Ticari araç kiralama sözleşmesinden kaynaklı fahiş hasar bedelleri iddiasıyla başlatılan icra takibinde, cebri icra tehdidi altında ödenen paranın istirdadı talebiyle açılan davada mahkemenin görev alanı incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, ticari araç kiralama ilişkisi sonrası, davalının araç iadesinde tek taraflı belirlediği ve davacının haksız bulduğu fahiş hasar ve onarım bedelleri nedeniyle başlatılan icra takibi sonucu cebri icra tehdidi altında ödenen 119.982,26 TLnin iadesi ile davacının borçlu olmadığının tespitini talep eden bir istirdat davasını incelemektedir; davacı, kiralama bedellerini eksiksiz ödediğini, hasarın kusurundan kaynaklanmadığını ve davalının somut delil sunmadığını belirtirken, mahkeme yargılamanın başında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde ticari davaların tanımı ve kendi görev alanının incelenmesi gerektiğini, bu durumun dava şartı olup, görevsizlik durumunda davanın usulden reddedileceğini vurgulamaktadır.

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : █████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... plakalı ... ... marka aracın kiralanmasına ilişkin ticari bir ilişki mevcut olduğunu, müvekkili şirketin kiralama dönemlerine ait tüm periyodik fatura bedellerini eksiksiz ve zamanında ödediğini, kiralama bedellerine ilişkin bir borcunun bulunmadığını, davalı tarafça ... İcra Dairesi'nin 2026/... Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili aleyhine cari hesap ilişkisine dayanılarak toplam 93.389,14-TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, davaya ve icra takibine konu olan bedelin davalı şirketin araç iadesi sırasında █████/2026 tarihinde tek taraflı olarak düzenlediği fahiş hasar ve onarım kalemlerinden ibaret olduğunu, davalının hiçbir somut eksper raporu, teknik delil veya müvekkili şirketin kusurunu kanıtlayan belge sunmaksızın motor revizyon turbo işçiliği, boya ve stop değişimi gibi fahiş bedelleri müvekkili şirkete haksızca fatura ettiğini, söz konusu motor arızasının kiralayanın iddia ettiğinin aksine müvekkili şirketin kullanım hatasından kaynaklanmadığını, haksız icra takibinin müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin aksamaması, banka hesaplarına ve menkul/gayrimenkul mallarına haciz konulması gibi telafisi güç zararlar doğurabilecek cebri icra tehditlerinin önüne geçilmesi amacıyla baskı altında ödenmek zorunda kalındığını, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkili şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, cebri icra tehdidi altında davalıya ödenen 119.982,26-TL'nin davalıdan alınarak müvekkili şirkete istirdadına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava; davacı şirketin hasar ve motor onarım faturasından kaynaklı borcunun bulunmadığının tespiti ile cebri icra altında ödenen bedelin davacı şirkete istirdadına karar verilmesi taleplerine ilişkindir.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c. maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup, 115. madde gereğince mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
6100 Sayılı HMK'nın 4/1-a.maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Yasal Dayanakları Ortaya Konularak Yapılan Bu Açıklamalardan Sonra Somut Olaya Gelindiğinde, görev hususunun re'sen göz önüne alınması gerektiği, tarafların arasındaki uyuşmazlığın araç kira sözleşmesinden dolayı ortaya çıkan cari hesap ve hasar/onarım bedeline dair cebri icradan tahsil edilen bedelin istirdadına yönelik olup uyuşmazlığın ileri sürülüş biçimine göre kiralamadan başka ticari ilişki iddiası bulunmadığından Mahkememizin görevsizliğine karar verilerek, bu nedenlerle davanın görev şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça açılan DAVANIN; TTK'nın 5/2. ve HMK'nın 114/1-c. maddeleri gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK'nın 115/2. maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK'nın 20/1. maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına resen karar verilmesine,
3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2026
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!