İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, komisyonculuk sözleşmesini inkar eden davalının ticari defterlerle ispatlanan alacak itirazının iptalini inceledi.
Özet: Komisyonculuk sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali davasında, davacı vekilinin aracılık ücreti alacağı talebi üzerine davalı, sözleşmenin varlığını ve imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiştir. İlk derece mahkemesi, ticari defter kayıtları ve özellikle davalının kendi defterinde yer alan "komisyon hizmet bedeli" açıklamalı ödeme kaydını delil kabul ederek sözleşmenin geçerliliğine hükmetmiştir. Yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, sözleşme uyarınca hesaplanan komisyon bedelinin eksik ödendiği tespit edilerek davacının alacak talebi haklı görülmüştür.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan aracılık ve komisyonculuk sözleşmesine dayalı müvekkilin alacağının tahsili için takibe vaki davalının ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında yaptığı haksız itirazının iptalini, takibin devamını ve davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu iddia edilen █████/2020 tarihli sözleşmede müvekkili şirketin imzası bulunmadığını, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, simsarlık sözleşmesi TBK md 520 sözleşmenin yazılı olması ve aralarındaki hususların yazılı olarak ispatı elzem olduğunu, iddia edildiği gibi sözleşmenin mevcut olmadığını, sözleşmedeki imza taraflarına ait olmadığını, bu durumun sözleşmeyi incelemek üzere atanacak bilirkişi incelemesi ile de ortaya çıkacağını, mevcut proformanın yaptıkları rutin bir ticaret olduğunu, iddia edildiği gibi her parça ürün için 3.55 TL komisyon bedeli bulunmadığını, aralarında iddia edildiği gibi aracılık için anlaşılan bir ücret bulunmadığını, karşı tarafın kötü niyetli olarak takip başlattığını, kendilerine teamül gereği ücret ödenmesine rağmen anlaşmadıkları ve imzalarının da bulunmadığı sözleşmeyi iddia ederek haksız bir kazanç sağlamaya çalıştıklarını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ... Mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık noktalarında icra edilen yargılama ve tüm dosya kapsamında edinilen vicdani kanaat gereğince, davacı tarafın aracılık komisyon bedeline dayalı alacak istemine dayalı olarak başlattığı icra takibinin davalı şirketin ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde vaki itirazı nedeniyle durduğu, itirazın iptali davasının kanuni süre içerisinde ikame edildiği, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde mali müşavir ve gümrük bilirkişisi marifetiyle inceleme yapılmasına karar verilmekle, tarafların 2020 yılına ait ticari defter ve belgelerini ibraz ettiği, ibraz edilen ticari defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, rapor tarihi itibarıyla kapanış tasdik süresinin mevcut olduğu, ibraz edilen defterlerin delil vasfının bulunduğu, tarafların ticari defter ve belgelerinde birbirleri hakkında izledikleri cari hesapların bulunmadığı ancak davalı şirketin kendi yetkilisi ...Ortaklar cari hesabına davalı ...hesabından davacı şirketin yetkilisi ...'un hesabına 23.07.2020 tarihinde "..... 30.000 adet önlük için komisyon hizmet bedeli" açıklaması ile gönderilen 30.000 TL'nin kayıt edildiği, sözleşme ilişkisinin inkarına rağmen iş bu kaydın dahi davalı şirketin sözleşmeyi kabul ettiğine işaret ettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 2. maddesinde ...numaralı proforma faturaya atıf yapılmakla, faturada; ihracatçının davalı şirket olduğu, alıcının dava dışı İspanya adresli...S.A. olduğu, ürünün 30.000 adet steril ameliyat önlüğü olduğu ve toplam bedelinin 82.200,00 Euro olduğu görülmüş olup, sözleşmenin 3. maddesinde "Aracı ve komisyoncu taraf, satıcı ve alıcı olan tarafları bir araya getirmiştir. Aracı ve komisyoncu işin yürütülmesi konusunda kanunda aranın şartları yerine getirecektir. Yapılacak ürünlerin satımı konusunda taraflara yardımcı olacaktır. Aracı komisyoncu taraf iş karşılığında satıcıdan eşit şekilde toplamda satılması öngörülen 30.000 adet önlüğün her bir adetinden 3,55 Türk Lirası komisyon bedeli alacaktır. Euro üzerinden satış yapılması hasabiyle Euro kurunda düşüş veya artış durumunda tekrar düzenleme yapılıp aracı ve komisyoncu tarafa bildirim yapılacaktır. Ödemeler iş tesliminden sonra akreditif hesapdaki paranın kullanılır duruma gelmesi durumunda ödenecektir. Ödemeler fatura karşılığı yapılacak olup, fatura kesilmemesi durumunda %22 gelir vergisi ve %8 KDV ödemeden düşülerek nakit olarak imza karşılığı teslim edilecektir." hükmünün düzenlendiği, davacı tarafça 42.857,00 TL ödeme alındığı beyan edilmiş olmakla, sözleşme uyarınca yapılan hesaplama ile 83.070,00 TL ödenmesi gerekirken 40.213,00 TL nin eksik ödendiğinin mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her ne kadar bilirkişi raporunda ihracat beyannamesi bulunmadan ihracat yapılamayacağı görüşü belirtilmiş ise de, davalı şirketin proforma fatura konusu ihtaracatın gerçekleşmediği ile dava dışı İspanya şirketinden ödeme gelmediği hususunu ileri sürmediği nazara alındığında, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğu ancak davalı şirketin eksik ödeme yaptığı sonuç ve kanaatine varılarak, davanın kısmen kabulü ile itirazın iptaline, alacak likit olduğundan takibe haksız itiraz nedeniyle alacağına geç kavuşan davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı firmanın imza örneklerinin bulunduğu mahalleri bildirdiğini, davalının imza sirkülerinin ilgili dosya içerisinde bulunduğunu, dosya içerisinde davalının imzası görülmemişse bu hususun dosyanın hakim tarafından eksik olarak incelendiğini ve ilgili kalem görevlisinin hatalı işlem yapmasından kaynaklı bir şekilde hukuka aykırı olarak gerekçeli karar verildiğini gösterdiğini, ilk derece mahkemesinin dosya içerisindeki bir delili dikkate almaksızın karar vermesi durumunda bu hususun bir üst mahkemece bozma nedeni sayılacağını, davalının dosya içerisinde imzası bulunmasına rağmen imzası yokmuş gibi hüküm tesis edilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu ve bozma nedeni sayılması gerektiğini, davalı ...Limited Şirketi ile kaşı davacı taraf arasında sözleşmeye dayalı bir ilişki bulunmadığını, davacı tarafın ilgili davayı açmak için hazırlamış olduğu dava dilekçesinde davacı tarafın adresinin belirtilmediğini, mahkeme tarafından da ilgili eksikliğin giderilmesi noktasında karşı tarafa herhangi bir süre verilmediğini, HMK m.119/2'ye göre ilgili eksikliklerin bulunması halinde hakimin davayı usulden ret etmesi gerektiğini, ancak mahkemece bu husus göz önünde bulundurulmadan hukuka aykırı bir şekilde davanın kısmen kabulüne karar verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklı ücretin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davacı tarafça davalı hakkında .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile 63.643,00 TL aracılık komisyon bedelinin tahsili amacıyla, "taraflar arasında düzenlenen █████/2020 tarihli aracılık sözleşmesine istinaden" borcun sebebi gösterilerek takip başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu ve eldeki itirazın iptaline ilişkin davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça davasına dayanak olarak █████/2020 tarihli her iki tarafın kaşesi üzerine atılmış imzaları içeren sözleşmeye dayandığı, sözleşmede ücretin kararlaştırıldığı görülmektedir. Davacı aracılık edilen ürünlere ilişkin asıl sözleşmenin kurulduğunu ve ürünlerin satılıp teslim edilip bedellerinin davalı tarafça tahsil edilmesine rağmen hakettiği 106.500,00 TL nin sadece 42.850,00 TL sinin ödendiğini, bakiye 63.643,00 TL nin ödenmediğini iddia etmektedir.Davalı taraf cevap dilekçesinde sözleşmedeki imzanın kendilerine ait olmadığını, parça başına ücretin iddia edildiği gibi olmadığını, teamül gereği olan ücretin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 6098 sayılı yasanın 520. Maddesi uyarınca; Simsarlık Sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir.Simsarlık ücretini talep hakkı, simsarlık sözleşmesinin kurulmasıyla hemen doğmaz. TBK.'nun 521. maddesi gereğince simsar; ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Ancak sözleşmede bu durumun aksi kararlaştırabilir. Simsarlık sözleşmesinde asıl sözleşme kurulmasa dahi simsarın ücretinin ödeneceğinin kararlaştırılması halinde, sözleşmeden cayan taraf bu ücret ödeme borcundan ancak asıl sözleşmenin kurulmasından vazgeçmenin objektif bir haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde kurtulabilecektir.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Davacının alacağına dayanak yaptığı sözleşme üzerindeki imza davalı tarafça inkar edilmiş olmakla, sözleşme üzerindeki imzanın davalıya ait olduğunu ispat yükümlülüğü davacı alacaklıdadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 208/1. Maddesine göre, taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. Maddenin üçüncü fıkrasına göre de, bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, mahkemece HMK'nın 211. Maddesinde düzenlenen usulde inceleme yapılmalıdır.HMK'nın 211. Maddesi düzenlemesinden anlaşılacağı üzere dayanak belgenin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir.İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide/düzenleme tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve ███████-2692 E., █████████ K. sayılı kararında da benimsenmiştir.Diğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminalistiğin özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir(Yargıtay HGK'nın 08.10.2019 tarihli ve 2017/(19)11-911 E. - ████████ K. sayılı kararı).6100 sayılı HMK 208 ve devamı maddelerinde yazı veya imza inkarı halinde yapılacak işlemler düzenlenmiştir. Buna göre öncelikle üzerindeki yazı ve imza inkar edilen belge mahkemeye teslim alınarak saklanması için gerekli tedbirler alınır. ( HMK 208/2 md.) İnkar edilen yazı ve imzayı taşıyan belgeye dayanan tarafa, delil olarak dayandığı belge üzerinde diğer tarafa atfen atılı bulunan imza ve yazıların inkar edildğinden bu hususta beyanda bulunması istenir. (HMK 211/1) İmza veya yazıyı inkar eden asile inkar ettiği yazı ve imza korusunda HMK 211/1-a bendi gereği "belirtilen günde duruşmada hazır bulunmadığı takdirde inkar etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılacağı" ihtarını içerir isticvap davetiyesi çıkarılır. İmzayı veya yazıyı inkar edenin isticvabı ile bir kanaate bir kanaate ulaşılabilir ise bu hususta bir karar verilir, eğer bir kanaate varılmaz ise huzurda imza ve yazı örnekleri alınır, imzasını inkar edenin belgenin tanzim tarihinden önceki veya en yakın tarihte attığı imza ve yazı örneklerinin bulunabileceği resmi ve özel kurumlardan yazı ve imza örnekleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekir. Somut olayda İlk derece mahkemesince imzası inkar edilen sözleşmedeki ön sorunun (HMK 208/3) giderilmesi için gerekli işlemleri usulünce tamamlamamıştır. █████/2021 tarihli 4. Celsede: 4-Davalı vekiline, davalı şirket yetkilisinin/yetkililerinin █████/2020 tarihinden önceki ıslak imza örneklerinin bulunduğu kurum ve kuruluşları bildirmek üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde imza inkarından vazgeçilmiş sayılacağının davalı vekiline ihtaren tebliğine, 5- 4 nolu ara karar uyarınca kurum ve kuruluşlar bildirildiğinde müzekkere yazılarak belge asıllarının istenilmesine, belge asılları gönderildiğinde mahkeme kasasında muhafaza altına alınmasına, 6-Davalı vekiline, davalı şirket yetkilisi/yetkililerini mahkeme huzurunda imza örnekleri alınmak üzere hazır etmesi için iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde imza inkarından vazgeçilmiş sayılacağının davalı vekiline ihtaren tebliğine," şeklinde ara karar oluşturulmuştur. Davalı vekilince █████/2021 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin imza örneklerinin bulunabileceği yerler mahkemeye bildirilmiş, mahkemece ilgili yerlere müzekkere yazılarak bir kısım imza örnekleri toplanmıştır. Mahkemece █████/2022 tarihli duruşmada araştırılacak husus kalmadığından yargılamaya son verilerek nihai karar verilmiştir. Mahkemece imza incelemesi için yapılan işlem az yukarıda anlatılan usul kurallarına uygun yapılmadığı gibi davalı vekiline müvekkilini hazır etmesi için gün ve saati belli olmayacak şekilde kesin süre verilmesi de HMK 94. Maddesindeki düzenlemeye uygun değildir. Bu durumda mahkemece usulüne uygun şekilde imza inkarına ilişkin ön sorunun giderilmesi oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026