İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, şirket fonlarının usulsüz kullanıldığı iddiaları nedeniyle yönetim kayyımı atanması talebinin reddine ilişkin ihtiyati tedbir istinafını incelemektedir.
Özet: Davacı, şirket hissedarlarının yüksek limitli kredi kartlarını kişisel harcamalarda ve başka şirketler adına kullanarak şirketi borçlandırdığına dair iddialarla yönetim veya denetim-onay kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş; ancak ilk derece mahkemesi, sunulan kayyım raporunun farklı bir şirkete ait olması, her tüzel kişiliğin bağımsızlığı ve yaklaşık ispat koşulunun sağlanamaması gerekçeleriyle bu talebi reddederken, davacı istinaf başvurusunda, ortak yöneticilere sahip kardeş şirket üzerinden yapılan işlemlerin davalı şirketi doğrudan etkilediğini, usulsüz fon transferleri ve borçlandırmaların kanıtlandığını, haklı sebeple fesih davalarında mahkemenin şirket varlıklarını korumak adına geniş tedbir alma yetkisi bulunduğunu ve en azından denetim kayyımı atanması gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 06.05.2026NUMARASI : ████████ E.BİRLEŞEN İZMİR 5.ATM'NİN ████████ E.SAYILI DOSYASINDA;TALEBİN KONUSU : İhtiyati HacizKARAR TARİHİ : 10.07.2026KARAR YAZIM TARİHİ : 10.07.2026 İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.05.2026 tarih ████████ E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP:İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E sayılı dosyasında denetim kayyımı tarafından düzenlenen kayyım raporunda, davacıların şirket adına alınmış çok yüksek limitli kredi kartlarını kendi şahsi harcamalarında ve başka şirketler için kullandıklarının, kendi bilgisi ve onayı dışında, şirketi boçlandırıcı işlemler yapıldığını ve yapılan işlemlerin şirkete zarar vereceğinin açıkça belirtildiğini, denetim ve onay kayyımına rağmen bu eylemlerde bulundukları tespit edilen dava konusu şirket hissedarlarının aynı şekilde dava konusu şirkete zarar verebileceklerinin, şirketi borçlandırabileceklerinin göz önüne alınarak, davalı şirkete yönetim kayyımı, olmadığı takdirde denetim ve onay kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, asıl ve birleşen dava dosyalarında, şirketin hissedarlarının, şirketin feshi ve tasfiyesini talep ettikleri, asıl dava dosyasındaki dava tarihi █████/2025, birleşen dava dosyasındaki dava tarihi █████/2025 tarihli olup, davaların bilirkişi incelemesi aşamasında bulunduğu, talep dilekçesine ekli olarak sunulan kayyım raporunun bir başka mahkemede, bir başka şirketle ilgili görülen dava ile ilgili olup, asıl ve birleşen dava dosyalarındaki davalı şirketle ilgili olmadığı, gerçek kişiler gibi her bir tüzel kişiliğinde kişiliklerinin birbirinden bağımsız olduğu, bu çerçevede bir başka dava dosyasında bir başka tüzel kişilikle ilgili yaşanan gelişmelerin doğrudan bir başka tüze kişilik ile ilgili hangi gelişmelerin yaşandığı yada yaşanabileceği yönünde bir kabulün peşinen kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, yasal düzenlemeler gereği ihtiyati tedbir talebinde bulunanın yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde talebinin kabulüne gerektirecek nitelikte delil ve belge örneklerini talep dilekçesine ekli olarak sunmasının zorunlu bulunmasına rağmen bu nitelikte hiçbir delil ve belge örneğinin sunulmadığı gibi dosyada gelinen aşamada bu yönde bir delil toplanmadığı, özel hukuk tüzel kişisi olan şirketlerin yasada gösterilen istisnai haller dışında mahkemelerce yönetimine müdahale edilmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacılar vekili, yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, başka bir dosyadan alınan 09.04.2025 tarihli kayyım raporu ve kredi kartı ekstrelerinin, yöneticileri ortak olan kardeş şirket ..... Şti. üzerinden tahsis edilen yüksek limitli kredi kartlarını şahsi harcamalarında ve esas davalı olan ..... Şti. için kullandıklarını, şirketi borçlandırıp faiz ve icra tehdidi altında bıraktıklarını açıkça kanıtladığını, kardeş şirketteki usulsüzlükler davalı şirketi doğrudan etkilediğini, yerel mahkemenin raporun başka bir şirkete ait olduğu gerekçesinin hatalı olduğunu, oysa ..... Şti.'nin kredi kartlarıyla dava konusu olan ..... Şti.'ye yüklü miktarda onaysız fon/kaynak transferi ve akaryakıt alımı yapıldığını, aynı yöneticilerin her iki şirketi de usulsüz yönettiklerini, TTK m. 636/4 ve HMK m. 389 uyarınca, haklı sebeple fesih davalarında mahkemenin yargılama süresince şirket varlıklarını korumak adına mahkemenin geniş tedbir alma yetkisi ve görevi olduğunu, ölçülülük ilkesi gereği en azından "denetim kayyımı" atanması gerektiğini, yönetim hakkının tamamen elinden alınması ağır bir tedbir olarak görülüyorsa, şirket işlemlerinin denetlenmesi ve onaya bağlanması amacıyla "Denetim ve Onay Kayyımı" atanması gerektiğini belirterek, yerel mahkemenin ret kararının kaldırılmasını, yargılama süresince davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını, mahkeme aksi kanaatte ise denetim ve onay kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Talep, yerel mahkemenin 06.05.2026 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının istinafı istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı tarafından davalı şirket aleyhine TTK'nun 636/3. maddesi uyarınca haklı sebeple şirketin fesih davası açıldığı, yargılama süresince davalı şirketin içinin boşaltılması ve telafisi imkansız zararlara uğramasını engellemek amacıyla davalı şirkete yönetim kayyımı, bu talebin kabul görmemesi halinde denetim ve onay kayyımı atanmasının talep edildiği, yerel mahkemenin 06.05.2026 tarihli ara kararıyla İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E sayılı dosyasından alınan kayyım raporunun başka bir tüzel kişiliğe ait olduğu ve yaklaşık ispat kuralının gerçekleşmediği gibi gerekçeleriyle talebin reddine karar verildiği, davalı şirket yöneticilerinin kardeş şirketler üzerinden dahi davalı şirketi borçlandırdığı, şahsi harcamalar ile şirket bütçelerini birbirine karıştırdığı ve ortada gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığı da dikkate alınarak, HMK m. 389 vd. ve TTK m. 636/4 hükümleri uyarınca söz konusu ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda yargılama süresince davalı şirketin malvarlığının korunması amacıyla davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına, bu talebin kabul edilmemesi halinde, davalı şirketin malvarlığını azaltıcı ve borçlandırıcı tüm işlemlerinin onayına tabi olacağı bir denetim ve onay kayyımı atanmasına ihtiyati tedbir yoluyla karar verilmesini istemiştir. HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsüdür. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için yaklaşık ispatın varlığı şarttır.Esas olan şirketlerin yetkili organları aracılığı ile yönetilmesi olup hakimin şirket yönetimine müdahalesi haklı bir nedene dayalı ve istisnai bir yetkidir. Gerek esas dava gerekse geçici hukuki koruma tedbirlerinden olan ihtiyati tedbir yolu ile ancak haklı sebeplerin varlığı ve uyşmazlığın konusunu oluşturması halinde şirket yöneticilerin yönetim hakkı ve temsil yetkileri sınırlandırılabilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.Davacılar vekili, şirkete daha önce atanan denetim kayyımı raporuna dayanarak şirket yöneticilerinin şirketi zarara uğrattığını, yüksek limitli kredi kartlarını şahsi harcamalarında kullandığını iddia ederek ve şirkete yönetim kayyımı atanması talebinde bulunmuştur.Somut olayda, TTK'nun 636/3. maddesi uyarınca haklı nedenle limited şirketin feshi azli istemiyle açılan davada, şirket malvarlığının azaltılmasının engellenmesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesi istenmiş ise de özel hukuk tüzel kişisi olan şirketlerin yönetimine mahkemece müdahale edilmesinin ancak yasada gösterilen istisnai hallerde mümkün olduğunu, aslolanın şirketlerin yetkili organları aracılığı ile yönetilmesi olduğu, dosyanın henüz bilirkişi incelemesi aşamasında olduğu, yaklaşık ispat kuralının bu aşamada gerçekleşmediği gerekçesiyle mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.Bu durumda istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00 TL'den peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 474,00 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 10.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.