Bölge Adliye Mahkemesi, banka müşterisinin izni dışında gerçekleşen 60.000 TLlik yetkisiz EFT kaynaklı tazminat talebinde bankanın güvenlik ve özen yükümlülüğünü inceleyen istinaf kararını değerlendirdi.
Özet: Davacı şirket, banka hesabından izni ve bilgisi dışında internet korsanı tarafından 60.000 TLlik yetkisiz bir EFT işlemi gerçekleştirilmesi sonucu zarara uğradığını belirterek, bankanın sistem güvenliğini sağlama ve müşterilerini bilgilendirme konusundaki özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini iddia edip, bu bedelin ticari faiziyle birlikte davalı bankadan tahsilini talep etmiş; davalı banka ise müşterinin gelen mesajlardaki şüpheli linklere tıklamasıyla hesabın ele geçirildiğini, kendisinin gerekli tüm güvenlik önlemlerini anında aldığını, davacının kendi kusurunun bulunduğunu ve sorumluluğun kendisine ait olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Şubesinin müşterisi olduğunu, şirketin banka işlemlerinin şirket sahibi ve yetkilisi ...'ın yaptığını, ...'ın izni ve bilgisi dışında şirket hesabından 60.000,00 TL çekilerek müvekkilinin bilmediği ...'in ... hesabına EFT yapıldığını, müvekkilinin bu hususu müşteri temsilcisinin kendisini araması sonucu öğrendiğini, yapılan görüşmede hesaptan 16.000,00 TL ve 60.000,00 TL EFT çıkışı olduğunu bunun bilginiz dahilinde olup olmadığının sorulduğunu, müvekkilinin 60.000,00 TL EFT çıkışının bilgisi dahilinde olmadığını söylediğini, EFT işlemini gerçekleştiren kişinin ... isimli korsan şahıs olduğunu ve bu kişinin şüpheli kişi listesinde olduğunun belirtildiğini, daha sonra başka bir müşteri temsilcisinin arayarak hesabın başka biri tarafından (internet korsanına ait) başka bir telefona kurulduğunu ve kredi kartının nakit avans limitini 60.000,00 TL'yi önce müvekkil hesabına aktardığını, oradan da kendi hesaplarına transfer ettiğini, para transferi sonrasında hesabın dolandırıcılık girişimi şüphesiyle dondurulduğunu, ancak bloke işleminde geç kalındığını ve kişinin parayı ... hesabına gönderdiğini, müvekkilin savcılığa şikayette bulunması gerektiğinin söylendiğini, müvekkili şirket sahibinin █████/2020 tarihinde savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, bankalar yapılacak işlemlerde de sistem güvenliğini sağlama yükümlülüğü altında olduğunu, bankanın mevduat sahiplerinin güvenli bir şekilde işlem yapabilmesi için gerekli güvenlik altyapısını hazırlamak zorunda olduğunu, davalı banka özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, bu nedenle müvekkilinin hesabından müvekkilin bilgisi ve izni dışında yapılan EFT transferi işleminden davalı bankanın sorumlu olduğunu, ayrıca bankanın müşterilerini bilgilendirme ve suç işlendikten sonra bu suçun ilerlemesinin engellenmesi konusunda yeterli çaba göstermediğini iddia ederek; davanın kabulünü, müvekkilinin bilgisi ve izni dışında yapılan 60.000,00 TL EFT nedeniyle bankanın sorumluluğunun bulunduğunun kabulü ile bu bedelin davalı bankadan alınarak █████/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddiaları haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini, █████/2020 tarihinde davacının ...Şubesini arayarak davacı firmaya tahsis edilen kredi kartından 60.000,00 TL nakit avans çekildiğini ve bu tutarın başka bir bankaya EFT yapıldığını, kendisinin bu para çıkışını müvekkil banka çağrı merkezinin araması sonucu öğrendiğini bildirdiğini, müvekkil banka tarafından davacı firmanın internet bankacılığı ile kredi kartı iptal edildiğini, davacı firma hesaplarına hemen bloke konulduğunu, █████/2020 tarihi saat 11:40'da müvekkil banka tarafından bankanın müşteri talep yönetimine kayıt açılarak davacı firmanın bilgisi dışında para çıkışı gerçekleştiği bildirildiğini, müvekkil banka yetkilileri tarafından açılan talebe "Müşteri savcılığa yönlendirilmelidir" yönünde cevap alındığından, müvekkil banka yetkilileri tarafından davacı firma yetkilisine SMS ile bu konuda bildirimde bulunduğunu, müvekkil bankanın ilgili birimiyle yapılan görüşmeler neticesinde olay günü firmanın telefonuna mesaj gittiğini, davacı müşterinin söz konusu mesaj içerisindeki linke tıkladığını, bunu üzerine dolandırıcı üçüncü kişilerce davacının hesaplarına ulaşıldığı ve söz konusu mesajın birkaç kez davacının telefonuna gönderildiği bilgisine ulaşıldığını, bahsi geçen bu bilginin aynı tarihte davacı firma yetkilisi ile paylaşıldığını, davacı firma yetkilisi de bahsi geçen mesajların tarafına ait telefona geldiğini ve mesaj içerisindeki linklere tıkladığını kabul ettiğini, müvekkili bankanın alınması gerekli tüm güvenlik önlem ve tedbirleri anında aldığını, söz konusu dolandırıcılık olayında davacı firmanın hesabına dolandırıcı üçüncü kişilerce erişim sonrasında ... adlı kişinin hesabına 60.000,00 TL EFT yapıldığını, söz konusu tutarın bir kısmı ise ...'e aktarıldığını ve tutarların hesaplardan çekildiğini, müvekkilinin █████/2020 tarihi 10:54 ve 10:55'de SMS ile davacıya bildirdiğini, gönderilen güvenlik şifre SMS'leri ile sağlamış olduğunu müvekkili bankanın dava konusu olayda herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, gönderilen SMS'ler ile davacı müşteri dışındaki başkaca kişiler tarafından davacı müşterinin mobil bankacılık ve internet bankacılığı hesabına girilmek istendiğini davacı müşteriye haberdar edildiğini, müvekkilinin davacıya █████/2020 olay tarihinde toplama 10 adet SMS gönderdiğini, bu SMS'lerin hepsinin güvenlik ve tedbir amaçlı olduğunu savunarak; davanın ... ve ... isimli şahıslara ihbarını, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ... somut olayda davacıya ait paranın, davacı hesabından dava dışı ... isimli kişi tarafından hesaptan bir başka hesaba bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile havale edildiği, bu durumun davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı, dosya kapsamında dava konusu 60.000,00 TL'lik EFT işleminde davacının üçüncü kişiyle eylem ve işbirliği yaptığı veya başka şekilde kusurlu davrandığı hususunun kanıtlanamadığı, zira her ne kadar davacı tarafça sahte linke tıklanmak suretiyle yapılan EFT işlemi başlamış olsa da davalı bankanın alabileceği etkin güvenlik önlemi ile paranın dava dışı şahsa aktarılmasının önlenebileceği, bu doğrultuda davalı bankanın bu hususta gerekli güvenlik önlemlerini almadığı hususunun bilirkişi raporları ile tespit edildiği, davacının 60.000,00 TL'lik EFT işleminin somut olayda davacı yönünden olağan bir işlem olarak kabul edilemeyeceği, çünkü davacının daha önce banka nezdinde bu miktarda bir EFT işleminin olmadığı, yine paranın aktarıldığı hesabın sahibi ...'in davalı banka nezdinde kara listede bulunduğu, yine davacı ile dava dışı ... arasında bu miktarda bir para alışverişi de bulunmadığı, bu sebeple davalı bankanın olağan SMS bilgilendirmesi ile davacıyı bilgilendirmiş olmasının somut olayda yeterli bir güvenlik önlemi olarak kabul edilemeyeceği, bu sebeple davalı bankanın zararın gerçekleşmesinde tamamen kusurlu olduğu, tüm bu sebeplerle davacının tazminat davasının kabulüne," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi kök raporunun hatalı olduğunu, raporda yapılan inceleme, değerlendirme ve tespitlerin hukuka, yasaya ve usule aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının ve sunulan verilerin hiç birinin dikkate alınmadan kök raporun aynısı şeklinde yeniden rapor düzenlendiğini, davacı müşterinin bilgisi dışında işlemlerin gerçekleştiğini iddia etmiş ise de, yapılan tüm işlemlere ilişkin bilgilendirme mesajları ve güvenlik kodu sms'lerinin davacı müşterinin sistemde kayıtlı telefonuna gönderildiğini, bilirkişinin ek raporunda davalı bankaya yüklediği sorumluluğun temelindeki düşüncenin, davalı bankanın tek müşterisi olmadığı gerçeği düşünüldüğünde hayatın olağan akışına aykırı olacağını, telefon hattı davacı firmaya ait olsa da tüm işlemleri firma yetkilisi ... gerçekleştirdiğini, bankanın, doğru şifre girildiğinde banka sisteminin bu şifreyi gerçek hesap sahibi mi yoksa kötüniyetli üçüncü kişiler tarafından mı kullanıldığını anlamasının, teknik perspektif ile bugün için mümkün olmadığını, dosyaya sunulan tüm teknik bilgi ve belgeler ışığında davacının dava konusu olayın gerçekleşmesinde bizzat kendinin kusurlu olduğunu, davacının kendi kusuruyla gerçekleşmiş olan dava konusu olay nedeniyle davalı bankaya tamamen kusur atfedilerek ödemeye mahkum edilmesinin hukuk ve yasaya, dürüstlük kuralına, hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Dava; davacının bilgi ve rızası dışında davalı banka nezdindeki mevduat hesabında bulunan paranın internet bankacılığı kullanılarak başka hesaba aktarılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı tarafça, davaya konu işlemlerinin bankanın güvenlik açığından kaynaklı olarak rızası dışında gerçekleştiğinden bahisle söz konusu tutarların iadesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davalı banka ise kusuru bulunmadığından davanın reddini savunmaktadır. Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Borçlar Kanunu uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Ayrıca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Davalı banka, hesabı aynen davacıya iade etmekle yükümlüdür. Davacının zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispat yükü davalı bankadadır. (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2018 tarihli █████████ - ████████ sayılı, █████/2013 tarihli ██████████ - █████████ sayılı ve █████/2014 tarihli ██████████ -19841 sayılı ilamları).İnternet bankacılığı sistemini kurup hizmete sunan banka, mudinin kastı, kötüniyeti ve suç sayılır eylemini kanıtlayamadığı sürece kendisine emanet edilen paradan (ve diğer yatırım araçlarından) güven kuruluşu vasfı nedeniyle sorumludur. Bu sorumluluk, olağan sebep sorumluluğu mahiyetinde olmakla, banka gerekli özeni göstermiş olsa bile zararın gerçekleşeceğini ispat etmesi halinde sorumluluktan kurtulabilirBuna karşın, internet bankacılığı işlemlerinde müşteriler de kendilerinden beklenen her türlü tedbiri almak ve her türlü dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde müşterinin kendi kusurundan kaynaklanan bu durumun sorumluluğuna kusuru oranında katlanması gerekmektedir. Bu itibarla, müşterinin internet dolandırıcılığı eyleminin işlenmesinde ve kişisel bilgilerinin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesinde kusuru var ise TBK’nın 52. maddesi gereğince bu kusur, müterafik kusur olarak değerlendirilebilecektir. Bu durumda banka, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirememesinde kusurlu olmadığını TBK’nın 112. maddesi gereğince ispat etmek durumunda olup ayrıca müşterisinin müterafik kusurunu da ispat etmekle yükümlüdür. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Bu kapsamda, bir güven kurumu olan davalı bankanın mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olduğundan, bu konuda gerekli güvenik önlemlerini aldığını ispatla yükümlü olduğu gibi müşteri tarafından şifrenin korunmasına yönelik gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı hususunda da ispat yükü altındadır. Öte yandan, internet veya telefon bankacılığını müşterilerine özendiren davalı bankanın kendisine emanet edilen mevduatı koruma yükümlülüğü gereğince; internet bankacılığı işlemlerinde işlem yapanın gerçek müşteri olup olmadığını belirleme yönünde, gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı, bunları önleyici gerekli altyapıyı sağlayarak güvenlik önlemlerini almak zorundadır (Yargıtay 11. HD 09.09.2019 tarih ve █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı). İnternet bankacılığı ile yapılan işlemlerde şubeden yapılan işlemlerde olduğu gibi mevduat banka kontrol ve sorumluluğundadır.İnternet bankacılığı işlemleri bakımından uygulamada ortaya çıkan en önemli sorun, hiç kuşkusuz güvenlik sorunu olup, banka hesaplarındaki paraların, müşterilere ait özel bilgiler kullanılarak üçüncü kişilerce başka hesaplara aktarılmasıdır. Bu sorun hem bankalar hem de müşteriler açısından önemli riskler oluşturmaktadır.Güvenli bir internet bankacılık hizmetinin sunulmasında, böyle bir hizmetin alınmasında, normal bankacılık işlemlerindeki yükümlülüklerin yanı sıra hem bankanın hem de müşterinin üzerine düşen bazı ek yükümlülükler vardır. Bu bağlamda, internet bankacılığı hizmetini müşterilerine bankalar sunduğuna göre, bankaların internet bankacılığı sisteminin güvenliğine yönelik tüm tedbirleri almaları ve sistem hatalarını ve eksikliklerini gidererek sistemi bilinen en son teknolojik gelişmeye uygun hâle getirmeleri büyük önem taşımaktadır. Müşterilerin internet bankacılığını kullanmakta olması bankaların mevduatı koruma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı gibi, sorumluluğunu da hafifletmeyecektir. Bu kapsamda işlemlerini internet ortamına taşıyarak daha fazla müşteri kitlesine ulaşmak ve dolayısıyla daha fazla kâr elde etmek isteyen bankanın, buna paralel olarak gerekli teknolojik ve yazılımsal önlemleri alması, gelişen teknoloji karşısında kötü niyetli üçüncü kişilerin internet bankacılığı sistemine girişimlerini anında engelleyecek güvenlik mekanizmasını oluşturması, sistemini sürekli güncelleyerek yenilemesi, herhangi bir usulsüz işlemle karşılaşıldığında gerekli önlemleri almanın yanı sıra müşterilerini de anında bilgilendirmesi gerekmektedir. İnternet bankacılığı işlemlerinde müşteriler de kendilerinden beklenen her türlü tedbiri almak ve her türlü dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar. Bu sebeple bilgisayarlarına başkalarının ulaşmasına imkân tanıyan her türlü gerçek ve sanal saldırıyı önleyici tedbirleri almaları ve bu konuda azami özeni göstermeleri gerekmektedir. Müşterilerin, internet bankacılığında kullanılmak üzere kendilerine verilen özel bilgilerini, banka ve kredi kartlarında olduğu gibi, üçüncü kişilerden özenle koruma ve saklama yükümlülüğü mevcuttur. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi hâlinde müşterinin kendi kusurundan kaynaklanan bu durumun sorumluluğuna kusuru oranında katlanması gerekmektedir.Somut olayda: Davacı şirketin davalı nezdindeki hesaplarının şirket yetkilisi ... tarafından kullanıldığı, █████/2020 tarihinde saat 11:14 te banka nezdindeki kredi kartından 60.000 TL çekilerek vadesiz ticari mevduat hesabına aktarıldığı, saat 11:15 te 60.000 TL nin dava dışı ... adlı kişinin ...'ta bulunan hesabına EFT yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının davalı banka sisteminde kayıtlı... numaralı cep telefonuna, içeriğinde sahte link içeren mesajların gönderildiği, davacının söz konusu sahte linke girerek kendisinden istenen müşteri numarası, kullanıcı kodu, internet bankacılığı şifresi ve ...kredi kartının bilgileri ve kart şifresi gibi kişisel bilgilerinin istendiği, davacının da kendisinden istenen kişisel bilgileri ile cep telefonuna davalı banka tarafından gönderilen mobil bankacılık aktivasyon ve giriş şifresini, anılan sahte linkte ilgili bölümlere girdiği anlaşılmaktadır. Kötü niyetli üçüncü kişilerin play store uygulamasından, önce ... marka ve model ... cep telefonuna ...mobil bankacılık uygulaması ile cep imzanın kurulduğu, sonrasında Davacının, ... **** **** .... numaralı kredi kartından 60.000 TL nakit avans çekilerek ... numaralı vadesiz - ticari hesabına yatırıldığı ve ... numaralı vadesiz ticari hesabından 60.000 TL'nin, ... isimli şüpheli şahsın ... T.A.Ş. nezdindeki ...IBAN numaralı hesabına EFT yapılmak suretiyle transfer edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından dosyaya sunulan ve davalı bankaca banka sistemine kayıtlı... numaralı cep telefonuna olay tarihi olan █████/2020 tarihinde 9 adet mesaj gönderildiği anlaşılmaktadır.Davacının korumak durumda olduğu kendisinden istenen müşteri numarası, kullanıcı kodu, internet bankacılığı şifresi ve ...kredi kartının bilgileri ve kart şifresi gibi kişisel bilgilerinin istendiği, davacının da kendisinden istenen kişisel bilgileri ile cep telefonuna davalı banka tarafından gönderilen mobil bankacılık aktivasyon ve giriş şifresini dava dışı 3. Kişilere vermekte tek kusurlu olduğu, davacının kusurlu hareketi sonucu 3. Kişilerce oluşturulan mobil bankacılık kullanılarak işlemin yapıldığı, yapılan işlemde bankanın tüm sorumluluklarını yerine getirdiği, alabileceği herhangi bir tedbir bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddi yerine kabulüne dair verilen karar isabetli görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL peşin harçtan, davacı tarafından yatırılan 1.024,65 TL harcın mahsubu ile fazlaya dair 292,65 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafça yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,5-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,6-6325 sayılı HUAK'nın 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacı tarafa; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine,7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta gideri 96,00 TL olmak üzere toplam 316,70 TL yargılama masrafının davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.█████/2026