İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, patent hükümsüzlüğü davasında tescilli patentin davacıya karşı ileri sürülmesini engelleyen ihtiyati tedbirin kaldırılması kararına istinaf başvurusu.
Özet: Bu hukuki evrak, bir patentin hükümsüzlüğü davası kapsamında davacı tarafından talep edilen ve ilk derece mahkemesince ilk olarak verilen, ancak davalının itirazı üzerine kaldırılan ihtiyati tedbir kararının istinaf incelemesini konu almaktadır; davacı, davalı şirketin tescilli patentini müvekkiline ve müşterilerine karşı kullanmasını dava sonuna kadar engellemeyi amaçlayan bu tedbirin, patentin yenilik ve buluş basamağı vasfını taşımadığına dair bilirkişi raporları ışığında haklı olduğunu savunarak yeniden tesis edilmesini talep ederken, davalı ve ilk derece mahkemesi, söz konusu tedbirin davalının hak arama özgürlüğünü kısıtladığını, yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığını ve menfi tedbir için yasal şartların bulunmadığını belirterek itirazın kabulüyle tedbirin kaldırılmasına hükmetmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2026
NUMARASI : ████████ Esas ███████ Karar
TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ : 26.06.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 26.06.2026
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 05.03.2026 tarih ████████ E. ███████ K. sayılı kararının Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TALEP : İhtiyati tedbir isteyen vekili, müvekkilinin davalı şirketin tek alıcısı/müşterisi konumunda bulunduğunu, davalı adına tescilli TR .....numaralı “Dar Alanlarda Çalışabilen Çok Fonksiyonlu Portatif Kaldırma Lifti” başlıklı patentin yenilik ve buluş basamağı vasfını taşımadığını, davalının bu patente dayanarak müvekkiline fahiş fiyat dayattığını ileri sürerek patentin hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebiyle eldeki davayı açmış; dava ile birlikte, davalı adına tescilli anılan patentin davalı tarafından müvekkiline ve müşterilerine karşı dava sonuna kadar ileri sürülmesinin tedbiren engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davalı şirket adına tescilli patentin davalı tarafından davacı tarafa karşı ileri sürülmemesi yönünde 09.01.2026 tarihinde tedbir kararı verilmiştir.
İTİRAZ : Davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; eldeki davanın konusunun patentin hükümsüzlüğü olup patentin kullanımının veya ileri sürülmesinin engellenmesinin dava konusu dışında kaldığını, 6769 sayılı SMK'nın 159/1. ve HMK'nın 389/1. maddeleri uyarınca menfî (ters) nitelikli ihtiyati tedbirin ancak sınai mülkiyet hakkına tecavüz edildiğini ileri süren hak sahibi tarafından istenebileceğini, davacının patent hakkı sahibi olmayıp davalının ürününün yalnızca alıcısı olduğunu, müvekkilinin patentli ürünü münhasıran davacıya ürettiğini ve tedbirin devamının müvekkilini iktisaden mahvedeceğini, tedbirin davalının Anayasa'nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkına ve 36. maddesindeki hak arama özgürlüğüne ölçüsüz bir müdahale oluşturduğunu, 350.000,00 TL teminatın müvekkilin üretim tesisindeki stok değeriyle kıyaslandığında sembolik kaldığını, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin emsal kararlarında tescilli sınai mülkiyet haklarının kullanımının engellenmesi yönündeki tedbir taleplerinin dava konusu dışında kaldığı gerekçesiyle reddedildiğini belirterek tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece, 09.01.2026 tarihli tedbir kararının davalının hak arama özgürlüğünü engeller mahiyette olduğu, Anayasa'nın 36/1. maddesi gereğince herkesin yargı mercileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, davalının davacıya karşı yargı mercileri önünde olası bir hukuki işlem yapmasını engelleyecek mahiyette tedbir kararı verilemeyeceği, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın davacı bakımından gerçekleşmeyeceği ve yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle itirazın kabulü ile tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbirin davalının patent üzerindeki mülkiyetini sona erdirmediğini, yalnızca patentin müvekkiline ve müşterilerine karşı ileri sürülmesini sınırladığını, bu yönüyle davanın esasını çözer nitelikte olmadığını, tedbirin kaldırılması hâlinde dava kesinleşinceye kadar müvekkilinin hükümsüz kılınması gereken bir patent tehdidine karşı korumasız kalacağını ve hükümsüzlük davasının etkinliğinin ortadan kalkacağını, alınan iki kök ve bir ek bilirkişi raporu ile davalının kendi sunduğu uzman görüşünün dahi patentin esas istemlerinin hükümsüzlük koşullarını taşıdığını teyit ettiğini, bu itibarla yaklaşık ispatı aşan bir durumun sabit olduğunu, davalının dayandığı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının somut olaydan farklı nitelikte (tasarım/marka kullanımının engellenmesi veya YİDK kararı iptali) talepler içerdiğini ve emsal teşkil etmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve tedbirin yeniden tesisini talep etmiştir.
GEREKÇE : Talep, patent hükümsüzlüğü davası kapsamında, davalı adına tescilli TR ██████████ numaralı patentin davalı tarafından davacı tarafa karşı ileri sürülmemesi yönünde verilen ihtiyati tedbir kararına vaki itiraz üzerine, ihtiyati tedbir kararına itirazın kabulüyle tedbirin kaldırılması kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 389/1. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı hâllerde, ancak “uyuşmazlık konusu” hakkında verilebilir; geçici hukuki koruma niteliğindeki tedbir kurumu davanın yerine ikame edilemeyeceği gibi uyuşmazlığın esasını çözer nitelikte de olamaz. Huzurdaki davanın konusu, davalı adına tescilli patentin yenilik ve buluş basamağı vasfını taşıyıp taşımadığı, dolayısıyla hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığıdır.
6769 sayılı SMK'nın 159/1. maddesi, men edici nitelikteki bu tür ihtiyati tedbir taleplerini sınai mülkiyet hakkına tecavüz edildiğini ileri süren hak sahiplerine tanımıştır. Davacının huzurdaki davada patent hakkı sahibi olmayıp davalının patentli ürününün yalnızca alıcısı-müşterisi konumunda bulunması karşısında, talep edilen tedbirin SMK'nın 159/1. ve HMK'nın 389/1. maddelerinde öngörülen sınai mülkiyet hakkına tecavüz bağlantısını taşımadığı görülmektedir. Diğer taraftan, davalının tescilli patentinden doğan haklarını davacıya ve müşterilerine karşı ileri sürmesinin tedbiren yasaklanması, Anayasa'nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkına ve 36/1. maddesindeki hak arama özgürlüğüne ölçüsüz bir sınırlama teşkil edebilecek niteliktedir. Zira böyle bir ihtiyati tedbir kararının uygulanması halinde davalının patent hakkının ihlaline yönelik gerçekleştirilen eylemlere karşı hukuki yollara başvurma hakkı peşinen kısıtlanmış olacak, gelecekte ortaya çıkması muhtemel uyuşmazlığın türü, niteliği ve kapsamı belirlenmemiş olduğundan hukuki dinlenilme hakkı orantısız ölçüde sınırlandırılacaktır. Buna karşın tedbir isteminin reddi halinde ve davalının patent hakkından kaynaklanan ihtilaflarla ilgili olarak davacıya karşı hukuki yollara başvurması halinde davacının işbu davada toplanan deliller de dahil olmak üzere patentin hükümsüzlüğüne dair savunma ve delillerini davalıya karşı ileri sürmek suretiyle kendisine yönelik talepleri bertaraf etme imkanı bulunduğu dikkate alındığında ihtiyati tedbir isteminin reddi kararının yerinde olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00-TL'den peşin alınan 732,00-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 474,00-TL'nin davacıdan tahsiline,
3-İstinaf başvurusu nedeni ile davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!