı/sağlayıcı kişinin "ticari veya mesleki amaçla hareket eden" bir kişi olması yani satıcının bu sözleşmeyi mesleki yahut ticari faaliyeti gereği yapıyor olması gerekir. Mal veya hizmet alan kişinin ise ticari veya mesleki amaçla hareket "etmeyen" bir kişi olması gerekmektedir. Satıcı konumunda olan kişi bu sözleşmeyi mesleki yahut ticari faaliyeti gereği yapmıyor ise tüketici işleminden söz edilemez.Somut olayda davalı beyanına göre davalıya ait aracın dava dışı ... ... Şti.'ne satıldığı anlaşılmakta olup , davalının, ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden kişilerden mal ve hizmet satın almayıp aksine mal satımı yapması, 6502 sayılı yasanın 3. Maddesinde düzenlenen tüketici sıfatına haiz olduğunu göstermez. Bu durumda davaya konu işlemin tüketici işlemi olarak kabulü mümkün olmadığından davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Bu nedenle mahkemece göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine ve görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğuna karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1) c maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026