Banka hesabından sahte vekaletname ile 98.000 Euro çekilmesi nedeniyle bankanın gerekli özen yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasıyla açılan tazminat davasının istinaf incelemesi.
Özet: Almanyada yaşayan davacının hesabından sahte bir vekaletname aracılığıyla bilgisi dışında 98.000 Euro çekilmesi üzerine, bankanın özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirterek zararın tazminini talep etmiş; banka ise vekaletnamenin noterden teyit edildiğini ve kusursuz olduğunu savunmuş; ancak ilk derece mahkemesi, vekaletnamenin sahte olduğunu ve bankanın, eski tarihli ve farklı bir şehirde düzenlenmiş vekaletnameye rağmen hesap sahibinden ek teyit almayarak gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle sorumlu olduğuna karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2022
NUMARASI: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eşi ile birlikte yıllarca Almanyada çalışarak emekli olduğunu, birikimlerini bankanın ... şubesindeki EURO hesabında değerlendirdiklerini, ancak hesaptan kendi bilgisi ve talimatı dışında █████/2019 tarihinde vekaletname sunulmak suretiyle ... tarafından 98.000-Euro çekildiğini, bunun üzerine müvekkil tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, müvekkilin haksız ödemenin yapıldığı tarihlerde ve vekaletnamenin düzenlenme tarihinde Almanya'da olduğunu, davalı bankanın Nişantaşı şubesince ödeme yapılırken teyit alınmadığını ve vekaletnamedeki imza ile hesap ekranındaki imza karşılaştırması yapılmadığını, mevduatın ...'de olması, vekaletnamenin 5 yıl önce Bursa'da düzenlendiği ve başvurmasında ilgili personelin hiç şüpheye düşmemesi ve sair nedenlerle birlikte değerlendirildiğinde davalı banka dava konusu işbu olayda hiç mi hiç gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı bankaya Noter aracılığı ile ihtarnameler gönderildiğini ancak olumlu cevap alınamadığını, yasal zorunluluk ve dava açma ön koşulu olması nedeni ile başvurulan arabuluculuktan da olumsuz sonu çıktığını beyanla,mevduat sahibi olarak banka bilgilerinin kendisi dışında başkalarınca paylaşılmaması, istediğinde parasının ödenmesi gibi temel haklara sahip olan müvekkilin hesabından onun rızası ve bilgisi ve talimatı dışınca üçüncü kişiye yapılan ödemeden davalı bankanın mutlak kusurlu ve sorumlu olduğundan █████/2019 tarihinde çekilen 98.000-Euro'nun ödeme tarihinden itibaren döviz mevduatına uygulanan aylık mevduat faizi ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; orijinal ve geçerli vekaletnameye istinaden işlem gerçekleştiren müvekkil bankaya atfı kabir bir kusur bulunmadığını, müvekkil bankanı işlemleri gerçekleştirme aşamasında .... Noterliği ile iletişime geçerek ibraz edilen vekaletnamenin gerçek olup olmadığı ve azil olup olmadığını sorguladığı ve gerekli teyitleri aldıktan sonra işlemleri gerçekleştirdiğini, dolayısıyla iddia edilen zarardan kaynaklı müvekkil bankaya kusur atfedilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu ve bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, parayı çeken ...'ya hiçbir husumet yöneltilmediğini, bu durumun son derece şüphe uyandırıcı olduğunu ve davacı tarafın iyi niyete aykırı olarak hareket ettiğini, sunulan vekaletname ile davacı yanın imzaları karşılaştırıldığını ve benzerlik söz konusu olduğunu, ayrıca zaten müvekkil bankaya sunulan vekaletnamenin içeriğini kontrol ve denetleme imkan ve sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafın .../███████ tarihinde, ... .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı azilnamesi ile dava konusu vekaletname ile işlem gerçekleştiren ...'yu azlettiğini, azilname metni incelendiğinde davacının .... Noterliğinin .../███████ tarihli ve... yevmiye numaralı vekaletnamesinden haberdar olduğu sonucuna ulaşıldığı, açıklanan işbu nedenlerden dolayı davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacının, davalı banka nezdindeki hesabından, hesap sahibinin ve noterin imzası taklit edilmek suretiyle tamamen sahte olarak oluşturulmuş, .... Noterliğinde 29.01.2014 tarihinde ... yevmiye numaralı işlemle düzenlenmiş görülen “Vekaletname”ye dayalı olarak, 21.01.2019 tarihinde ...’ya yapılan ödeme nedeniyle davacının 98.000,00 Euro zararının oluştuğu, davalı bankanın işlem için ibraz edilen vekaletnamedeki imzaların görünüşte bankadaki imza örneklerine benzediğini, noterlikten gerekli teyitlerin alındığını savunmuşsa da açılışından itibaren hesaptan vekaletname ile veya üçüncü şahıs lehine verilen talimat/yetki ile herhangi bir işlem yapılmamasından, ibraz edilen vekaletin tarihinin işlem tarihinden beş yıl önceki tarihli olmasından şüphelenerek hesap sahibinden ayrıca telefonla teyit alması gerektiği, üstelik sahte vekaletnamenin bankaya 18.01.2019 Cuma günü ibraz edildiği,
hesaptan para çekme işleminin ise 21.01.2019 Pazartesi günü gerçekleştiği, aradan geçen bu süre içinde hesap sahibine ulaşılarak teyid alınabilecekken, hesap sahibine işlemin gerçekleştiği gün ve işlem gerçekleştikten sonra ulaşıldığı, böylelikle de işlemin sahtecilikle gerçekleştiğinin ortaya çıktığı, bir güven kurumu olan bankaların aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorunda olmaları ve bu konuda objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu bulunmaları karşısında, davalı bankanın kurtuluş kanıtı getirerek hal ve şartlardan doğan özen yükümlülüğünü yerine getirdiğine ilişkin yeterli belge sunulmadığı,
kusursuz sorumluluğu ilkesi gereğince adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu, bankaların aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorunda olmaları ve bu konuda objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu bulunmaları karşısında davacının zararından davalı bankanın sorumlu olduğu, davacıya atfedilebilecek müterafık kusurun bulunmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu işlem ile ilgili olarak davalı bankanın davacıdan teyit aldığının bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, yerel mahkemenin de gerekçesinde davalı bankanın davacıdan teyit aldığını tespit ettiğini, davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı banka'ya ibraz edilen vekaletnamenin, noterlik makamınca düzenlenen bir belge olduğunu, davalı bankanın noterden de teyit aldığını, ceza dosyalarının bekletici mesele yapılması gerekirken hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, yerel mahkemenin, gerekçesine ve dosyada yer alan somut vakıalara aykırı bir şekilde hüküm tesis ettiğini, davalı bankanın, vekaletnameyi düzenleyen noterlik makamından da teyit aldığını, davalı bankaya bunun dışında bir sorumluluk atfedilmesinin mümkün olmadığını, buna karşın yerel mahkemenin, hem davacıdan hem de noterden alınan teyitleri görmezden gelerek davanın kabulüne karar verdiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava; davacıya ait hesaptan dava dışı ... tarafından oluşturulan tamamen sahte vekaletname ile çekilen meblağın tahsili istemidir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Davacı tarafça, hesabından usulsüz çekildiği iddia olunan 98.000.00 Euro'nun mevduat faiziyle birlikte tahsili talep ve dava edilmiştir.
Davalı banka yapılan işlemde herhangi bir kusurlarının bulunmadığı, vekaletname ile ödeme yapılmadan telefon ve e posta yolu ile .... Noterliğinden teyit alındığı, sunulan vekaletteki imza ile davacının banka kayıtlarındaki imzalarının benzer olduğu, gerekçeleri ile davanın reddini savunmuştur.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Borçlar Kanunu uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Ayrıca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Davalı banka, hesabı aynen davacıya iade etmekle yükümlüdür. Davacının zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispat yükü davalı bankadadır. (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2018 tarihli █████████ - ████████ sayılı, █████/2013 tarihli ██████████ - █████████ sayılı ve █████/2014 tarihli ██████████ -19841 sayılı ilamları).
Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet; Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2001, s. 106). O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Bu itibarla, bankacılık işlemi dolayısıyla meydana gelen bir zararda müşterinin kusuru var ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52. maddesi gereğince bu kusur, müterafik kusur olarak değerlendirilebilecektir. Bu durumda banka, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirememesinde kusurlu olmadığını 6098 sayılı TBK’nın 112.maddesi gereğince ispat etmek durumunda olup, ayrıca müşterisinin müterafik kusurunu da ispat etmekle yükümlüdür. Bir kredi ve güven kurumu olan dolayısıyla yaptığı işin niteliğine göre diğer tacirlerden daha dikkatli ve basiretli davranması gereken davalı bankanın 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 18. maddesinin 2. fıkrası gereğince ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Ancak bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklılık arz etmektedir. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır.
Dosyaya toplanan deliller ile; davacının, davalı banka nezdindeki hesabından, hesap sahibinin ve noterin imzası taklit edilmek suretiyle .... Noterliğinde 29.01.2014 tarihinde ... yevmiye numaralı işlemle düzenlenmiş görülen tamamen sahte olarak oluşturulmuş, “Vekaletname”ye dayalı olarak, ....01.2019 tarihinde ...’ya yapılan ödeme nedeniyle davacının 98.000,00 Euro zararının oluştuğu sabittir. Gerek ceza yargılamasında toplanan deliller gerek eldeki uyuşmazlıkta toplanan deliller ile bankaya sunulan vekaletin ilgili noterin ve davacının imzasını taşımadığı tamamen sahte oluşturulduğu sabittir.
Yine dosyaya sunulan bir kısım evrak ile davalı bankanın ... Şubesi çalışanı ..., ...01.2019 günü hesaptaki paradan 98.000,00 Euro’nun ...’ya saat 14,53’te ödenmesinden sonra ....01.2019 Pazartesi günü saat 17.42’de .... Noterliğinin ...@gmail.com adresine e-posta göndererek; “.... Noterliği tarafından 29.01.2014 yılında verilen ... yevmiye numaralı vekaletin geçerli ve halihazırda azil olup olmadığı hususunda bilgi verilmesini” istemiştir. Bu e-postaya ...@gmail.com adresinden ....01.2019 pazartesi günü saat 17.46'da cevap vererek; “Noterliğimizde .....01.2014 tarih ve ... yevmiye nolu vekaletname ... tarafından ... 'ya verilmiş ve herhangi bir azil yoktur.” denildiği görülmektedir.
Davalı tarafça yapılan ödemeye ilişkin davacıdan teyit alındığı iddia edilmektedir. Bu hususta öncelikle vekaletin bankaya ibraz edildiği gün davacı ile irtibat kurulmaya çalışıldığı, ancak davacının cevap vermediği, araya cumartesi pazar gününün girmesi nedeniyle pazartesi günü davacıya aramaların gerçekleştirildiği, ancak ulaşılamadığı, bunun üzerine ...... davacıya yazılarak Almanya'da kullandığı telefon numarasının istendiği, davacının Almanya numarasını bildirdiği görülmektedir.
21 Ocak 2019 günü saat 10.15 ten itibaren davacı ile bağlantı kurulmaya çalışıldığı, bankada kayıtlı telefona davalı banka çalışanı saat 10:15 ile paranın dava dışı kişiye ödendiği 14: 53 arasında uzun yazışmalar yapıldığı, bu konuşmalarda (imla hataları düzeltilmemiştir); Bankacı- " ... bey 98.000 eur alacak bugün hesabından, şubeden arayıp teyit almam lazım senden, kaydedililyor konuşmalar, seni araybileceğim başka bir telefon verir misin lütfen Davacı- kızım cenezafdeyim şimdi acele mi Bankacı -başınız sağ olsun şimdi alacak parayı Davacı- ... kızım siz ilgilenin size zahmet .. kızım cenaze bitsin arayacan seni kusura bakma Bankacı- tamam ...amca ...amca beni unutma oldu mu müsait olunca aramam lazım seni
Davacı-tamam kızım cem evindem cenaze bitsin çıkayım arayacam... kızım Şeklinde yazışmalar olduğu, paranın çekildiği saat olan 14: 53 ten sonra da yazışmaların devam ettiği, -bankacı - vekaletin süresi 29 ocakta doluyor para çekecek sanırım...beyDavacı- -daire alacak Bankacı -kaç para çekecek
Davacı- AlsınBanka - o zaman 29 ocak gelmeden Davacı -istanuldan alacak inşallah Bankacı- alsın ne kadar çekecekse garanti bankası
Davacı - 400 alacxak
Banka çalışaın 5 yıldan eski vekalti kabul etmiyor
Davacı haa ben ona 4 sene gecyti verdim
Bankacı- 5 sene olmuş 29 ocaktan sonra kullanamaz
Davacı-tamam cekdsin o
Bankacı -peki
Davacı-alsın daireyi ortyamı gelsin istabuldan
Bankacı-yok gelmesin istanubldan alabilir hiç gerek yok buraya gelmesine sadece 29 ocaka bırakmasın işlemi,
Davacı -tamam söyleyin ben ... beana yazdı dedi ... ara
Bankacı- senide haberin varmı diye kontrol edeyim dedim.
Davacı- geredi vadede kalsıun yine ... aldıktan sonra
Bancakı tamam ...amca
Davacı-Allah emanet ol görüşürüz'
şeklilinde yazışma yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı tarafça bankadan davacıya ait paranın çekilmesinde kullanılan vekaletnamenin noterde oluşturulduğu, üzerinde soğuk damga ve noter mührünün bulunduğu iddia edilmektedir. Bahsi geçen noter belgesinin mahkeme dosyasına alındığı sadece üzerindeki davacı ve notere ait imzaların savcılık aşamasında inceleme konusu yapıldığı, evrakın noterde düzenlenip düzenlenmediği, mühür ve soğuk damganın notere ait olup olmadığı hususlarının ise dosya içeriğinden anlaşılamadığı görülmektedir. Dosyada sanık ... hakkında aynı olay nedeniyle yapılan soruşturma sonucu İstanbul 17 ACM ████████ e. 2022 511 K sayılı ilamı ile resmi evrakta sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının ve benzeri tüzel kişilerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık eylemlerinden ayrı ayrı hükümlendirilmesine ilişkin kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 21. Ceza dairesinin █████████ e. █████████ k sayılı ilamı ile sanığın suçunun bankaya karşı banka aracı kılınarak dolandırıcılık suçunu oluşturduğu bankanın davaya katılımının sağlanması gerektiği, eylemin TCK 158/1-f-d kapsamında kaldığı gerekçeleri ile resmi evrakta sahtecilik suçundan kurulan hükmün de bir kısım araştırma yapılması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verildiği, yine aynı olaya ilişkin noter çalışanı ... hakkındaki soruşturmanın ayrı bir esasa kaydedilip soruşturma yürütüldüğü ancak o dosyada toplanan delillerin eldeki dosya yönünden değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda bankanın sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirememesinde kusurlu olmadığını 6098 sayılı TBK’nın 112.maddesi gereğince ispat etme yönünden bankaya ibraz edilen vekaletnamenin sadece imzasının sahte olup olmadığı hususuyla yetinilmesi yeterli değildir. Bahsi geçen vekaletin noterlikte üretildiği üzerindeki soğuk damga ve mührün noterliğe ait olduğunun belirlenmesi halindeki bankanın kusur durumu ile tamamen sahte olarak noterlikte düzenlenmemiş bir evrak karşısındaki kusur durumu aynı olarak değerlendirilemez.
Bu durumda mahkemece bahsi geçen ceza dosyalarında toplanan delillerin tamamı güncel olarak dosya arasına alınmalı, bankaya ibraz edilen vekaletnamenin noterde üretilip üretilmediği, soğuk dama ve mühürlerinin notere ait olup olmadığı tespit edilmeli, bilahare davacı ile davalı banka arasındaki whatsapp yazışmaları ile işleme teyit verilip verilmediği hususları tartışılarak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!