Online reklam ve tanıtım hizmeti sözleşmesinden doğan alacak nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali talebiyle açılan ticari davada bilirkişi incelemesi ve sözleşme geçerliliği uyuşmazlığı.
Özet: Davacı şirket, internet üzerinden reklam ve tanıtım hizmeti sağladığı davalıdan, 12 aylık taahhütlü sözleşmeye aykırı olarak ödenmeyen üyelik bedelleri sebebiyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını talep ederken; davalı şirket, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını, yalnızca sözlü aylık ödeme anlaşması bulunduğunu, hizmetten memnuniyetsizlik nedeniyle feshettiğini, alacağın haksız olduğunu ve önceki benzer bir takibin davacı feragatiyle sonuçlandığını iddia ederek davanın reddini istemiştir; bilirkişi raporunda ise davacının defterlerinde alacak kaydedilmişken davalının kayıtlarında borç görünmediği, bu farkın davalının 2024 yılına ilişkin sözleşmeyi kabul etmeyerek iade faturaları düzenlemesinden kaynaklandığı belirtilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sahip olduğu ... portalı üzerinden düğün sektöründe faaliyet gösteren müşterilerine ücret karşılığında internet üzerinden reklam, tanıtım ve sayfa oluşturma hizmeti verdiğini; bu kapsamda davalı ... ... Şirketi ile 02.02.2023 tarihinde sözleşme imzalandığını, davalı işletme adına ... portalında “Gelin Saçı ve Makyajı” kategorisinde reklam ve tanıtım sayfası oluşturularak hizmet verildiğini, sözleşmenin 12 aylık taahhütlü üyelik niteliğinde olduğunu, davalının üyelik bedellerini süresinde ödememesi nedeniyle sözleşme hükümleri gereğince yararlanılan indirimler, katılım bedeli ve kalan üyelik bedellerinin fatura edildiğini; alacağın sözleşmeye, düzenlenen faturalara, verilen internet hizmetine ve cari hesap kayıtlarına dayandığını, bakiye alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca, faize ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğunu, zorunlu arabuluculuk sürecinin de anlaşamama ile sonuçlandığını, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini...” talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça açılan davanın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, aynı konuya ilişkin olarak daha önce davalı şirket yetkilisi ... aleyhine icra takibi başlatıldığını ve itiraz üzerine İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/... Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, ancak söz konusu davanın davacı tarafın feragati ile sona erdiğini , aynı alacak iddiasına dayalı olarak yeniden icra takibi başlatılması ve dava açılmasının hukuken mümkün olmadığını, davalı taraf ayrıca, davalı şirketin yerleşim yerinin ... olması ve geçerli bir yetki sözleşmesi bulunmaması nedeniyle İstanbul mahkemeleri ile icra dairelerinin yetkili olmadığını, esasa ilişkin olarak ise; davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşmenin davalı şirket yetkilisi ... tarafından imzalanmadığını, sözleşmede yer alan imzanın kendisine ait olmadığını, taraflar arasında yalnızca telefon görüşmesi kapsamında aylık ödeme esasına dayalı sözlü bir anlaşma bulunduğunu, davacı hizmetinden memnun kalınmaması nedeniyle anlaşmanın süresi dolmadan feshedilmek istendiğini ve bu hususun telefon/e-posta yoluyla davacıya bildirildiğini, davalı, buna rağmen davacı tarafın kredi kartından ödeme almaya devam ettiğini, daha sonra ödeme alınamayınca müvekkil şirketi borçlu göstermek amacıyla fatura düzenlediğini, bu faturalara karşı iade faturalarının tanzim edildiğini ve davacıya herhangi bir borç bulunmadığını, bu kapsamda davalı vekili; davanın öncelikle usulden, aksi kanaatte olunması halinde esastan reddine, .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı takibinin iptaline, davacının kötü niyet tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Tarafların bildirdiği deliller toplanmış,.... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyası, İhtarname, Fatura, BA-BS formları, Hizmet sözleşmesi ve bilirkişi raporu alınmıştır.
.... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 17.941,00TL sözleşme ve cari hesaptan kaynaklı alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde ( 23.07.2025) borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında alınan █████/2026 tarihli bilirkişi raporu sonucunda özetle; taraflarca sunulan ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, defterlerin delil niteliğinin bulunduğu, davacı tarafından incelemeye sunulan ticari defter ve kayıtlar uyarınca, davacının davalıdan 17.941,00 TL tutarında alacaklı olduğu; buna karşılık davalı tarafından sunulan ticari defter ve kayıtlara göre davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, taraf ticari defterleri karşılaştırmalı olarak incelendiğinde; kayıtlar arasındaki farkın, 2024 yılına ilişkin sözleşmenin davalı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle davacı tarafından 2024 yılında davalı adına düzenlenen bir kısım faturaların davalı kayıtlarına alınmaması ve bu faturalara karşılık davalı tarafından iade faturaları düzenlenmesinden kaynaklandığı, yapılan teknik inceleme sonucunda; sözleşmenin 2024 yılında da geçerli olduğu / olmadığı, sunulan sözleşmenin 2024 yılında da geçerli olduğu yönünde mahkemece karar verilmesi halinde davacının davalıdan 17.941,00 TL alacaklı durumda olduğu, aksi halde davacı talebinin mümkün olmadığı, davalı taraf ile davacı şirket arasında 02.02.2023 tarihinde elektronik ortamda üyelik sözleşmesinin kurulduğu, sözleşmenin Mespact dijital imza altyapısı üzerinden imzalandığı, imza sürecine ilişkin tarih-saat bilgileri, IP adresi, cihaz bilgileri, doküman özet (hash) değerleri ile Kamu Sertifikasyon Merkezi zaman damgası kayıtlarının birbiriyle uyumlu olduğu, bu haliyle elektronik ortamda gerçekleştirilen imza/ onay sürecinin teknik olarak doğrulandığı, bununla birlikte davacı şirket sistem kayıtları, yayın başlangıç-bitiş tarihleri, Google indeks kayıtları, işletme sayfası içerikleri, kullanıcı ziyaret istatistikleri, teklif talepleri, firma panel kayıtları ve ekran görüntülerine göre sözleşme kapsamında kararlaştırılan reklam, tanıtım ve listeleme hizmetlerinin davacı tarafından fiilen sunulduğu ve davalı işletmeye ait sayfanın aktif şekilde yayında tutulduğu teknik verilerle desteklendiği tespit ve kanaatine varıldığı görülmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE
Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz araflar tacir olduğundan görevli ve HMK 10 TBK 89 gereği yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır.
İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür.
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ███████-1634 Esas - ████████ Karar sayılı ilamı).
Davacı alacaklı taraflar arasındaki 02.02.2023 tarihli ve ... numaralı 12 aylık taahhütlü üyelik sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya internet
üzerinden reklam ve tanıtım hizmetleri nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki 6.07.2024 tarihli üyelik sözleşmesi ve faturadan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, taraflar arasında bir sözleşme bulunup bulunmadığı alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır.
Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Davacı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamın da hizmet bedeline ilişkin fatura alacağı olduğunu iddia etmekte, davalı ise sözleşmenin yetkili temsilci tarafından imzalanmadığı ve hizmetten memnun kalınmadığını bir yıl dolmadan sözleşmenin sonlandırılmak istendiğini ancak davacının kendilerini oyaladığını savunmaktadır. Dolayısıyla davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkar edilmiştir. Davacı iş bu davada sözleşme kapsamında hizmet bedelini talep ettiğinden TMK 6.HMK, 190.maddesi gereğince ispat yükü üzerindedir. Davacı, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini ve bu sözleşmeden kaynaklı olarak alacaklı olduğunu ispat etmesi gerekir. Bu nedenle öncelikle taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 40. maddesinin "Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur. Diğer durumlarda alacağın devri veya borcun üstlenilmesine ilişkin hükümler uygulanır.
"; aynı kanunun yetkisiz temsil üst başlığı altında onama haline ilişkin 46. maddesinin "Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur." ve onamama haline ilişkin 47. maddesinin ise "Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir. Ancak, yetkisiz temsilci, işlemin yapıldığı sırada karşı tarafın, kendisinin yetkisiz olduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, kendisinden zararın giderilmesi istenemez. Hakkaniyet gerektiriyorsa, kusurlu yetkisiz temsilciden diğer zararların giderilmesi de istenebilir. Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar saklıdır.
" hükmünü ihtiva etmektedir.
"...Borçlandırıcı işlemin temsilci aracılığı ile yapılabilmesi de mümkündür. Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar (6098 s. TBK m. 40/1). Bir kişi temsil yetkisi olmadığı halde başka bir kişi adına bir hukuki işlem veya sözleşme yaparsa yetkisiz temsil söz konusu olur. Böyle bir durumda yapılan işlemin hüküm ve sonuçları temsil olunanı bağlamaz. Bu işlemin temsil olunanı bağlaması için onun tarafından onanmış olması gerekir( TBK m.46/1). Onama temsilciye veya 3. kişiye varması gerekli tek taraflı bir irade beyanı ile yapılır. Asıl işlem bir şekle bağlı olsa dahi onama şekle bağlı değildir. Dürüstlük kuralları gerektirdiğinde hareketsizlik ve susma da onama olarak kabul edilmelidir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2015, s.456)..." (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı).
Yasal düzenleme dikkate alındığında, sözleşmeden doğan alacak ve borçlar, ancak yetkili temsilci tarafından yapılması halinde temsil olunana ait olacaktır. Eğer temsilci yetkili değil ise, kendisi sözleşmeden şahsen sorumlu olur. Ayrıca bu durumda temsil olunan, icazet vermedikçe alacaklı veya borçlu kabul edilemez. Ancak temsil olunan, sonradan icazet verir yahut kendi adına yapılan hukuki işlemi benimser ise baştan itibaren hukuki işlem geçerli ve temsil olunanı bağlar.
Davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkar edilmiş ise de alınan teknik bilirkişi raporunda, davalı tarafa reklam ve tanıtım hizmetinin fiilen ve kesintisiz şekilde verildiği, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı şirketin ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, bu hali ile sözleşmenin 6098 sayılı TBK'nın 46. maddesi uyarınca davalı şirketçe benimsendiği anlaşılmıştır. Diğer taraftan teknik bilirkişi tarafından yapılan tespit uyarınca da davacının sözleşmeye göre yüklendiği edimini vermeye başladığı ve davalının da hizmetten faydalandığı, sözleşmenin elektronik ortamda onaylandığı, elektronik imzaya ilişkin kayıtların birbiri ile uyumlu olduğu dikkate alındığında davacı ile davalı arasında akdi ilişkinin kurulduğunun kabulü gerektiği, artık bu noktadan sonra davalının, sözleşmenin yetkisiz temsilci veya elektronik imzanın güvenli yapılmadığına yönelik iddialarının TMK'nun 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı düştüğü kabul edilmelidir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki üyelik sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya internet
üzerinden reklam ve tanıtım hizmetleri kapsamında temin ettiği hizmetlerden doğan faturalardan kaynaklanan alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; tarafların incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, davacı ve davalı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda takip konusu alacağı oluşturan faturaların e-faturayı olarak düzenlendiği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine konu faturayı davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, alacağa konu bazı faturaların davacı ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından TTK 21/2 maddesi kapsamında faturaya itiraz edildiğine dair bir delil bulunmadığı, taraflar arsındaki sözleşmenin usulüne uygun olarak süresi içerisinde feshedilmemesi sebebi ile sözleşmenin 2024 yılı itibari ile geçerli olduğu, takibe konu faturaların sözleşme kapsamında düzenlendiği ve yapılan teknik bilirkişi incelemesinde sözleşmeye konu hizmetin verildiği görülmekle davalı borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla davalının, davacıya toplamda 17.941,00-TL tutarında asıl alacak yönünden borçlu olduğu, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle;
1-) Davanın Kabulü ile; Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden DEVAMINA,
2-) Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 3.588,20TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 1.225,55TL nispi karar harcından peşin yatırılan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 610,15-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
5-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 17.941,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan toplam 21.423,30-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair tarafların yüzüne karşı miktar itibariyle kesin olarak karar verildi. █████/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!