Faturaya dayalı ticari satıştan kaynaklanan menfi tespit davasında, borçsuzluk iddiası, haksız icra takibi ve kargo firması çalışanı aracılığıyla gerçekleştiği iddia edilen dolandırıcılık.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, davalı tarafından hakkında başlatılan icra takibine konu faturadan dolayı borçlu olmadığını ve taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını iddia ederek açtığı menfi tespit davasını anlatmaktadır; davacı, borçlu olmadığının tespitini ve haksız takip nedeniyle kötü niyet tazminatı talep ederken, davalı ise, yurt dışına gönderilecek malları davacının çalıştığı kargo firması aracılığıyla teslim ettiğini, davacı ve ilgili şirketin ödeme yapmadığını ve dolayısıyla alacak-borç ilişkisi bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:████████ Esas
KARAR NO :████████
DAVA:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:█████/2024
KARAR TARİHİ:█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine....İcra Dairesi 2024/... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir borcu olmadığını, davalı tarafından açılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, İİK md 72'e göre menfi tespit davasınında İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkili ile davalı firma arasında herhangi bir ticari ya da başka bir ilişki bulunmadığını, davalı tarafın başlatmış olduğu icra takibinin hukuka aykırı olduğunu, borcu olmamasına rağmen sırf müvekkilini mağdur etmek adına icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin, takibe dayanak faturalardan dolayı borçlu olmadığının tespit edilmesi için huzurdaki davayı açtığını, menfi tespit davalarında ispat yükünün alacaklı olduğunu iddia eden tarafta ait olduğunu, fatura ile ilgili olarak neye istinaden alacaklı, müvekkili ile nasıl bir ticari alışverişleri olduğunu, müvekkili ile alacak-borçilişkisinin nereden geldiği hususlarını açıkça ispatlaması gerektiğini, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak başlattığı icra takibi dolayısıyla %40 'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesi gerektiğini beyan ederek; yapılacak yargılama sonucunda müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, İcra takip dosyasının haksız ve kötü niyetli olaması nedeniyle takip konusu alacağın %40'ından az olmamak üzere müvekkilinin haksız takip ve işbu dava sebebiyle uğradığı zararların tazminine, kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili ile davacı arasında alacak- borç ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin penye , gömlek , mont , kumaş pantolon , tişört vb. parçaları üretim ve alım satım işiyle uğraştığını, davacının ise kargo hizmeti sunmakta olan bir firmanın çalışanı olduğunu, müvekkilinin yurt dışına (LİBYA DEVLETİ ) ürettiği malzemeleri göndermek üzere davacının çalıştığı şirket ile anlaşarak akabinde yurt dışına gönderilecek malları teslim alması için esenler otogarında faturada yazılı adetteki malları davacıya ve dava dışı ... Dış Ticaret Pazarlama Anonim Şirketine teslim edilmek üzere gönderdiğini, faturada yazılı malların davacı ve çalıştığı şirkete verilmek üzere teslim alındığı esnada video kaydı çekildiğini, davacı borçlunun çalıştığı ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2024/... esas sayılı dosyasında davalı sıfatında olan şirketin, müvekkilinden almış olduğu malllara karşılık olarak müvekkili şirket tarafından █████/2024 tarihli , ... fatura nolu 263.349,68 TL fatura düzenlendiğini, bu ödemenin yapılmasını istediği zaman iletişimde olduğu davacının ve dava dışı şirket yetkililerinin telefonlara cevap vermediğini, şirket genel merkezini aradığında da kendisiyle de muhatap olunmadığını, ısrarlı aramaları sonucu davacı ... ve dava dışı ... Dış Ticaret Pazarlama Anonim Şirketi'nin beraber hareket ettiklerini, bir çok kişiden para almalarına rağmen uydurma bir savcılık dilekçesini göndererek kendilerinin de mağdur olduklarını belirttiklerini, ancak tüm işlemlerin ... ve dava dışı şirketin yetkililerinin birlikte hareket ettiğini öğrendiğini, bu sebeple kendisi hakkında da icra takibi açıldığını, müvekkili tarafından davacı ve dava dışı şirket ile defalarca görüşülmesine rağmen bir netice alınamadığını, müvekkilini sürekli oyalayarak hiçbir ödeme yapmadıklarını, bunun üzerine müvekkili tarafından davacı ve dava dışı şirket aleyhine faturaya dayalı icra takibi başlatıldığını beyan ederek; usul ve esasa ilişkin cevap ve itirazların kabulü ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
.... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra dosyası, fatura, soruşturma dosyası, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/... esas sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı.
.... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı icra dosyasının incelemesinde; davalı/alacaklı tarafından davacı/borçlu ... ve dava dışı ... şirketi aleyhine 273.393,04TL alacağının tahsili amacıyla 14.102024 tarihinde icra takibi başlatıldığı görülmüştür.
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı takip dosyasında ... şirketi tarafından yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu ve yargılama sonrasında davanın reddine karar verildiği görülmüştü.
HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, faturaya dayalı ve taşıma ilişkisi kapsamında başlatılan.... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasındaki alacak sebebi ile borçlu olmadığının tespiti talebiyle İcra ve İflas Kanunu ("İİK") m. 72 hükmüne göre icra takibinden sonra açılmış menfî tespit davasıdır. İncelenen icra dosyasından tarafların dava ve taraf ehliyeti vardır.
Öncelikle, menfi tespit davası ile ilgili genel bir açıklama yapılmasında ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)'nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
HMK 190. maddesinde: İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. Şeklinde hüküm bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur.
Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir.
Somut olayda; davalı alacaklı davacının çalıştığı şirkete ürettiği malzemeleri göndermek üzere teslim ettiğini, alınan mallara karşılık davalı alacaklı tarafından 263.349,68TL bedelli fatura düzenlendiğini, davacı ile dava dışı şirketin birlikte hareket ettiğini, davacı ve dava dışı şirket aleyhine faturaya dayalı icra takibi başlatıldığını davacının borçtan sorumlu olduğundan bahisle davanın reddini talep etmiş ise de incelenen kayıtlardan davacının dava dışı ... şirketinin çalışanı olduğu, dosya kapsamında taraflar arasında taşıma sözleşmesinin kurulduğunun ispat edilemediği, davacı tarafından ibraz edilen faturadaki borçlu unvanının dava dışı şirket ile aynı olmadığı, ambar tesellüm fişindeki şirket unvanının da farklı olduğu göz önüne alındığında akdi ilişkinin varlığı kanıtlanamadığı, kanıtlansa dahi davacının çalışan olduğudan sorumluluğunu gerektirecek bir eyleminin de ispat edilemediği, ispat yükü üzerinde olan davalı alacaklı HMK'nın 190/1 ve TMK'nın 6. maddesi uyarınca alacağını ve davacının bundan sorumluluğunu ispat edemediğinden davanın kabulüne karar verilmiş olup davalının icra takibini kötüniyetle başlattığına ilişkin delil bulunmadığından davacının kötüniyet tazminatı isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle;
1-Davanın kabulü ile.... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... takip dosyasındaki alacağın tamamı yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 18.675,48TL nispi karar harcından peşin yatırılan 3.301,90TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 15.373,58-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
5-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 45.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan toplam 5.970,30-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!