Ticari akaryakıt satışından doğan cari hesap ilişkisine istinaden, geç ödeme nedeniyle talep edilen vade farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası.
Özet: Davacı, davalının toptan akaryakıt alımına ilişkin ödemeleri vadesinde yapmaması nedeniyle oluşan "vade farkı" veya enflasyon kaynaklı zararı gerekçe göstererek 2.180.970,89 TL alacak için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş, davalı ise tüm ana fatura borçlarının ödendiğini, vade farkı konusunda anlaşma olmadığını ve talebin kötü niyetli olduğunu savunmuştur; bilirkişi raporu ise icra takibi sonrası yapılan kısmi ödeme neticesinde davacının davalıdan 877.649,93 TL kalan alacağı bulunduğunu tespit etmiştir.

T.C.
İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARARESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin cari hesap ekstrelerinden de görüleceği üzere müvekkili şirketten toptan ticari akaryakıt alımı gerçekleştirdiğini, davalı şirket ile yapılan ticari satım ilişkisi nedeniyle cari hesap ilişkisi bulunduğunu ancak davalının almış olduğu hizmet karşısında ödemelerini vadesinde yapmadığını, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine █████/2024 tarihinde .... İcra Dairesi'nin 2024/... Esas sayılı dosyası ile cari hesaba ve faturalara dayalı olarak 2.180.970,89-TL'nin tahsili amacı ile takip başlattığını, davalının █████/2024 tarihinde borca, faize ve dayanağa itirazda bulunduğunu ve takibin durduğunu, davalı şirkete kesilen faturanın davalı şirketinde kabul ettiği üzere █████/2024 tarihinde kesildiğini ve yasal süresi içerisinde faturaya karşı itiraz edildiğini, alacağın kesinleşmiş olduğunu, davalının süresinde ödemediği fatura borcu nedeniyle temerrüte düştüğünü, iş bu dosyadaki takibin dayanağının müvekkili şirketin sattığı akaryakıtın bedelini sattığı günde tahsil edemeyip aylar sonra alması nedeniyle aradaki akaryakıt fiyatlarına gelen zamlar nedeniyle yoksun kaldığı vade farkı, bir diğer ifadeyle borcun geç ödenmesinden doğan zarar olduğunu, hassas bir sektörde müvekkili şirkete aylar sonra ödeme yapılması ve yapılan ödemenin artık kar değil zarar ettirmesinin hakkaniyete ve dürüstlük ilkesine uygun olmadığını, zorunlu arabuluculuk sürecinin anlaşamama olarak sonuçlandığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile icra dosyasına yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında akaryakıt alımına ilişkin ticari ilişki söz konusu olduğunu, alınan tüm akaryakıt bedelinin faturalandırmak suretiyle davacı şirkete ödendiğini, davacı ile müvekkili arasında vade farkı işletilmesine ilişkin bir cari hesap mutabakatı ya da ödeme ihtarı bulunmadığını, alınan her bir akaryakıt seferinin fatura karşılığında davacıya ödendiğini, davacı tarafından başlatılan takibin dayanağı belgelerde takibin 28.03.2024 tarih ve ... numaralı fatura ve 02.05.2024 tarih ve ... numaralı faturalara dayandırıldığı anlaşıldığını, müvekkili şirket tarafından 28.03.2024 tarih ve ... numaralı faturaya konu 1.303.320,96-TL tutarın dekontlarda da açıkça görüleceği üzere ödenerek itfa edildiğini, müvekkil şirketin söz konusu faturaya ilişkin kısım için herhangi bir borcu olmadığını, davacının müvekkili şirketin cari hesap ve faturalara istinaden yapmış olduğu önceki ödemeleri kabul ettiğini ve ticari ilişkinin bu şekilde devam ettiğini, davacının taraflar arasında süregelen ticari ilişkiye ve teamüle açıkça aykırı şekilde vade farkı talep etmesi ve icra takibine konu etmesinin kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı tarafından davalı/borçlu aleyhine 2.180.970,89-TL asıl alacak olmak üzere toplam 2.180.970,89-TL borcun ödenmesi amacıyla █████/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun █████/2024 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.Mali müşavir bilirkişinin █████/2026 tarihli raporunda özetle; davacı firma tarafından incelemeye ibraz edilen 2023-2024-2025 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalı firma tarafından incelemeye ibraz edilen 2023-2024-2025 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davacı tarafça icra takibinde 2.180.970,89 TL alacak talebinde bulunulduğu, takip tarihinden sonra davalı tarafından 1.303.320,96 TL tutarında ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemenin mahsubu neticesinde davacının kalan alacak tutarının 877.649,93 TL olduğu tarafların arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, bu kapsamda düzenlenen mal alım-satımına ilişkin faturaların taraf defterlerinde karşılıklı olarak kayıtlı olduğu, davacı yasal defterlerinde davacı taraf davalıdan 877.649,93 TL tutarında alacaklı olarak görünmekteyken davalı yasal defterlerinde davalının davacıya borçlu veya alacaklı görünmediği, örtüşmeme farkının davacı tarafça davalı adına düzenlenen 02.05.2024 tarih, ... numaralı 877.649,93 TL tutarındaki vade farkı faturasının davacı yasal defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalı yasal defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, davalı şirketin, ... 2. Noterliğinin 09.05.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz ettiği ve faturayı kabul etmediği, taraflar arasında vade farkı uygulanacağına ilişkin sözleşme bulunmadığı, faturalar üzerinde yer alan vade farkı kayıtlarının tek taraflı nitelikte olduğu, taraflar arasında vade farkı uygulanmasının ticari teamül haline gelmediği, önceki ticari ilişki sürecinde bu yönde bir ödeme ve fatura bulunmadığı, sektörel anlamda bu yönde bir gereklilik veya örf adetin bulunup bulunmadığı hususunun mesleki uzmanlık alanım dışında olduğu, davacı tarafın inkâr tazminatı taleplerinin takdirinin sayın mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.DELİLLER:-.... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı dosyası,-Bilirkişi raporu,-Tarafların beyan ve dilekçeleri-Tüm dosya kapsamıDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, faturadan kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.Taraflar arasında akaryakıt alım satımına dayalı ticari ilişkinin bulunduğu, davalının davacıdan çeşitli tarihlerde akaryakıt satın aldığı ve bu satışlara ilişkin mal bedellerinin faturalandırıldığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının mal bedellerinin geç ödendiği iddiasıyla tek taraflı olarak düzenlediği █████/2024 tarih ve ... numaralı 877.649,93 TL bedelli vade farkı faturasına dayalı alacağın mevcut olup olmadığı, buna bağlı olarak davalının icra takibine yaptığı itirazın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır..... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı takip dosyası, tarafların ticari defter ve kayıtları, noter ihtarnamesi, ödeme belgeleri ve █████/2026 tarihli mali müşavir bilirkişi raporu birlikte değerlendirilmiştir. Bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki ticari defter kayıtları, banka kayıtları ve diğer belgelerle uyumlu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmüş, mahkememizce raporun maddi vakıaların tespitine ilişkin değerlendirmelerine itibar edilmiştir.Dosya kapsamından, davacı tarafından başlatılan icra takibinin dayanağının mal bedeline ilişkin faturalar değil, davalının geçmişte satın aldığı akaryakıt bedellerini geç ödediği gerekçesiyle tek taraflı olarak düzenlenen vade farkı faturası olduğu anlaşılmaktadır. Davacı da dava dilekçesinde açıkça, talebinin mal bedelinden değil, gecikmeli ödeme nedeniyle oluştuğunu ileri sürdüğü vade farkından kaynaklandığını belirtmiştir. Bu itibarla somut uyuşmazlıkta değerlendirilmesi gereken husus, davacının tek taraflı olarak düzenlediği vade farkı faturasının hukuken bağlayıcı olup olmadığıdır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi ve Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, hakkını dayandırdığı vakıaları ispat yükü bunlardan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Buna göre, taraflar arasında vade farkı uygulanmasının kararlaştırıldığını veya bu yönde yerleşmiş bir ticari teamül bulunduğunu ispat yükü davacı üzerindedir.Dosya kapsamında taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir sözleşmede gecikme halinde vade farkı uygulanacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi, taraflar arasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun cari hesap hükümleri anlamında bir cari hesap sözleşmesinin bulunduğu da ispat edilememiştir. Kaldı ki taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunun kabulü dahi tek başına gecikme halinde vade farkı uygulanacağı sonucunu doğurmaz. Cari hesap ilişkisinin varlığı ile vade farkı uygulanacağı hususu birbirinden farklı hukuki meseleler olup, vade farkı talebinin ayrıca sözleşme, ticari teamül veya açık irade beyanı ile kararlaştırılmış olması gerekir. Nitekim bilirkişi incelemesinde de taraflar arasındaki önceki ticari ilişkilerde davacı tarafından vade farkı faturası düzenlenmediği, davalı tarafından da bu kapsamda herhangi bir ödeme yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu durum, taraflar arasında vade farkı uygulanmasının yerleşik bir ticari uygulama haline gelmediğini göstermektedir. Bilirkişi raporunda ayrıca, akaryakıt sektöründe vade farkı uygulanmasının örf ve adet veya ticari teamül niteliğinde bulunup bulunmadığının mali müşavirlik uzmanlık alanı dışında kaldığı belirtilmiştir. Mahkememizce de davacı tarafa bu hususu ispatlayabilecek herhangi bir delil sunma imkânı tanınmış olmasına rağmen; davacı tarafından akaryakıt sektöründe gecikmeli ödemelerde vade farkı uygulanmasının genel kabul gören bir ticari teamül olduğunu gösterir meslek kuruluşu görüşü, ticaret odası yazısı, sektör uygulamasını ortaya koyan emsal sözleşmeler veya benzeri herhangi bir delil dosyaya sunulmamıştır. Bu nedenle taraflar arasında sözleşmesel düzenleme bulunmadığı gibi ticari teamülün de ispat edilemediği sonucuna ulaşılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca, bir tacirin aldığı faturanın içeriğine sekiz gün içerisinde itiraz etmemesi halinde fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Somut olayda ise davalının ... 2. Noterliğinin █████/2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile █████/2024 tarihli vade farkı faturasına yasal süresi içerisinde açıkça itiraz ettiği sabittir. Bu nedenle anılan fatura davalı yönünden kesinleşmemiş olup, içeriğinin kabul edildiğinden söz edilemez. Süresinde itiraz edilen fatura, tek başına alacağın varlığını ispatlayan belge niteliğinde değildir. Böyle bir durumda ispat yükü yeniden faturayı düzenleyen davacıya ait olup, davacı bu yükümlülüğünü yerine getirememiştir. Diğer taraftan, fatura üzerinde tek taraflı olarak yer verilen “vade farkı uygulanacaktır” veya benzeri kayıtların da karşı tarafça kabul edilmediği sürece bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Yerleşik yargısal uygulamalarda da kabul edildiği üzere, tek taraflı düzenlenen faturalarda yer alan genel işlem niteliğindeki kayıtlar, karşı tarafın açık veya zımni kabulü bulunmadıkça sözleşme hükmü haline gelmez ve tek başına borç doğurucu sonuç meydana getirmez. Somut olayda davalının vade farkı faturasına süresinde itiraz etmiş olması karşısında, davacı tarafından tek taraflı olarak oluşturulan kayıtların davalı bakımından bağlayıcılık kazandığından söz edilemez.Davacı taraf, akaryakıt fiyatlarında meydana gelen artış nedeniyle mal bedellerinin aylar sonra tahsil edilmesi sonucunda ekonomik zarara uğradığını ve bu nedenle vade farkı talep ettiğini ileri sürmüş ise de, ticari hayatta fiyat hareketleri ve ekonomik koşullardaki değişimler tek başına yeni bir alacak kalemi oluşturmaz. Tarafların sözleşme ile üstlenmedikleri ekonomik riskler sonradan tek taraflı olarak düzenlenen vade farkı faturası ile karşı tarafa yüklenemez. Davacının uğradığını ileri sürdüğü ekonomik kayıp, taraflar arasında kararlaştırılmış bir vade farkı şartı veya kanuni dayanak bulunmadıkça icra takibine konu edilebilecek bağımsız bir alacak hakkı doğurmaz.Her ne kadar bilirkişi raporunda takip tarihinden sonra davalı tarafından 1.303.320,96 TL ödeme yapıldığı ve bu ödeme sonrasında davacı kayıtlarında 877.649,93 TL bakiye bulunduğu belirtilmiş ise de, söz konusu bakiyenin tamamının uyuşmazlık konusu vade farkı faturasından kaynaklandığı, takip sonrası yapılan ödemenin yalnızca mal bedelinin ödendiğini gösterdiği, davalının vade farkını kabul ettiği veya bu borcu ikrar ettiği anlamına gelmeyeceği açıktır. Bu kapsamda, davacı tarafından takip konusu yapılan vade farkı alacağının taraflar arasında kararlaştırıldığı, ticari teamül haline geldiği veya başka bir hukuki sebebe dayandığı usulüne uygun ve yeterli delillerle ispat edilemediğinden, davalının icra takibine yaptığı itirazın haklı olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan tüm bu nedenlerle, davacının ispat yükünü yerine getiremediği, takip dayanağı yapılan vade farkı alacağının hukuken varlığının kanıtlanamadığı anlaşıldığından, davanın reddine; davanın reddi nedeniyle icra inkâr tazminatı talebinin de reddine, yargılama giderleri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00-TL harcın, peşin alınan 4.083,22-TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.351,22-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 137.647,49-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,5-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi.█████/2026Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır