Bölge Adliye Mahkemesi Kararı: Ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında temlik alan davacının icra inkar tazminatı talebi ve davalının ayıplı mal ile takas defi itirazlarının değerlendirilmesi.
Özet: Bu dava, tasfiye halindeki bir şirketten alacağını temlik alan davacının, davalı aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılmış olup, davacı geçmiş ticari ilişkilerden doğan ve faturalarla kesinleştiğini iddia ettiği alacağının tahsilini talep ederken, davalı ise temlik eden asıl alacaklının ayıplı mal teslim ettiğini, ödeme ve iade faturası konularında usulsüzlükler yaşandığını ve aslında alacaklı konumunda olduğunu belirterek alacağın haksız olduğunu ve takas defi ileri sürerek davanın reddini istemektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ : █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyasına dosya borçlusu davalı tarafından yapılan █████/2021 tarihli borca itiraz dilekçesi neticesinde takip durdurulduğunu, işbu itiraz neticesinde huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olduğunu, yapılan itiraz sonrasında yasal süresi içerisinde zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... Büro dosya Numarası ile yapılan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlanamadığını, dosya alacaklısı Tasfiye Halindeki... ...Limited Şirketi'nin, davalı tarafla geçmiş dönemde ticaret yapmakta olduğunu ve teknik tekstil malzemeleri konusunda tedarik sağladığını, aralarında cari hesap ilişkisi bulunan bu iki firmadan Tasfiye Halindeki... ...Limited Şirketi'nin yapmış olduğu işlemler nedeniyle davalı tarafa fatura kestiğini ve işbu faturaların davalı tarafça herhangi bir itiraza uğramayarak kesinleştiğini, Tasfiye Halindeki... ...Limited Şirketi'nin davaya konu alacağını müvekkili ...'a temlik etmiş olduğunu, noter huzurunda tanzim edilen temliknamenin icra dosyasına sunulduğunu, temlikname sonrası müvekkil ...'ın dosya alacaklısı olarak icra dosyasına taraf eklendiğini, ticari defter ve kayıtların incelenmesi için dosyanın konusunda uzman bir bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişi raporu düzenlenmesini talep ettiklerini, alacak likit ve belirli bir alacak olduğundan, haksız ve mesnetsiz olarak icra dosyasına yapılan itiraz nedeniyle alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla, Öncelikle haklı davamızın kabulüyle, .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yapılan haksız ve mesnetsiz itirazın kaldırılarak takibin devamına, yapılan itirazın kötü niyetli olduğu açık olduğundan ve alacak belirli olduğundan asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tasfiye Halindeki... ...Limited Şirketi yapılan .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyasına 11.01.2021 tarihli borca müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, daha sonra dosya alacaklısı Tasfiye Halindeki... ...Limited Şirketi'nin dosya borcunu takip durmuş şekilde davacıya temlik ettiğini, temlik eden Tasfiye Halindeki... ...Limited Şirketi ile müvekkilinin belli bir dönem ticaret yaptığını, temlik eden ve borcun olduğunu ilk iddia eden temlik eden şirketin müvekkili şirkete kumaş tedarik etmekte olduğunu, borcu temlik eden... firmasının müvekkiline en son göndermiş olduğu kumaşların bir bölümünün müvekkili şirketin istediği kalitede iken, aynı parti içinde olan ve müvekkilinin siparişine uygun malların altına gizlenmiş olan kumaşların ise müvekkili tarafından kullanılmayan kumaşlar olduğunu, müvekkili şirketin defalarca bu hususu tasfiye halindeki... firmasına iletmesine rağmen bu malları almadıklarını, bu sebeple kesilen faturalarda cari hesaplara uymayan tutarsızlıklar ortaya çıktığını, borcu temlik eden... firmasının kumaş üreten bir firma olmadığını, firmanın tedarikçi bir firma olduğunu, müvekkilinin istediği kumaşları tedarik etmesi konusunda müvekkili şirket ile anlaştıklarını, Tasfiye halindeki... firması ile müvekkili şirket arasında bir kumaş tedariki sırasında sorun çıktığını, kumaşın asıl sahibi olan ... adlı firmanın... Kumaşçılıktan parasını alamadığı için müvekkilinin sipariş ettiği kumaşları teslim etmediğini, müvekkili firmanın ise yetiştirmesi gereken siparişleri olması nedeni ile bu malların parasını ... faturası karşılığında ödediğini, fakat... firmasına daha önce kesilen faturalar için iade faturası kesmekten imtina ettiğini, bu nedenden dolayı da cari hesaplarına göre alacaklı gözükmekte olduğunu, fakat gerçekte alacaklı olmadığını, davalı taraf ile ayıplı mal ve mükerrer ödeme nedeniyle alacaklı durumda olduklarını, kabul manasına gelmemek şartı ile mahkemenin davanın kabulüne karar vermesi durumunda takas defini öne sürdüklerini, ...'a ödenen fazla ödeme ile tasfiye halindeki... firmasının gönderdiği ayıplı mallar nedeniyle müvekkili şirketin alacaklı olduğunu beyanla, öncelikle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, itirazın iptali davanın kötü niyetli bir şekilde açıldığı için sözde alacak mikatının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ... Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. Buna göre dava konusu alacağı devreden dava dışı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, dava dışı şirketin ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, bilirkişi raporuyla sabit olan 55.133,52-TL alacağın takip konusu alacağı devreden dava dışı şirketin ticari defter kayıtlarında yer aldığı anlaşılmaktadır. Buna göre dava dışı alacağı devreden Tasfiye Halinde... ...Limited Şirketi'nin davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiğini kabulü gerektiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğunun ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması, dosyada mevcut Ba-BS kayıtları nazara alınarak ispat ettiğinin kabulü gerekmiştir. Buna karşılık olarak davalı tarafın borcunu ödediğini, mükerrer ödeme yapıldığını ve ayıba ilişkin iddialarını yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından, geçerlilik şartlarını taşıyan bir alacağın devri sözleşmesine dayanarak takibin devamını isteyen davacı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, Yargıtay kararları ışığında da ticari defterlerin karine olduğunun açık bir şekilde görülmekte olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddesi uyarınca "ispat yükünün iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu, ayıplı mal iddiası araştırılmadığı için takas defi yönünde de bir karar verilmediğini, davalı tarafın ayıplı mal ve mükerrer ödeme nedeniyle alacaklı durumda olduğunu, kabul manasına gelmemek şartı ile mahkemenin davanın kabulüne karar vermesi durumunda davalı tarafça takas definin öne sürüldüğünü, ... ödenen fazla ödeme ile tasfiye halindeki... firmasının gönderdiği ayıplı mallar nedeni ile davalı şirketin alacaklı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; delillerin takdirinde hata edilip edilmediği noktasındadır.Temlik eden alacaklı Tasfiye Halinde... .... Şti. tarafından davalı hakkında, .... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile "cari hesap alacağın tahsiline ilişkin" borcun sebebi gösterilerek 55.133,52 alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun borca itirazı üzerine takibin durduğu, takip alacaklısı tarafından alacağın davacıya temlik edildiği, eldeki itirazın iptaline ilişkin davanın temlik alacaklısı tarafından açıldığı görülmektedir. Temlik eden alacaklının davalıya satılıp teslim edilen mallar nedeniyle alacaklı oluğu iddia edilmektedir. Davalı taraf ticari ilişkiyi inkar etmemekte, kendisine teslim edilen malların bir kısmının ayıplı olduğunu, bunun dışında davacının üretici değil tedarikçi olup satım konusu kumaşları ....Şti.'ne ürettirip kendisine sattığını, ancak bir kısım kumaş bedelini dava dışı ....Şti.' ne ödemediğini, bu nedenle üreticinin kumaşları kendisine teslim etmekten kaçındığını, kendisinin .... Şti.ne yeniden ödeme yapmak zorunda kaldığını bu nedenle borçlu değil alacaklı olduğunu savunmaktadır. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun █████/2018 Tarih, ███████-915 Esas ve █████████ Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. Somut olayda: ilk derece mahkemesince tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalı vekilinin hazır bulunduğu duruşmada ticari defterlerin sunulması için kesin süre verilerek HMK 220/3 hükmünce usulüne uygun ihtarat yapılmasına rağmen davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmemiştir. Temlik eden alacaklının 2019 ve 2020 yılı ticari defterlerinin sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğine bulunuğu, 2021 yılı ticari defterinin ise kapanış tasdiki yapılmadığından delil olma niteliği bulunmadığı belirlenmiş olmakla birlikte uyuşmazlık konusu tüm işlemlerin 2019 ve 2020 yıllarına ait olup 2021 yılı ticari defterlerinde uyuşmazlık konusuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, takibin de █████/2020 tarihinde başlatıldığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmemesi üzerine sadece temlik eden alacaklı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 55.133,52 TL alacağı olduğu tespit edilmiştir. Temlik eden alacaklının ticari defterlerinin usulüne uygun ve birbirini doğrular nitelikte tutulduğu, davalı tarafın ticari defterlerin ibrazından kaçındığı anlaşılmakla 6100 sayılı HMK 220/3 maddesi gereği sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğine sahip davacı ticari defterleri ile davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 55.133,52 TL alacağı bulunduğu ispatlanmış durumdadır. Davalının ayıp nedeniyle borcu bulunamadığına dair savunması yönünden yapılan değerlendirmede; davalı tarafça ayıbın ne olduğuna, satıcıya teslimden itibaren yasal süresinde ihbar edildiği ve ayıp nedeniyle seçimlik haklarından hangisi kullandığına dair hiçbir delil sunulmadığı gibi ayıp nedeniyle açılmış bir dava veya karşı davada bulunmamasına göre bu savunmaya itibar edilme imkanı yoktur.Davalının temlik eden alacaklının teslim ettiği malların bedenini üreticiye ödememiş olması nedeniyle kendisi tarafından üreticiye yeniden ödeme yapmak zorunda kaldığı savunulmuş ise de bu iddiasını ispata yarar herhangi bir delil sunulmuş olmamakla ilk derce mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 941,54 TL harcın, alınması gerekli olan 3.766,17 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.824,63 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.█████/2026